Seks işçiliğine zorlanan kadın: Başka kadınları da kurtarmak istiyorum

Bodrum Milas'ta iş görüşmesi için gittiği kişiler tarafından darp edilen ve cinsel saldırıya uğrayan Sibel Y.'nin tüm çabalarına karşın tek bir kişi tutuklanmadı. Sibel Y. kendisine saldıranların bir fuhuş çetesiyle bağlantılı olduğunu belirterek "Başka kadınları da kurtarmak istiyorum" diyor

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Bodrum'da iş ararken tanıştığı Mutlu E. tarafından götürüldüğü çiftlikte seks işçiliğine zorlanan, öldüresiye dövülen ve cinsel saldırıya uğrayan Sibel Y. yaşadıklarını Bianet'ten Evrim Kepenek'e anlattı. 

"Bodrum Milas’ta yaşıyorum. Bundan yaklaşık 7-8 ay önce iş arıyordum. Muhasebeden anlarım, aynı zamanda teknik ressamım. Yerel bir site var, iş arayanlar oraya ilan bırakıyor. Ben de oraya “yarı zamanlı iş arıyorum” diye ilan bıraktım.

Mutlu E. isminde bir erkek, 29 Şubat’ta bana gece 23.17 gibi mesaj atmış ancak görmedim. Israrla mesaj bırakmış. Ben de gördüğümde, “Ne işi?” diye yazdım. Mutlu E., “balık yemi satışı” diye yanıt verdi. Numaramı yazdım, diyalogumuz bu kadar. Sonra telefonla haberleşmeye başladık.

3 Mart’ta 18.30’da Cennet Bahçesi diye bir kafede görüşme planladı, kabul ettim. Bölgemizde çok iyi bilinen ünlü bir şirketin genel müdürü olduğunu belirtti, firmanın dayısına ait olduğunu söyledi. İş alımlarını da kendisinin yaptığını anlattı.

“3.600 lira maaş, 3 ayda bir prim, kıyafet yardımı, yiyecek yardımı” gibi koşuları saydı da saydı. “Çok iyi, aileme bir danışayım” dedim.

"Dayım resimlerine bakacak"
Yanından ayrıldım. Ama ayrılır ayrılmaz beni aradı. Daha doğrusu sürekli beni aramaya başladı. Arıyor mesela, bana “Boydan resmini at” diyor, “Facebook’ta resimlerini herkese açık yap” diyor. Şirket dayısının ya, dayısına gösterecekmiş. Öyle diyor bana.

Dedim “Bu dayın ne yapacak resimlerimi, ben zaten iş görüşmesini dayınla yapacağım.”  

Facebook’u açmadım, resim de göndermedim. Ertesi gün tekrar buluşacağız, bana işe giriş için evrak listesi verecek, banka hesabı açılacak vs...  Öyle bir konuşma geçti aramızda.

İlk görüşmemizde, “Benim maaşımı bankaya yatırmayıp elden verin, sigortamı 3 ya da 6 ay yapmasanız olur mu? Benim icra dosyalarım var, maaşıma haciz gelmesin” demiştim.

O da ertesi gün bana demişti ki, “Bizim şirket politikamızda öyle şey yok, biz çok büyük firmayız, maaşı bankadan veriyoruz. Sen icra dosyalarını al gel”.

Yine ikinci görüşmemizi de Cennet Bahçesi’nde yaptık. “Ben seni dayımla görüştüreyim” dedi. “Olur” dedim. Bu arada abimler araştırmışlar firmayı “Sağlam bir firma, güzel bir firma, çok da büyük bir holding, git” dediler. O rahatlıkla gittim ikinci görüşmeye de...

Bana önce “firmaya gideceğiz” dedi. Bir şüphelendim. “Siz gidin, ben dolmuşla gelirim” dedim. “Arabada başka bir personel var, hep birlikte gideriz” dedi. Baktım arabada bir kadın ve bir erkek var. Şüphelendim ama yine de bindim.

