Kiev: Anti-Rusçuluk ya da aşırı Avrupacılık

Sovyetler Birliği’nden kalma anıtların, önünde ufaldığınız dev modernist yapıların, depolarca uzanan ikinci el pazarlarıyla, kocaman parklarının peşinde uzandım Kiev’e! Gökkuşağının eksik olmadığı bu kentin soruları, sorunları var: SSCB'nin çöküşüyle gelen bağımsızlık, Rusya'yla yaşanan krizler, bu krizlerin sonucunda ortaya çıkan anti-Rusçuluk ya da aşırı Avrupacılık…

Tuğçe Özbiçer  tozbicer@gazeteduvar.com.tr

Uzaklaşmak, daha önce görmediğimiz kentlerde, konuşamadığımız dilleri duymak da anlamamak iyi gelir bazen. Geçici “yabancılık” oyuna dönüşür, gidecek olmanın verdiği rahatlığa sırtını dayayınca insan; eylemler de, düşünceler ve hislerle birlikte gevşer. Sanırım bunun için yurt dışına seyahat ediyoruz ya da ediyorduk… Balkanlar hariç, vizesiz ve ucuz ülkelerin uzak olduğu, birtakım diğer yakın ama pahalı ülkelerin zaten vize istediği, öte yandan uzak olmayan ve vize istemeyen etraf ülkelerine ulaşımın nedense uçuk fiyatlarla belirlendiği, karmaşık yapılı bir listeye bakıyoruz artık, seyahat etmek istediğimizde. Ekonomi, siyaset, coğrafya denkleminde, vizesiz seyahat keyfini mümkün kılmasının yanında, kendine özgü para birimiyle artı puanları toplayan, direkt uçaklarla İstanbul’a iki saat uzaklıkta konumlanmasıyla beni de kendine çekti Ukrayna’nın başkenti Kiev.

Sovyetler Birliği’nden kalma anıtların, önünde ufaldığınız dev modernist yapıların, depolarca uzanan ikinci el pazarlarıyla, kocaman parklarının peşinde uzandım Kiev’e! Kent sokakları, önce mimari anlamda sunduğu çeşitlilikle karıştırdı kafamı: Avrupa gibiydi ve aynı zamanda hiç de Avrupa gibi değildi. Bugüne kadar görmüş olduğum diğer eski komünist ülkelerin başkentleri ile kıyaslamaya giriştim ilk izlenimlerimi. Gökyüzüne uzanan bloklardan dev reklam afişleri sallanıyordu, evet, tıpkı diğerleri gibi… Şehrin ana caddesi 1.2 kilometre uzunluğundaki Khreshchatyk, küresel kapitalist markaların mağazaları ile doldurulmuştu. Daha sonra bu uçsuz bucaksız caddenin ilk yerleşiminin 18’inci yüzyıla dayandığını, İkinci Dünya Savaşı döneminde ise, Wehrmacht Ordusu tehlikesine karşı, Kızıl Ordu tarafından mayınlarla döşendiğini öğreniyorum. 1941’e gelindiğinde, Khreshchatyk Caddesi yıkık dökük binalardan ibaretmiş. Daha sonra ise Stalinist tarzda geliştirilen mimari plan ile, genişliği iki katına çıkarılan cadde boyunca, sanki yukarıdan aşağıya bırakılmış hissini yaratan binalar yan yana dizili.

