YAZARLAR

Salkımsöğüt ve güncel siyaset

"Salkımsöğüt" güncel siyasete alet edilmeyecek kadar kıymetli bir şiir. Ama aynı zamanda mücadelenin devrimci ruhuna davet içerdiği için hatırlatılması gereken bir şiir.

"Akıyordu su
gösterip aynasında söğüt ağaçlarını.
Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını!
Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere
koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere!"

Nerden geldi aklıma bilmiyorum. Tuttum Nazım Hikmet'in sesinden "Salkımsöğüt" şiirini dinledim. Aynı şiiri Genco Erkal'dan da dinledim. Bununla yetinmedim, Grup Baran bu şiiri şarkı yapmıştı vakti zamanında. Onu da dinledim.

Böyle oluyor bazen, yıllardır dinlemediğim bir şarkı, yıllardır açıp okumadığım bir şiir, kimi zaman nedensiz ve apansız hatırlatır kendisini. Bu hatırlatma önce bir şaşkınlığa, sonra da yıllar öncesine götürür insanı. İlk ne zaman okumuştum bu şiiri? Bu şiiri ilk okuduğumda ne hissetmiş, ne düşünmüştüm? Bir düşüncedir alır insanı, "Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!" dizesi eşliğinde.

İyi şiirler bunu yapar.

İyi şiirler, ihtiyaç duyulduğu her zaman, öfkede, sevinçte, kederde çıkar gelir. Teselli olur, tercüman olur. Gerekirse öfkeyi bileyler.

Bu, sadece bana olan bir şey değildir, şiirle bir şekilde dirsek temasında bulunmuş herkese oluyordur.

*

Sevdiğim şiirlerinden biri olduğu için mi birden hatırlamıştım "Salkımsöğüt" şiirini. Belki. Çünkü sahiden sevdiğim şiirlerden biridir. Bir defa müziği güçlü olduğu için akılda kalan bir şiir. Bir hikayenin yanı sıra bir resim canlanıyor okurun gözünde. Bir de birkaç film sekansı barındırıyor ki bu da Nâzım'ın başka bir yeteneğine işaret eder.

Bütün bunların yanı sıra "Salkımsöğüt", şu biten seçimlerin sonuçlarına ve seçim sonuçlarıyla ilgili bitmeyen tartışmalara kafa tutmanın olanaklarından biri olmalı diye düşünüyorum. Seçimler ve sonuçları elbette tartışılmalı. Hatalar masaya yatırılmalı. Eleştiri ve özeleştiri sürecinden geçmeli herkes. Herkes şapkasını önüne koymalı ve "Nerede hata yaptık?" sorusuna hakiki, hakkaniyetli cevaplar vermeli.

Bu, partisine gönül vermiş, umut bağlamış, bu uğurda bedeller ödemiş halka vefanın ifadesi olacaktır.

Ancak bütün bunlar şimdiye kadar yapıldığı biçimiyle yapılmamalı. Sosyal medyada eleştiri diye önümüze düşen 'engin fikirler' ile hiçbir yaraya pansuman olamayacak hakaretlerle bir arpa boyu yolun alınmayacağını halk biliyor ve buna prim vermiyor. İşin tuhaf tarafı kimi siyasetçilerin de bu mecrada neredeyse aynı üslupla topa girmesi, kendisine siyaset yolunda alan açma çabasını burada sürdürmesi. Onca mücadele deneyimi, hayat birikimi bu şekilde heba edilmeyi hak etmiyor. Hırs anlaşılır bir şeydir. Ancak yoldaşlık duygusunu ıskalayan hırsın insanı götüreceği yeri bilmek de anlamak da mümkün değildir.

Hürmeti hak eden hatırası var geride bıraktığımız insanların.

"Yaralı bir atlı yuvarlandı atından!
Bağırmadı,
gidenleri geri çağırmadı,
baktı yalnız dolu gözlerle
uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına!"

