Mahzuni’nin yaşamı belgesel oluyor: Kanadım Değdi Sevdaya

Âşık geleneğinin en önemli sanatçıları arasında yer alan Mahzuni Şerif’in müzikle iç içe süren yaşam yolculuğu, 'Kanadım Değdi Sevdaya' belgeseliyle izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor. Çekimleri büyük ölçüde tamamlanan proje için destek kampanyası da başlatan yönetmen Sertaç Yıldız, “Belgeselin iskeletini Mahzuni Şerif oluşturuyor. Doğumundan bu güne kadar hayatını anlattığı kayıtlar yer alacak. Hayatta olmamasına rağmen belgeselin yol haritasını yine Mahzuni Şerif çizecek” dedi.

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

ANKARA- Halk ozanı Mahzuni Şerif’e ilişkin hazırlanan “Kanadım Değdi Sevdaya” adlı belgeselin çekimleri büyük oranda tamamlandı. Projenin yönetmen koltuğunda yaklaşık 25 yıldır cezaevinde olan İlhami Çomak’ın mektuplarından oluşan “Gönderen: İlham Sami Çomak” belgeselinin de yönetmeni Sertaç Yıldız oturuyor.

Aşık Mahzuni’nin doğduğu köy Berçenek’ten başlayarak müzik serüvenini yaşadığı dönemlerin koşullarıyla yansıtmayı amaçlayan belgeselde Mazlum Çimen ve Musa Eroğlu gibi usta sanatçıların yanı sıra, Mahzuni’nin eşi Fatma Mahzuni ve kızı Derya Mahzuni de yer aldı.

‘BELGESELİN YOL HARİTASINI MAHZUNİ ÇİZECEK’

Çekimleri büyük oranda tamamlanan, post prodüksiyon aşamasındaki Mahzuni belgeselinin tamamlanması için fon kampanyası da başlatan film ekibinden yönetmen ve senarist Sertaç Yıldız ile konuştuk. Mahzuni Şerif’i anlatmak için anlamak gerektiğini, bu sürecin de halen devam ettiğini ifade eden Yıldız, “Hayatta olmamasına rağmen belgeselin yol haritasını yine Mahsuni Şerif çizecek” dedi. Yıldız’ın projenin içeriğine dair sorularımızı yanıtladı.

Mahzuni Şerif’in yaşamına odaklandığınız belgesel projesi nasıl ortaya çıktı?

Mahzuni Şerif, âşık geleneğinin Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden biri. Benim açımdan da kişisel olarak önemi var. Ben Maraşlıyım ve Mahzuni Şerif’i dinleyerek büyüdüm. Mahzuni Şerif benim için sadece önemli bir âşık değil, yaşamımın bir parçası. Belgeseli yapmaya karar verdik. Anlatalım dedik. Bunun için ön hazırlıklar yaptık. Mahzuni Şerif’in içine girdikçe şöyle bir noktaya geliyorsunuz. Mahzuni Şerif’i anlatmak için önce anlamak gerekiyordu. Hala bu süreç devam ediyor çünkü derinliği kolay kolay anlaşılacak birisi değil. Anlatmaya çalışıyoruz ve bir yandan anlamaya çalışıyoruz ama ne kadar mümkün, tam olarak hiç mümkün olmayacak. Derinliği fazla bir âşık ve sadece âşık, müzisyen olarak değerlendirmemek lazım. Bu nedenle de hem anlatma ve anlama süreci devam ediyor.

Mahzuni Şerif’in eşi Fatma Mahzuni

Mahzuni Şerif’in tam olarak biyografisini yapmak niyetiyle yola çıkmadık. Belgesel biyografisi olmaktan çok Mahzuni’nin müziğine odaklanan bir belgesel. Beslendiği koşullar, felsefesi, düşünce yapısı, yetiştiği coğrafya… Yıllardır dilimize dolanan ve herkes tarafından söylenen bu eserleri nasıl koşullarda üretti, bunu tetikleyen faktörler neler, biz belgeseli bu anlamda sınırlandırdık. Mahzuni Şerif’in biyografik ögeleri var ama tamamen biyografi izlenmeyecek. Mahzuni’nin müziği ve felsefesi ön planda.

‘HAYATINA GİRDİĞİNİZ ZAMAN BİRDEN FAZLA BELGESEL ÇIKAR’

Âşık Mahzuni’nin hayatı başlı başına bir macera. Evlilikleri, özel hayatı çok dolu bir yaşam. Müziğinin yanı sıra izleyenler bu zamana kadar duymadıkları bazı bilgileri de edinecekler mi?

Mahzuni’nin özel hayatı ya da hayatındaki birçok detay belgeselde yer almayacak. O bambaşka bir konu. Şerif’in hayatına girdiğiniz zaman oradan birden fazla belgesel çıkar. Ama Mahzuni’nin Maraş’tan başlayıp bütün dünyaya yayılan, bir âşık olduğu ortaya çıkacak. Biz daha çok bunu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Mahzuni’nin doğduğu yer Berçenek’ten başlayıp hayatını anlatalım deseniz sayfalarca kitap, onlarca film olur.

‘MAHZUNİ ŞERİF’İ DAHA ÇOK KENDİSİ ANLATACAK’

Belgeselde Mahzuni Şerif’in hayatına dokunan insanlara da ulaştınız. Bu zamana kadar kimlerle görüşüldü nasıl bir içerik izleyenleri bekliyor?

