Ayşe Begüm Onbaşı: Spor futboldan ibaret değil!

Bakü Aerobik Cimnastik Avrupa Şampiyonası'nda Mehmet Ercoş ile çiftler kategorisinde gümüş madalya kazanan aerobik cimnastikçi Ayşe Begüm Onbaşı, Gazete Duvar'a konuştu. 'Altın Kız' lakaplı sporcu, “Futbolda bir takımımız finale çıksa yer yerinden oynuyor. Futboldaki başarılarla da gurur duyuyoruz tabii ki ama spor futboldan ibaret değil. Futbol dışındaki sporların da konuşulması, gösterilmesi ve bilinmesi bizi çok daha fazla motive ederdi” diyor.

Işıl Çalışkan  esmaisilcaliskan@gmail.com

DUVAR – Henüz 3 yaşında başladığı cimnastikte başarılarıyla birlikte büyüdü milli sporcu Ayşe Begüm Onbaşı. Şimdi 18 yaşında ve geçtiğimiz günlerde ilk kez ‘büyükler’ kategorisinde yarıştı. Portekiz’de düzenlenen Aerobik Cimnastik Dünya Kupası’nda birincilik elde eden sporcu, bu yarışın hedeflerini de büyüttüğünü söylüyor. Büyükler Tek Bayanlar Kategorisi’nde 20 bin 700 puan alarak yine altın madalyanın sahibi oldu ve ‘Altın Kız’ lakabını bir kez daha hak etti. Son olarak, Bakü Aerobik Cimnastik Avrupa Şampiyonası’nda Mehmet Ercoş’la birlikte çiftler kategorisinde gümüş madalya kazandı. Bu, Türkiye’nin Aerobik Cimnastik Büyükler Kategorisi’nde kazandığı ilk madalyaydı.

Spor hayatı boyunca 118 madalya alan genç sporcuyla hedeflerini, başarılarını ve aerobik cimnastiğin inceliklerini konuştuk.

Ayşe Begüm Onbaşı

Geçtiğimiz günlerde ilk kez büyükler kategorisinde yarıştınız ve altın madalya aldınız. Bu ilk ‘büyük’ yarış deneyiminizi nasıl anlatırsınız?

Öncelikle junior kategorisinde gelen başarılardan sonra üzerimde baskı olmadığını söylersem doğru olmaz. Beklenti çok büyük değildi ama baskı vardı. Ama kendime de çok güveniyorum. Çalışmalarımın her zaman karşılığını alacağıma inanıyorum. O yüzden büyükler kategorisindeki ilk deneyimim benim için çok heyecanlı ve güzeldi. Hele ki ilk yarışımda altın madalya kazanarak Türkiye’yi gururlandırınca benim için duygusu çok farklı bir yarış haline geldi. Büyükler kategorisi, sonu olmayan bir yaş kategorisi. Yani 18 yaşından sonra herhangi bir yaş sınırlaması yok. Yani büyükler kategorisinde yarışmak için 18 yaşında da olabilirsiniz 40 yaşında da. O sebeple benim ilk yarışımda karşılaştığım rakiplerim benden çok daha tecrübeli isimlerdi. İlk büyükler kategorisi yarışımda altın madalya kazanmak, hedeflerim konusunda da beni daha çok motive etti. Artık hedeflerime adım adım kendime koyduğum hedeflere ulaşmak için çalışmaya devam edeceğim.

Diğerlerinden farklı olarak bir yöntem izlediniz mi bu yarışta?

İlk kez büyükler kategorisinde yarıştığım için çok heyecanlıydım. Diğer büyük yarışlara nasıl hazırlanıyorsam bu yarışa da öyle hazırlandım. Ben ne kadar heyecanlı olursam olayım aklımın bir ucunda da benden beklentinin gençler kategorisindeki kadar yüksek olmadığının farkındaydım. Yine de kendi yapabileceklerime odaklanmaya karar verdim. Hiç odadan çıkmadım. Bu konsantrasyon ve çok yüksek olmayan beklentinin getirdiği rahatlık duygusuyla çok güzel yarıştığıma inanıyorum. Jüri de aynısını düşündü ve Portekiz’deki FIG Dünya Kupası yarışından birincilikle ayrılmayı başardım.

