Hekimlerden uyarı: Böyle giderse ASM’ler ve hastaneler keşmekeşe dönüşecek

Korona virüsü vakalarının azalması ile birlikte sağlık alanında da normalleşme süreci başladı. Poliklinik hizmetlerinde artan yoğunluk nedeniyle uyarıda bulunan uzmanlar, salgının devam ettiğine işaret ediyor. ‘Yeniden açılma’ süreci ile virüsün İstanbul’dan Anadolu’ya yayıldığına dikkat çeken TTB Başkanı Sinan Adıyaman, poliklinik hizmetlerinin başlaması ile enfekte olan sağlık çalışanı sayısının da artığını söyledi. Dr. Filiz Ünal ise, “İkinci basamağa başvurması gereken hasta önce birinci basamağa geliyor. Böyle giderse eylül ayında aile hekimlikleri ve hastaneler içinden çıkılmaz bir keşmekeşe dönüşecek” diyor.

Müzeyyen Yüce  myuce@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Türkiye’de korona virüsü salgını sürecinde özel, kamu ve üniversite hastanelerinin birçoğu pandemi hastanesine çevrildi, ameliyathanelerin büyük kısmı da yoğun bakım servislerine dönüştürüldü. Acil olmayan ameliyatlar ve tedaviler de salgın sonrasına ertelendi. Salgının seyrinin düşüşe geçmesi ile atılan normalleşme adımları kapsamında tüm poliklinik hizmetleri 1 Haziran itibari ile başladı.

Salgın süresince sağlık sorunu olduğu halde virüs kapma riski nedeniyle tedavilerini erteleme yoluna giden hastalar, normalleşme ile birlikte birinci basamak sağlık hizmetleri başta olmak üzere hastanelerde yoğunluk oluşturdu.

TTB: SALGIN İSTANBUL’DAN ANADOLU’YA YAYILIYOR

Korona virüsüne karşı alınan tedbirlerin normalleşme süreci ile serbest bırakıldığına dikkat çeken ve önlemlerin bir süre daha devam etmesi gerektiğini savunan TTB Başkanı Sinan Adıyaman, Dünya Sağlık Örgütü’nün normalleşme dönemine dair uyarılarına işaret ederek şöyle konuştu:

“Her ne kadar normalleşme sürecine gidilse ve vaka sayılarında azalma görülse de virüsün bulaştırıcı gücü azalmadı. Virüsün bulaş gücünün azaldığına dair bir kanıtımız yok. Dolayısıyla salgın devam ediyor. Türk Tabipleri Birliği olarak 1 Haziran’da başlayan ‘yeniden açılma’ süreci ile İstanbul’dan Anadolu’ya korona virüsü salgının yayılacağını söylemiştik. Seyahat kısıtlamasının kaldırılması ile şimdi Diyarbakır, Gaziantep gibi şehirlerde vaka artışlarına şahit oluyoruz. Son 3 günün verilerine bakıldığında da bu açıkça görülüyor.”

‘HASTANELER HÂLÂ VİRÜSÜN EN YAYGIN BULAŞ ALANLARINDAN BİRİ’

‘Yeniden açılma’ döneminin başlamasıyla hastanelerdeki yoğunluğun giderek artığına vurgu yapan Adıyaman’a göre hastaneler, hala virüsün en yaygın bulaş alanlarından biri. Adıyaman, “Salgının en başında Covid-19 hastası kabul etmeyen hastanelerin oluşturulması gerekirdi ve hastalar da o hastanelere yönlendirilmeliydi. Böylece kronik hastalığı olanlar, kanser tedavisi görenler tedavilerini de bu süreçte aksatmamış olurlardı. Bu süreçte hastaneye gelmek durumunda kalan hasta yoğunluğu birikti. Yeniden açılım ile de insanlar tekrar hastanelere gelmeye başladı. Poliklinik sayısının düşmesi, hastalar arası sosyal mesafenin korunması, hastanelerin doğal seleksiyon ile havalandırılması bu süreçte çok önemli. Ama birçok hastanede camı olmayan bölümler var. Bu anlamda hastanelerde yük artmaya başladı” diye konuştu.