Aklıma yemin ederim art niyet gelmedi. Yola koyulduk. Firmanın bulunduğu yere doğru değil de başka bir yola direksiyonu kırınca “Nereye gidiyoruz?” dedim. Dedi ki “Dayım çiftliğe geçmiş, seninle orada görüşecek.”

Birden yolda giderken benim icra dosyalarım gündeme geldi, nedense. O kadın eleman birden şirketin muhasebecisi oldu. P. G. diye bir kadın. O zaman biraz anladım. “Ne alaka, benim icra dosyalarım konuşuluyor” diye düşündüm. Arabadan da inemiyorum. Neyse dedim, çiftliğe gideyim de dönerim hemen geri.

Çiftliğe gittik, yukarı çıktım baktım rakı sofrası; peynirler, mezeler, rakılar açılmış. “Böyle iş görüşmesi mi olur?” dedim. Dedi ki “Dayım rakıyı çok seviyor."

Ben eve gitmek istediğimi söyledim. İlk şiddeti orda gördüm, kolumu sıktı. Odadan dışarı çıktım arkamdan geldi ve “Artık buradan çıkamazsın” dedi.

O zaman anladım. Sonra tekrar odaya döndük. Mutlu E., benim icra dosyalarımı açtı. P.G. ve adını sonradan öğrendiğim Ö.G. ile Ali isminde biri daha oturuyor. Ben de masanın öbür tarafındayım. Rakı içmiyorum, hiçbir şey yemiyorum, korkuyorum çünkü. Bir an evvel gitmek istiyorum. 

Mutlu E. dedi ki, “Sibel’e 160 bin lira lazım".  Ben çok şaşırdım. Öyle bir şey dememiştim. P. dedi ki “Ben 150 bin liradan başka para vermem”. Hala aklıma üstümden bir pazarlık yapıldığı gelmiyor, sonradan anladım. Ben dedim ki, “Ben 150 bin lira istemiyorum. Ben hiç kimseden bir şey istemiyorum, para filan da istemiyorum. Gitmek istiyorum."

Mutlu E., “Hesabına aktaralım 52 bin lira” dedi. Orada bana senet imzalatmaya çalıştılar sanki ben parayı alacağım gibi... Ben, “Bir senet imzalanacaksa borca karşılık yarın ben de avukat çağırayım, avukat huzurunda yapalım” dedim. Çünkü ben dümeni anlamaya başladım ama bir şekilde de çıkmak istiyorum. P.G. dedi ki, “Abi, Sibel’le istersen küçük odada bir konuş."

Beni küçük odaya aldı. “Ben eve gitmek istiyorum” deyince kolumu arkadan kıvırıp sırtımdan yukarı kaldırıp öne eğdi. "Sen" dedi, "Bu saatten sonra buradan dışarı çıkamazsın. Ancak benim istediklerimi yaptıktan sonra çıkarsın.”

Ben o saatten sonra ağzımı açamadım. Telefonumu aldım, balkona doğru gittim, kardeşimi arayacağım gel beni al diyeceğim. Arkamdan geldi, ben bir şey konuşamadan telefonu kapattım, iki telefonum vardı, telefonları aldı benden, masada önüne koydu. Sonra P.G. “Biz senin payını da içeri bıraktık, sen o paydan istediğin kadarı Sibel’e ver” dedi. 

Sonra Mutlu E., tekrar beni küçük odaya götürdü. Orada beni dakikalarca darp etti. “Tamam” dedim, ben buradan çıkamayacağım, anladım artık çok geçti.

Tekrar içeri geçtiğimde G., “Bodrum Ağır Ceza’da 7-8 dosyam var. Adam yaralama vs.” diyor. Diğer Ali de kendi sicilini anlatıyor, "Yeni çıktım cezaevinden" diyor. 

