'SALDA'YA VÜCUDUMUZ DEĞİL, GÖZÜMÜZ DEĞSİN'
İnsanın daha önce ayağının basmadığı kıyı kesimlerinde ve su içerisinde hidromanyezit oluşumların kütleler halinde belirgin şekilde görüldüğünü dile getiren Kesici, “Gölün berraklığı ve eşsiz turkuaz rengi en iyi şekliyle görülmektedir. Üzücü olan, Salda Gölü gibi dünya mirası olan hassas alana, yıllar önce patika şeklindeki dağ kıyı kesiminde yapılan ve son günlerde de asfaltlamayla cazip hale getirilen yolda araç-insan trafiği giderek arttı. Bu alanlarda insanların piknik yaptıkları, kıyıları plaj olarak kullandıkları belirlendi. Salda Gölü'nün korunması için çıkarılan çok sayıda yasa ve yönetmeliklere rağmen kullanım amacı giderek artırılarak cazibe merkezi haline getirilip, bilim dışı insan baskısına maruz kalmaktadır" diye konuştu.
İnsan ve araç trafiği, sondaj kuyularının artışı, tarım ve turizmin kontrolsüz baskısı ile çevresindeki ekosistem kayıpları arttıkça Salda Gölü'nün doğal direncinin hızla azaldığına vurgu yapan Kesici, şu uyarılarda bulundu: “Salda Gölü'nü cazibe merkezi haline getirmek amaçlı yapılanlara son vermezsek çok yakın zamanda kaybedeceğiz. Kimse sonra bunun nedeni küresel ısınma, iklim krizi, kuraklık demesin. Bunun nedeni, altına bir an önce sahip olmak için altın yumurtlayan tavuğu kesen insandır. Salda dünyanın bilim, seyir cazibe merkezi, müzesi olarak kalmalıdır. Bu anlamda cazibesi değer kazanır. Yoksa para değil, Salda Gölü her şeydir. Korumak, bilim merkezi, dünya mirası olarak geleceğe taşımak insanın elinde. Salda'ya ayağımız, aracımız, elimiz, vücudumuz değmesin, gözümüz değsin. Salda'yı uzaktan sevmek, gelecek kuşaklarımızın da sevmesi için çok önemli ve değerlidir."
(HABER MERKEZİ)