‘POLİKLİNİK HİZMETLERİNİN BAŞLAMASIYLA ENFEKTE OLAN SAĞLIKÇI SAYISI ARTTI’

Poliklinik hizmetlerinin başlaması ile enfekte olan sağlık çalışanı sayısının da arttığına dikkat çeken TBB Başkanı Adıyaman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yeniden açılma sürecinin başlaması ile poliklinik hizmeti veren sağlık personeli hala korona tehdidi altında. Hastanelerde Covid-19 hastası veya taşıyıcı ile Covid-19 olmayan kişileri ayrıştırmak çok zorlaştı. Özellikle İstanbul’dan tüm ülkeye yayılan virüs taşıyıcısının arttığı dönemde hastanelerdeki yoğunluk endişe verici. Nitekim, en son Bakan Koca, korona virüsü teşhisi konan sağlıkçı sayısını 7 bin 600 olarak açıklamıştı. Sadece Ankara’da 416 sağlık personeli enfekte oldu. Poliklinik hizmetlerinin başlatılması ile Covid-19 teşhisi konan sağlık personeli sayısı arttı. Bu süreçte Covid-19 hastası kabul etmeyen hastaneler oluşturulmaya başlandı ancak duyurusu ve sayısı yetersiz. Hastaların Covid-19 hastası kabul etmeyen hastanelere yönlendirilmesi gerekiyor. Salgın henüz bitmedi; bu nedenle acil olmadığı sürece hastanelere başvurulmamasını ve evde kalınmasını öneriyoruz.”

AİLE HEKİMLERİ: POLİKLİNİK HİZMETLERİNDE CİDDİ YIĞILMA VAR

Salgın döneminde iş yoğunlukları artan aile hekimleri, normalleşme sürecine geçilmesiyle birlikte de salgına karşı en ön safta mücadele ediyorlar. “İnsanlar için henüz en güvenli yerlerden biri aile hekimlikleri. Bu yüzden ikinci basamağa başvurması gereken hasta da önce birinci basamağa geliyor” diyen TTB Aile Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Filiz Ünal şöyle devam etti:

“Bu dönemde hasta profilimiz değişti, hasta sayımız da arttı. Poliklinik hizmetlerinde ciddi bir yığılma var. İnsanlar hastanede uzun zamanlar geçirmek istemedikleri için aile hekimliklerine başvuruyorlar. Birinci basamak sağlık hizmetlerine bir planlama yapılmadan yüklenildi. Plan, korona virüsü testi negatif çıkan ile testi pozitif çıkan kişiyi bir araya getirmemek üstüne kurulu. Ama kapının önünde onlarca kişi kan vermek için beklerken, gebe ve bebek aşıları üstüne bir de okul aşıları bizim sorumluluğumuza eklenince bu durumu kontrol etme şansınız çok düşük.”

‘EYLÜL AYINDA AİLE HEKİMLİKLERİ VE HASTANELER KEŞMEKEŞE DÖNÜŞECEK’

Bu süreçte aile hekimliklerinin iş yükünün içinden çıkılmaz bir keşmekeşe dönüştüğünün altını çizen Filiz Ünal, aile sağlığı merkezlerine ilişkin yeni düzenlemelere ihtiyaç duyduklarını anlattı. “Bu keşmekeşin içerisinde Covid-19 pozitif olan hasa sayısında da artış var” diyen Ünal, şöyle konuştu:

“Sürecin başından bu yana filyasyonun tüm parçalarında bulunan aile hekimleri, aynı zamanda gebe ve çocuk aşısı ile Covid-19 şüphelisi takibi yaptı. Normalleşme süreci ile birlikte bu yoğunluğumuza okul aşıları da eklendi. Okul aşılarının aile hekimliklerinde olması olumlu bir durum ancak bir planlama dahilinde olmalıydı. Hepsine aynı anda yetişmek mümkün olmuyor. Bu karışıklığı engelleyecek bir randevu sistemi oluşturmak gerekiyor. Bunun içinde randevuları planlayacak tıbbi sekreterlere ihtiyaç var. Şu an 10 hekime bir tıbbi sekreter düşüyor. Bu durumda tıbbi sekreterin randevu sistemini kurması mümkün değil. Her doktora bir tıbbi sekreter gerekiyor. Böyle giderse eylül ayında aile hekimlikleri ve hastaneler içinden çıkılmaz bir keşmekeşe dönüşecek. Bunun sonucunda da sağlık hizmetlerinde aksamalar yaşanabilir.”