*

Yanlış anlaşılmasın, kimseye perspektif vermiyorum. Böyle bir niyetim, hevesim, becerim olsa çıkar siyaset yapardım. Muhataplarımı karşıma alır öyle konuşurdum. Ancak gazeteciyim, seçimlerde oy kullanan bir faniyim ve sokakta insanlarla birlikte olmayı seven, tercih eden biriyim. Bir şey diyeceksem herhangi bir ikbal kaygısından, taraftar olmaktan ve zarar vermekten sakınarak demeliyim, diye düşünüyorum.

Çünkü daha iyi bir gelecek için, Kürtler için, ötekileştirilenler için mücadele eden hiç kimse bozuk para gibi harcanmayı hak etmiyor. Eleştiri sert ama yıkıcı olmamalı.

Kürt hareketinin tescilli, görevli, yeminli muhaliflerine hakikaten söyleyecek bir şey yok. Ancak özellikle sosyal medyada çaplarından büyük bir dalgalanma yaratabildikleri için takdiri hak ediyorlar sanki. Çünkü aklı başında diye tabir ettiğimiz insanların da söz konusu dalgaya kapıldığına şahit oluyoruz.

Herkes biraz sakin olmalı ve önümüzdeki yerel seçimlere, genel seçimlerde düşülen hatalara bir kez daha düşmeden hazırlanmalı.

*

Biliyorum, "Salkımsöğüt" güncel siyasete alet edilmeyecek kadar kıymetli bir şiir. Ama aynı zamanda mücadelenin devrimci ruhuna davet içerdiği için hatırlatılması gereken bir şiir. Manasız tartışmaların arasında alabora olmak üzere olduğunuzu hissediyorsanız okuyun "Salkımsöğüt"ü ya da Nâzım'ın kendi sesinden dinleyin.

"Nal sesleri sönüyor perde perde,
atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!"

"Salkımsöğüt" bir devrimcinin ölümünü anlatan en iyi şiirlerden biridir, dersem yanlış söylemiş olur muyum? Bilmem ki. Ama zaten konumuz şiir yarıştırmak değil, bir şiirin hatırlattığı her şey ve düştüğü yerden bize bakanların hatırasıdır.

Bir seçim kaybettik ama mücadele azmini ve vefa duygusunu kaybetmedik.

Bir kitap: Şair ve gazeteci arkadaşım Bayram Balcı'yı hatırladım. Şimdi gurbette, sürgünde olan Bayram'la, çalıştığımız gazetede şiir üzerine kısa sohbetlerimiz olurdu. Bayram'ı özlediğim için olmalı, o sohbetler yüzyıl önceydi gibi geliyor bana.

Toplu şiirleri "Hüt" adıyla Klaros Yayınları'ndan çıktı geçen yıl. Yeniden bakmalı Bayram'ın şiirlerine.


Vecdi Erbay Kimdir?

Mardin, Şenyurt doğumlu. Üniversite eğitimini tamamlayamadı. Çeşitli dergilerde yazıları, şiirleri, öyküleri yayımlandı. On yıla yakın bir süre Özgür Gündem gazetesinin kültür sanat editörlüğünü üstlendi. Çeşitli yayınevlerinde çalıştı. Yayımlanmış iki şiir kitabı var: Kuşkular Zamanı (Toplumsal Dönüşüm Yayınları, 1997), Yaz Sayıklamaları (Piya Kitaplığı, 2003). Öykü kitabı Masalın Ölümü, 2006 yılında Agora Kitaplığı'ndan çıktı. İnatçı Bir Bahar-Kürtçe ve Kürtçe Edebiyat derleme kitabı Ayrıntı Yayınları’ndan 2012’de çıktı. Şiir: Görülmüştür, Türkiye Barışını Arıyor, General Electric -Halil İncesu karikatür albümü yayıma hazırladığı kitaplardan birkaçı. Diyarbakır'da yaşıyor ve Gazete Duvar bölge temsilcisi olarak çalışıyor.