YAZARLAR

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gerilimi

Suudi Arabistan OPEC’in lideri konumunda, üretim kesintilerinin seyrinde etkisi çok yüksek, çünkü dünyadaki en önemli üç ihracatçıdan biri. Ancak OPEC+ toplantısının ertelenmesinde Rusya’nın rolü olduğu düşünülürken, restin BAE'den gelmesi şaşırtıcıydı. Kapalı kapılar ardında yaşanan gerilim krize dönüştü.

Enerji piyasalarında, özellikle petrol sektöründe yaz gündemi tartışmalar ve gerilimlerle geçiyor. Petrol ihracatçıları pandeminin yarattığı ekonomik olumsuzluğu kapatmak için vanayı kısıyor, bu da hem tüketici hem de bazı üreticiler için memnuniyetsizlik sebebi. 18 Temmuz 2021’deki OPEC+ toplantısında üretim kesintisinin süresi ve miktarı konusunda yaşanan gerilim, ayrışmanın neredeyse iki hafta sürmesi ve yansımaları, bu memnuniyetsizliğin son örneği. OPEC’te henüz sular durulmamışken Suudi Arabistan Aramco’nun bu hafta açıklanan ikinci çeyrek kârı, ayrışmanın tescili anlamına geliyor: Kesinti Suudi Arabistan’ın kârını yükseltiyor.

Bu hafta Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında yaşanan ayrışmayı, ekonomi ve petrol üretim ve dinamiklerinde yaşanan değişimi ele alacak, önümüzdeki haftaysa bu iki aktörün restleşmesini ivmelendiren faktörlere bakacağız.

KÜRESEL EKONOMİYE AŞI DOPİNGİ

Covid-19 salgınının 1,5 yıldır hayatlarımızın temel gerçeği haline gelmesi, bireysel düzeyde alışkanlıklarımızın değişmesinden ekonomik daralmaya uzanan çok katmanlı sonuç ve sorunlara neden oldu/oluyor.

Pandeminin uluslararası ölçekte etkisinin en yoğun hissedildiği alan ekonomi. Beklenmeyenin başa gelmesi, sorunun büyümesini önlemek için kapanma başta olmak üzere alınan önlemler, çarkların dönüşünü yavaşlattı, hatta bazen çarklar durdu. Bunun ekonomik göstergelerdeki karşılığıysa küçülme ya da düşük büyüme, işsizlik, üretimde düşüş, tüketimde azalış. 2020 tüm ülkeler için bir nevi şoktu, hasar tespiti yapılamıyordu, çünkü salgın devam ediyordu. Nitekim ocakta ülkelerin art arda duyurduğu yıllık ekonomik görünümleri, tam da beklendiği gibi sarsıntı ve buhran içeriyordu.

2021’de pandemi gerçeği gözetilerek ekonomi alanı pek çok ülkede düzenlendi, aşı sadece birey ve toplumun sağlığı için değil, ekonominin seyri için de kurtarıcı gözüyle ele alındı/alınıyor. Aşılamaya yönelik beklenti, ekonominin büyüme beklentisini şekillendirdi, bu beklentiler üzerinde işlemler yapılıyor. ABD, Avrupa, Çin, Japonya, Hindistan gibi ülkelerin ekonomiye dönük öngörüleri bu anlamda yönlendirici. Örneğin geçtiğimiz yılı dikkat çekici küçülmelerle kapatan ülkeler, 2021’de temkinli bir iyimserlikle projeksiyonlarını hazırladı. İşte bu projeksiyon, küresel petrol arzında yüzde 40-45 paya sahip OPEC ve OPEC+’ın atacağı adımların da motivasyonu oluyor. OPEC+ toplantısında, dünyanın en büyük petrol üreticileri Suudi Arabistan ve Rusya, arz kesintilerinin 2022 sonuna kadar devam ettirilmesini önerdi. BAE ise bunu "kendileri için haksızlık yaratacağı" gerekçesiyle reddetti. Üreticiler arasında bu ayrışma yaşanıyorken petrol dinamikleri kimin tezini destekliyor?

AŞI BULUNDU VANALARI AÇIN!

2021 raporlarına göre küresel ulaşım (özellikle uluslararası ticaret gemileri ve uçaklar açısından) neredeyse alternatifsiz biçimde petrole bağımlı. Payda bazlı söylersek, ulaşım ve nakliyede petrolün oranı yüzde 80’in üzerinde. Tam da bu nedenle küresel petrol tüketimi günlük bazda yaklaşık 100 milyon varil. OPEC Haziran 2021 raporuna göre pandeminin ilk yılında küresel enerji talebi yüzde 10-12 arasında düştü. Nitekim bu düşüş karşısında OPEC üyeleri ve Rusya gibi üreticiler, OPEC+ şemsiyesi altında üretimde 2017’den bu yana devam eden kesinti kararını sürdürdü.

Oysa pandemi olmasaydı, en azından Rusya kesintiyi Suudi Arabistan’ın hilafına sonlandıracaktı. OPEC+ Nisan 2020’de adeta yeni bir Sinatra Doktrini ilan edecekti. Ancak Suudi Arabistan’ın söz konusu dönemde düşen talebe karşın hem indirim yapıp hem de arzı artırması, sadece Putin’in değil, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın bile “Ne oluyor yahu” diyerek masaya dönmesine neden oldu. Nitekim OPEC+’ın sonraki toplantılarında kesinti kararları sürdü, bazen Rusya “artık vanaları açmalıyız” dediğinde, Suudi Arabistan gerektiğinde kendi hesabına üretim kesintisine gitti. 2021’deyse yine OPEC’in kendi raporlarına göre ekonomilerin, sosyal hayatın aşılamayla beraber canlanması petrol talebini artırdı. Haziran 2021’deki verilere göre dünya 96,5 milyon varil petrol tüketti. Yani geçmişe göre günlük 3,5 milyon varillik bir talep gerilemesi olmuş.

Arz ayağıysa OPEC’in de etkin olduğu başlıca alan. Kuruluşların raporları incelendiğinde arz artışının daha çok ABD, Kanada, OPEC dışı üreticilerinden geldiği görülüyor. Arz ayağı talepler olabildiğinde paralel gider. Bu noktada 2020’de OPEC dışı üreticiler piyasaya 62,9 milyon varil pompalarken OPEC+’ın aldığı kesinti kararları uyarınca, OPEC kanadına artış değil azalış ivmesi hakimdi. Nitekim pastanın geri kalan 27,1 milyon varillik kısmı bu şekilde tamamlandı (Rusya OPEC dışı üretici kategorisinde hesaplanmıştır).

2021’nin ikinci çeyreğinde OPEC dışı üretimde artış yaşandı üretim 63,7 milyon varile çıktı. Mayıs ayında OPEC’in üretiminde 390 bin varil artış yaşandı ve toplam üretim 25,46 milyon varile çıktı. İşte OPEC+ bu tablo ışığında temmuzda bir araya geldi. İçeride uzlaşma sağlanamadığı için bir araya gelme pek kolay olmadı, toplantı birkaç defa ertelendi. Nihayetinde toplantıda, Ağustos 2021 itibariyle günlük üretimin 400 bin varil artırılması kararı çıktı. Dahası, Mayıs 2022'den sonra Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya'nın üretim taban seviyelerini artırmaları kararlaştırıldı. Ancak sular durulmuş değil.

OPEC+ TOPLANTISINDAKİ RESTLEŞME NASIL ELE ALINMALI?

Suudi Arabistan OPEC’in lideri konumunda, üretim kesintilerinin seyrinde etkisi çok yüksek, çünkü dünyadaki en önemli üç ihracatçıdan biri. Ancak OPEC+ toplantısının ertelenmesinde Rusya’nın rolü olduğu düşünülürken, restin BAE'den gelmesi şaşırtıcıydı. Kapalı kapılar ardında yaşanan gerilim krize dönüştü. Suudi Arabistan’ın da bu konuda -şaşkın değilse de- krizin düzeyini hafife aldığı görüldü. Peki gerçekten ilişkileri iyi olan iki devletin OPEC+ toplantısının ertelenmesine, nihayet yapılan toplantıda tonun yüksek olarak devam etmesinde yalnızca üretimin seyrindeki farklılaşma mı etkili? Örneğin Abu Dabi neden toplantı öncesinde Suudi Arabistan ile sorununu halletmemişti?

Petrol dinamiklerinin bu uzun analizi, küresel petrol piyasasının önemli ayaklarından birini görmek için önemli. Bu nedenle de yazıda bu dinamikler ve veriler incelendi. Son olarak Suudi Arabistan Aramco’nun ikinci çeyrek performansı düellonun ekonomi odaklılığına dönük bir karine olarak görülebilir. Ancak gerçekten öyle mi? Yoksa OPEC+ toplantısı nicedir “Daha sonra, daha sonra” denilen düellonun ilk sahnesi miydi? Önümüzdeki hafta iki petrol üreticisi, bu soruların ışığında iki komşu, Körfez İşbirliği üyesi iki müttefikin perde arkasında süren ayrışma ve restleşmesine ve bunun OPEC için ne ifade ettiğine bakacağız.

*Sinatra Doktrini: 1980’lerin sonu 1990’ların başında SSCB’nin Varşova Paktı üyeleriyle ilişkisini özetleyen gayri resmî doktrindir. SSCB’nin pakt üyelerinin karar ve geleceğine karışmaması demektir. Bir anlamda, 1968’de SSCB önderliğinde Varşova Paktı üyelerinin Prag’a müdahalesinin (Prag Baharı) politik altyapısını sunan ve müdahaleleri meşrulaştıran Brejnev Doktrini'nin rafa kalktığının kanıtıdır. Doktrine adını veren Frank Sinatra, İtalyan asıllı ABD’li bir şarkıcıdır. Sinatra’nın "My Way" (Benim Yolum) şarkısı doktrinin bu isimle anılmasının da nedenidir.


Mühdan Sağlam Kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktorasını yapmıştır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rus dış politikası ve enerji politikaları, Avrasya enerji politiği temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. Barış için Akademisyenler “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzadığı için 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.