Ben çok korktum, dedim ben nereye düştüm. Bir şekilde diyorum buradan çıkmam lazım, ama nasıl? Ali, P. ve Ö. gitmek için ayağa kalktı, “Ben de gideyim” dedim. Ali, “Ben kızları bırakayım, gelip seni alayım” dedi.

Ben gelmeyeceğini biliyorum ama işte ben yine de hazırlandım. Ali dedi ki, “Sen otur, ben kızları bırakıp seni alıp bırakacağım”. Onlar çıktı gitti. Mutlu E., ayağa kalktı ve bana sarıldı.

Bana cinsel saldırıda bulunacağını anladım. Ben koşmaya başladım, arkamdan koştu. Telefonlara ulaşmaya çalıştım, yapamadım. Biz ikinci kattaydık, alt kata geçmeye çalışırken Mutlu E. arkadan sırtıma yumruk vurdu. O andan itibaren sistematik şiddet ve cinsel saldırı başladı. Telefonlar elimde, hala onları bırakmıyorum. Birini aramak istiyorum çünkü.

Zaten resimleri de var. Böyle saçlarımdan tutarak çekmeye başladı. Bu şekilde tam üç kere kaçma girişimim oldu. Üçünde de beni yakaladı. Defalarca darp etti, cinsel saldırıda bulundu.

Darp ettiği sırada bayılmışım. Uyandığımda, “Kalk üstünü giyin. Seni şimdi bir adama teslim edeceğim, senin tüm hayatın gidecek” dedi. “Sen bana çok pahalıya mal oldun” dedi.

Dışarı çıkınca ben o halde koşmaya başladım. Bir benzin istasyonu vardı oraya girdim. Orada çalışan çocuk “Abla ne yapmışlar sana, bu ne hal?” dedi. Boğazında tırnak izi, kolum, bacaklarım her tarafım yara bere içinde. Bir akrabamız var avukat, işlerini takip eder Halil abi, onu aradım. O da “Sakın üzerini yıkama, onların hepsi delil, sakın elini dahi yıkama” dedi. Saatlerce başlayan bir şiddet ve cinsel saldırıdan çıkmıştım aşırı derecede korkuyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum...

Sonra Jandarma Karakolu’na gittim. Ailemi aradım, onlar da geldi. Ailem hep yanımda oldu bu konuda. Karakolda sanki ben suçluymuşum gibi davrandılar. Saatler sonra Mutlu E.’yi gözaltına aldılar. Vücudumdaki darp izleri ve raporlara rağmen serbest bıraktılar. Diğer isimlerin de ifadelerini alıp bırakmışlar.

Mutlu E. ifadesinde benimle sevgili olduğunu iddia etmiş. Asla öyle bir durum yok.

Sonuç olarak bunların hepsi tutuksuz. Ben ve abilerim bu meseleyi araştırmaya başladık. Ünlü şirketin adını kullanıyorlar ya, o şirkete de haber verdik. Bu konuda başka bir kadının açtığı dava var, oraya dahil olmak istediklerini söylemişler ama mahkeme kabul etmemiş.

Bu kişilerin jandarmadan itibaren korunduğunu düşünüyorum. Jandarmadan mahkeme sürecine kadar her aşamada tanıdıkları var ve korunuyorlar. Düşünün benim dosyama dair belgeleri ben toplayıp teslim ediyorum onlara.

Sonra ben 3 hafta kekeme kaldım, hafızamın yüzde 40'ını kaybetmiştim. İlaçlarla falan iyileştim, dosyamı almaya gittim savcılığa, düşünün kolum askıdaydı o halde gittim. Dosyaya yeni bir şey eklememişler. Doktor raporlarını koymuşlar, hastane raporlarını almışlar o kadar. Bomboş bir dosya.

Dosyamın bomboş olduğunu görünce anladım, bu bir çete ve korunuyor. Yoksa mantıklı mı bu kadar şiddet uygulayan bir erkek tutuklanmıyor? Bir durum var. Kendim araştırmaya başladım...

HABERİN TAMAMI

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR