Lyon: İlk bakışta 'burjuva', 'beyaz' ve 'zengin'

Herhangi bir Avrupa seyahatinin, zaten neredeyse “hayal” olduğu bu günlerde, bir arkadaşımın peşinden, oraların göz ardı edilen, saklı güzelliklerinden, Lyon’a düştü yolum. Lyon hiç de öyle düşündüğünüz gibi “Amaan ne kadar büyük olabilir, Avrupa işte” şehri değil ve sizi şaşırtacak sürprizlerle dolu!

Tuğçe Özbiçer  tozbicer@gazeteduvar.com.tr

Paris ve Marsilya’dan sonra, Fransa’nın en büyük üçüncü şehri Lyon’u iki yıl sonra tekrar görmek varmış. Canım arkadaşımı, bir yıllığına orada yaşayan Ayris’i görmek için bu güzel kenti bir kez daha, ama bu sefer oraları bilen birinin rehberliğinde yaşadım.

İlk gittiğimde, sokaklarında iki günlüğüne yürüme, pastanelerindeki türlü türlü tatlara bakma fırsatı yakaladığım pastel şehir Lyon’u bir başka deneyimledim bu sefer. Nehrin yanı boyunca uzanan bu kentteki öğrenci oluşumlarını, alternatif mekanları, gizli parti lokasyonlarını, işgal evlerini, göçmen mahallelerinden, modern sanat müzesine, efendime söyleyeyim, ikinci el dükkanlarından, taa Asya süpermarketlerine kadar didik didik ettim.

İSTANBULLULAR DAHA KOLAY YAŞAYABİLİR!

Sağ olsun Ayris, hep yanımdaydı tabii. Sabırlıydı ve koca yürekliydi de. Hem onun deneyimleri hem de kendi izlenimlerim doğrultusunda, Lyon’un, şöyle bir “alıcı gözü” ile bakıldığında, İstanbullular için Avrupa’nın yaşanabilecek kentlerinden olduğunu söyleyebilirim.

Fransız gençliğinin büyük çoğunluğu, Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerininki ile kıyasladığımızda, daha yüksek bir politik bilince sahip gibi geliyor bana. Burada denk geldiğiniz insanların, rastlaştığınız yerler dışında da birçok farklı alanlarda uğraşları olduğunu, çeşitli alanlarda politik bir mücadele verdiklerini görüyorsunuz. “İstanbullular yaşayabilir” derken bunu kastediyorum. Çok yönlülük, çok kültürlülük veya bizim çok iyi bildiğimiz polis şiddeti olsun, örgütlenme ya da eylem yapma olsun, onların, daha iyi kavradığı, sahiplendiği ve hayatlarının içerisinde olan unsurlardan olduğunu düşünüyorum. En azından biri size nereden geldiğinizle ilgili bir soru sorduğunda, bunu az çok bir politik bilinç ışığında yaptığını ve geldiğiniz yere dair tüm bilgi birikiminin, Tayyip Erdoğan’ın güneş gözlüklü fotoğrafları ile donatılmış herhangi bir “Der Spiegel” kapağından ibaret olmadığını hissedebiliyorsunuz.

LYON’DA SINIF VE IRK ÇATIŞMASI: KENTSEL SEÇKİNLEŞTİRME

Öte yandan, Lyon’daki yerleşimin “Beyaz Fransız” ve “göçmen” olarak keskin bir şekilde ayrılması, Fransa’nın taa en başından beri süregelen ırk ve sınıf temelli ideolojisinin bir uzantısı olarak görülebilir. Bir mahallede ağırlıklı olarak Afrikalılardan oluşan göçmenlerin hayatlarının ne kadar farklı ve kendi halinde olduğunu yakalamak mümkünken, başka bir bölgede bunun tam zıddı olan o Beyaz Avrupalı hayatının içinde bulabiliyorsunuz kendinizi. Buna en iyi örneklerden biri belki de “kentsel seçkinleştirme” ile mücadele etmeye çalışan, göçmenlerin ağırlıklı olduğu “Guillotiere” bölgesi ve sizi “Montmartre”taymış gibi hissettirecek “Croix Rousse”nın aynı şehirde hem var olması hem de çatışması.

