Gurbette yeni akım Amerika 4: Gezmek, konaklamak, yemek, alışveriş

Hayatının büyük çoğunluğu Ankara’da geçmiş birisi için Beyaz Saray, Washington derken çok da ilgi çekici olmadı bu duraklama ve yolumuzu Kuzey Karolayna’nın başkenti Raleigh olarak ayarladık. Yollar uzun ama benzin fiyatları o kadar ucuz ki yol size sadece keyif veriyor.

Fatma Arsan* – Onur Mutlu**

Bir saraylar diyarından başka bir diyarın sarayına derken akıllardan geçen hep şan, şaşaa, görkem, gösteriş, ezilen zavallı halklar, halkların omuzlarından yükselmeye çalışan başlar, kafalarda deli sorular… Bizde daha sarayın avlusundan belli eder kendini ihtişam, burada da asıl içeride dolar taşar gayya kuyusu. Eh kolay değil tabii bir saray yaptırmak bugüne bugün. Ne demişler çok laf yalansız çok mal haramsız olmaz. Bir yerde muhasebesinin yapılması lazım.

Muhasebe demişken bizim minik seyahatin de günahını kabaca söyleyeyim: Üç aylık Amerika’da turist olarak gezme işi bize bin doları araç kiralama, iki bini konaklama, bini yeme içme ve  beş yüzü de bir iki elektronik ve spor ayakkabı, çanta, ağrı kesici gibi “önemli”; memlekette pahalı buralarda sebil misali alışveriş giderleri olarak 5 bin  dolara mal oldu. Bu bizim gibi minimalist bir ailenin üç aylık güncesine göre bir rakam tabii ki. Bunu daha sonra Amerika’da yaşamaya başlayınca ortalama rahat bir yaşam için aylık olması gereken miktar şeklinde kararlaştırdık. Ama yine de en başta birikim şart. Bunu bir emniyet supabı olarak düşünün. Çünkü her zaman için kötü bir durumun olabileceğini ve iyi kötü hazırlıklı olmak gerektiğine inanırız. Bu ne yazık ki bize ailelerimizin onlara da coğrafyanın ve tarihlerinin öğrettiği bir konudur ve sanırım bir kültürel miras olarak da diğer nesillere aktarılarak gidecektir. Çünkü gezmek, eğlenmek, yemek içmek, kalacak yerler, konaklamak, alışveriş derken insan düşünmeden edemiyor nereden geliyor bu değirmenin suyu ve bu su nasıl ayarlanıyor. Bu işler öğrenciyken çok kolay ama şu hayatta kırkını çıkarmış bizim gibi işçi-memur kafalı insanlar için nasıl olacak?

Evet her şeyin para olduğu bir dünyada özellikle de bu dünyanın etrafında döndüğü böyle bir merkezde o kadar derin ama bir yandan da o kadar basit bir konu ki. Her şeyin başı aslında çok iyi bir plan yapmakla başlıyor. Önceden beri söylenen sözdür hep, kararsız mı kaldın al eline bir kağıt kalem böl sayfayı ortadan, bir tarafına istediklerini diğer tarafa istemediklerini yaz, oku bir kere daha ve şimdi ona göre karar ver. Biraz daha profesyonel bir yaklaşımda al eline birkaç aydınger kağıdını her bir katmana ne istediğini yaz çiz sonra hepsini üst üste koy kesişen noktalardan bir fikir oluştur, çok kaba bir tabirle tabii ki. Özetle ele kağıt kalem almak şart. Kafadan yapılacak hesaplarla pusula şaşabiliyor.

Yine laf lafı açtı konular birbirine karıştı. Bir yandan da öyle gördük ki ya da bizim baktığımız pencereden görünen o ki bunu hem bir turist hem de yerleşik insancıklar olarak rahatlıkla söyleyebiliriz; kapitalizmin direği olan bu topraklarda devlet göreceli olarak sosyal bir sistemde çalışıyor. Evet her şey para etrafında dönüyor yine ama nasıl dönüyor! Herkes Avrupa’daki sosyal devleti yüceltip “Amerika’da vahşi bir kapitalizm var” diye buraya yaftayı yapıştırırken gördük ki Amerika, Avrupa’daki sosyal devlet sistemini çoktan oturtmuş almış yürümüş bile. Buradaki sisteme göre; toplanan vergilerle ihtiyaçlar sahiplerinin, ihtiyaçları ile doğru orantılı olarak sağlık, eğitim ve diğer temel gereksinimlerindeki açık kapatılıyor. Ayrıca devlet sivil toplum kuruluşlarını da destekleyerek hem vergiyi döndürüyor hem de daha kalan açık varsa onları kapatıyor. Bu durum özellikle Obama Care ile almış yürümüş. Ama sonradan sağolsunlar yurdum insanlarının da büyük katkılarıyla dibine kadar suyu çıkartılmıştır. Yurdum insanının buralara olan katkılarını başka bir seri olarak ele almak lazım zira tek kalemde anlatmakla bitecek gibi değildir.

Bu konuları tek tek, adı geçen her başlık altında deneyimleyerek, karşılaştırarak elimizin döndüğünce anlatmaya çalışacağız. Eğitim, okullar, sağlık, hastane, ilaçlar, nerede çalışılır, nasıl çalışılır, ne şekilde iş bulunur ya da ne şekilde kesinlikle iş bulunamaz, nasıl yaşanır nasıl yaşanamaz, nasıl araç sahibi olunur nasıl ev kiralanır ve daha bir sürü detay. Hepsine geleceğiz.

