Siyasetin tilkileri girilmedik kümes bırakmamış

Tilkilik, kendi gerçek ideolojik tercihini ve örgütsel ilişkilerini saklayarak farklı bir siyasi kimliğe bürünme yöntemi. Bu yöntemin gerçek sahibinin ve uygulayıcısının kontr-gerilla olduğu bilinir.

Google Haberlere Abone ol

Yavuz Halat*

“Benim için tek seçenek tilkinin kürkçü dükkanına dönmesiydi” dedi Ethem Sancak ve Vatan Partisi rozetini taktırdı Perinçek’e. Dile kolay, tam 40 küsur yıl. 70’lerin ortasında Perinçek’in TİKP’inde (Türkiye İşçi Köylü Partisi) Güneydoğu ve Doğu bölgesinin sorumlusu olarak Diyarbakır İl Başkanlığı ile görevlendirilmiş. Sonra yolları “sözde ayrılmıştı”. Ancak 40 küsur yıl sonra anlıyoruz ki bu kadar yıl boyunca gezmediği tavuk kümesi, peynirini çalmadığı karga kalmamış.

Neler neler yapmamış ki Sancak! Eczacılıktan sigortacılığa, mali yatırım danışmanlığından otomotiv sektörüne kadar. Hatta medya patronluğuna.[1] Bunlar yetmemiş siyasi kümesleri de gezmiş. “Bu bir Kürt açılımı değil, demokrasi açılımı” demiş, Eski bir sosyalist, yeni bir Müslümanım” demiş, Erdoğan’a “Tanıdıktan sonra gördüm ki, böyle bir ilahi aşk iki erkek arasında olabiliyor” demiş, Gülen’i ABD’de ziyaret ettikten sonra “çok saygınlık uyandırdı bende Hocaefendi” demiş, sonunda “AKP Amerika’nın yardımıyla iktidara geldi” deyiverince AKP’den (üstelik geçmişte MYK üyeliği de yapmıştı) kovulma noktasına gelmiş. “Kimse beni kovamaz, ben ayrılırım” tavrını takınmış. Ve kürkçü dükkanına postunu teslim etmeye gelmiş.

Ethem Sancak gibi tilkiler çok var ülke siyasetinde. Herkes ilk aklına gelen üç-beş tanesini bir çırpıda sayabilir. Örneğin Meral Akşener de bu kategoriye sokulabilir mi? Uygun koşullar oluşsa Akşener’in MHP’ye dönmeyeceğini iddia etmek mümkün mü? Ya da kendisi de bir tilki olan Ümit Özdağ’ın tilkileri ortalıkta dolaşmıyor mudur?

En son örnek; Mehmet Ali Çelebi. Ergenekon’dan 41 ay cezaevinde yatan, çıktıktan sonra subaylığa devam etmek yerine siyasete giren, önce CHP PM’ye sonra milletvekilliğine tırmanan, bir anda Muharrem İnce’ye çark eden, en sonunda da Cumhurun yolunu tutan, “tweet suçlarını” abisinin işlediği şahıs. Siyaseti az buçuk bilen herhangi biri, bu şahsın tek başına karar vermediğini, (değişken de olsa) bir proje için kümes kümes gezdirildiğini fark edecektir. Ergenekon’dan 3,5 yıl cezaevinde yatmış olan bu şahsın, kendisini “Ben Ergenekon'un savcısıyım” diyen Erdoğan’ın yanına geçmeye çalışması, sadece karakter bozukluğu ile açıklanabilir mi?

Tilkilik, yani kendi gerçek ideolojik tercihini ve örgütsel ilişkilerini saklayarak farklı bir siyasi kimliğe bürünme yöntemi.[2] Bu yöntemin gerçek sahibinin ve uygulayıcısının kontr-gerilla olduğu bilinir. Siyasi partilere “özel şahıslar” yerleştirmek, izlenecek politikalarda belirleyici olmaya çalışmak, o partinin hem etinden hem sütünden yararlanmak, rüzgâr değiştiğinde provokatif/manipülatif icraatlara girişmek, hatta siyasi kimlik değiştirmek.

Eee, Perinçek’ten de bu işin feriştahı beklenirdi; 40 küsür yıllık tilki terbiyeciliği. Perinçek, geçerli oyların tamamını alıp Vatan Partisi Genel Başkanı olduğunda partiye; CHP, MHP, DSP ve ANAP gibi partilerde bakanlık ve milletvekilliği yapmış isimlerin yanı sıra rektörleri, valileri, generalleri yönetici yapmıştı. Buradan Perinçek’in “oyun kurucu” olduğu sonucu çıkarılmamalı. O da aslında yekpareliğini kaybetmiş kontr-gerillanın parçalarından birine bağlı/bağımlı yaşlı tilkilerden biri.

Perinçek’in temsil ettiği kanadın Saray ile olan ilişkisinin/antlaşmasının tüm ayrıntılarına (asker/yargı/bürokrat kadrosu, örtülü ödenek/ihale, dokunulmazlık, v.s.) hâkim olunmasa da politik ortaklığın Rusya/Çin yandaşlığı ve Kürt düşmanlığı olduğu, piyasaya da “ulusalcılık” diye yedirilmeye çalışıldığı aşikâr.[3] Saray ile olan ilişkinin popüler şahıslar aracılığı ile güncellenmesi sürekli gündemde. Hatırlanacak olursa, Sancak aracılığı ile Perinçek, Metin Feyzioğlu ve Öztürk Yılmaz’ın yan yana getirilerek AKP’ye bir “ulusalcı kanat” eklenmeye çalışıldığı da iddia edilmişti.