Afrikalı ve Ortadoğulu göçmenlerin yaşadığı, bu yüzden de, Avrupa’nın çoğu kentindeki gibi ana akım olmayan oluşumlar için gençlerin mesken bellediği alanlardan biri haline gelmiş Guillotiere’den başlayalım “alternatif Lyon”u listelemeye!

AMICALE DU FUTUR

Amicale

Guillotiere’deki bence en sevimli yer, bu pek de küçük sayılmayacak “restoran-bar-cafe”ydi. Yıllar önce bir grup arkadaş tarafından, tamamen gönüllü çalışmalar ile kurulmuş olan Amicale’de, perşembe ve cuma günleri, yemekhane mantığıyla, vejetaryen lezzetlerin yanında, çorba ve tatlının da olduğu bir menü, bulunduğu bölgedeki insanların durumunu gözeterek, yalnızca 4 Euro’ya servis ediliyor.

Ayrıca kültür, sanat, edebiyat ve siyaset alanında da toplantılarla ilgillilerinin bir araya geldiği Amicale, hem kendisini var eden dayanışmayı görmek, hem de Lyon’un yerlileriyle sohbet etmek için uğrayabileceğiniz, ekonomik olarak da sizi zorlamayacak (ya da günümüz şartlarında en az zorlayacak) keyifli bir mekan.

Adres: 31 Rue Sébastien Gryphe, 69007 Lyon.

LE BOUILLON PARADIS

Le Bouillon Paradis

Fransa’ya geldik ve dönüşte karşılaşacağımız “peynir, şarap ve Fransız mutfağı” sorularını hakkıyla yanıtlamak istiyoruz. O zaman Le Bouillon Paradis’e! Yine Guillotiere’de yer alan bu ufak restoran paylaşımlık iki kişilik lezzetleri ile öne çıkıyor. Farklı lezzetlerin yan yana sunulduğu peynir, et, su ürünleri ya da vejetaryen meze tabaklarından istediklerinizi söyleyip, şarap önerisi içinse çalışanları rahatsız edebilirsiniz.

Adres: 58 Rue Salomon Reinach, 69007 Lyon.

BIMBO

Bimbo

Bimbo, akşam yemeği sonrası keyifli bir konser veya müzik performansı için programına sırtınızı yaslayabileceğiniz, güzel müzik dinleyeceğinize emin olabileceğiniz bir mekan. Farklı türlerden, kültürlerden, çok çeşitli performansların ve konserlerin gerçekleştirildiği Bimbo’nun, 5 euro civarı bir giriş ücreti var. Genellikle 20.00-21.00 saatleri arasında başlayan etkinlikler, 00.00 gibi ise sonlanıyor.

Adres: 60 Rue Salomon Reinach, 69007 Lyon.

SONIC

Peki, Lyon’da geceleri nereye gidilir? Eğer şöyle güzel bir dans etmek istiyorsanız ve büyük kulüpler size göre değilse, o zaman Sonic’i deneyin! Sonic, nehrin üzerinde duran bir minik gemi-kulüp. Klasikleşen “Dark 80’s” partilerinin yanı sıra, noise, new wave, punk, disko, tekno, funk, italo disko tınılarıyla kulüp, sabah 04.00 civarına kadar dans pistini ağlatabilmeniz için açık. Girişi genelde ücretsiz olan Sonic’e özellikle haftasonu gitmeye karar verirseniz, tüm “havalı” kulüplere girmeden önceki gibi, bir miktar kapı önünde bekleyeceğinizi de hesaba katmayı unutmayın…

Adres: 4 Quai des Étroits, 69005 Lyon.