‘DEKOMÜNİZASYON’ YASALARI BİRÇOK ANIT VE HEYKELİ TEHDİT EDİYOR

Yıkılacağı söylenen Dostluk Kemeri anıtı

Benim şehirdeki ilk Sovyetler Birliği anıtı keşfim biraz sert oldu; yeşillik görünce, aval aval ona yöneldim, Khreshchatyk Park’taki Dostluk Kemeri’nin altında buldum kendimi. 50 metre yüksekliğindeki titanyum kemerin altında Rus ve Ukraynalı iki işçi SSCB bayrağını taşıyorlardı, 1982’den beri… O tarihte SSCB’nin 60, Kiev’inse 1500’üncü yılının anısına inşa edilen bu anıt, maalesef Ukrayna’nın yeni hükümetinin ‘dekomünizasyon’ hırsıyla tehdit altına girmiş durumda. Rusçu lider Viktor Yanukoviç’in ülkeyi apar topar terk etmesinden sonra, yönetime gelen ‘Avrupacı’ yeni başkan Petro Poroşenko’nun bu dekomünizasyon yasaları ile ülkedeki 1500 Lenin heykeli yok edildi. Bir Lenin heykeli Star Wars filmindeki Dark Wader karakterine dönüştürüldü, başka bir Lenin Caddesi, The Beatles’tan John Lennon’a ithafen ‘Lennon Caddesi’ oldu… Yani gidenler, hâlâ şansınız varken, bu efsane yapıları mutlaka görün!

Hükümet, Soğuk Savaş dönemini anımsatan eylemlerle meşgul olmayı tercih ederken Ukrayna halkı, sosyal ve ekonomik sorunlarla baş etmek için mücadelesini sürdürdü. Bir sabah uyandığımızda değişen şey yalnızca tabelalar oluyor, Kiev’de insanlara yol sorarsanız, sokakların, caddelerin eski isimlerini duyacaksınız.

KİEV METROSUNDA ‘UZAY’ DENEYİMİ!

Dünyanın en derin metro durağı olan Arsenalna metrosunun içi

Kiev oldukça eski bir yerleşim yeri ve büyük bir şehir olmasına rağmen, basit yapılı metro hattına sahip. Ayrıca dünyanın en derin metro istasyonu da bu şehirde: Arsenalna. Uzay aracı hissi veren son derece hızlı yürüyen merdivenlerle, 105,5 metre aşağı iniyorsunuz bu durakta!

Hidropark’taki terk edilmiş lunapark

Metroyla gidilebilecek, merkezden uzaklaştığınızı hissedeceğiniz, şehri daha iyi tanımanıza fırsat verecek bir sürü farklı bölgesi var Kiev’in. Dinyeper Nehri’nin kenarında yer alan Hidropark ve yiyecek pazarı ile ikinci el dükkanların olduğu Lisova durakları bunlardan bazıları. Hidropark, SSCB döneminde ortaya konmuş bir proje. Geçmişle bugünün, öncekiyle şimdinin arasında bir yerde, var olmaya devam ediyor: Açık hava spor aletlerinde kas geliştirenler, şimdilerde terk edilmiş eski lunaparklar, sahil şeridi boyunca uzanan plajda zaman geçiren ve yüzen Kievliler, bu kocaman parkta nefes alıyorlar.

Lisova’da gökkuşağı…

Kırmızı renkli hattın son durağı Lisova da, yerel bir deneyim yaşamak için gidilebilecek bir yer. Burada pasajdan sokağa taşan, yiyecek, içecek ve ıvır zıvır eşyaların satıldığı bir halk pazarı kuruluyor. Pasajın diğer tarafına ulaştığınızda ise, yan yana dizili devasa depoların içerisinde sonsuz ikinci el kıyafetler sizi bekliyor olacak. Son yıllarda popülerleşen ikinci el pazarlarındaki çalışanlar biraz agresifler, ya da Ukraynaca bilmediğim için alıngan ve hassas birine dönüşen, yersiz gerilen benim…

Lisova durağında yer alan ikinci el dükkanlar

TERK EDİLMİŞ FABRİKALARDA ‘RAVE’ YA DA PODİL’DE BİR YÜRÜYÜŞ

Akşamüzeri yürüyüşümü Podil’de yapmam öneriliyor, Kievliler tarafından. Şehrin bu bölgesi uygun fiyatlı (çoğunlukla İstanbul’dan ucuz olan) restoran, kafe, bar ve gece kulüpleri ile dolu. Hvlv Bar, buranın en canlı mekanlarından. Bir grup arkadaş tarafından açılan bu bara bir göz atmak için gelip, arka bahçedeki 2000’ler rnb şarkılarına teslim oluyorum… Burası tekno dinlemek istemeyenler için bir alternatif olarak kaydedilebilir.

