Şampiyon sörfçü Dilara Uralp: Sponsor desteği bulamıyorum

Türkiye şampiyonu sörfçü Dilara Uralp, RS:X Rüzgar Sörfü Dünya Şampiyonası'nda elde ettiği dereceyle 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları'na katılmaya hak kazandı. Gazete Duvar'a konuşan sporcu, sponsor desteği bulamamaktan yakınıyor: “Her yönüyle çok maliyetli bir spor. Ancak maalesef uzun yıllardır aramama rağmen herhangi bir sponsorluk desteği almıyorum” diyor.

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – Milli sörfçü, Dilara Uralp, RS:X Rüzgar Sörfü Dünya Şampiyonası’nda elde ettiği başarı sonucu 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları için kota aldı. Daha önce RS:X sınıfında 2016 Rio Olimpiyatları’na da katılarak Türkiye’de kendi sınıfında olimpiyatlara kota alan ilk sporcu olan 23 yaşındaki Uralp, bunun hayatındaki en güzel yarış deneyimi olduğunu söylüyor. 106 kadın sporcu arasında yarışı 36’ncı sırada tamamlayan sporcu, şu ana kadarki en iyi derecesini yaptı.

Dilara Uralp

Uralp, olimpiyat vizesi deneyimini şu sözlerle anlatıyor: “2020 Tokyo Olimpiyatları ülke kotasını alabilmem için ilk 9 ülkenin içine girmem gerekiyordu. Ben Altın Grup’a kalarak yarışları 5’inci ülke olarak bitirdim. Böylece ülkeme kotayı kazandırmış oldum.”

Olimpiyatlarda başarılı olmak için tüm gücüyle çalışacağını söyleyen Uralp ile spor serüvenini konuştuk.

Sörfle olan serüveniniz nasıl başladı?

Rüzgar sörfüyle tanışmam babam sayesinde oldu aslında. Kendisi de gençliğinde Almanya’da önce yelken, sonra da sörf sporuyla uğraşmış. Ben de küçükken annemle hep babamın yarışlarını izlemeye gidiyordum. Bu şekilde aslında hep sörf ortamının içinde olmuş oldum. Yürümeden önce board’ın üstündeydim diyebilirim. Daha sonra da 9-10 yaşıma geldiğimde babam bana rüzgar sörfünü öğretti.

‘BABAANNEM KÜÇÜK YELKEN DİKMİŞTİ BANA’

O yıllarda şartlar nasıldı?

O zamanlar malzeme bulmak şimdiki kadar kolay değildi tabii. Babaannem dikiş makinesinde babamın eski yelkeninden bir küçük yelken dikmişti bana.

Rüzgar sörfünün en zor ve keyifli yanları neler?

Bana en keyif veren duygularından biri de denizdeki o özgürlük hissi ve adrenalin dolu bir spor olması. Tabii ki bunun yanında çok fazla zorlukları olan bir spor. En zor yanı, kışın çok soğuklarda da antrenmanlara ya da yarışlara çıkmamız diyebilirim.

‘SÜREKLİ DOĞAYLA MÜCADELE HALİNDEYİZ’

Denizde olmanın güzel olduğu kadar zor yanları da olsa gerek. Denizle olan ilişkinizi nasıl özetlersiniz?

Denizde olmak kesinlikle müthiş bir duygu. Rüzgarı hissetmek ve denizlere açılmak bana gerçekten çok mutluluk veriyor. Ama tabii ki zor yanları da var. Sonuçta doğadayız ve her türlü yağmurda, fırtınada, soğukta denizde antrenmanda ya da yarışlarda oluyoruz. Haliyle sürekli doğayla mücadele halindeyiz.

Bu sporda başarının püf noktaları neler?

Bence istikrar. Bu sporda öğrenmenin ve gelişmenin kesinlikle sınırı yok. İstikrara tecrübeyi de ekleyebilirim.

Sörfü yaz mevsimi aktivitesi olarak görmekle sörf sporcusu olmak arasında nasıl farklar var?

Sörf sporu hobi amaçlı sadece yazları da yapılabilir elbette. Eğer sporcu olma hedefi varsa ise 12 ay boyunca antrenmanlara devam edilmeli ve kuvvet, kondisyon gibi çalışmaları da yapmak gerekiyor.

‘MÜCADELEDEN KEYİF ALIYORUM’

Sizin kendinizi bu sporda avantajlı gördüğünüz yönleriniz neler?

Disiplinli ve istikrarlı olmam diyebilirim. Ve tabii ki doğayı çok sevmem ve mücadeleden keyif almam.

Peki kendinizde eksik gördükleriniz?

Fiziksel olarak diğer kadın sporculara göre boyumun daha kısa ve kilomun daha hafif olması diyebilirim.

Rüzgar sörfü ekipmanlarının oldukça maliyetli olduğu biliniyor. Sponsor desteğinin önemine vurgu yapmak lazım. Siz bu anlamda bir destek alıyor musunuz?

Kesinlikle her yönüyle çok maliyetli bir spor. Ancak maalesef uzun yıllardır sponsor aramama rağmen herhangi bir sponsorluk desteği almıyorum.

.

‘BİREYSEL SPORLARA İLGİ OLDUKÇA AZ’

Sponsor bulamamanızın alt metninde ne yatıyor peki? Bu durum amatör branş sporunun Türkiye’deki değeriyle ölçülebilir mi?

Evet, kesinlikle Türkiye’de spora verilen değerle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bireysel sporlara ilginin daha az olmasıyla da alakalı. Genelde takım sporlarına daha fazla ilgi ve destek oluyor.

Yaşamınızı İzmir’de sürdürüyorsunuz. Bu şehir sörf için yeterince uygun mu?

Bence İzmir rüzgar sörfü sporu için en güzel şehirlerden biri. Özellikle 12 ay boyunca denizde antrenman yapabilmek gerçekten çok büyük bir avantaj. Ayrıca İzmir’in rüzgar koşulları da bu spor için çok elverişli.

‘HAYATIMDAKİ EN GÜZEL YARIŞTI’

Gelelim İtalya Garda Gölü’nde RS: X Rüzgar Sörfü Dünya Şampiyonası’na… Nasıl bir yarış deneyimiydi sizin için?

Benim için hayatımdaki en güzel yarıştı diyebilirim. Yarışı 106 kadın sporcu arasında 36’ncı sırada tamamladım ve şu ana kadarki en iyi derecemi yaptım. 2020 Tokyo Olimpiyatları ülke kotasını alabilmem için ilk 9 ülkenin içine girmem gerekiyordu. Ben Altın Grup’a kalarak yarışları 5’inci ülke olarak bitirdim. Böylece ülkeme kotayı kazandırmış oldum. Gerçekten çok mutluyum.

Kısa süre önce antrenör değişikliği yaptınız. Bu bir anlamda risk olarak değerlendirilebilir mi?

Kesinlikle, sonuçta yarışlardan 3 ay kadar önce bu değişikliği yaptım.Ancak kendisi 6 tane olimpiyata katılmış çok tecrübeli de bir sporcu. Çok verimli antrenmanlar ile çok kısa sürede gelişme gösterdiğimi düşünüyorum.

Onun dışında bu yarışta sizi başka neler avantajlı kıldı?

Antrenörümün farklı olması ve onun yönlendirmeleri kesinlikle benim için bir avantajdı. Onun dışında Mayıs ayında geçirdiğim apandisit ameliyatından dolayı antrenmanlarıma 2 ay ara vermek zorunda kalmıştım. Bence bu durum beni daha çok motive etti ve başarma isteğimi arttırdı.

‘ÇOK GURURLANDIM’

Bu yarış ilkleri de beraberinde getirdi. Türkiye’den kendi sınıfınızda olimpiyatlara katılan ilk sporcu oldunuz. Bu size neler hissettiriyor?

Türkiye tarihinde kotayı alarak olimpiyatlara katılan ilk sporcu oldum ve bu beni çok gururlandırdı. Böyle bir başarıyı ülkeme kazandırdığım için çok mutluyum.

.

‘TÜM GÜCÜMLE ÇALIŞACAĞIM’

Tokyo Olimpiyatları’na nasıl hazırlanacaksınız?

Türkiye’de olduğum zamanlarda kuvvet antrenmanlarıma bir hocayla devam edeceğim. Kondisyonu da kendim yapıyorum. Koşu, bisiklet, indoor, kürek gibi antrenmanlarım oluyor. Onun dışında da deniz antrenmanlarımı kulübümde Çeşmealtı Rüzgarsörfü Kulubü’nde gerçekleştiriyorum. Tüm gücümle başarılı olmak için çalışacağım.

Aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Beden Eğitimi Öğretmenliği okuyorsunuz. Eğitim hayatınız spor yaşamınızla birlikte nasıl ilerliyor?

Tabii sürekli yurtdışı kamplarına ve yarışlarına katıldığım için dersleri çok sık kaçırmak zorunda kalıyorum. Ancak okulda da aynı disiplini devam ettiriyorum ve arkadaşlarımdan ders notlarını alarak sınavlara çalışıyorum. Aynı zamanda spor okuduğum için bunu bir avantaj olarak da görüyorum.

Bundan sonraki planlarınız neler?

Şimdi ilk yurtdışı kampım Portekiz’de aralık ayında başlayacak. Daha sonra şubatta Avustralya’da yapılacak olan RS:X Dünya Şampiyonası var. Ondan sonra da her ay yurtdışı kamp ve yarışlara yoğun olarak katılarak ve bol tecrübe kazanarak Olimpiyatlara hazırlanmayı planlıyorum.