Gurbette yeni akım Amerika 11: Nasıl geçinecektik?

Para harcamak için para kazanan bir toplum düşünün. Neredeyse bütün sistem bunun üzerine kurulmuş bir tezgah: Kazanın ki harcayın, daha çok kazanın, daha çok harcayın; daha çok çalışın, daha çok kazanın, daha çok harcayın; hiç düşünmeden sadece çalışın, hiç düşünmeden bolca kazanın ve hiç düşünmeden size öğretilmiş göstergeler doğrultusunda harcayın.

Fatma Arsan* – Onur Mutlu**

Düşünecek çok zamanınız olduğunda bir kelimeyi bile evirip çevirebiliyorsunuz. Geçinmek derken de bu kelimenin bilebildiğim anlamlarını düşününce; geçim derdi, temel ihtiyaçlar dahilinde hayatı idame ettirmek, bir evin ekonomik yükünü çekip çevirmek ya da iki kişinin aynı yolda yürüyebilmesi, aynı evde yaşayabilmesi, tüm aile bireylerinin ortak paydada buluşup eğlenebilmesi ya da tüm mutluluklar ve mutsuzluklar yaşandıktan sonra hiçbir dayanak kalmadığında bu dünyadan tamamen göçüp gidilmesi. Nihayetinde hep bir gurbetlik acısı, yalnızlık belası, hem bu dünyada hem de olası diğerlerinde.

Gurbet her yerde gurbettir. Kendimizi ait hissetmesek bile en az bir nesil öncemizin yaşadığı topraklardan, çocukken aynı oyunları oynadığımız arkadaşlardan ki bu oyunlar türlü ayak oyunlarına dönse de sonradan, arkadan çevrilen dolaplara birer birer çekmece olsa da, hangi tarafta olursa olsun bir süre aynı geçmişi paylaştığımız insanlardan, farklı bir dile, farklı bir kültüre, bambaşka bir geçmişe doğru gelecek kurmaya çalışmak hiç de kolay değil. İçtiğiniz sudan, yapacağınız şakadan edeceğiniz kavgaya kadar kelimeler hep boğazınıza düğümlenecek, sesiniz çıksa bile kendi çekingenliğinden sadece bir fısıltı gibi cılız, bir mum söndürebilecek bir nefes olacaktır. Bu işin doğusu, batısı, daha batısı, daha adası, daha yarımadası daha yukarısı ya da aşağısı yok. Kendi ülkemizin bile doğusu batısına kuzeyi güneyine başka başka geliyorken gün geldiğinde, ovalısından dağlısına, obalısından yerlisine aynı halayı bir türlü çekemiyor el ele tutuşmayı bile beceremiyorken başka ellerin aşına buğdayına ortak olmaya çalışmak hiç kolay değil.

Turist olarak pek çok ülke gezdik. Eğer turistseniz dünyanın en kötü yerleri bile size güzel, ilginç, çekici ya da keyifli gelir. Bir macera hikayesi içinde dolanır durursunuz. Üç gün, altı ay… Turist adı yerini “sakin”e bıraktığında misafir sükuneti birden kayboluyor ve yıpranmaya başlıyorsunuz. Çünkü bazı noktalarda çatışmaya başlıyorsunuz, hayatınızın tadı tuzu şekeri olan toleranslarınız düşüyor ve iki adım ilerlemiş olsanız bile hep bir adım geride kalsam daha mı sağlam olacaktı diyerek keşkelere ya da acabalara girmeye başlıyorsunuz. Oysa her attığınız iki adımın bir gerisi bir önce attığınız iki adımın başarısı… Yeni hayatın yeni kuralları yeniden öğrenmek yeniden yanılmak… Ve sonra, daha önce yaşamadıysanız şimdi yaşayacağınız bir duygu geliyor: Yabancılaşma. Bu noktada tam anlamıyla bir yabancısınız. İşte bu şekilde yaşadık ve buna göre de yabancı olmanın en hafif haliyle yaşanacağı yeri Amerika olarak belirledik. En ucuz, en kolay, her şeye ulaşımın en çabuk en hesaplı olduğu havasını rahatlıkla soluyup suyunu içebileceğimiz en uygun yer.

