İlk canlıları sudan çıkaran topraklar!

Cape Town açık hava ırkçılık müzesi gibi bir kent. Şehri görünce, neden canlıların, ilk buradan karaya çıkmış olabileceklerini daha iyi anlıyorsunuz. Ama havanın kararmasıyla birlikte, Masa Örtüsü (Table Cloth) diye anılan bulutların Masa Dağı'nı örtmesi gibi karanlık bir duygu kaplıyor Cape Town'ı "Korku".
Cape Town'nın birbirinden güzel koyları.

Asım Güneş  asmthrgns@gmail.com

Bazı evrim teorisyenlerine göre canlıların sudan çıkıp karaya ayak bastığı, Kara Kıta Afrika’nın, en güneyindeki ve en güzel şehirlerinden biri Cape Town. Şehri görünce, neden canlıların, ilk buradan karaya çıkmış olabileceklerini daha iyi anlıyorsunuz. Ayrıca, Güney Afrika’nın, yasama, yürütme ve yargı olarak ayrılmış üç başkentinden biri. Yasama’nın yürütüldüğü yer. Sırtını şehrin sembolü Masa Dağı’na (Table Mountain) yaslamış, kuzey rüzgarlarından korunurken, yüzünü, Atlantik ve Hint Okyanusu’nun birbirine karıştığı hayat dolu sulara çevirmiş.

Ama Güney Afrikalıların, Anne Kent’i (Mother City) evlatlarına pek eşit davranmamış. Masanın bir yüzünde, daha çok beyaz üzerine işlenmiş bol makyajlı zenginliği, güzelliği, rahat yaşamı görmek mümkünken, masanın hemen arkasında kurulu tenekeden yapılma mahalle İmizamo Yethu’da, daha çok kıtanın öz çocuklarının rengi siyaha üzerine yazılan ve yaşanan bambaşka hikayeler var.

Cape Town içinde yolculuk etmenin en ucuz yolu My Citi kartı kullanmak. Her durakta hangi otobüse binmeniz gerektiğini gösteren haritalar var.

Cape Town içinde yolculuk etmenin en ucuz yolu My Citi kartı kullanmak. Her durakta hangi otobüse binmeniz gerektiğini gösteren haritalar var.

Şehir, 1488’de Portekizli kaşif Bartholomeu Dias tarafından keşfedilmiş ve zulüm de o zaman başlamış. O dönemden sonra yüzyıllarca sömürgecilerden ve sömürülmekten kurtulamamış. Her ele geçiren beyaz adam, etinden sütünden faydalanmış. Gerçi bu durum isim ve biçim değiştirse de günümüzde de devam ediyor gibi. 3.5 milyonluk şehir, gündüzleri tüm Afrika’nın en zengin, en refah, en rahat görüntüsünü sunuyor ziyaretçilerine. Ama, havanın kararmasıyla birlikte, Masa Örtüsü (Table Cloth) diye anılan bulutların Masa Dağı’nı örtmesi gibi karanlık bir duygu kaplıyor Cape Town’ı “Korku”.

DİKKATİ ELDEN BIRAKMAMALI AMA ABARTMAMALI

Cape Town’la ilgili internetteki bir çok gezi yazısında, özellikle geceleri dikkatli olunması, mümkünse dışarı çıkılmaması ya da bir yere gidilecekse taksiye binilmesi gerektiğini okudum. Gerçi bu tip uyarıları gezdiğim bir çok yerle ilgili duydum. İki yıllık gezgin hayatından sonra diyebileceğim şey, çoğunun saçmalık olduğu. İnsanlar korku hikayeleri yaymaktan hoşlanıyor sanırım.
Belki fazla param olmadığı için belki de şanslı olduğum için hiç kendimi ciddi anlamda tehlikede hissetmedim ve ciddi bir tehlike yaşamadım. Tabi bunda erkek olmamın da büyük payı vardı. Malesef bazı şeyler kadınlar için, özellikle yalnız gezen kadınlar için daha zor ve tehlikeli olabiliyor.

Nüfusunun çoğunluğu müslüman, renkli evleriyle ünlü Boo Kap Mahallesi. Tabi evlerin arkasınangeçtiğinizde gerçek yüzüyle karşılaşıyorsunuz.

Nüfusunun çoğunluğu müslüman, renkli evleriyle ünlü Boo Kap Mahallesi. Tabi evlerin arkasınangeçtiğinizde gerçek yüzüyle karşılaşıyorsunuz.

Onun dışında risk dünyanın her yerinde var. O yüzden her zaman dikkatli olmakta fayda var. Bu Avrupada olsa Afrikada, fark etmez. Ama bu yüzden gezinizi zehir etmenin anlamı yok.
Gezgin olarak Cape Town’da hiç sorun hissetmedim. Gece yarısından sonra dışarı çıktığım da oldu. Her zaman yürüyerek döndüm hostelime, ısrarcı dilencilerden ve sokak satıcılarından başka sıkıntı yaşamadım. Ama bunu özellikle ülkenin zengin kısmını oluşturan beyazlar için söyleyemeyeceğim.

Görebildiğim kadarıyla Cape Town halkı, siyahlardan korkan zengin beyazlar ile kendi ülkelerinde kimliksiz, işçi, dilenci, hırsız ya da soyguncu haline getirilmiş zencilerden oluşuyor. İşin kötü yanı ise herkes bu durumu kabullenmiş gibi görünüyor.

İnsanın malını, canını korumak için önlem alması gayet anlaşılır bir durum. Ama Cape Town’da evlerin kapılarına, bahçe duvarlarına hatta posta kutularına döşenen jiletli ve dikenli teller gibi, elektrikli çitler gibi gayr-i insani önlemler tek bir şeyi ifade ediyor ‘Korku’.

Masa Dağından CapemTown görüntüsü.

Masa Dağından CapemTown görüntüsü.

Tabi ki bu korkunun temelini, Güney Afrika’da beyazların yaşattığı korkunç geçmiş oluşturuyor. Mutlaka istisnaları vardır ama Güney Afrika tarihinde, beyazların açtığı söylenen beyaz sayfaların üzerini hafif kazırsanız altından simsiyah hikayeler çıkıyor.

6. BÖLEGE’DE SÜRGÜNÜN İZLERİ

Cape Town açık hava ırkçılık müzesi gibi bir kent. Bunu en iyi görebileceğiniz yerlerden biri ise District Six (Altıncı Bölge). 1970’lerde burada yaşayan 60 bin zencinin zorla sürülmesi ve evlerinin buldozerler ile yıkılmasının izleri hala görülüyor. Bölgenin ismi daha sonra Peter Jackson’un yönetmenliğini yaptığı District 9 (Dokuzuncu bölge) filmine de isim kaynağı oluyor. Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’nın başkan olmasının ardından 2003’de geri dönüşler başlıyor. Evler tekrar yapılarak eski sahiplerine iade ediliyor. Ama hala, bölge tamamen yapılaşmamış ve o zamanlardan kalma yıkıntılar, Afrika güneşi altında eski günlerin acılarını yansıtıyor. O zaman yaşananları daha iyi anlayabilmek için 6. Bölge Müzesi ile Ümit Kalesini de (Castle of Good Hope) ziyaret etmekte fayda var.

TURİST CENNETİ

Cape Town, turistler için cennet gibi. Birçok farklı etkinlik var. Bunların başında tabi ki 1085 metre yüksekliğindeki Masa Dağı’na tırmanıp, Cape Town’ın harika manzarAsını izlemek geliyor. Victoria&Alfred Waterfront Limanı, Kirstenbosh Botanik Bahçesi, Sinyal Tepesi’nde gün batımı, Şarap Bağları, Müslümanların çoğunlukta olduğu, renkli evleriyle ünlü Bo-Kaap Mahallesi, Güney Afrikanın efsanevi lideri Nelson Mandela’nında hapis yattığı Robben Adası da görülmesi gereken yerlerden. Ha tabi şehrin biraz dışında kalan Umut Burnu’na yapılacak günü birlik turda olmazsa olmazlardan. Ayrıca, şehrin sahili boyunca uzanan Hout Bay, Camps Bay, Clifton, Bantry Bay, Three Anchor Bay gibi birbirinden güzel koylar da Afrika güneşinin tadını çıkarmak için birebir.
Bunlar dışında, kafesle köpek balığı dalışından, yamaç paraşütüne, kaya tırmanışından safariye kadar birçok adrenalin yüklü faaliyet yapmanızda mümkün.

İmizamo Yethu'nun sevimli çocukları

İmizamo Yethu’nun sevimli çocukları

Cape Town’da yapılacak turistik şeyleri bulmak çok zor değil. İnternette şöyle bir tarattınız mı binlerce sonuca ulaşabilirsiniz.
Bunlarla ilgili tek söyleyeceğim, eğer zamanınız kısıtlı değilse yukarıda bahsettiğim yerlere gitmenin en ucuz yöntemi belediye otobüslerini kullanmak. Bunu da herhangi bir bakkaldan alacağınız My Citi kartına 15-20 dolar yükleyarak yapabilirsiniz. Unutmamanız gereken şey ise otobüsten inerken de kartı okutmak ve kartı aldığınızda verilen kodu unutmamak. Tekrar doldurmak isterseniz o koda ihtiyaç oluyor.

MASA DAĞININ ARKASINDA, AFRİKA’NIN GERÇEK YÜZÜ

Benim asıl anlatmak istediğim yer ise, pek turistik olmayan, Masa Dağı’nın arkasındaki küçük yerleşim birimi İmizamo Yethu. Yüzlerce yıldır sömürülen Afrika’nın günümüze yansıyan gerçek yüzü.
Yerel Xhosa dilindeki İmuzamo Yethu’nun anlamı; Ortak Mücadelemizle ya da Kollektif Mücadelemizle. 18 hektarlık bir alanda, tenekeden yapılmış evlerde yaşayan 30 binden fazla insanın neden bu ismi seçtiğini anlamak zor değil. Çünkü, sadece Güney Afrika’dan değil, Afrika’nın bir çok yerinden gelmiş insanların bir arada yaşadığı mahallede hayatta kalmak için ortak mücadele etmeleri gerekiyor.
Burayı gezmeye, daha yola çıkmadan önce karar vermiştim. Sanırım 20 yıllık polis muhabirliğinin bünyedeki etkisi bu yönde oldu. Turistlik mekanlardan çok, arka mahalleleri, gecekondu semtlerini dolaşmayı tercih ediyorum. Kendimi buralarda daha rahat hissediyorum.

Cape Town'nın simgesi Masa Dağını örtmeye başlayan Masa Örtüsü.

Cape Town’nın simgesi Masa Dağını örtmeye başlayan Masa Örtüsü.

İmuzamo Yethu’ya, şehir merkezinden bindiğim tur otobüsüyle vardım ama şehir otobüsleriyle gelmek de çok kolay. Otobüsten indikten sonra mahallede dolaşmak için, yöre halkından bir rehberle anlaştık. Adam başı 7 dolar gibi bir şey verdik. Gelmeden önce, tek gitmemem konusunda bolca uyarılsam da, bence tek başına da gelinebilir. Rehberimiz de bu konudaki fikrimi doğruladı, gündüz saatlerinde bir tehlike olmayacağını söyledi. Hatta tam tersi, insanlar yabancılara karşı oldukça yardımsever ve güler yüzlü. Sonuçta her ziyaretçinin ekonomik getirisi de oluyor.
Mahalleye adım attığınızda sizi ilk karşılayan şey ise ‘koku’ oluyor. Fakirliğin, yoksulluğun ve yoksunluğun kokusu. Bu koku dünyanın hiçbir yerinde değişmiyor sanırım. Arka mahallelerin, yoksul semtlerin kokusu. Neredeyse, 25 aileye tek tuvaletin düştüğü ve düzgün bir su ve lağım sisteminin bulunmadığı İmizamo Yethu’da ki bu kokuda oldukça güçlü.

Halk arasında, Güney Afrika’nın efsanevi lideri Nelson Mandela’nın soyadıyla “Mandela Park” olarak da bilinen İmizamo Yethu’nun hikayesi 1980’lere dayanıyor. O dönem, Cape Town’ın zengin beyazlarının yaşadığı Hout Körfezinde zencilerin mülk edinmesi hem yasak, hem de fiyat olarak mümkün değil. O yüzden, bölgede yaşayan ya da Cape Town’a çalışmak için gelen zenciler, Hout Körfezi’nin üst tarafında buldukları boş alanlara, teneke ve buldukları her türlü malzemeyle geçici evler yapmaya başlıyorlar. Ama bu durum bölgede yaşayan beyazları rahatsız ediyor. Zenci ve beyazlar arasında büyük anlaşmazlıklar ve çatışmalar yaşanıyor. 89’da iki taraf arasındaki öfke iyice artınca, yerel yöneticiler araya girerek zencilerin ev yapmalarına izin veriyor. Bölgeye yetersiz de olsa, yol, su ve elektrik gibi alt yapı hizmetlerini de sağlıyor. O tarihten sonra yerleşimciler, bütün zor şartlara rağmen, ortak çabaları sonunda İmizamo Yethu’yu kuruyorlar ve kendi dillerinde de aynı ismi veriyorlar.

İmizamo Yethu'dan görüntü.

İmizamo Yethu’dan görüntü.

1994’teki ilk demokratik seçimde, Nelson Mandela başkanlığındaki ANC’nin seçimi kazanmasıyla İmizamo Yethu’daki yerleşim hızı da artıyor. Altyapının oldukça yetersiz olduğu mahallenin nüfusu kısa sürede iki katına çıkıyor. 2002’de İrlandalı iş adamı Niall Mellon’nun kurduğu yardım organizasyonu, bölgedeki yaşam standardını yükseltebilmek için çalışma başlatıyor. Ücretsiz olarak 300’ün üzerinde modern betonarme ev yapılıyor. Alt yapıyı geliştirme çalışmaları düzenleniyor, bölge halkına eğitim veriliyor.
Ama bölgenin gelişimi ve hızlı nüfus artışı başka sorunları da birlikte getiriyor. Alkol ve uyuşturucu kullanımı, özellikle kadın ve çocuklara karşı şiddet ve cinsel istismar suçlarında artış, HIV oranındaki yükseliş gibi. Kilise organizasyonları da, bu konulara karşı eğitim çalışmaları yürütüyor.

Şimdilerde, Afrika’nın 15 farklı ülkesi ve hatta Çin’den gelen göçmenlerle, nüfusu 30 bini geçen İmizamo Yethu sakinleri, geleceğe daha bir umutla bakıyor. Birçok eksik ve yaşanılması zor şarta rağmen insanlar yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmemeye çalışıyorlar. Artık kendi marketleri, kendi okulları, kendi sağlık ocakları da var. Çocuklar sokaklarda çığlıklar atarak koştururken, kadınlar, mahalleye gelmeye başlayan turistlere el yapımı hediyelik eşyalarını satmaya çalışıyorlar. Yabancıları evlerine davet edip sorularını yanıtlıyorlar. Afrika’nın efsanevi lideri ‘Madiba’ lakaplı Nelson Mandela’nın son röportajında dediği gibi “Kazanmak, hiç başarısızlığa düşmemek değil, her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir” sözünü unutmuyorlar.