GRRRND ZERO

Grrrnd Zero

Lyon, ilk bakışta burjuva, beyaz ve zengin. Fakat doğru insanlarla tanışır, doğru yerleri görürseniz, şehrin hiç tahmin edemeyeceğiniz bir başka tarafını keşfedebilirsiniz. İşte bu, şehrin “öteki tarafı”nın en önemli kültürlerinden biri de “işgal evi” kültürü. 14 senelik bir squad’a, polisle yaşanan çatışmalar sonucu en son ev sahipliği yapan yer ise “Grrrnd Zero”. Lyon’un en eski kolektiflerinden birinin, atölye konser alanı, sergi mekanı olarak kullandığı Grrrnd Zero, şehrin merkezinin biraz dışında kalıyor.

Aynı kolektifin, 14 yılda, 3’üncü kez baştan yarattıkları Grrrnd Zero’da, underground müziğe kulak verebilir ve ücretsiz etkinliklere bir göz atabilirsiniz.

Adres: 60 Avenue de Bohlen, 69120 Vaulx-en-Velin.

LA CROIX-ROUSSE BÖLGESİ

19’uncu yüzyılda, Lyon’un ipek üretiminin buraya taşınmasıyla ünlenmiş, şehirden 254 metre yükseklikteki tepelerde yer alan yerleşim bölgesi “La Croix-Rousse”, pastel renkleriyle, “biraz da tarih” tadındaki sokaklarıyla mutlaka görülmeli. 1800’lerde ipek işçilerinin başlattıkları protestolara (ki bu protestolar aynı zamanda “tarihteki ilk işçi eylemleri”nden bazılarıdır) da ev sahipliği yapan bu bölgede güzel bir yürüyüşe çıkabilirsiniz.

EMMAUS MAĞAZALARI

Emmaus

Avrupa’da ikinci el kıyafetler, bizim buradaki gibi “vintage” adı altında, “çok havalı ve o yüzden de çok pahalı olmalı” mantığı ile pazarlanmıyor. Günümüzde Fransa’nın birçok kentinde karşılaşabileceğiniz “Emmaus” isimli ikinci el eşyalar bulabileceğiniz mağazanın ise daha da ilginç bir öyküsü var. Emmaus’ün öyküsü, Abbé Pierre adındaki bir rahibin, 1949’da, Paris yakınlarında başlattığı, muhtaçlara yardım hareketine dayanıyor.

Günümüzde ise Emmaus’te, her türlü süs eşyasından, kitaba, kıyafetten, mutfak araç gereçleri veya takılara kadar aradığınız her şeyi uygun fiyatlara bulabilirsiniz. Lyon’un birkaç farklı bölgesinde bu mağazaları bulmak mümkün.

Adres: 283 Rue de Créqui 69007 Lyon.

CONFLUENCE

Rhône ve Saôn nehirlerinin birleşimi boyunca konumlanan “Confluence” adlı yerin inşası 2012 yılında tamamlanmış. Turistlere hitap eden birçok gereksiz ve abartılı aktiviteye dahil olmak zorunda değilsiniz, fakat buranın genel mimarisi bence görülmeye değer. Ayrıca bu bölgede yer alan “Musee des Confluences” adlı müzeyi de hem mimari yapısı, hem de evrime dair sunduğu geniş bilgiler sebebiyle uğramanız gereken yerlere ekleyebiliriz.

*Lyon’da havalimanından şehir merkezine gitmek, eğer toplu taşıma kullanacaksanız yalnızca metro ile mümkün ve tek yön bilet 15 Euro civarı tutuyor. Belki ilk gelişte uçağın iniş saati vs. değişiklik olabileceği için uygun değil ama havalimanına dönüşte “Blablacar” sitesinden 4-5 euro gibi bir ücrete, paylaşımlı yolculuk ayarlayabilirsiniz. Ayrıca hava güzelse şehrin neredeyse her yerine konumlandırılmış bisikletleri tercih etmenizi öneririm! Bisiklet park yerlerine ve ücretlerine bakmak içinse “Vélo’v” uygulamasını indirebilirsiniz.