Belgeselin çekimleri Berçenek’te başladı. Burası hem doğduğu hem de onu en çok besleyen, eserlerinde de kullandığı yer. Belgeselde Berçenek’te Mahzuni Şerif’in yaşamına tanıklık edenler var. Mazlum Çimen, Musa Eroğlu gibi müzisyenlerin yanı sıra yeni kuşaktan da sanatçılar olacak. Müzik yazarları, müzik araştırmacıları Mahzuni’yi anlatacak. Dönemin koşullarını iyi bilen tarihçiler de yer alacak. En önemlisi Mahzuni’nin kendisi olacak. Mahzuni Şerif’in ses kayıtları ve görüntüleri belgesele yön verecek. Mahzuni yine belgeselin kurgusunda kendisini gösterecek.

Belgeselin yönetmen koltuğunda Sertaç Yıldız otururken (solda) usta sanatçılardan Musa Eroğlu da Mahzuni’yi anlattı.

Mahzuni Şerif hayatta olmasa da belgeseli kendisi inşa ediyor…

Belgeselin iskeletini yine Mahzuni Şerif oluşturuyor. Çünkü Mahzuni Şerif’in doğumundan bu güne kadar hayatını anlattığı kayıtlar yer alacak. Mahzuni Şerif’i daha çok kendisi anlatacak ve diğer isimler belgeseli besleyecek. Hayatta olmamasına rağmen belgeselin yol haritasını yine Mahsuni Şerif çizecek.

‘YAPMAYA KARAR VERDİĞİMİZDE ADI BELİRLENMİŞTİ’

Belgeselin adı “Kanadım Değdi Sevdaya”. Bu isim nasıl ortaya çıktı?

Belgeseli yapmaya karar verdiğimiz an filmin adı belirlenmişti. Bu Mahzuni Şerif’i karşılayan bir şey. Baktığında insanla, toplumla çok sıcak ilişkiler kuran, insanları çok iyi anlayan ve anlatan bir âşık. İnsanın birçok duygusunu çok iyi anlıyor ve hayatı boyunca çok farklı insanlarla, çok farklı toplumsal yapılarla ilişki kurmuş biri. Bu nedenle ‘Kanadım Değdi Sevdaya’ ismi karşılıyor gibi geldi bize en başta. İsmini bulmak kolay oldu.

Âşık Mahzuni’nin hayatında siyasetçilere yönelik eleştirel eserleri de var. Belgeselde siyasetçilere ilişkin mesafesine dair bir boyut da var mı?

Belli bir ölçüde olmak zorunda. Özellikle 60’lı 70’li yıllardaki eserlerinin büyük bir çoğunluğu politik ve muhalif eserler. Amerika Katil gibi birçok eseri var. Bunlar o dönemin koşullarıyla birlikte neden Mahzuni’nin bu şarkıları yaptığının da izini mutlaka süreceğiz. Onlar da yer alacak.

‘ŞERİF’İ ALEVİLİKTEN BAĞIMSIZ DEĞERLENDİREMEYİZ’

Mahzuni’nin Alevi kimliği çokça tartışıldı geçmişte de. Kendisi Alevi olduğunu ifade ediyor. Alevi kimliğine dönük belgeselde bir boyut var mı?

Mahzuni Şerif kendisini Alevi olarak ifade ediyor. Kökü kozmopolit bir köye dayanıyor. Mahzuni Şerif, Alevi kültüründen çok beslenmiş bir âşık. Temeli Alevi kültürü. Mahsuni Meluli, Âşık İbretî gibi isimlerden çok etkilenmiş, bölgenin önemli isimleri. Alevi kültürünün ve Maraş coğrafyasının sosyolojik yapının bir yansıması. Mahzuni Şerif’i Alevilikten bağımsız değerlendiremeyiz. Hem kendisi bunu ifade ediyor hem de eserlerinde bunu görebiliyoruz.

Mahzuni’nin müzikle iç içe geçen yaşamını konu alan belgesel, doğduğu köy Berçenek’ten (Kahramanmaraş) başlıyor.

 

‘DOĞAÇLAMA YETENEĞİNİN ÇOK DAHA GELİŞMİŞ OLDUĞUNU FARK ETTİM’

Belgesel sürecinde zorluklarla karşılaştınız mı?

Zorluk pek olmadı. Biz Mahzuni Şerif belgeseli çekiyoruz dediğimiz andan itibaren insanlar bize yardımcı olmaya başladılar. Birçok şeyin kolaylaştırıcı etkisi oldu. Mahzuni’nin âşıklık geleneğinin yapısını araştırdığımız zaman kişisel olarak Mahzuni’nin doğaçlama yeteneğinin bildiğimden daha çok, daha fazla gelişmiş olduğunu fark ettim. Mahzuni’ye doğru yolculuk hâlâ devam ediyor. Mahzuni’yi daha fazla anlamaya başladık ama derinliğini tam olarak kavramak mümkün değil.

Şu an post prodüksiyon aşamasında projeniz. Öte yandan bağımsız da bir yapım. İzleyenlerin erişimi noktasında nasıl bir süreç işleyecek ve destek talebiniz var mı?

Türkiye’de belgesel yapmak pek kolay değil. Belgeselin tamamlanması için kitlesel fonlama projesi başlattık. Belgeselin tamamlanması önceliğimiz ve bunun için destek talep ediyoruz. Bitmesinin ardından olabildiğince insana ulaştırmayı hedefliyoruz. Mahzuni Şerif’i yakından tanımak isteyen birçok insan olacaktır ve birçok insana ulaşmasını istiyoruz.

Projeye destek olmak isteyenler bu adresten detaylara ulaşabiliyor.