.

Peki şimdi nasıl geçinecektik? Her anlamda… Geçim derdi çözülünce yan anlamlar yerine daha oturarak değer kazanıyor. Bunu tecrübeyle sabitledikten sonra Amerika’da insanların neler yaptığını, nasıl çalıştığını ya da çalışmadığını, iş dünyasını, sanat, zanaat dünyasını merakla, kadınların iş dünyasındaki becerisini hayranlıkla izledik. Akdeniz’in etkisiyle biraz ağır, biraz tembeliz belki ama Anadolu’nun bize kazandırdığı mücadeleci ruhumuzla kuyruğumuza basıldığı anda dağları deviririz. Çok gerilerde bıraktığımız tarladaki çatlak ellerimiz toprağa emeğe alışık, biraz da hasret belki. Gelelim işlere güçlere. Amerika’da yaşamak gibi para kazanmak da o kadar kolay ki. Burada bir çile var, içindeki yaşamak ile para kazanmak birbirine örülerek büyükçe yumak oluyor. Öncelikle bu denklemi içinizde özümserseniz yolunuzu belirlemek ona göre kolaylaşıyor. Arz edeceğiniz her şeyin talibi olacağına inanın. Para harcamak için para kazanan bir toplum düşünün. Neredeyse bütün sistem bunun üzerine kurulmuş bir tezgah: Kazanın ki harcayın, daha çok kazanın, daha çok harcayın; daha çok çalışın, daha çok kazanın, daha çok harcayın; hiç düşünmeden sadece çalışın, hiç düşünmeden bolca kazanın ve hiç düşünmeden size öğretilmiş göstergeler doğrultusunda harcayın. Yeni nesil kölelik konusunun kapısını aralık bırakıyorum; sonrasında ırkçılıkla birlikte uzun uzun anlatacağım. Şimdilik yüzeysel olarak görebildiğim çalışma hayatından bahsetmek isterim.

Halihazırda bir iş vasıtasıyla geldiyseniz zaten bir yolda gidiyorsunuz. Ama bir şekilde işi hazır etmeden gurbet yollarına düştüyseniz geldikten sonra bakacağınız çok değişik işler var. Gurbetin güzel yönlerinden biridir; burada kimse sizin ne iş yaptığınızla ilgilenmez çünkü burada herkes her işi yapar. Memleketimizden üstümüze yapışmış gizli kastlara göre falancaların kızının temizliğe gitmesi ya da filancaların oğlanlarının işleri bozulup da inşaatta çalışmak zorunda kalması, kimsenin umurunda değildir. Tıpkı ne giydiğinizin, nasıl davrandığınızın daha genel kapsamda da sizin, kimsenin umurunda olmamanız gibi. Bu da böyle bir yandan özgürleşme bir yandan yalnızlaşma… En hızlı ve en kolay bulunabilen çok vasıf gerektirmeyen işler yapı-bina işleri, mutfak montajı, inşaat işleri, bina temizleme ve taksicilik. Geçmiş kariyeriniz ve becerilerinizle ilgili olarak da bilgisayar işleri, sosyal medya, özel dersler, paketleme, kargolama ve kargo takip işleri, bir restoran ya da kafede çalışmak, otel ya da ev için temizleme hizmetleri, alışveriş merkezlerinde kiosk hostesliği, sezonluk işlerde özellikle yılbaşı yaklaşırken yılbaşı dekorları satan mağazalarda dönemsel çalışmak ya da köpek gezdirmek… Erkekler için en popüler işler inşaat, mutfak, tesisat ya da benzinlik işleri, biraz elektrikten anlıyorlarsa elektrik işleri veya uber… Bahçıvanlık işleri de var arada; şömine yaygın bir kullanım olduğu için baca temizleme ya da ev önündeki karları küreme gibi evle ilgili işler… Kadınlar için işler daha güzel. Evet yine mutfak diyeceğim ama bu sefer mutfak lezzetleri. Kadınların pek çoğu ellerinin ne kadar lezzetli olduğunu gurbette keşfediyor. Yemekler, tatlılar, çorbalar, salatalar, güveçler, pideler… Evde deneye yanıla ustalaşılmış yoğurt, kefir, sucuk ve ekmek çalışmalarını, hamur ve kek işlerini hatta artizan boyutuna girmiş özel yapım pastaları söylemiyorum bile. Mutfakta ustalığının son noktasındaki kadın üstelik bir de kendini özgürleştirdiği bir yerdeyse hem üretimini hem da dağıtımını yaptığı harika bir iş ağı kuruyor kendine. İşte en güzel iş. Kadınların kendi harikalığından ortaya çıkmış şahane bir iş ağı hem de. Öte yandan bu hünerlerini sabit bir kafeye, mağazaya ya da bir seyyar arabaya bağlayarak sergilemeleri de takdire şayandır. Bunun adı food truck. O kadar güzel food truck’lar var ki, o kadar zevkli donatılmış, oturup en azından bir kahve, bir meyve suyu içmeden gitmek istemezsiniz. Elbette sıradan yiyecek satan seyyar yerler de var köşe başlarında. Arabayı illa donatmanız gerekmiyor çalışmak için. Döner, tost, sandviç, çorba aklınıza gelen her şeyi rahatlıkla servis edebilirsiniz. Bunun yanından dondurma arabası da çok işlevsel bir diğer iş. Sadece yazın çalışarak tüm seneyi geçirebilme potansiyeliniz var. Eller sadece mutfakta değil el emeği göz nuru işlerde de çok başarılı. Kolye, küpe, bilezik gibi aksesuarlar, çantalar, baskı boyama şallar, resim, ebru ve aklıma gelmeyen o kadar güzel işler var ki bu ürünleri de genelde internet satış ağlarında satarak ya da siparişler alarak hazırlıyorlar burada kadınlar.

