Bencil yas, hedefsiz bekleyiş

Geçmişte üç kısa ve üç belgesele imza atan yönetmen Piero Messina, bu deneyimlerini ilk uzun metraj filmi Bekleyiş'e de taşıyor.

Şenay Aydemir (sinesenay@gmail.com)

DUVAR – ‘Olmak İstediğim Yer’ (This Must Be the Place, 2011) ve ‘Muhteşem Güzellik’ (La grande bellezza, 2013) filmlerinde Paolo Sorrentino’nun asistanlığını yapan Piero Messina, yarım bir ‘yas’ filmi olarak tanımlayabileceğimiz ‘Bekleyiş’ ile ilk uzun metrajına imza attı. ‘Yarımlık’, filmden mi yoksa yastan mı kaynaklı orası biraz karışık. Messina, ‘yarım’ bir yas hikayesi anlatmak istemişse bunu başarmış diyebiliriz ama anlatmak istediği bir ‘yas öyküsü’ ise yarım kalmış.

Bu film haricinde üç kısa ve üç belgesele imza atan Messina’nın bu deneyimlerinin de filme yansıdığını belirtelim ilk elden. Özellikle de belgesel deneyimi. Film, bir cenaze töreni olduğunu anladığımız kilise sahnesiyle açılıyor ve kameranın kalabalık arasında kaybolan seyri belgesele selam çakıyor bu bölümde. Sonra, ilerleyen bölümde Sicilya’da olduğunu öğrendiğimiz büyükçe bir villadaki resimlerin, aynaların üzerinin örtüldüğü, kapıların sıkı sıkıya kapatılıp aydınlığın kısıldığı bir bölüme geçiyoruz. Telefon çalıyor. Yas içinde olduğunu anladığımız Anna ahizeyi kaldırıyor ve karşıdaki sese ziyaretine gelebileceğini söylüyor.

ANNA’NIN YASIYLA JANE’IN UMUDU

Gelen, Anna’nın oğlu Giuseppe’nın sevgilisi Jeanne. Giuseppe’nin daveti üzerine adaya gelen Jeanne, sevgilisinin ortalıkta olmadığını görüyor. Israrlı soruları ise kardeşinin ölümünün yasını tuttuğunu söyleyen Anna tarafından savuşturuluyor adeta. Giuseppe’nin nerede olduğunu seyirci biliyor olması Jeanne’ın serüvenini daha da ilginç kılıyor hiç kuşku yok ki. Ancak, hikayenin bu durum için yeterince güçlü olduğunu söylemek zor. Yönetmen Messina, Anna’nın genç kadını evinde tutmak için ısrarının nedenini belli belirsiz hissettirmeyi başarsa da, Jeanne’ın neden ortalıkta sürüklenip durduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Anna’nın yasıyla, Jeanne’ın umudu arasındaki ilişki bir türlü kendi dinamiğini doğal akışına oturtamıyor ve izlerken kafamızda sorular oluşmasının önüne geçemiyor.

Anna’nın yasının bencil karakteri mi anlatılmak isteniyor yoksa Jeanne’ın hedefsiz bekleyişine mi önem veriliyor? Film bir türlü bunun kararını veremiyor sanki. Hal böyle olunca da ‘yarım’lık duygusu seyircinin peşini bırakmıyor. Yönetmenin amacının bu yarımlık olup olmadığına dair elini bir türlü açık edememesi, filmi yarım hale getiriyor böylece. Messina, karakterle ile kamera arasındaki mesafeyi korumayı başarsa da; kendisi bu mesafeyi korumayı başaramıyor. Sanki hüzünlü ama herkesin bir şekilde kendisini iyi hissedeceği; olanın değil, olması gerekenin hayat bulduğu bir rotaya doğru kırıyor öyküsünü.

ROL OLMAYINCA OLMUYOR

Geçen yıl Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan filmin bu olmamışlıklarını Messina’nın eksi hanesine kaydedelim. Ama özellikle açılıştan başlayarak yetkinliğini konuşturduğu mekân kullanımı becerisinin de hakkını verelim. Ölümün gölgesinin evin bütün ruhuna hâkim oluşunu kare kare gördüğümüz açılıştaki bu beceri, filmin sonuna kadar devam ediyor. Juliette Binoche’un oyunculuğuna söz söylemek haddimize değil ama rol olmayınca olmuyor bazen. Genç oyuncu Lou de Laâge’yi ise daha sık göreceğimiz kesin.

ORİJİNAL ADI: L’Attesa
YÖNETMEN: Piero Messina
OYUNCULAR: Juliette Binoche, Lou de Laâge, Giorgio Colangeli
YAPIM: 2015, İtalya-Fransa
SÜRE: 100 dk.
VİZYON TARİHİ :24 Haziran 2016