Seyit Tümtürk: Türkiye, Doğu Türkistanlıları Çin'in insafına bıraktı

Son günlerde Türkiye’de uğradıkları gözaltı operasyonları ile gündeme gelen Doğu Türkistanlılar, yaşadıkları baskılardan dolayı huzursuz. Doğu Türkistan Milli Meclis Başkanı Seyit Tümtürk, “Sırf Çin’e şirin görünmek ve zeytin dalı uzatmak için Doğu Türkistanlılar üzerinden siyaset üretmek, bu arkadaşlarımızın batıya kaçmak zorunda kalması… Bunun vebalini kim ödeyecek?” diyor.

Google Haberlere Abone ol

Çağdaş Caner Koçak

KAYSERİ - Doğu Türkistanlı Uygurlar uzun süredir Türkiye’yi 'güvenilir liman' olarak görüyorlar. Ancak son dönemde Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin gelişmesi ile birlikte Uygurların sık sık evlerinin basıldığı, geri gönderme merkezlerine gönderildikleri şeklinde haberler gelmeye başladı. Uygurların Türkiye’de yaşadıkları iç siyasetin de gündemi oluyor. Hem AK Parti'nin hem MHP'nin Uygurlarla ilgili uygulamaları tabanlarına kabul ettirme noktasında sorun yaşayacağı yorumları yapılıyor.

Türkiye’deki Uygurlar ise yaptıkları eylemler ve açıklamalar ile iktidarı daha fazla eleştirmeye başladı. Son olarak bir grup Uygur, Türkiye’de kendilerine yönelik baskı uygulamaları olduğunu aktarmak için gittikleri MHP Genel Merkezi'ne kabul edilmediler. Çeşitli şehirlerde yaptıkları eylemler ise giderek daha fazla polis müdahalesi ile karşılaşmaya başladı. 2020 yılı istatistiklerine göre Türkiye'de 50 bin civarında Uygur yaşıyor. Henüz vatandaşlık haklarına ve sosyal güvenceye sahip olmayan Uygurlar, ayrıca Türkiye ve Çin arasında onaylanan fakat henüz meclisten geçmeyen ‘Suçluların iadesi anlaşması’ sebebiyle de oldukça endişeli. Doğu Türkistanlı Uygurların Türkiye’de yaşadıklarını ve Çin’deki son durum hakkındaki görüşlerini ülkemizde yaşayan ve daha önce devlet yetkilileri ile de görüşmeler gerçekleştiren Doğu Türkistan Milli Meclis Başkanı Seyit Tümtürk’e sorduk.

'ÇİN'DE YAŞANAN DURUM, NAZİ KAMPLARINI ARATMIYOR'

Sizce Doğu Türkistan’da neler yaşanıyor? Uygurların son durumu nedir?

Orada neler yaşanıyor diye sorarsanız tek kelimeyle soykırımdır. Dünyanın en büyük ülkelerinden en küçüklerine kadar, Doğu Türkistan’da bir soykırım yaşandığını ilan ettiler. Biz Doğu Türkistanlılar artık oradaki katliamları ve zulmü kanıksadık, alıştık. Normalde başka bir milletin başına böyle bir bela gelse, inanın deli gibi sokağa dökülür. Ama Doğu Türkistanlılar 72 yıldır Çin Komünist yönetimi elinde artık zulmü özümseye özümseye alıştılar. Organ ticareti gibi uygulamalar, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından raporlarla belgelerle ortaya konmuş bir vakadır. Çin’de yaşanan durum Nazi kamplarını aratmamaktadır.