Tilkilik ilişkileri söz konusu olduğunda Fethullah Gülen’i anmamak mümkün değil elbette, her ne kadar onlar, peygamberlerini referans gösterip tilkiliğe, takiye diyor olsalar da.[4] Gariptir, 15 Temmuz’un “siyasi ayağı” bir türlü açığa çıkmadı, çıkartılmadı. Yani Gülen’in tilkileri hala ortalıkta, “siyasi kümeslerde” ikamet ediyorlar.

Ne hikmetse bu yönteme en çok tenezzül edenler, kontr-gerilla ilişkileri içinde bulunanlar olmuş; fıtrat mı desek, eğitim mi desek, alışkanlık mı desek! Kendisini milliyetçi/ülkücü diye tanımlayan MHP kadroları, diğer partilere (özellikle iktidar olma potansiyeli taşıyanlara) kendi partilerinden çok daha fazla “ilgi” göstermişler tarih boyunca. Ve son dönemde de hem faşisti hem dincisi CHP’ye.

CHP demişken, bu tilkilerden en çok mağdur olan gariban parti dense, yalan olmaz. Yasama dönemlerinin açılışındaki vekil sayısını bir türlü kapanışında denkleştiremeyen sosyal-demokrat CHP. Soruyu tersten sormak durumu daha net ortaya koyabilir; AKP’nin, MHP’nin ya da Saadet’in içinde “CHP’li tilkiler” var mıdır? Hadi diyelim bu soruya net bir yanıt verilemeyebilir, ama soru tersten sorulsa yanıtı kesin “evet”tir. Yani CHP’nin içinde ideolojik olarak dinci, faşist cirit atmaktadır.[5] Neden? Bunun samimi yanıtını vermesi gerekenler CHP’li yöneticiler. Neden kontr-gerilla artıkları CHP’yi bu denli tavuk kümesi haline getirebiliyorlar? CHP’nin “altı ok”unu özümsemiş tilkiler, neden bu kadar hızla, üstelik tam zıttı yönde taraf değiştirebiliyorlar? (yanıtlar, soruların içinde mi ne??) CHP kümesi sadece “sosyalist tilki”lere[6] kapalıdır.

***

Madem hayvanlar aleminden bir örnekle başladık, hayvanlar aleminden bir başka örnek ile bitirelim, üstelik konu hem CHP hem de yeni kurulan Milliyetçi Sol Parti ile sayıları 120’yi geçen siyasi partiler olmuş iken.

Guguk kuşu yuva yapmaz, kuluçkaya yatmaz. O bir kuluçka parazitidir.

Harika bir gözlemcidir. Yumurtlama zamanı yaklaşınca, etrafındaki yuvaları büyük bir dikkat ve sabırla gözler. Hangi çift en çalışkan ve yuvasına düşkünse onların yuvasını seçer.

Yuvanın hakiki sahibi olan dişi kuş uzaklaşır uzaklaşmaz, hızla yuvaya gelir ve yumurtaların arasına bir tane yumurtlar (10 saniyede). Yumurta sayısını denklemek için de diğer yumurtalardan birini yuvadan dışarı atar.

Yuvanın sahibi dişi kuş, guguk kuşunun yumurtasını kendi yumurtalarından ayıramaz. Sayı tutuyordur, renk de, sadece biraz iri.

Zaman içinde yumurtalardan ilk çatlayan, kesinlikle guguk kuşunun yumurtası olur.

Diğer kuşlardan daha önce dünyaya gelen guguk kuşu henüz gözleri bile açılmadan kuşaktan kuşağa aktarılan kusursuz bir içgüdünün yardımıyla, diğer yumurtaları yuvadan aşağıya atmaya baslar.

Anne kuş, yumurtalardan çıkan guguk kuşunu kendi yavrusu zannederek besler. Bu beslenme, anne kuştan bile daha büyük hale gelinceye kadar sürer.

Anne kuş, palazlanan kuşun kendi yavrusu olmadığını anladığında ise, iş işten çoktan geçmiştir. Guguk kuşu, artık annesine kafa tutabilecek ve yuvadan uçabilecek hale gelmiştir.

***

Seçim dönemine artık “resmi” olarak girdik. Her siyasi aktör, elindeki tüm tilkileri kümeslere salacak, guguk kuşu yavruları da palazlanmıştır artık.

Zoolog olmayanların anlamaları çok zor olacak!

*[email protected]

Notlar: 

[1] Es Ecza Deposu, Hedef Ecza Deposu, Hedef Aliance Holding, Es Yatırım Danışmanlık, BMC, Skyturk 360 televizyonu ve bünyesinde 2 ulusal gazete; 1’i haftalık, 4’ü aylık olmak üzere 5 dergi ve 1’i ulusal, 1’i bölgesel olmak üzere 2 radyo kanalı.

[2] Siyasetimizde bir de çakallık var, çakallar var! Bunların bir ideolojik tercihleri ya da örgütsel bir aidiyetleri yok. İdeolojileri (buna ideoloji denirse); kişisel maddi çıkar ve/veya koltuk edinmek, örgütleri ise kendileri. Bazen alışkanlıktan, bazen intikam hırsından, bazen şişkin egolarından beslenirler. Eminim, akıllara bakanından genel başkanına, vekillinden danışmanına hatta ortalıkta dolaşanına kadar birçok isim gelivermiştir hemencecik!

[3] Şu ulusalcılık görüntüsüne bir örnek; Sancak’a Saray tarafından tahsis ve takdim edilen Tank-Palet Fabrikası’nın yine Sancak tarafından Katar’a satılmasıdır.

[4] Tilki yakıştırması onlar için yetersiz bile kalır. Bukalemun, ahtapot, mürekkep balığı örneklerine yönelmek gerek.

[5] Bolu Belediye Başkanı bir yanda AKP kurucuları diğer yanda.

[6] Sosyalistten tilki, tilkiden sosyalist olmaz elbette.