Parazit'in ilham kaynakları

Parazit, gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Joon-ho, filmin ilham kaynaklarını anlattı.

DİKKAT SPOİLER İÇERİR!

DUVAR – Güney Koreli yönetmen Bong Joon-ho’un yönettiği Parazit, 92. Oscar ödüllerine damga vurdu.  Parazit; En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Uluslarararası Film ve En İyi Özgün Senaryo kategorilerinde dört Oscar kazandı. Oscar tarihinde ilk kez İngilizce dışında bir dilde çekilen film, En İyi Film ödülünü aldı. Bong Joon-ho En İyi Film ödülünü alırken, rakiplerinden ünlü yönetmen Martin Scorcese’nin “En kişisel hikayeler, en yaratıcı hikayelerdir” cümlesini hatırlattı. İzleyiciler, Bong Joon-ho’yu ve Martin Scorcese’yi alkışladı. Güney Koreli yönetmen İngiliz Daily Telegraph gazetesine verdiği mülakatta, “Yaratıcılığınızın formülü ne?” sorusuna “Basit bir hayat sürdürmeye çalışıyorum. Kahve içiyorum, yazı yazıyorum ve çok insanla tanışmamaya çalışıyorum” yanıtını verdi.

Bong Joon-ho’, Sight and Sound dergisinin sorularını yanıtladı.

Bong Joon-ho, 1969’da Güney Kore’nin metropollerinden Daegu’da doğdu. Dört kardeşin en küçüydü. Derslerinde başarılı, içine kapanık, boş zamanlarını karikatür ve çizgi roman çizerek geçiren biriydi.

Ortaokuldayken, kablolu yayında sansürlü yayınlanan cinsellik ve şiddet içeren filmleri, ailesi uyuduğunda “American Forces Korea Network” kanalından izliyordu. Özellikle Brian De Palma, John Carpenter gibi yönetmenlere hayrandı. En büyük ilham kaynaklarından biri ise efsane yönetmen Alfred Hitchcock’un Psycho (Sapık) filmi oldu. Bong Joon-ho, izleyicinin kötü karakterlerle kendisini bağdaştırmasını ve bu şekilde izleyicinin sempatisini kazanma yetisini Hitchcock’dan aldığını söylüyor.

‘FİLM LİSTELERİ HAZIRLARDIM’ 

Üniversite döneminde kendisi gibi tek başına film seyretmeyi seven insanlarla tanışan Bong Joon-ho, farklı filmleri keşfedebilecekleri ve sevdikleri filmleri konuşabilecekleri bir sinema kulübü kurma kararı almış. Bong, “Gençliğimde çoğu zaman tek başımaydım, zamanımı takıntılı olduğum filmlere harcardım. Filmlerin çeşitli materyallerini toplayıp, en iyi 10 film listesi gibi listeler hazırlardım” dedi.

Bong Joon-ho, Yonsei Üniversitesi’nde aldığı sosyoloji eğitimi sonrası, Kore Film ve Sanat Akademisi’nden dikkat çekici bir kısa filmle (1994 yapımı Incoherence) mezun oldu. Parazit filmindeki alaylı bakış açısını ve görsel teknikleri ilk defa bu filmde görmek mümkün. Kısa filminin hem ülkesinde hem ülke dışındaki festivallerde gösterilmesi, Bong Joon-ho’yu Kore Film ve Sanat Akademisi’nde en tanınmış öğrenci yaptı.

Bong Joon-ho filmlerinde sınıf farkı, eşitsizlik gibi konuları ele aldı. Sosyoloji eğitimi görmesinin, filmlerinde derinlemesine işlediği birey-toplum ilişkisine büyük bir katkısı var. Eşiyle de üniversitedeki film kulübünde tanışmış. Parazit filminde yoksul ailenin erkek çocuğu Kiwoo, varlıklı ailenin kızına ders verebilmek “Yonsei Üniversitesi”nden mezun olduğuna dair bir sahte diploma hazırlamıştı.

“Gençliğimde kız arkadaşım, varlıklı bir ailenin oğluna İngilizce dersi veriyordu. Matematik öğretmenine ihtiyaç duyduklarında ise beni o aileyle tanıştırdı. Kız arkadaşımla birlikte o evde çalıştık ancak hikaye orda sona erdi, kötü bir şey yapmadık. İki ay sonra kovuldum. O zamanki kız arkadaşım ise eşim oldu” dedi.

‘ŞEFTALİ ALERJİSİ’NİN SIRRI 

Parazit filminin gerilim dolu örgüsü, Kim ailesinin oğlu Kiwoo’nun, Park ailesinin kızının öğretmeni olarak işe alınmasıyla başlıyordu. Kiwoo işe alındıktan sonra ise aileye yavaşça sızabilmek adına kız kardeşini, Park ailesinin küçük oğlunun resim öğretmeni olarak işe sokmuştu. Filmde, Park ailesinde çalışan hizmetçinin işinden kovulma hikayesi ise “şeftali alerjisi” ile başlıyordu.