Seyit Tümtürk

'ÇİN, EKONOMİK, SİYASİ VE ASKERİ NÜFUZUYLA DEVLETLERİ SUSTURUYOR'

Çin kaynakları Batı basınında Uygurlarla ilgili yer alan iddiaları sürekli yalanlıyor. ABD'nin ve CIA'in Çin karşıtı politikalarının bir ürünü olduğunu ve amacın Çin’i yıpratmak, itibarını zedelemek olduğunu söylüyor. Bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünyanın çeşitli yerlerindeki Doğu Türkistanlıların özellikle son dönemlerde Çin’in soykırım politikalarına karşılık vermesinin en büyük sebeplerinden biri, yaklaşık iki hafta önce BBC’nin Doğu Türkistan’daki kamp ve cezaevinde toplu tecavüzlere maruz kalan 3-4 Doğu Türkistanlı kardeşimizle röportaj yapılması oldu. O kardeşlerimiz, on binlerce Doğu Türkistanlı kadının kaldığı kamplara, gece yarısı Çinlilerin geldiğini, gardiyanlar ve görevlilerin bunun ticaretini yaptıklarını anlatınca, dünya çapında Doğu Türkistanlılar ayaklandı.

Çin, bu röportajdan o kadar rahatsız oldu ki şimdi BBC’yi Çin’de yasakladılar. Mesut Özil, geçtiğimiz senelerde Arsenal’de top koştururken, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini dile getirdiği için Çin’den nasıl baskı gördüyse bugün BBC gibi büyük bir ajans bile adeta Çin’in tokadını yedi. Bugün pek çok ülke Çin’in zulmüne ses çıkartamıyor çünkü dünyada büyük küresel bir güç. Ekonomik, siyasi ve askeri alandaki nüfuzuyla devletleri bile susturuyor.

'TÜRKİYE, DOĞU TÜRKİSTANLILARI GÖZALTINA ALARAK İTİBAR KAYBEDİYOR'

Türkiye’de Uygurların geceleri evlerine polis tarafından baskınların yapıldığını ve 'terörist', 'IŞİD militanı' gibi çeşitli gerekçelerle gözaltına alındıklarını duyuyoruz.

Bu konu bize yabancı değil ve çok rahatsızız. Zaman zaman Doğu Türkistanlılara gece yarısı operasyon yapılıp, IŞİD’ci, terörist, bölücü gibi birtakım kişilerin yapmış olduğu asılsız ihbarlar dikkate alınarak maalesef mağduriyet yaşatıldığını biliyoruz. Mesela geçtiğimiz ay içerisinde, ismini vermek istemediğim bazı şahısların, (ki bunların Çin ajanı olduğunu düşünüyoruz) birçok Doğu Türkistanlıyı, savcılığa asılsız ihbarlarda bulunarak mağdur ettiği, bir avukat arkadaşımızın çabaları sonunda tespit edildi. Bu durum belgeleriyle ispatlandı. Ama bu ajan hâlâ ortalıkta geziyor. Bu durumdan kim nemalanıyor? Polis kardeşlerimizin güvenlik güçlerimizin hiçbir suçu yok. Onlar bizim kardeşimiz, evladımız. Siyasi otorite bütün sorumluğu üzerine almalıdır. Bu emirleri kimler veriyor? Doğu Türkistanlılar siyasi iç hesaplaşmalara mı kurban ediliyor? Bu durumda Türkiye de itibar kaybediyor. Gerek uluslararası alanda gerekse Doğu Türkistanlılar nezdinde, mazlum ve kendisine sığınmış muhacir konumundaki Doğru Türkistanlılara gece yarısı operasyon yapan bir devlet gibi görülüyor. Burada ne amaçlanıyor ya da ne hedefleniyor bilmiyorum ama önüne geçilmesi gerekiyor.

'GÖZALTINA ALINANLARIN YÜZDE 99’U AVUKAT GELDİĞİ ANDA BIRAKILIYOR'

Çok enteresan bir bilgi vereyim. Gözaltına alınanların hemen hemen yüzde 99’u avukat tutulduğu anda, mahkemeyle hukuki mücadele verildiğinde suçsuz olduğu anlaşılarak serbest bırakılıyor. O zaman bunlar neden gözaltına alınıyor? Eğer bunlar suçluysa neden ceza almıyor? Bunu sormadan da edemiyorum. 5-6 ay yatıp, 'Ya kusura bakma, suçunuz yokmuş' denilip bırakılan onlarca arkadaşımız var. Peki bunların mağduriyetini kim giderecek? Sırf Çin’e şirin görünmek ve zeytin dalı uzatmak için Doğu Türkistanlılar üzerinden siyaset üretmek, tedirgin etmek, bu arkadaşlarımızın batıya kaçmak zorunda kalması… Bunun vebalini kim ödeyecek?

