Süper kahramanların sönük finali

Avengers: Endgame filminde, Avengers ekibi 'Avengers Infinity War' filmiyle birçok süper kahramanı yenmiş olan Thanos'un kurduğu çarpık dengeyi değiştirmek ve kendilerinden alınanı geri getirmek için büyük bir mücadeleye girişir. Filmi diğer Marvel filmlerinden ayıran nokta, bu filmin belki de en az dövüş ve aksiyon sahnesi barındıran, ancak bunun aksine en fazla diyalog, duygusal hesaplaşma ve karakterlerin iç dünyasını sunan bir yapım olması…

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Uzunca bir zamandır ‘Süper Kahraman’ filmlerinin ‘kralı’ olan Marvel filmleri, arka arkaya gelen uyarlamalarıyla sadece diğer ünlü çizgi romanlardan uyarlanan filmleri ikinci plana atmakla kalmadı, aynı zamanda en büyük rakibi ‘Detective Comics’ uyarlaması yapımlarla aralarındaki mesafeyi de bizce giderek açmaya başladı. ‘DC’ gibi Marvel dünyası da önce bazı süper kahramanların solo maceralarının ardından bu süper kahramanların hepsini tek bir film çatısında toplayarak daha görkemli, daha aksiyon dolu, kısaca daha büyük ölçekte yapımlar sundular.

Ancak bizce bu, aynı zamanda bu tür filmlerde bir gösterişçi (gösterişli değil!) hava, bir senaryoyu minimum düzeye çekme ve gerekli gereksiz her türlü görsel efektleri kullanma gibi bir heves yarattı. İlk ‘Avengers’ (2012) filmi, bu dozajı belli ölçülerde dengelese de, özellikle rakibi ‘Justice League’ (2017) söz konusu kontrolsüz tutumun ilk sinyallerini vermişti.

‘Avengers: Infinity War’ ise ‘süper kahraman’ bolluğuna rağmen, kendi evreninde bulunan karakterleri başarılı bir şekilde aynı potada eritti ve bu karakterlerin karşısına, en az onlar kadar tehlikeli bir düşman olan Thanos’u çıkartarak çok başarılı bir örnek yarattı. Bu filmin devamı olan ‘Endgame’ ise kendisinden olan beklentileri öyle bir çıtaya yükseltti ki, birçok sinemasever gibi biz de, bu son adımda, serinin belki de en unutulmaz yapımını, bu efsanevi ‘Saga’yı layığıyla taçlandıracak son halkayı sabırsızlıkla beklemeye başladık. Sonuç bir hayal kırıklığı olmasa da ne yazık ki beklenen etkiyi yaratmaktan uzak, dağınık, zaman zaman ışıldayan ve mizah gücü barındıran ama biraz fazla uslu bir film oldu.

Avenger’ları yenmiş olan Thanos, kendi evrenini kurmak için ihtiyacı olan taşları ele geçirmiş ve dünyanın yarısını mahvetmiş, milyonlarca kişiyi öldürmüştür. Hayatta kalan Avengers’lardan Black Widow ve Kaptan Amerika, çorak kalmış dünyada belli bir düzen kurmaya, hayatta kalan insanlara umut vermeye çalışmaktadırlar. Iron Man/Tony Stark ise yaşadıkları mağlubiyetleri kabul etmiş, mütevazi bir yerde aile kurmuş, köşesine çekilmiştir. İlk savaşta yer almamış bir diğer süper kahraman Ant-Man’nın hapsolmuş olduğu Kuantum evreninden dönmesi, durumu tersine çevirebilecek bir zaman yolculuğunun kapısını açar. Avenger’lar bu zaman yolculuğuyla hem kaybetmiş oldukları arkadaşlarını geri kazanmak hem de Thanos’un planlarını engellemek için tekrar bir mücadeleye girişirler.

BİZ ARTIK EMEKLİ OLDUK!

Avengers’lardan hayatta kalan üyelerinin kendi köşelerine çekilmiş olmaları ve yaşadıkları ağır mağlubiyeti (hazmetmesi zor olsa da) kabul etmiş gibi durmaları, filme en baştan pesimist ve dramatik bir hava katıyor. Seyirci olarak süper kahramanlarımızın bu durumdan bir çıkış yolu bulacaklarını tahmin etsek de bunun sadece basit bir zaman yolculuğuyla olmasını beklemiyorduk! Anlaşılan bu durum kahramanlarımızın da aklına hemen yatmıyor olacak ki, bu durumu başka filmlere selam çakarak ti’ye alıyorlar ve bu işin göründüğünden çok daha karışık olduğunu dile getiriyorlar.

Takımın adeta beyni olan Tony Stark ve Bruce ile bu kapıyı açan karakterler, biraz silkeleniyorlar ve tekrar bir araya gelmeye başlıyorlar. Bu yeniden organize olma süreci fena olmayan bir tempoyla ve belli bir mizah düzeyiyle filmde yerini alıyor. Ancak bu sekanslarda biraz fazla uçarı müzikler, eski formunu kaybetmiş kahramanların şakalaşmaları, sanki en baştan karakterler kalkışacakları işin ciddiyetinin farkında değillermiş gibi bir izlenim doğuruyor. Yine tahmin edilebileceği üzere, her biri başta reddedip ayak sürüseler de sonunda kabul ediyorlar.

TÜKENMİŞ BİR DÜNYA…

Bizce filmin bu bölümünde asıl ilgimizi çeken ve merak uyandıran nokta, ne nasılsa bir araya gelecek olan süper kahramanların durumu, ne onların hedefine ulaşmış ve adeta emekli olmuş Thanos’u yenmeleri, ne de çıkacakları zaman yolculuğunda karşı karşıya kalacakları tehlikeler oluyor. Filmin arka planını oluşturan ve yaşadığımız dünyayı betimleyen genel planlar ve bu ‘bitmiş’ dünyada ayakta kalmaya çalışan insanların mücadelesi bizce daha bir önem taşıyor. Bu distopik dünya tanıtımı hem Thanos’un nasıl bir dünya hayal ettiğini bize gösteriyor hem de ‘Avengers’ın nasıl bir dünyada olursa olsun insanların yanında olacağının altını çiziyor.