‘BEN OLDUM’ PSİKOLOJİSİNDEN ÇIKMAK LAZIM’

Dünya şampiyonu olduktan sonra hayatınızda neler değişti?

Gençler Dünya Şampiyonu olduktan sonra benim hayatımda bir şey değişmedi. Red Bull’un desteklediği sporculardan biri oldum. Aslında bu ailenin parçasıyım diyebilirim çünkü öyle hissediyorum. Sonrasında elde ettiğim başarılarda bu hissin önemli bir payı olduğunu düşünüyorum. Portekiz’deki şampiyonluk sonrası için de benzer şeyler söyleyeceğim. İlk büyükler yarışımda şampiyon olmak gerçekten de büyük bir başarı benim için. Ama benim hedeflerim var. Ve onlar burada bitmiyor. Aynı hayatıma, antrenmanlarıma devam ediyorum. Ben değişmedim. Zaten ‘Tamam ben oldum’ diye düşünürsen orada tıkanıp kalırsın. ‘Nasılsa oldum ben’ psikolojisinden çıkmak lazım ki diğer başarıların da önü açılsın.

‘AVRUPA’YI GEZERKEN BAKIŞ AÇIMI DA GELİŞTİRDİM’

Avrupa’nın hemen her yerinde yarıştınız. Farklı kültürlerden çevre edinmek ve farklı yerler görmenin sizin için nasıl avantajları oldu?

Aerobik cimnastik koreografinin çok önemli olduğu bir disiplin. O yüzden vizyonun açık olması, farklı kültürleri tanımak bence çok önemli. Dünyanın farklı yerlerine gitmenin en önemli katkısı bu oldu. Bu yarışmalar sayesinde dünyanın her yerinde çok fazla arkadaş edindim. Farklı kültürleri tanıma fırsatına eriştim. Kendi kültürümle tanıştığım kültürleri karşılaştırma hatta harmanlama şansına sahip oldum. Kısacası yarışlar dolayısıyla yaptığım gezileri hayata bakış açımı geliştirmeye yönelik de kullandım diyebilirim.

Dünyanın farklı yerlerinden birçok takipçiniz var. Bugüne kadar aldığınız ilginç bir yorum oldu mu?

Sosyal medya artık hayatımızın bir parçası. Dünyanın en önemli sporcuları da sosyal medyayı iyi kullanmaya çalışıyor. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Sosyal medya benim için, beni sevenlerle bir iletişim alanı. Beni takip edenlerden gelen tüm mesajları okumaya ve mümkün olduğunca her birine cevap vermeye çalışıyorum. İnsanların, beni örnek aldıkları biri olarak görmesi beni çok mutlu ediyor. Özellikle de bu tür mesajlar geliyor. Benim için motive edici ve özel olan ise Dora Hegyi’den gelen mesajlar. Her zaman söylediğim gibi kendisi benim idolüm. Ve her yarış öncesi ve sonrasında bana mesajlar yolluyor. Bu da beni gerçekten hem motive hem de mutlu ediyor.

‘SPOR FUTBOLDAN İBARET DEĞİL’

Türkiye’de sporun ağırlıklı olarak futbol algısı yaratması siz amatör branş sporcularını nasıl etkiliyor?

Buna kişisel değil de genel olarak bakma daha doğru olur sanırım. Türkiye’de birçok amatör branş sporcusu var. Ve büyük kısmı da bireysel sporcular. Sporun sadece futbol olarak algılanması doğru değil. Amatör branşlar dediğimiz dallarda büyük başarılar var. Dünya şampiyonlukları, Avrupa şampiyonlukları… Ama bunların hem görünürlüğü hem bilinirliği hem de desteklenmesi çok sınırlı. Futbolda ise bir takımımız finale çıksa yer yerinden oynuyor. Asıl düşünmemiz gereken konu bu. Futboldaki başarılarla da gurur duyuyoruz tabii ki ama spor futboldan ibaret değil. Amatör sporcular olarak her zaman olduğu gibi çalışmaya devam edeceğiz. Ediyoruz da. Hatta ülkemize başarılar getirmeye de devam edeceğiz ama futbol dışındaki sporların da konuşulması, gösterilmesi ve bilinmesi bizi çok daha fazla motive ederdi.

