Seyfe Gölü için umut doğdu: Belediye yeni su kaynağı buldu

Türkiye’nin uluslararası öneme sahip sulak alanları arasında bulunan Seyfe Gölü, uzun süredir kuraklıkla boğuşuyor. Mucur Belediyesi’nin Seyfe Gölü su kaynaklarından su almayacağını açıklaması ve Seyfe Gölü Koruma İnsiyatifi’nin kurduğu temaslar sayesinde göl için yeni bir umut doğdu. Doğa Araştırmaları Derneği Başkanı Osman Erdem yaşanan yeni gelişmeleri anlattı.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR- Kırşehir’in Mucur ilçesinde yer alan Seyfe Gölü, 1990’lı yıllardan bugüne adım adım kuraklığa yaklaştı. Gölün kuruması, çevresel etkilerinin yanı sıra göçmen kuşların göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle on binlerce göçmen flamingonun, leyleğin, pelikanın, kazın, ördeğin ve martının yuvalarının yok olması anlamına geliyor. Seyfe Gölü’nün nasıl bu noktaya geldiğini ve son gelişmeleri Seyfe Gölü Koruma İnsiyatifi’nde de yer alan Doğa Araştırmaları Derneği Başkanı Osman Erdem ile konuştuk.

‘SÖZLEŞMELERE GÖRE KORUNMALI’

Osman Erdem

Seyfe Gölü’nün ve yakın çevresinin 1989 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı, yine bu alanın bir kısmının da 1990’da Tabiat Koruma Alanı ilan edildiğini belirten Erdem, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası bir anlaşmaya dikkat çekiyor: Ramsar Sözleşmesi. Erdem, Türkiye’nin uluslararası öneme sahip beş sulak alanı sözleşmeye dâhil ettiğini, Seyfe Gölü’nün de bunlardan biri olduğunu vurgulayarak, gölün hem ulusal mevzuatlara hem de uluslararası sözleşmelere göre korunması gerektiğini ifade etti.

‘İÇME SUYU ALINMASI EN BÜYÜK DARBE OLDU’

Açılan drenaj kanalları ile Seyfe Gölü’nün sularının boşaltılması, gölün kurutularak tarım arazisi elde edilmesi hedeflenirken Başbakanlık Çevre Genel Müdürlüğü’nce “Çevresel Etki Değerlendirme Raporu” hazırlandığını söyleyen Erdem, gölün kuzeyinden geçen bir tahliye kanalı açıldığını ve bunun da kuraklığın başlangıcı olduğunu belirtti. Erdem, 1990’lı yıllara gelindiğinde Seyfe pınarlarından önce Gümüşkümbet Köyü’ne sulama suyu alındığını, daha sonra Mucur’a ve diğer yerleşim yerlerine içme suyu alındığını kaydederek, “Göle en büyük darbeyi gölü besleyen kaynakların içme suyu olarak alınması vurmuştur. Ayrıca bölgede tarım yapılıyor. Son 20 yılda tüm Orta Anadolu’da olduğu üzere yasal veya yasa dışı yüzlerce kuyu açıldı. Bunları kapatmak mümkün olmadı. Bunun neticesinde gölü besleyen Yenidoğanlar ve Horla kaynakları kurudu ve bugünkü halini aldı" ifadelerini kullandı.

Seyfe Gölü, 1970’lerde büyük flamingonun ülkemizdeki en önemli kuluçka alanlarından biriydi.

KUŞLARIN GÖÇ YOLUNDA

Kışın donmadığı için geçmişte Seyfe Gölü’nün su kuşları açısından Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından birisi olduğuna ve her yıl 20 binin üzerinde su kuşunun geldiğine dikkat çeken Erdem, “Bugüne kadar yapılan çalışmalarda Seyfe Gölü ve yakın çevresinde 231 kuş türü tespit edilmiştir. Göl içerisindeki eskiden var olan adalarda binlerce kuş düşmanlarından uzakta, güven içerisinde kuluçkaya yatmaktaydı. Ama artık o adalar yok. Yine 1970’lerde büyük flamingonun ülkemizdeki en önemli kuluçka alanlarından biriydi. Bunların hepsini kaybettik” dedi.

Kılıçgaga kuşları

‘AĞAÇLAR MEYVE VERMİYOR’

Osman Erdem, gölün kurumasının sadece yaban hayat alanını değil, tarım alanlarını da etkilemeye başladığını söyleyerek, kurutulan alandaki araziler hiçbir işe yaramadığı gibi binlerce yıldır göl alanında biriken tuz tabakasının rüzgârlarla tarım alanlarına taşınarak yöre tarımını tehdit eder boyutlara ulaştığını vurguladı. Ayrıca sulak alanların bulundukları bölgenin iklimini yumuşattığını, ancak artık özellikle elma bahçelerinin ve ceviz ağaçlarının ürün vermemeye başladığını belirten Erdem, şöyle devam etti: “Gölün çevresinde önemli değişiklikler yaşandı. Hem doğayı korumadan sorumlu kamu kurumlarının hem de sivil toplum örgütlerinin yıllardır Mucur Belediyesi’nden beklentisi vardı, Seyfe kaynağını Seyfe Gölü’ne bırakması konusunda. Belediye başkanı geçtiğimiz günlerde yeni bir su kaynağı bulduklarını ve suyu artık oradan alacaklarını açıkladı. Bu bizim için bir umut oldu”

‘TÜM KURUMLAR TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYMALI’

Bölgede su tüketen kuruluşlardan birisinin de Malya Devlet Üretme Çiftliği olduğunu söyleyen Osman Erdem, “Bu çiftlik, çevrenin hayvancılığına örnek olsun, katkı sağlasın diye kurulmuş bir kurum. Koyunculuk yapıyorlar ve sulu tarımla yonca ekiyorlar” dedi. Bu nedenle geçtiğimiz günlerde Seyfe Gölü Koruma İnisiyatifi'nde yer alan Doğa Araştırmaları Derneği, Doğal Hayatı Koruma Vakfı, Tema Vakfı ve Doğa Derneği temsilcileri olarak TİGEM genel müdürünü ziyaret ettiklerini aktaran Erdem, gelişmeleri şöyle anlattı: “Genel müdür bize eğer Seyfe Gölü’nün kurumaması için bir karar üretilirse ve bu karar bilimsel bir beyan olursa yönetim kuruluna götüreceklerini söyledi. Önümüzdeki günlerde oradaki kaçak kuyuların kapatılmasına ve suyun daha tasarruflu kullanılmasına yönelik tedbirler alınmasını bekliyoruz. Seyfe köylüleri yıllardır gölün geri getirilmesi için çaba sarf ediyorlar ama çok etkili olamadılar. Biz de çok etkili olamadık. Beklentimiz tüm kurumların bir araya gelerek taşın altına ellerini koymaları, Seyfe Gölü’nün ihtiyacı olan suyu tekrar göle vermeleri ve gölün tekrar geçmişteki durumuna getirilmesi"