Milli yelkenci Alican Kaynar: Mavi sular herkes için özgürlük alanı

Milli yelkenci Alican Kaynar, üçüncü kez olimpiyat deneyimi için ilk adımı attı. 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları için ilk kotayı alan Kaynar, yılın 300 gününü denizde geçiriyor. Denizin insan psikolojisine etkisinin olumlu olduğunu belirten sporcu, “Mavi sular herkes için bir özgürlük alanı” diyor.

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – Dünyanın en iyi yelken sporcularının yarıştığı ‘finn’ kategorisinde Türkiye’yi temsil eden Alican Kaynar, üçüncü kez olimpiyat yolcusu. 31 yaşındaki sporcu yelken sporuyla 6 yaşında tanıştı. Fenerbahçe Spor Kulübü’nde 6 sene optimist, 8 sene laser, 2009 yılından beri de finn sınıfında mücadele ediyor. 25 senelik yelken serüveninde ulusal ve uluslararası birçok başarı elde etti sporcu. 2012 Londra Olimpiyat Oyunlarını 18’incilikle tamamlayan Kaynar, 2016 Rio Olimpiyat Oyunları’nı ise 13’üncü olarak tamamladı. Kaynar, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları için bu kez hedefinin madalya olduğunu söylüyor.

Türkiye yelken tarihinin uluslararası alanda en çok madalya kazanan sporcusu Alican Kaynar, FIFA Dünya Kupası’nın yelken versiyonu olarak tanınan ‘Star Sailors League Gold Cup’a takım kaptanı ve proje lideri seçildi. Bir yandan 2021 SSL Gold Cup için bir yandan da 2020 Tokyo Olimpiyatları için hazırlıklarını sürdürürken sporcuyla 25 yıllık yelken serüvenine kısa bir yolculuk gerçekleştirdik.

Alican Kaynar

Yelken tutkunuzun en başına dönersek, nasıl başladı bu serüven ilk olarak?

Bu spora başladığımda 6 yaşındaydım. Yelken için oldukça küçük bir yaş, şu anda 8-9 yaşlarında çocuklar bu spora başlıyorlar. Babam, tabii gençlik dönemlerinde yelken yaptığı için bu spor ilgimi çekiyordu. Onun aracılığı ile Fenerbahçe Spor Kulübü’nde yelkene başladım. Baktım hoşuma gidiyor, adapte oldum ve bu sporun içinde kaldım.

‘DENİZ, KENDİME AİT ÖZEL BİR DİNLENME ALANI’

Denizde olmanın güzel yanları kadar zor yanları da vardır mutlaka. Denizle olan ilişkinizi nasıl özetlersiniz?

Deniz benim hayatımın en önemli parçalarından biri. Ailem ve sevdiklerimden sonra en büyük dostum. Denizdeyken sadece suyun sesini ve rüzgarın esişini dinlemek büyük bir keyif. Yarışırken de bana büyük bir enerji veriyor. Bazen de kendime ait özel bir dinlenme alanı.

Yılın 200 gününü denizde geçiriyorsunuz. Antrenmanlar da var bir de işin içinde. Etti size 300… Denizin insan psikolojisine nasıl etkileri var?

Ben bir yelkenciyim. Profesyonel olarak baktığımda, ne kadar çok saatimi denizde geçirebilirsem, bu benim için avantaj. Çünkü her an burada yaşadıklarım bir tecrübe, denizde her gün yeni bir şey öğrenme şansım var, bu da beni başarıya götüren en önemli faktörlerden biri.

Diğer açıdan, insanların psikolojisine etkisine baktığımızda mavi sular herkes için bir özgürlük alanı. Kendi sınırlarınızı çizebildiğiniz, birebir kaldığınızda kendi iç hesaplaşmalarınızı yapıp, buna bağlı kendi başınıza kararlar alabileceğiniz en doğal ortamlardan biri. Bundan dolayı ben insan üzerinde büyük bir pozitif etkisi olduğuna inanıyorum, yeter ki keyfini çıkarın.

‘FEDAKARLIK OLMAZSA OLMAZ’

İsteyen herkes yelken sporcusu olabilir mi?

Yelkeni hobi olarak yapmak ve yelken sporcusu olmak farklı kavramlar. İsteyen herkes, temel teknik bilgileri öğrendikten sonra belirli alanlarda ve kontrollü olarak yelken yapabilir. Ama yarışmacı olmak, yelken sporcusu olmak için teknik bilgiler kadar fiziksel olarak yeterli özellikler taşımak, ayrıca mental ve sosyal açıdan profesyonel bir yelken sporcusu gibi çalışmayı ve yaşamayı gerektirir. Fedakarlıklar mesela bu işin önemli başlıklarından biridir. Ben sizin de dediğiniz gibi yılın 200 gününü denizde geçirirken, olimpiyata hazırlık sürecimde 300 güne yakın kamp hayatım oluyor. Bundan dolayı yelken sporcusu olmak aynen diğer branşlardaki sporlar gibi profesyonel sporcu olmak kavramı gibi farklı bir olgu.

Yelkenciliği yaz mevsimi hobisi olarak görenlerle yelken sporcusu arasında nasıl farklar var?

Anlatmakla bitmez. Yaz mevsiminde hobi olarak yapanlara saygım sonsuz çünkü dönemsel olarak da olsa, hem bu spora katkı sağlıyorlar hem de denize çıkma keyfini yaşıyorlar. Yelken sporcusu içinse yaz, kış yok. Ayrıca yalnızca deniz değil, kara antrenmanları gibi kavramlar da mevcut. Teknik olarak çok farklı ortamlarda yarışmaktayız, yaz mevsiminde hobi olarak yapanlar genelde bildiği sularda bu keyfi sürerken, sporcu bilmediği denizden çıkarımlar elde etmeye çalışır. En büyük temel fark, hobi olarak yaparken keyif en önemlisidir, bizde ise keyif alırken, rekabete bağlı yarışma duygusu ile farklı heyecanlarda yaşarsınız.

Bu spor nasıl bir disiplin gerektiriyor?

Öncelikle çok sabır gerektiren bir spor. Doğa ile iç içesiniz, teknik olarak bilginiz yüksekte olsa, malzemeleriniz en iyisi bile olsa deniz, rüzgar yani doğa her zaman sürprize açıktır. Ondan dolayı tecrübe en önemli anahtarlarımızdan biri. Çok sıkı çalışılması, fiziksel olarak yeterlilik kadar psikolojik olarak da hep hazır olmalıyız. Mümkün olduğunca farklı koşullarda yarışıp, her türlü etken hakkında bilgi sahibi olunması ve tecrübe yaşanması gerekiyor. Başarı tek bir şeye bağlı değil, çoklu bir yapı mevcut.

Sizin kendinizi avantajlı ve dezavantajlı gördüğünüz özellikleriniz neler?

Zor yarışlarda, stres altında iyi performans gösteriyorum. Bugüne kadar büyük yarışlarda koyduğumuz bütün hedeflere ulaştık. Nitekim olimpiyat kotasını ilk seferinde almamız da bunun bir örneği. Dezavantaj olarak yelken, ulus olarak çok kuvvetli olduğumuz ve bilgi birikimi biriktirdiğimiz bir spor dalı değil. Bu sebeple çoğu bilgiye geç yaşta ulaşabildim. Eksik yönlerim var fakat her geçen gün boşlukları dolduruyoruz.

6 sene optimist, 8 sene laser, 2009 yılından beri de finn sınıfında mücadele ediyorsunuz. Bu kategorilerin anlamı nedir?

Optimist başlangıç sınıfı olarak geçiyor, kursiyer olarak bu sınıfta başlayıp yarışmalara ilk bu tekne ile katıldım. Daha sonra Laser sınıfı 3 ayrı m2 yelken ile gençlik sınıflarını ve erkekler tekli olimpik teknesini oluşturuyor. Burada da uzun bir süre devam ettikten sonra hayalim olan ve fiziksel olarak daha bana uygun olan finn sınıfında yarışmaya başladım.

‘MADALYALAR DAHA İYİSİNİ YAPMAM GEREKTİĞİNİ GÖSTERİYOR’

Türkiye yelken tarihinin en fazla madalya kazanan sporcususunuz. Madalyalara nasıl bir anlam yüklüyorsunuz?

Madalyalar benim için daha iyisini yapmam gerektiğini gösteriyor. Her aldığım madalyadan sonra bir sonraki yarışta da aynısını yapmam gerektiğini bana hatırlatıyor. Büyük bir motivasyon kaynağı aynı zamanda da yeni başarılar için itici bir güç.

‘DAHA EN BÜYÜK BAŞARILARIMA ULAŞMADIM’

25 yıllık spor hayatınıza şöyle bir baktığınızda neler görüyorsunuz?

Ben çok geçmişe bakıp, yaşayan bir sporcu değilim. 25 yıllık spor hayatımda büyük başarılar kazandım. Bazen en iyi düzeyime çıktım, bazen performansım kötüydü. Bence önemli olan neler göreceğim. Daha en büyük başarılarıma ulaşmadım.

‘YELKENCİLİĞİN DÜNYA KUPASI VERSİYONU’

FIFA Dünya Kupası’nın yelken versiyonu olarak tanınan ‘Star Sailors League Gold Cup’a takım kaptanı ve proje lideri olarak katılacaksınız. 5 kıta 40 ülkeden 48 takımın yarışacağı bu organizasyonda Türkiye’yi temsil edeceksiniz. Neler söylersiniz?

Büyük bir gurur. Gerçekten önemli bir organizasyon. Yelkenciliğin dünya kupası versiyonu. Birçok ülkede canlı olarak bu yarışmalar yayınlanacak ve dünyanın en iyi sporcuları bu organizasyonda yer alacak. Burada takım kaptanı unvanı ile ülkemi temsil etmek büyük bir sorumluluk ama başarılı olacağımıza inanıyorum. Takım olarak güzel çalışmalar yapacağız. Ülkemiz yelkenciliğinin de tanıtımı için önemli bir alan olacağı için özel bir hazırlık dönemi ile bu yarışlara katılmayı hedefliyoruz.

Fotoğraf: Robert Deaves

40 ülkeden 48 takım yarışacak. Bu ülkeler arasında Türkiye yelkende nerede?

Türkiye yelkende öncü ülkeler arasında değil fakat özellikle geçtiğimiz 3 senede Doğuş Grubu’nun Fenerbahçe Yelken Şubesi’ne sponsor olmasıyla olimpik düzeyde büyük başarılar elde ettik. 2021’de bu bireysel başarıları takım ruhuna dönüştürmemiz gerekiyor. Büyük teknelerde tarihte ilk defa uluslar yarışacak, o yüzden biz de yerimizi görmek için sabırsızlanıyoruz.

25 yılda bu sporda neler değişti?

Yelken tüm dünyada daha popüler oldu diyebilirim. Ülkemizde de sayılar oldukça arttı. 20 sene önce ülke çapında belki 100 çocuk yelkene başlarken, bu sayı 2019’da 1000’lere ulaştı. Fakat bizim gibi denizi ve rüzgarı fazlasıyla elverişli bir ülkede halen sayılar oldukça yetersiz. Umarım önümüzdeki dönemde aldığımız başarılarla daha çok gencin yelkenle tanışmasını sağlayacağız.

Üçüncü kez hem de üst üste olimpiyat kotası aldınız. Neler söylersiniz? Bir anlamda deneyimli sayılırsınız artık…

Evet, 3 kez üst üste olimpiyata katılmak herkese nasip olmaz. Büyük bir başarı. 2012 Londra’ya gittiğimde çok heyecanlanmıştım. İlk olimpiyat deneyimimdi ve sürpriz olmuştu. Yarışları 18’inci sırada bitirmiştim. Orada bulunup, olimpiyatın ne anlama geldiğini görünce, 2016 Rio’da kendime hedefler koyarak ilerledim. Burada ise 13’üncü oldum. 2020 ise artık çok daha doğru bir hazırlık süreci ve deneyim ile katılacağım ilk olimpiyat olacak.

‘BU KEZ HEDEF MADALYA’

Ne hedefliyorsunuz?

Bu sefer hedef madalya. Ülkemize yelken branşında bir olimpiyat madalyası getirmek istiyorum.

Bunca yoğunluk içinde bir de okul yaşamınızı sürdürüyorsunuz. Endüstri Mühendisliği… Bir profesyonel sporcu olarak aynı zamanda eğitimi sürdürmek nasıl? Bu anlamda yeterli imkan sağlanıyor mu?

En büyük yaram (Gülüyor). Bir sporcu olarak, eğitimin de kişisel gelişim açısından çok önemli olduğuna inanıyorum. Ayrıca önce kızıma sonra bu sporu yapacak çocuklara da örnek olmam gerektiğini düşünüyorum. Ama açık söylemem gerekirse, şu anki olimpiyat hazırlık sürecinde, kamp ve yarış takvimim kapsamında okulu aynı başarılı oranda götürme imkanım yok. Biz profesyonel sporcular için ülkemizde ne yazık ki, eğitimle ilgili yeterli imkanlar sağlanmıyor. İmkan kelimesi yanlış olur belki kolaylıklar sağlanmıyor. Hem başarılı olalım, hem de eğitim hayatımızda da aynı paralelde ilerleme yapalım istenmekte ama bu yoğun tempoda kaçırdığımız dersler, sınavlar için çok fazla alternatif imkanlar yaratıldığını söyleyemeyeceğim.

6 yaşından beri Fenerbahçe Kulübü sporcususunuz. Özellikle yelken gibi çok maliyetli sporlarda bu maddi manevi desteğin rolü önemli olsa gerek…

Kesinlikle. Öncelikle sporumuz pahalı bir spor. Teknik malzemelerinin büyük bir kısmını yurtdışından alıyoruz. Almak yeterli değil, kamplarımızı ülke içi ya da dışında yaptığımızda malzemelerin taşınması gibi konularda büyük lojistik hizmetler almamız gerekiyor. Bu kapsamda maddi destek çok önemli ki ben burada şanslı bir sporcuyum. Kulübüm Fenerbahçe Doğuş Yelken, uzun bir süredir spora ve sporcularına yatırım yapan ve imkanlar yaratan bir kulüp. Ayrıca şube olarak da sürekli arkamızda duruyor ve bizi manevi açıdan da destekliyorlar. Tekrardan bu vesile ile kulübüme ve şubeme teşekkür ediyorum.