.

‘TÜRKİYE’DE AEROBİK CİMNASTİK HALA BİLİNMİYOR’

Bu branşların öne çıkması için sizin önerileriniz neler?

Açıkçası çalışıp daha fazla madalya getirmek ve insanlarda bu farkındalığı yaratmak önemli. Bir başarı değil bunun sürekli hale gelmesi ve insanların bunu öğrenmesini sağlamak lazım tabii ki. Fakat sadece bizim getirdiğimiz başarılar bu farkındalığı yaratmak için yeterli olmuyor. Bu sebeple de destek görmenin kritik olduğunu düşünüyorum. Ben bu açıdan kendimi şanslı görüyorum. Red Bull sayesinde başarılarımın kamuoyuna duyurulması mümkün oldu. Ama yine de Türkiye’de aerobik cimnastik ne? derseniz hala bilinmiyor. Halbuki aerobik cimnastikte Türkiye dünyanın önemli ülkelerinden biri konumunda. Ama halk için şimdilik bir karşılığı yok. Dediğim gibi kamuoyunu bilgilendirme gücü olan şirketlerin ve kuruluşların daha fazla desteğiyle ve başarılarımızın da devam etmesiyle amatör sporların da bilinirliğinin artacağını düşünüyorum.

.

‘İNSANLAR BANA BOŞUNA BU LAKAPLA SESLENMİYOR’

‘Madalya canavarı’ ve ‘Altın Kız’ lakabını layıkıyla yerine getiriyorsunuz. Bu lakapların sizde nasıl bir sorumluluğu var?

Bana aslında ‘Madalya Canavarı’ değil de ‘Altın Kız’ diyorlar. Açıkçası ben de bu lakabı daha çok seviyorum. Her ikisi için de söylemem gerekirse bir sorumluluğu değil ama bana hedeflerime ulaşma konusunda hatırlatma görevi gördüklerini düşünüyorum. Çünkü insanlar beni boşuna bu lakaplarla çağırmıyorlar. Ben de bu lakaplara layık olmak için çok çalıştım. İnsanların bana bu şekilde seslenmesi, hedeflerime ulaşmak için çalışmaya devam etmem gerektiğini bana hatırlatıyor.

İleride hangi mesleği yapmak istiyorsunuz?

Henüz 18 yaşındayım. Önümde kısa ve orta vadeli hedeflerim var. Ama uzun vadede konuşmak için henüz erken. Ben bir aerobik cimnastik sporcusuyum. Ve bu şekilde kariyerime büyük başarılarla devam etmek istiyorum. Aktif spor kariyerim bittikten sonra ne olacak? sorusunun cevabını ise şimdilik düşünmüyorum. Şimdilik başarılarla dolu uzun bir sporcu kariyerimin olmasına odaklıyım.

‘AEROBİK CİMNASTİĞİN DERSİ BİLE YOK Kİ…’

Türkiye’de aerobik cimnastik tek başına meslek olarak görülebilecek düzeyde mi?

Bu soruya maalesef ki kesinlikle hayır olarak cevap verebilirim. Aerobik cimnastiğin öğretildiği ya da dersinin verildiği herhangi bir kurs ya da okul yok. Bu da aerobik cimnastiğin tek başına bir meslek olarak görülmediğinin göstergesi bence. Düşünün aorebik cimnastikteki tüm hocalarımız artistik cimnastik eğitimi alarak bu branşı tercih ediyorlar. Ya da ancak yurt dışından belge alarak burada antrenörlük yapabiliyorlar. Bu bence çok üzücü.

Arkadaşlarınız başarılarınızı nasıl karşılıyor?