Bu ‘karanlık’ geleceğin dünyası ilginç bir şekilde günümüzün dünyasıyla benzerlikler taşıyor. Yani dünyanın, bütün yapısı yıkılmış, her tarafı dev bir çöle dönüşmüş, cehennemi andıran bir durumu görülmüyor. Her şey sanki yerli yerinde ama rahatsız edici bir dinginlik, tekinsiz bir sakinlik ve insanı diken üstünde tutan bir umursamazlık havası esiyor. Hatta bizce bu bölümün en akılda kalıcı sahnelerinden birini, bizim dünyamıza gelen ve hiçbir şeyin farkında olmayan Ant-Man’nin bir çocuğa: ‘Ne oldu?’ diye sorduğunda, bu çocuğun ona attığı bakış oluşturuyor.

GEÇMİŞLERİYLE YÜZLEŞEN KARAKTERLER

‘Endgame’ filminin diğer Marvel filmlerinden ayıran nokta, bu filmin belki de en az dövüş ve aksiyon sahnesi barındıran, ancak bunun aksine en fazla diyalog, duygusal hesaplaşma ve karakterlerin iç dünyasını sunan bir yapım olması… Aslında her Marvel meraklısının filmde yer alan süper kahramanlar hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen, filmin yönetmenleri bu sefer karakterler hakkındaki bilgileri onları ‘tanıtmak’ için değil, ‘değişik bakış’ getirmek için kullanıyor. Avenger’lar zaman yolculuğunda geçmişe gidip kutsal taşları ararken neredeyse takımın her üyesi geçmiş hayatında kaybettiği arkadaşlarını ve aile üyelerini görüyor (daha doğrusu saklanarak izliyor), bunun yanında tabii onların bütün pişmanlıkları, suçluluk duyguları, özlem duyduğu kişiler de su yüzüne çıkmaya başlıyor.

Yönetmenlerin filmde izledikleri bu yola ve tutuma hiçbir itirazımız olamaz hatta bazı Marvel ve DC uyarlamalarında, yönetmenin sadece aksiyona dayandığını, hikayeyi basit kurduğunu ve sadece bir ‘iyi- kötü’ çarpışmasını gösterdiğini hesaba katarsak, filmi bu açıdan kurmak birçok yönden fark yaratan ve takdir edilesi bir bakış açısıdır diyebiliriz. Sonuç olarak, bizce her sinemasever, özellikle söz konusu film bir fantastik film örneğiyse, karakterlerde bir derinlik ve hikayede bir oturmuş hava (tabii ki Marvel kıstaslarında) ister ve bekler.

PEKİ YA AKSİYON?

‘Endgame’ filminde gözümüze çarpan bu özenli tutum ve sağlam hikaye kurma çabası, ilk bakışta bir artı gibi gözükse de yanında bir zayıflık da getiriyor. Çünkü sonuçta karşımızda olan bir Marvel uyarlaması ve seyirci olarak tabii ara sıra patlak veren ve süper kahramanların özelliklerini sergiledikleri sekansları da görmek istiyoruz. Başka bir deyişle diğer filmlerde eleştirdiğimiz ‘aksiyon bolluğu hatta aşırılığı’ burada bir ‘aksiyon zayıflığına’ dönüşüyor. Hatta ‘filmin son 15-20 dakikasına kadar neredeyse hiçbir çarpışma görmüyoruz’ desek sanırız yanlış olmaz! Filmin finalinde (tekrar) yaşanan büyük çarpışma tabii ki etkiliyor ve beklentilerimizin karşılığını fazlasıyla veriyor ama dediğimiz gibi bu sekans fazla ‘geç’ geliyor ve o zamana kadar hissettiğimiz aksiyon eksikliğini kapatmıyor.

Filmin oyuncuları ise bir kez daha giydikleri süper kahraman kıyafetlerinde işlerini layığıyla yapıyorlar. Iron Man’de Robert Downey Jr, emekliliğinden vazgeçip harekete geçtiğinde bir kez daha alaycı ve zeki duruşundan vaz geçmiyor, Kaptan Amerika’yı canlandıran Chris Evans ve Black Widow’a hayat veren Scarlett Johansson karakterlerine bir derinlik katıyorlar. Ve tabii ki Thanos rolünde Josh Brolin tekrar hafızalarımıza kazınan performansını sergiliyor. Seriyi taçlandıran bu finalde ‘Konuk oyuncular’ olarak Michael Douglas, Michelle Pfeiffer, Marisa Tomei ve Robert Redford gibi isimleri görmek ise gerçekten keyif verici.

Sonuç olarak ‘Avengers: Endgame’ efsanevi bir seriyi her anlamda sonlandırırken ağızda ekşi bir tat bırakmayan ve bazı açılardan üstlendiği büyük sorumluluğunun hakkını veren ancak özellikle Marvel tutkunu sinemaseverlerin beklediği final patlamasını yapıp, türünde en başarılı örnek hatta bir başyapıt seviyesine ulaşamayan bir yapım. Hem de bunun için bütün imkan ve potansiyele sahipken…

Yönetmenler: Joe Russo ve Anthony Russo

Oyuncular: Robert Downey Jr, Chris Evans, Mark Ruffalo, Chris Hemsworth, Scarlett Johansson, Jeremy Renner, Brie Larson, Paul Rudd…

Ülke: ABD