Sesinizi duyurmak için yaptığınız eylemlerinin de son olarak Kayseri’de olduğu gibi engellendiği görüyoruz. Yine MHP Genel Merkezi'ne de kabul edilmediniz ve ardından yapmak istediğiniz basın açıklamasına izin verilmedi. Bunları nasıl yorumluyorsunuz?

35 milyon Doğu Türkistanlının Türkiye’deki akrabalarının barışçıl ve demokratik şekilde "Annem nerede, babam nerede, akrabam nerede, bunlar öldü mü kaldı mı, kampta mı cezaevinde mi?" gibi soruları sorarak yaptığı bu eylemler dahi Çin'le ilişkileri sebebiyle Türkiye tarafından susturulmakta. Çin’in itibarını korumak, saygınlığını korumak bize mi düştü? Şimdi bu mağdurları susturmak, geldikleri şehirlere göndermek ya da sesini kısmak Türkiye’ye hiç yakışmadı. Yani biz şu anda soykırım yapan Çin’in itibarını koruyor gibi bir görüntü sergiliyoruz. Burada kendi soydaşlarımıza sahip çıkamamamızın mahcubiyeti bir tarafa, bu protestoları engelleyerek sahip çıkamadığımız sorumluluğumuzun hatırlatılmasını mı engelliyoruz? O da ayrı mesele...

'DOĞU TÜRKİSTANLILARI TÜRKİYE ÜÇÜNCÜ ÜLKELER ÜZERİNDEN ÇİN’E İADE EDİYOR'

Doğu Türkistanlıların Çin’e iadelerinin hazırlığının yapıldığı da iddia ediliyor. Suçluların iadesi anlaşması da henüz meclisten geçmese de iki ülke arasında onaylandı. Yapılan bu anlaşma ve sürdürülen bu operasyonlarla neler amaçlanıyor olabilir?

Her şey olabilir. Her türlü endişeyi ve riski yaşıyoruz. Bakınız Çin ile Türkiye arasında suçluların iadesi anlaşması henüz yürürlüğe girmeden, daha önceki dönemlerde yine basından takip ettiğimize göre birçok Doğu Türkistanlının üçüncü ülkeler üzerinden Çin’e iade edildiği bilgisi var. Yani bu mağdurların, iade edilenlerin akrabalarının sosyal medyada söylediği sözler var. Eğer bize taahhütlerde bulunan AK Parti ve MHP, suçluların iadesi adı altında, Türkiye’deki on binlerce Doğu Türkistanlının Çin’e iadesinin sağlanması için, 26 Aralık 2020 tarihinde Çin meclisinden geçmiş olan bu ihanet genelgesini onaylarsa unutmasın ki bize dünyaları bahşetseler hiçbir kıymeti yok. Bu anlaşma Boraltan ihanetini bine katlar. (1) Hiç kimse bu anlaşmayı masum gösteremez ve vebalinden kurtulamaz.

'TÜRKİYE DOĞU TÜRKİSTANLILARI ÇİN'İN İNSAFINA BIRAKTI'

Geçtiğimiz yıllarda iktidar blokunun Uygurları destekleyici ifadeleri mevcuttu. Fakat son zamanlarda bu etkinin ve söylemlerin azaldığını, desteğin düştüğünü görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Biri İslam’ın ve Müslümanların temsilcisi olduğunu söyleyen AK Parti, diğeri de Türk dünyasının ve milliyetçiliğin lideri olduğunu söyleyen MHP. İki önemli ideolojik partinin ata yurdu olan 35 milyonluk Doğu Türkistan’la alakalı bu suskunluk bizlere ağır gelmektedir. Maocu komünist Doğu Perinçek'e medyada, basında bu kadar alan veriliyor, Çin’e tek kelime itiraz etmeden Doğru Türkistanlılara emperyalizmin uşağı CIA ajanı gibi iftira ve yalanlar atılıyor. Maalesef bize çok ağır gelmekte, bizi en az soykırım kadar yaralamaktadır. Bugün AK Parti de MHP de acaba kendi iktidarları için mi endişe taşıyorlar? Bugün Doğu Türkistan meselesinde Türkiye adeta Çin’e ve Rusya’ya dayanmış durumda.