Bong Joon-ho, “şeftali” anılarını şöyle anlatıyor:

“Üniversitede eğitim için seyahate çıktığımızda arkadaşlarımızdan birisi ciddi bir şekilde şeftaliye alerjisi olduğunu söylemişti. Şaka yaptığını düşünmüştüm ancak arkadaşlarımdan biri marketten şeftali alıp şakasına ona doğru fırlattığında, arkadaşımın burnu kırmızıya döndü ve atak geçirdi. Çok travmatik bir andı. Bu tarz anılar, senaryo yazarken zihninizde köpürmeye başlıyor.”

Bong Joon-ho, Host (Yaratık) filminde oluşturduğu prototipleri de hapiste tanıştığı “önemsiz suçlular”dan ilham alarak oluşturmuş. O zamanki çoğu öğrenci gibi hükümet aleyhine bir tavır sergileyip, yasal olmayan bir öğretmen sendikasına katıldığı için bir ay boyunca hapiste “önemsiz suçlularla” hücre paylaşmış.

Barking Dogs Never Bite (Havlayan Köpekler Isırmaz) filmi ise yönetmenin 20’li yaşlarını en iyi anlatan yapımlardan. Filmdeki Yungu karakteri yönetmene benziyor. Filmde gösterilen apartman ise Bong’un 20’li yaşlarının sonunda film sektöründe tutunmaya çalışırken yaşadığı apartmanın neredeyse aynısı.

Bong Joon-ho, neredeyse tüm filmlerinde, ülkesinin derin bir eleştirisini yapıp, sosyal eşitsizliği gözler önüne seriyor.

Guardian gazetesinde verdiği mülakatta, ülkesi Güney Kore için şunları söylemişti:

“Kore, teknolojisi, müziği ve yüksek hızda interneti ile yüzeyden baktığınızda zengin ve ışıltılı bir ülke gibi gözüküyor. Ancak zenginle fakir arasındaki uçurum sürekli artıyor. Özellikle de genç kesim, büyük bir umutsuzluk içerisinde. Londra’nın merkezinde dolaşırken köşede çadırda yatan insanların olması gibi, Kore’nin merkezi yerinde evsiz insanlar görülüyor. Onlar toplumun kör noktasında olan insanlar.”

Gençliğinde amatör bir şekilde karikatüristlik yapan Bong Joon-ho, önce filmlerini resimli öykü şeklinde çiziyor. Parazit filminin yapım aşamasında 200 sayfalık resimli öykü hazırlamış:

“Yönetmenler film senaryosu yazdığında, zaten beyinlerinde filmin nasıl olacağına dair bir ses veya bir resim belirir, sonra da bunu yazıya aktarırlar. Zaten film beyninizde oluşmuştur. Senaryo, format için gereklidir, bu sebeple oyunculara ve stüdyoya vermeniz gerektiği için kafanızdakileri yazıya dökmeniz gerekir.”

Senaryo yazarken evde veya ofiste rahatça uyuyakalınabileceğini söyleyen Bong Joon-ho, senaryolarını çoğunlukla kafelerde yazmayı tercih ediyor. 2 saat sonra tabletiyle kafeden kalkıp, 10 dakikalık mesafede başka bir kafeye yürüyor. Yürürken temiz hava aldığını ve biraz hareket etmenin yazmasına katkısı olduğunu söylüyor.

Parazit filminin senaryosunu toplamda 4 ayda yazan Joon-ho, senaryonun yarısını başkent Seul’de, yarısını da oğlunun yaşadığı Kanada’nın Vancouver kentinde yazmış. Birden çok mekanda çekilen filmlerde, mekanlara önce kendisi gidiyor ve fotoğraflar çekiyor.

HİZMETÇİ’NİN ETKİSİ 

Yetenekli yönetmen, özellikle 1960 yılında yapılan sınıf ve hırsın işlendiği en iyi Kore filmlerinden biri olarak görülen The Housemaid (Hizmetçi) filmine çok şey borçlu olduğunu söylüyor. Film, üst sınıfa çıkmaya çalışan orta sınıf bir ailenin, işe aldıkları hizmetçinin evlerine gelmesi ile korkularıyla yüzleşmelerini anlatıyor.

1980’lerin sonunda askeri rejimin son bulmasıyla Güney Kore’de düzgün bir film arşivi oluşturuldu ve ülkede sinemaseverlerin sayısı arttı. Bong Joon-ho da, “Housemaid filminin yönetmeni Kim Kiyoung’un Koreli film yapımcılarına en önemli mirası, insanın hırslarını doğru şekilde yansıtmak” diyor.

Güney Kore sinemasında fark yaratan diğer yönetmenlerin yolunu takip eden Bong Joon-ho, Oscar tarihinde bir ilke imza attı. Bong Joon-ho, yabancı dilde bir filmin Dünya’ya açılmasının mümkün olduğunu göstererek, tüm sinemacılar için umut ve ilham kaynağı oldu.