Yapılan saha çalışmalarında yuva yerleri tespit edilerek yuvaların kafeslerle koruma altına alındığını belirten Prof. Dr. Eyüp Başkale, “Gönüllü ekipler tarafından korunan yuvaların yavru çıkış zamanları takip edilerek çıkan yavruların denize güvenle ulaşması sağlandı. Karşılaşılan anne kaplumbağaların tüm ölçümleri alındı ve her birine özgü birer numara verilerek markalama işlemi yapıldı. Böylece daha sonra yeniden yuvalamaya gelecek anne kaplumbağaların da gelişimi takip edilebilir oldu" diye konuştu.
Sıcaklık değişiminin tespiti için hem kumsala hem de yuvalara sıcaklık ölçer cihazlar yerleştirilerek veriler aldıklarını anlatan Başkale, “Hem küresel sıcaklık etkisinin deniz kaplumbağaları üzerindeki etkisi hem de kumsal sıcaklığının genel değişimi değerlendirildi. Bu kapsamda oluşan yavruların cinsiyet oranları da sıcaklığa bağlı hesaplandı. Yuva koruma ve izleme çalışmalarının yanında diğer bilimsel çalışmalar için de bazı doku örnekleri alınarak, laboratuvarda incelenmek üzere muhafaza edildi" dedi.
Başkale, bu sürede her yıl artan oranda yuva sayılarına ulaştıklarını, en yoğun yuvalama zamanının 434 yuva ile 2019 yılında pandemi döneminde olduğunu belirtti. Prof. Dr. Başkale, geçen yıl da yaklaşık 22 bin yavruyu denizle buluşturduklarını söyledi.
Çalışmaları yürüten ekipten Ayfer Şirin, doktora çalışmasını deniz kaplumbağaları üzerine yaptığını, yuva koruma çalışmaları yanında ölü ya da yaralı karşılaşılan deniz kaplumbağaları üzerine incelemelerde bulunduklarını belirtti.