.

Öte yandan temizlik şirketlerinde çalışmak da bir diğer kısa vadeli iş çözümlerinden. Ya belirli bir eve gider ya da bir firmaya bağlı olarak bir günde ortalama 4-5 ev gezerek çalışabilirsiniz. Çocuk bakıcılığı, ilk ve ortaokul çocuklarını okula getirip götürme işleri. Üniversite mezunu iseniz mutlaka bağlı bulunduğunuz bölgenin geçerli eğitim merkezinden denkliğinizi alın. Okul kredilerimiz buraya göre daha yüksek olduğu için en azından bizdeki rehberlik ya da yedek öğretmen gibi öğretmen olma şansınız var.

Farklı iş kolları yaratıcılığınıza, emeğinize, çabanıza bağlı olarak artar da artar. Örneğin sadece çocukları okul saatinde okula götürüp çıkış saatinde de alıp eve teslim eden bir ulaşım ağı kurulmuş ve bu bir iş kolu olarak hâlâ hizmet vermekte. Evde kendi yaptığı salçaları ve reçelleri güzel güzel şişeleyerek butik restoranlara gönderen kadınlar var mesela, kendi markalarını etiketleyen. Özel günlerde balondan şekiller yaparak bunu da güçlü bir iş koluna geçirmiş kadınlar var. Müzik yapan, tiyatro yapan, ebru yapan ve bunu da öğreten, konularına göre atölye çalışmaları düzenleyerek hem eğiten hem para kazanan kadınlar var. Burada en çok sevdiğim, kadınların gücü ve bu güçlerinin farkında olmaları. Dünya görüşleri, hedefleri her ne olursa olsun özgürleşen bir kadının ne kadar güçlü olabileceğini gördüm. Hepsinin önünde saygıyla eğilir ellerini öperim çünkü güçlü kadın saygıyı en çok hak eden kadındır. Özellikle Ortadoğu’da adının batırıldığı, unutturulmaya çalışıldığı, örf, adet ve dine hapsedilmiş kadınların, ananelerini terk edemeseler bile güçlerinin farkına vararak başarmaya çalışmaları, çabaları muhteşem.

 

*Dijital İletişim Uzmanı

**Eğitmen-Müzisyen