Yeşil Rehber: 'Yeterince zenci değilsem, yeterince beyaz değilsem, yeterince erkek değilsem…'

Sanat, kararlarımızı verirken bizi biraz daha düşündürmesi, daha vicdanlı olmamazı sağlamak için var diyebilir miyiz? 91. Oscar ödüllerinde en iyi film seçilen Green Book filmi, Viggo Mortensen ve Mahaersalla Ali’nin başarılı oyunculuklarının katkılarıyla, bu kıtada ayrımcılık, ırkçılık var ama bakın üstesinde gelerek hepimiz kardeş gibi yaşıyoruz mesajını sona saklayan, piyanonun sadece oda müziğinde değil, eğlence yerlerinde de oldukça başarılı bir şekilde kullanılabileceğini gösteren iyi bir film.

Hüseyin Bul

DUVAR – Sanat ne işe yarar? İnsanları yakınlaştırmaya mı, başka bir deyişle sosyalleşmelerine yardımcı olmaya mı? Bunun için bir rehber görevi mi görüyor? Sanat iyileşmemize yardımcı olabilir. Yaralarımızı sarabilir, keskin ve sert yönlerimizi törpüleyebilir. Önyargılarımızı kırıp daha objektif olmamızı sağlayabilir. Peşin hükümlerimizde biraz daha düşünmemize, sabırlı olmamıza katkı sağlayabilir. Sanat, insan olduğumuzu hatırlatıp daha şefkatli, adil ve vicdanlı davranmamızı sağlayabilir. Sanatsız bir dünya, kuru, tatsız ve çekilmez olurdu herhalde. Sanat, Tarkovsky’nin dediği gibi, dünya mükemmel olmadığı için var.

91. Oscar adaylarının çoğunun ana omurgası müzik hikâyelerinden oluşuyor. Green Book filmi de bize müzik sanatının gücünü yeniden hatırlatır nitelikte. 2019’un en iyi erkek oyuncu Oscar adaylarından, Bradley Cooper – A Star Is Born, Christian Bale – Vice, Rami Malek – Bohemian Rhapsody, Willem Dafoe – At Eternity’s Gate ile yarışan Viggo Mortensen – Green Book filmi ile seyirciyi zıt kutupların çatışmasından yakalayan, oyunculuğuyla çıtayı yükselten oldukça başarılı. Peter Jackson’un 2003 yapımı Yüzüklerin Efendisi üçlemesinden on bir daldaki Oscar’ları toplayan Kralın Dönüşü filmiyle adından söz ettiren Viggo Mortensen, daha sonra Şiddetin Tarihçesi (David Cronenberg – 2005), The Road (John Hilcoat – 2009), Kaptan Fantastik (Matt Ross – 2016) gibi birbirinden başarılı filmlerde onayarak kendine sağlam bir yer edindi.

‘SİYAH OLDUĞU HALDE SİYAH SAYILMIYOR’

Green Book filmi bir dönem filmi ama en çok da bir yol filmi. Zira bu filmdeki adıyla Tony Lip (Viggo Mortensen) çalıştığı barın kapanması üzerine, ünlü müzisyen Dr. Don Shirley’nin (Mahershalla Ali; 2017 Moonlight filmiyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı) iş teklifini kabul eder. Müzik turuna birlikte çıkmayı teklif eden Dr. Shirley’in yaklaşımını ilk etapta reddeder, çünkü sadece şoför aramamaktadır aynı zamanda bir uşağın da işini yapmasını ister Tony’den. Evine gelen siyahların içtikleri bardakları çöpe atan Tony için bu zor bir karardır. Ekonomik durumunu göz önünde bulundurarak Noel akşamı evinde olma şartıyla yola çıkarlar. Birlikte çıkacakları tura rehberlik edecek Green Book kitabı tamamen beyazların rahatsız olmayacakları bölgeyi ve rotayı gösterdiğini yola çıkınca şaşkınlıkla öğrenir.

Amerika’da ırkçılığın olduğu bir dönemde beyazların “gönlünü eğlendiren” siyahi biz müzisyenin işinin hiç de kolay olmadığını karakter çatışmalarından yansıtan filmin en önemli mesajı iki arada bir derede kalan Dr. Shirley’in şu sözleriyle dile getirilişi filmin özeti niteliğinde; “Yeterince zenci değilsem, yeterince beyaz değilsem, yeterince erkek değilsem….” Ünlü bir müzisyen olduğu için beyazlara müzik yapabiliyor ama onlarla aynı restoranda yemek yiyemiyor. Siyah olduğu halde siyah sayılmıyor çünkü kılık kıyafeti, duruşu, bakışı ve de sınıfı buna engel oluyor.

Gittiği yerlerden horlanıp, aşağılanınca müziğine daha çok sarılan Dr. Shirley’in en büyük kurtarıcısı Tony oluyor, zira o da dışlayanlarla aynı ten rengine sahiptir. Oysa Tony bir göçmendir ve Dr. Shirley gibi ötekidir. Fakat en büyük değişimlerin yolculuklardan çıkacağını, aynı kaderden, girdaptan ortaklaşarak çıkabileceklerinin altını ustalıkla çizmiş yönetmen. Hem Tony’nin hem de Dr. Shirley’in nasıl dönüştüklerini, aslında ikisinin de aynı sınıfa mahsus olduklarını elleriyle tavuk yeme sahnesinde dile getirirken, seyirciye de, Dr. Shirley’in aslında eşcinsel olduğunu da göstermesi, sonraki sahnelerden birine oldukça ince hesaplanmış, estetiksel bir işaret fişeği niteliğinde.

‘OYUNCULAR NE KADAR REZİL OLURLARSA, AKADEMİNİN SEÇME İŞTAHI ARTIYOR’

Her sahnede yemek yiyip sigara içen Tony’nin iştahı, akademidekilerin daha önceki kararlarında oyuncuların ne kadar “rezil olurlarsa”, ne kadar kendilerinden feragat edip özveride bulunurlarsa (Charlize Theron – Monster – 2003, Christian Bale – Avards – 2004, Leonardo DiCaprio – The Revenant-2016 vs) seçme iştahları da o derece artıyor gibi. Mortensen’ın bu film için 12 kilo aldığını düşünürsek bu iddianın çok da havada kalacağını düşünmüyorum. Viggo’nun şansı Oscar’ın güçlü adaylarından Bohemian Rhapsody filmindeki performansıyla Rami Malek’e karşı diğer adaylara nazaran oldukça yüksek.