Hvlv Bar’ın arka bahçesinde gerçekleşen etkinlik

Kiev, son yıllarda elektronik müziğin merkezlerinden biri haline geldi ve şehre rave kültürü ile hükmetmeye başladı. Схема ve MetaCulture gibi kulüpler, hem underground hem de dünyaca ünlü DJ’lere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, hem farklı kulüp, plak şirketi ya da kolektiflerin Kiev’deki terk edilmiş dev mekanları ‘ele geçirdiği’ hafta sonlarına rastlamak hem de 5 bin kişilik bir rave partisine katılmak mümkün…

‘YAŞASIN UKRAYNA!’ İLE PUTİN’Lİ TUVALET KAĞIDI ARASINDA MİLLİYETÇİLİK

Khreshchatyk Caddesi’nde Putin’li tuvalet kağıdı satan kadın

Ağustosta Kiev bir yağmurlu, bir güneşli. Gökkuşağının eksik olmadığı bu kentin soruları, sorunları var. SSCB’nin çöküşüyle gelen bağımsızlık, Rusya’yla yaşanan krizler, bu krizlerin sonucunda ortaya çıkan anti-Rusçuluk ya da aşırı Avrupacılık, emperyalist güçlerin her yönden kurduğu ve halkın hissettiği baskı… Ukraynalıların, Ukraynalılık adı altında inşa etmek istedikleri ulusal kimlik, Sovyetler’den kalan barış heykellerini yıkmak, sokaklara sarı mavi ‘Слава Україні! (Yaşasın Ukrayna)’ yazılamaları yapmak ile hediyelik eşya olarak Putin’li tuvalet kağıtları satmak arasında sıkışmış sanki.

Hidropark sahili

Kafamda bir sürü düşünce, Maidan Nezalezhnosti’deyim şimdi. Yani eskinin Ekim Devrimi, şimdinin ise Bağımsızlık Meydanı. Tam ortasında, SSCB’den ayrılmanın 10’uncu yılı anısına dikilen, Slav mitolojisinin tanrıçası Berehynia anıtı ile milliyetçiliğe yapılan gönderme, meydanda gerçekleşen Batı destekli ‘Turuncu Devrim’ ve ‘Euromaidan’ protestolarıyla pekiştirilmiş. Anıtın etrafında, Yanukoviç hükümetinin AB yerine Rusya’ya yaklaşmasına karşı çıkan, 2013 sonu yaşanan protestolara ve yaşanan kayıplara dair eylemcilerin anlatılarına yer veren sütunlar koyulmuş. “Bugün başıma üç şey geldi”, diye anlatmış yaşadıklarını bir Ukraynalı, “Birincisi Tanrıya inandım, ikincisi bir milliyetçi oldum, üçüncüsü korkmayı bıraktım”, diye devam etmiş…

Enerji hatlarının üzerinde bulunması ve Karadeniz’e çıkması nedenleriyle Rusya’nın, NATO üyesi yaparak gücünü üzerinde arttırmak istemesiyle ABD’nin, SSCB’den kopan diğer tüm Doğu Avrupa ülkelerine yapıldığı gibi bir pazar haline getirilmesi amacıyla da AB’nin sürekli baskısına maruz kalan Ukrayna’da, hiçbir hükümet, bu emperyalist güçleri tatmin etmemiş veya edememiş. Ekonomik ve sosyal sorunlarla baş etmeye çalışmaktan, rüşvetçi ve oligark başkanlardan yorulan, neo-Nazilerden, liberal demokratlara; halk, bu protestolarla sokaklara dökülmüş fakat istediğini bir türlü alamamış.

Peki ülkedeki son durum ne? Tüm bu hayal kırıklarının, huzursuzlukların ve sorunların üzerine, Ukrayna halkı, “Halkın içinden, dürüst, prensip sahibi ve akıllı biri devlet başkanı seçilirse ne olur?” cümlesiyle başlayan bir dizide başkan rolündeki, hiçbir politik tecrübesi olmayan komedyen Vladimir Zelenskiy’yi seçti… ‘Yalnızca bir dönem boyunca başkanlık yapacağını’ söyleyen Zelenskiy’in icraatlarının, halkın yararına olması dileğiyle…