Kaldığımız yerden devamla; hedefimiz içinden geçtiğimiz eyaletlerin başkentlerinde kalmaktı. En gelişmiş şehirlerini görmek, eyaletlerin…

Washington DC kapladığı alan küçük ve sınır olmuş bir nehirle Virginia eyaletine bağlanıyor. O halde evi Richmond’da tutarsak Washington daha kolay gezilebilir dedik ve öyle yaptık. Başkentler sanırım hep karanlık ve gri olmak zorunda. Ne kadar başka bir medeniyet de olsa hemen sizi sarıveren bir resmiyetle ve ciddiyetle karşılaşıyorsunuz. Büyük caddeleri ve yüksek binalarıyla tam bir Amerikan başkenti. Beyaz Saray’a açılan ve bizim Sultan Ahmet meydanında gördüğümüz dikilitaşlardan olan ve ayrıca bir çok müzeyi de içinde barındıran kocaman bir park, nefes alabileceğimiz en güzel yerdi sanırım. Tüm günümüzü bu parkta geçirdik desek yalan olmaz. Yoldan gelmiş olmak yorgunluğu da beraberinde getiriyordu. Yanınızda bir de bir yaşında bebek varsa o zaman özellikle müze gezmek biraz tatsız hale geliyor. Tarih ve sanat konusunda müze haklarımızı Paris’te yeterince doldurduğumuzu düşünerek sadece şehir hayatını gözlemledik, Beyaz Saray’la bir hatıra fotoğrafı çekildik ve Richmond’taki evimize geçip dinlendik. Unutamadığım ne diye sorarsanız insanlar evlerini kiraya verirken bile eve gelmiyorlar. Anahtarın yerini mesaj atmaları yeterli. Güvenliğin çok yüksek olduğu hissediliyor.

 

.

Hayatının büyük çoğunluğu Ankara’da geçmiş birisi için Beyaz Saray, Washington derken çok da ilgi çekici olmadı bu duraklama ve yolumuzu Kuzey Karolayna’nın başkenti Raleigh olarak ayarladık. Yollar uzun ama benzin fiyatları o kadar ucuz ki yol size sadece keyif veriyor. Bir galon benzin, yaklaşık 3.7 lt, ortalama iki dolar. Parayı Amerika’da kazanıyorsanız neredeyse bedava. Yollar müzik dinlemek için, düşünmek için, nefes almak için mükemmel fırsatlar sunuyor. Biz de bunu değerlendirmeye çalıştık ve en az üç, en fazla beş saatte ulaşacağımız destinasyonlar belirledik.

Raleigh, Kuzey Karolayna’nın başkenti. Ufacık tefecik bir şehir merkezi ama üniversitesi ve çevresi çok eğlenceli; evler, caddeler renkli… İnsanın yerleşesini getiren bir yer. Bir müzisyen arkadaşın odasını kiraladık ve aile olduğumuz için tüm evi o gün bize bırakarak arkadaşında kaldı. İlk defa müstakil bir ev kiralamış olduk. Gerçekten başka bir dünya. Bunu size daha sonra detaylı anlatacağız. Müstakil bir ev ile site içindeki hayat özellikle yalnız bir göçmenseniz çok farklı imkanlar sunan hayatlar. Biri size büyük bir özgürlük sunuyormuş gibi gelse de daha çok yalnızlaştırıyor diğerinde ise konu komşu muhabbeti olacağı için özellikle çocukların, mahalle kültürüne yakın bir ortamda büyümesini, bir arada sokakta oynayan çocuklar olma imkanını getiriyor.

Ralegih ve gidemediğimiz Charlotte ile birlikte Savannah ve Charleston ile Güney Karolayna’yı geride bırakarak yeni bir rota belirlemeye koyulduk… Güneye indikçe insanların daha sıcak davranışlar sergilediğini gözlemleyebiliyorsunuz. Daha arkadaş daha konuşkan ve daha yardımsever. Aslında aradığımız daha insanca yaşam tam olarak da bu diyerek, tünelin ucundaki ışığı görmüş gibi bir mutluluk kaplayıverdi bizi. O zaman neydi aradığımız gözden geçirmekte fayda var dedik ve yazdık. Doğa, sağlıklı toplum, sıcak insanlar, müzik, bizi sözüm ona ferah bir şekilde yaşamak için hayatımızı elimizden almayan, bize gerçek imkanlar sunan bir sistem. Tahminlerimize doğru yolumuza devam etmeye karar verdik ama bu sefer yol uzundu. GPS’e girilen adresler, yolda verilecek molalar, yemek ve içecek stokları kontrol edildikten sonra altı saatlik en uzun sürüşümüz için düştük yollara. Destinasyonumuz Georgia eyaletinin başkenti Atlanta oldu. Çocukken NBA maçlarında izlediğimiz, filmlerde, kitaplarda hep adı çok geçen Atlanta. Büyük bir şehir olduğunu hep duyduğumuz bildiğimiz bir şehir. Bizi ne maceralar bekliyordu acaba?

*Dijital İletişim Uzmanı

**Eğitmen-Müzisyen