Suriyeli LGBTİ'lerin belgeseli: Mr Gay Syria

Mr Gay Syria'nin fragmanı yayınlandı. Belgeselde Suriyeli LGBTİ mültecilerin hayatı anlatılıyor.

Kavel Alpaslan  kalpaslan@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan ilk fragman ile birlikte Mr Gay Syria belgeseli pek bilinmeyen bir konuyu anlatıyor: Suriyeli LGBTİ mülteciler.

Suriye’de 6’ıncı yılını devirecek olan iç savaş ile birlikte Türkiye pek çok mülteci için Lübnan ve Ürdün gibi ilk duraklardan oldu. Ancak çoğu zaman dünyanın herhangi bir yerindeki mültecilerden bahsedildiğinde akıllara o halkın ‘ortalamasına’ tekabül eden bir imaj canlanıyor akıllarda. Oysa göçler bir halkın toptan yer değiştirmesi. Bu yanlış bakış nedeniyle o halkın bazı gruplarını görmemiz zorlaşıyor. Özellikle de kimlik mücadelesi verenleri. İşte bu anlamda LGBTİ mültecilerin hem diğer mülteciler gibi sosyal hem de diğerlerinden farklı olarak kimliksel varlık mücadelelerini görmek açısından son derece önemli ve bu alandaki ilklerden olan bir belgesel Mr Gay Syria.

Yönetmen Ayşe Toprak ile, hem kendisinin ilk uzun metrajlı belgeseli olan Mr Gay Syria hakkında dair hem de çekimlerin öncesi ve sonrasına dair konuştuk.

Belgeselin konusu, işledikleri ve olay örgüsü hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Öncelikle bu bir belgesel, film değil. İki ana karakter var belgeselde. İlk olarak Mahmut; Suriye’nin ilk LGBTİ örgütünün başını çeken kişilerden biri. O, 2011 senesinde Türkiye’ye kaçıyor ve şuanda Almanya’da bir STK’da yeni gelen LGBTİ mültecilerin haklarını korumak üzere çalışmalar çalışmalar yapıyor. Ama kendisi de mülteci statüsünde Almanya’da.

İkinci karakter ise Hüseyin. Hüseyin 23 yaşında bir berber, biraz iki arada bir derede kalmış bir karakter çünkü ailesi tarafından zorla evlendirilmiş, bu nedenle iki ayrı hayat yaşıyor ve bu ikisi arasında gidip geliyor. Esasında bu ikisini bir araya getiriyor, Mr Gay World yarışması ile. Mahmut için bir başkaldırış, Hüseyin içinse hem kendi kimliğiyle barışma hem de aynı zamanda Avrupa’ya bir kaçış çünkü herkes gibi o da Avrupa’ya gitmek istiyor. Çünkü yarışma Malta’da oluyor ve eğer Mr Gay Syria seçilirse Avrupa’ya bir şekilde gidebilir.

Yani hikaye aslında bu güzellik yarışmasını alarak hem mülteci krizine bakıyor hem insanların kimlikleri ve aidiyetleri üzerine bir şeyler yapmaya çalışıyor. İçinde bir aşk hikayesi var. Bir sürü farklı konuya bakıyor esasında. Ve tabi hikaye iki ana karakter üzerinden anlatılıyor, çoğunlukla da Hüseyin üzerinden.


*Mr Gay Syira belgeseli, henüz post-prodüksyon aşamasında. Bu nedenle Türkiye ve yurtdışındaki festivallerde yapılacak gösterim tarihleri henüz net değil. Belgesel hakkındaki gelişmeler Facebook ve Twitter hesapları üzerinden takip edilebilir.


‘Mr Gay Syria’ belgeselini yaratırken motivasyonunuz Mahmut’la tanışmanız mı oldu?

Evet, ben Suriye iç savaşı başladığında Al Jazeera da çalışıyordum. Suriyeli çocukların aldığı eğitimle ilgili bir belgesel yapmak istiyordum. 2012 yılında bölgeye gidip belgeselin çekimlerine başlayacaktım ancak Arapça bilmediğimden dolayı çocuklarla anlaşabilmem için Arapça bilen bir rehbere ihtiyacım oldu. Gazeteci arkadaşlarımla iletişime geçtim ve bir arkadaşım beni Mahmut’la tanıştırdı. Arkadaşlığımız öyle başlamış oldu.

Mahmut’la ilk buluşmamızda “Ben geyim, benle çalışmak ister misin istemez misin bilmiyorum ama ben kimliğimle yaşayan bir insanım” diyordu. Kendisi de gazeteci olduğu için, nasıl insanların dikkatini çekebilecek şeyler yaratabilirim, farkındalık yaratabilirim diye -özellikle LGBTİ konusunda- kafasını yoruyordu. O baştan beri bana ‘Çok delice bir fikir bulmalıyım ki insanlar bizim sesimizi duysun’ diyordu.

Bir gün geldi ve dedi ki “Mr Gay World diye bir güzellik yarışması gördüm ve oraya Mr Gay Syria bulup onu bu yarışmaya sokacağım. Böylelikle ilk defa bizim bölgemizden birisi bu yarışmaya katılmış olacak ve buda pek çok yerde gündem olacak.”

Tabii ki Mahmut aracılığı ile pek çok kişiyle yakın arkadaş oldum ve ne nihayetinde bu belgesele girmemin sebebi de onların hayatlarındaki bunca zorluğa rağmen hayata dönüp gülebilmeleri, eğlenebilmeleri ve her şeye rağmen ayakta durup bir şeyler yapmak istemeleri, bunu devam ettirebilmeleri çok hoşuma gitti ve çok önemsedim.

Son olarak, çekimler sonunda dönüp baktığınızda size kattığı tecrübeler neler oldu?

Mahmut’la yakın arkadaştık tabii ki ama diğerlerinin hayatımı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezdim. Bu benim ilk uzun metraj belgeselim ve bu derece sabah akşam düşündüğüm, karakterlerin hayatlarını düşündüğüm olmamıştı.

Çekimleri yaparken biz de çok etkilenmeye başladık ve gerçekten bu insanların hayatlarında bir şeyler değişsin çok istedik ve bu yüzden de de galiba karakterlerin de filmi oldu bu ve bu beni çok etkiledi. Bu film sadece benim ya da teknik ekibimin filmi olmadı, onların da filmi oldu çok benimsediler. En güzel noktası kolektif bir çalışma olması oldu. Ve bir şekilde onlar benim hayatımı çok değiştirdi, ben onların hayatlarını çok değiştirdim ve bütün bu film sürecinde hayatla ilgili bir şeyler öğrendim herhalde.