Onlar tahmin edebileceğinizden daha güçlü kadınlar!

Greta Gerwig yönetmenliğindeki Küçük Kadınlar cuma günü vizyona girdi. Louisa May Alcott’un aynı adlı romanından uyarlanan film, babaları Amerikan İç Savaşı’na katılmak için evden ayrılmış 4 genç kız ve annelerinin zorlu yaşam hikâyesini anlatıyor.

Ezgi Sivrikaya  esivrikaya@gazeteduvar.com.tr

“Çok fazla sorun yaşadım bu yüzden neşeli öyküler yazıyorum.“
Louisa May Alcott

Bugüne kadar, daha önce sinemaya birçok kez uyarlanan Küçük Kadınlar romanının altıncı versiyonunda baştan sona kadın bakış açısıyla anlatılan bir dönem filmi izliyoruz. Greta Gerwig, yönetmenliğinin yanı sıra senaristliğe de el atarak baş karakter olan Jo ve kardeşlerinin isteklerini, özgürlük arayışlarını romana sadık kalarak aktarıyor.

March Kardeşler; Jo, Amy, Meg ve Beth, anneleri Marmee ile babalarının İç Savaş’tan dönmelerini umutlarını kaybetmeden, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışarak bekliyor. Kardeşlerin yan malikanelerindeki Laurence ve torunu Laurie Laurence ise hayatlarına renk katan bir unsura dönüşüyor. Laurie önce Meg’e, sonra Jo’ya ve en sonunda ise Beth’e aşık oluyor. Kardeşlerin bir diğer eğlencesi ise evlenmemiş fakat maddi güvencesi olan, yine harika performansı ile Meryl Streep oyunculuğunda izlediğimiz March hala oluyor.

KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURAN KADINLAR BEYAZPERDEDE

Film kitaptakinin aksine, Noel cümlesiyle değil de Jo March’ın öyküsünü bastırmak üzere gittiği bir yayınevi sahnesiyle açılıyor.Bay Dashwood Jo’ya öyküdeki karakterin kadınsa sonunda ya evlenmesi gerektiğini ya da ölmesi gerektiğini söyleyerek öyküyü 20 dolara satın alır, Jo da öyküsünü satmış olmanın verdiği sevinçle sokaklarda koşmaya başlar. Gerwig, dönemine sadık kalarak uyarlanan kostümlü dramasında

Frances Ha’da olduğu gibi kendi ayakları üzerinde duran kadın kavramını beyazperdeye taşımaya devam ediyor.

Gerwig uyarlamasında kalemine yakışan bir şekilde, 1800’lerde kadınlardan beklenen tek şeyin evlenmeleri olduğunu göstererek kadınların zor koşullarda yaşamaya çalıştıklarını vurgular. Jo kadınlara yakıştırılan sözcüklerden rahatsız olup, “evlilik müessesesini“ ekonomik bir düşünce olarak görür ve feminist ideallerini somutlaştırarak bir birey olmaya çabalar. Kardeşlerden “Ya iyi bir ressam olurum ya da hiçbir şey olamam” diyerek düşüncelerini belirten Amy’nin de filmde söylediği gibi; kadınlar, “minik hobileri” dışında bir işle ilgilenemezler, mal ve mülk hakları yoktur, çocukları bile onların değil evlendikleri “zengin adamların” çocuklarıdır.

Gerwig, March kardeşlerin öyküsünü yetişkinlik ve çocukluk olarak ayırdığı iki farklı zaman diliminde, zamansal atlamalarla izleyiciye veriyor. Kimi zaman, zaman içindeki değişimleri takip etmek zor olsa da mutluluk ve üzüntü arasında kurulan gerçekçi denge, uyarlama seyrettiğimizi hatırlatan cümlelerle beraber güzel bir çerçevede ilerliyor.

Oscar Ödül Töreni’nde 6 Oscar adaylığı bulunan film, yalnızca En İyi Kostüm Ödülü’nü kazansa da bileğinin hakkıyla kazanılan ödül, filmin en güçlü yönünü de ortaya çıkartıyor.

Akademi’nin erkek egemen filmlerinden sıyrılan ve baştan sona bir kadın filmi olan Küçük Kadınlar, genç yaşlarına rağmen birçok başrolde yer alan oyuncuları ve dönemin danslarından kostümlerine, yaşam koşullarının, özenle sergilenmesiyle Akademi’nin karnına “nostaljik” bir yumruk atıyor.

Kısacası, Greta Gerwig’in senaryosunu yazıp yönettiği, Saorise Ronan, Emma Watson, Florence Pugh, Eliza Scanlen, Laura Dern, Meryl Streep, Timothée Chalamet, Louis Garrel, James Norton, Chris Cooper, Bob Odenkirk, Tracy Letts, Jayne Houdyshell’in oynadığı, kostüm tasarımı Jacqueline Durran’ın üstlendiği ve En İyi Kostüm Oscar’ını alan, bağımsızlık, özgürlük, feminizm, temalarını tartışan Little Women, başarılı uyarlamasıyla kendi ayakları üzerinde duran kadın kavramını beyazperdede izleyici ile buluşturuyor.