Başta da söylediğim gibi aslında ben hayatıma aynı Ayşe Begüm Onbaşı olarak devam ediyorum. Yani bu spora başladığımda ya da henüz Dünya ve Avrupa’da elde ettiğim başarılarım gelmeden önceki ben neysem hala aynı kişiyim. Benim için değişen bir şey olmayınca arkadaşlarım için de hiçbir şey değişmiyor. Başarılarıma neredeyse benim kadar seviniyorlar. Bu konuda da kendimi şanslı addediyorum. Ben mutlu olunca onlar da mutlu oluyorlar.

‘BİR SPORCUNUN BAŞARISI TESADÜFEN GELMEZ’

Başarılı bir sporcu olmanın size getirdikleri ve sizden götürdükleri neler?

Götürüler konusunda sanırım çoğu sporcu aynı cevabı verecektir. Sakatlıklar ve arkadaş ortamı. Ben şimdiye kadar çok fazla sakatlık yaşadım. O sebeple sanırım başarılı bir sporcu olmanın bence ilk götürüsü sakatlıklar olabilir. Ne mutlu ki kariyerimi tehlikeye atacak kadar büyük bir sakatlık geçirmedim. Bir sporcunun başarıları tesadüfen gelmez. En azından başarılı performansını sürdüren sporcular için bunu söyleyebilirim. Bir sporcu kendisini sürekli geliştirmek için sürekli antrenman yapmalı. Ben antrenmanı çok seven sporculardan biriyim. Ama bu antrenmanlar sebebiyle de arkadaşlarım ve ailemle çok vakit geçiremiyorum. Bunlar en büyük götürüler. Ama başarılar elde etmek, madalyalar kazanmak, sevdiğim işte sürekli kendimi geliştirmek de bana getirileri. Antrenman yaparken, yarışırken ve madalya aldığımdaki mutluluk tüm götürüleri unutturuyor.

Çocukluğunuzdan beri ‘yarışma’ hali içinde olmanın sizin psikolojinize etkileri oldu mu?

Buna gelecekte vereceğim yanıtım ne olur bilmiyorum ama şu anki yanıtım olumsuz etkisi olmadığı yönünde. Antrenman yapmayı, yarışmayı her zaman çok güzel bir şey olarak gördüm. Evet stresli bir şey olduğunu da kabul ediyorum ama bu bence güzel ve tatlı bir stres. O sebeple psikolojime olumsuz bir etkisi olmadığını düşünüyorum. Olumlu etkilerini ise sanırım ben değil de başta ailem ve antrenörlerim olmak üzere çevremdekilerin söylemesi daha doğru olur.

.

Aerobik cimnastiği herkesin bildiği artistik cimnastikten ayıran yanları neler?

İki disiplin arasındaki temel fark aletler sanırım. Aeorbik cimnastik sporcuları podyumda yarışıyor ve aletleri yok. Aeorbik cimnastikte sporcular, tempolu müzikle beraber enerjik hareketleri, aerobik adımlarının belli bir koreografi içinde oluşturulması ve buna temel hareketlerin eklenmesiyle ile bir performans oluşturuyor. Hakemler de puanlamayı buna göre yapıyor. Ayrıca iki disiplin arasındaki temel farklardan biri de artistik cimnastikte kızlar ve erkekler ayrı ayrı yarışıyor. Erkekler ile kızların farklı aletleri var. Grup yarışmaları da yok. Ama aerobik cimnastikte, podyum hem erkekler hem de kızlar için aynı. 9-11 ve 18 artı yaş kategorisinde yarışan sporcular aynı podyumda yarışıyorlar sadece alanlar farklı oluyor.

‘HAREKETLERİ YAPMAK YETMEZ, YAŞATMAK LAZIM’

Aerobik cimnastik başarı için esneklik dışında ne gibi kriterler gerektiriyor?

Hız, kuvvet, kondisyon, atak olma becerisi, çeviklik ve bence hayal gücü önemli. Çünkü belli bir koreografiyi oluştururken sadece antrenörün değil, sizin beğendiğiniz bir şeyler de katmak gerekiyor. Yani seriye kendinizden bir şeyler katmalısınız. O hareketler bütününü sadece yapmak değil aynı zamanda yaşamak gerekiyor.