YAZARLAR

Siz gerçekten farkında mısınız!

“Bir şiir yüzünden” 4 aya mahkûm edilip hapse atılan siyasetçinin 20 yıllık devrinin 2022 senesinde, “bir tweet yüzünden” hapis cezası 4 yıl olarak katmerlenmiş oluyordu! Bu dağları, şu bağları, her yanımızı; karanlık ve mezarlık kılmaktan yorulmak bilmedi, gelen de giden de!

Ardahan Koyunpınarı Köyü’nden Ümit Kaftancıoğlu Köy Enstitüsü’nü bitirip Rize Pazar’da öğretmenlik yaptığı sırada, Rizeli Tayyip Erdoğan İstanbul’da ilk mektebe gidiyordu.

“Onu solcu olduğu için vurdum” diye ifade veren katili Kaftancıoğlu’na sırtından 5 mermi sıktığında, 45 yaşındaki “Ümit Hoca” 13 yaşındaki kızını okula götürüyordu.
Ümit Kaftancıoğlu, 12 Eylül darbesini hazırlayan “milliyetçi” cinayetlerden birinin kurbanı olarak 11 Nisan 1980’de Mecidiyeköy’de kanlar içinde yattığında, 26 yaşındaki Tayyip Erdoğan MSP Gençlik Kolları İstanbul başkanıydı.

Erdoğan gibi Şubat doğumlu olan, Mesudiyeli öğretmen çocuğu Canan Şahin o sırada 8 yaşındaydı ve sonradan söylediğine göre, bir kütüphanede Ümit Kaftancıoğlu’nun bir kitabını ya bulmuştu ya bulacak ve okuyacaktı.

Canan Şahin İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olup “İşkence” üzerine Adli Tıp ihtisasını yaparken, Erdoğan’ın partisi Refah da “28 Şubat askeri müdahalesi mağduru” idi.

Dr. Canan, ihtisasını bitirip Ümit Kaftancıoğlu’nun doktor oğlu ile evlenirken…
İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan da “bir şiir yüzünden” 4 ay 10 günlük mahkumiyetinden dolayı Pınarhisar Cezaevi’ne girmişti; siyasi yasaklıydı.

Canan Kaftancıoğlu, benim de tanık olduğum dönemde, diğer faili meçhul kurbanı isimlerin aileleriyle birlikte hakikatin peşine düşerken…
Partisi AKP 2002 seçimlerini kazanan ama milletvekili olamayan Erdoğan’ın yasağı, CHP lideri Baykal ve milletvekillerinin de desteğiyle kaldırılıyordu.

Canan Kaftancıoğlu CHP İstanbul İl Başkanı olduktan sonra, artık Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’ın partisi AKP 1994’ten beri ilk kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kaybediyordu.

Buraya kadarki kısımda neler vardı, sayın okur?
Öğretmen…
Suikast…
Darbe…
Siyasetçiye hapis…
Siyasi yasak…

Yaklaşık 62 yıllık bir dönemi üç isimde özetledik!

Ama bitmedi.
Çile bitmedi.
Yasak bitmedi.
Hapis bitmedi.
Darbe dönemlerine has zannedilen baskı ve zulüm bitmedi.

“Eski” sosyal medya paylaşımları yüzünden ve maalesef bu ülkeye hâkim olan nefret, kin ve intikam atmosferinin de orta yerinde, bir siyasetçi (daha) hapse ve siyasi yasaklara mahkûm edildi.

“Bir şiir yüzünden” 4 aya mahkûm edilip hapse atılan siyasetçinin 20 yıllık devrinin 2022 senesinde, “bir tweet yüzünden” hapis cezası 4 yıl olarak katmerlenmiş oluyordu!

Farklı söz söyleyen, eleştiren, bir parkı korumak için çabalayan, atasözü paylaşan…
Sıra sıra gözaltılar, tutuklamalar, mahkumiyetlerle yukarıdaki özetimiz asla özetlenmemiş, katiyen bitmemişti!
Mağdurlar mağrur olmayı ne kadar da seviyordu.
Mazlumlar zalim olmayı, ah!

Unutmadan ekleyeyim:
Bu “eski tweet” meselesi madem bu kadar ciddidir…
Bugün iktidarın parçası olan, en yetkili mevkilerde bulunan kimi isimler başta; onların tetikçisi, yalakası, falakası, salakası “gazeteci” mukallitleri başaltında; tam bir terör örgütü ve darbe düzenleyicisi olarak “hukuken tescil edilmiş” Fetö ile hangi muhabbetleri, sosyal medya coşkularını, ödülleri ve törenleri, tayinleri ve terfileri, fotoları ve totoları paylaşmışlarsa, eski meski…
Bu “eski tweet” meselesi aslında onlar için de içtihat değil midir?

Siz nasıl bir hukuk çukuru yarattığınızın farkında mısınız, yoksa hala ceviz ağacının altında, Gülhane Parkı’nda mısınız!

Yazıyı Sezen Aksu’nun, bu hoyrat ülkenin kurbanlarından 14 yaşındaki Ceylan için yazıp Tarkan ile söylediği, Nükhet Duru ve başkalarının da seslendirdiği “Ceylan”ın beni benden alan sözleriyle bitireyim; bu ülkenin bitmeyen çilesinin en duru ağıtlarından biri olarak:

“Ah yüreğimde dörtnala atlar
Atların sağrısında kanatlar
Sağ yanım boydan boya Mezopotamya
Sol yanımda Rumeli ağıtları patlar

Gözlerime astılar seni
Ceylan’ım kör oldum ben
Ne havan topu ne mermi
Senle vuruldum ben

Ah gözümün yaşı sel Selanik
Diyarbekir’e bi türkü selalık
Gezme ceylan bu dağlarda gezme
Gece gerdanlık gündüz mezarlık"

Bu dağları, şu bağları, her yanımızı; karanlık ve mezarlık kılmaktan yorulmak bilmedi, gelen de giden de!


Umur Talu Kimdir?

Galatasaray Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olan Talu, genç yaşında Günaydın, Güneş, Cumhuriyet, Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde önemli görevlerde bulundu. Milliyet Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Milliyet, Star, Sabah ve Habertürk gazetelerinde yıllarca köşe yazıları yazdı. 1996’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Türkiye Basın Özgürlüğü ödülünü aldı. 1998 ve 2000 yıllarında TGC Yönetim Kurulu’na seçildi, 2001 yılında TGC Başkan Yardımcısı oldu. 2004 ve 2005 yıllarında yılın köşe yazarı seçildi.