Şimdi Amerika tehdidi, endişesi var. Ben burada Amerika’yı aklamıyorum. Amerika’nın Türkiye’ye yönelik çok ciddi yanlış politikaları var. Bunun da altını çiziyorum. Mesela FETÖ'ye, Suriye’de YPG, PYD, PKK gibi örgütlere verdiği ekonomik, askeri ve siyasi destek Türkiye’yi bir beka sorunuyla karşı karşıya getirdi. Türkiye bugün toprak bütünlüğü ve ülke birliği konusunda Amerika'dan büyük bir tehdit alıyor. Hal böyle olunca, Türkiye Rusya ve Çin eksenli bir politika üretmeye başladı. İşte burada Doğu Türkistan da Çin ile yakınlaşma politikası pahasına, Çin’in insafına terk edildi. Türkiye sorumluluk alanından çekilerek adeta seyirci oldu.

Demek ki zaman zaman Doğu Türkistan için her iki partinin Çin’e karşı söylediği söylemler, sadece siyasi söylemmiş. Çin’in Doğu Türkistan’daki eylemlerine 12 yıl önce 'soykırımdır' diyen sayın Cumhurbaşkanı, eğer o sözünde samimiyse bugün tüm dünya soykırım uygulandığını söylerken neden suskun kalıyor? Ya o zaman söyledikleri doğru değil ya da şimdiki suskunluğu doğru değil. Sayın Bahçeli de Çin’in Doğu Türkistan’da soykırım ve katliam yaptığını defalarca söyledi. Şimdi ne değişti ki 12 sene önce söylenen sözlerin yerine suskunluk hâkim oldu? Bugünkü suskunlukları ben samimi bulmuyorum.

'CUMHURBAŞKANININ TALİMATI İLE DOĞU TÜRKİSTANLILAR BURAYA GELDİ'

Türkiye’de yaşayan Doğru Türkistanlılar henüz vatandaş statüsünde değil ve sosyal haklardan mahrum olarak yaşıyorlar. Siyasi iktidarın bununla ilgili yaklaşımını yorumlar mısınız?

Doğu Türkistan meselesi, iktidarın kaderini belirleyecek bir turnusol kağıdıdır, bir göstergesidir ve bir sınavdır. Millet bunu çok iyi seziyor. Kayseri’de yaşanan olayla ilgili bir tweet attım. Milyonlarca defa izlendi. Sayın İçişleri Bakanımız da bu konuyla ilgili açıklama yaparak Doğu Türkistanlılara sahip çıkıldığını, Türkiye’nin Doğu Türkistanlılara ikamet, vatandaşlık ve bir kısım hakların sunulduğunu söylüyor. Peki efendim ben şunu sormaz mıyım: Doğu Türkistanlılar 5-6 yıldır Türkiye’de. Yani bir siyasi kriz meydana geldiğinde mi vatandaşlık verilmesi gerekirdi? 5 yıldır biz avazımız çıktığı kadar bağırıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın talimat ve direktifleri ile Türkiye’ye getirilen 10 binden fazla Doğu Türkistanlı, bugüne kadar kimliksiz, sosyal güvenlikten mahrum, çalışma müsaadesi olmadan ve sağlıktan mahrum yaşadılar ve çeşitli mağduriyetlerle karşı karşıya kaldılar. Doğu Türkistanlıların hiçbiri vatandaşlık almasa, sosyal haklar verilmese de Türkiye’de yaşamak bir şereftir bizim için. Bunun idraki içindeyiz. Vatandaşlıktan, sosyal güvenlikten ve sağlıktan önce de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Çin’in soykırımına karşı dur demesini istiyoruz.

(1) Boraltan Olayı: İkinci Dünya Savaşı sonrasında 195 Azeri Sovyet askerinin Türkiye'ye sığınması ve mütekabiliyet ilkesi sebebiyle Sovyetler'e iade edilmesinin ardından idam edilmeleri olayı.