Alkışladığımız doktorlar baskı altında

Korona virüsü ile en önde mücadele eden sağlık çalışanları şikayetlerini dile getirince ifadeye çağrılıyor ya da açığa alınıyor. Öte yandan akşamları alkışladığımız doktorlar, ertesi gün bir nedenle şiddete uğruyor. Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Demir, bu baskının virüsle mücadele eden sağlık çalışanlarını olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Vecdi Erbay  verbay@gazeteduvar.com.tr

DİYARBAKIR – Sağlık çalışanları korona virüsü ile en önde mücadele ediyor. Özverili çalışmaları ilk zamanlar alkışlarla desteklendi. Ancak alkışların kendilerine moral verdiğini dile getiren sağlık çalışanları, virüse karşı koruyucu önlemlerin yetersiz olduğunu da dile getirdiler. Maskeden eldivene kadar koruyucu birçok ekipman yetersizdi ve bu da sağlık çalışanlarının can güvenliğine kastediyordu. Herkesin evine kapandığı bir zamanda sağlık çalışanlarına yönelik haberler de eksik olmadı. Yani geceleri evinin balkonundan sağlıkçıları alkışlarla destekleyen kimi yurttaşlar, ertesi gün doktora şiddet uygulamakta beis görmedi.

Bazı otellerin kapılarını sağlık çalışanlarına açması ise elbette haber değeri taşıyordu. Değil mi ki küresel bir saldırıya karşı küresel bir dayanışma gerekiyor. Ancak her ülke ve her otel işletmecisi böyle düşünmüyor olacak ki Avrupa Birliği ülkelerinin de dayanışma konusunda zaafiyet gösterdiğini görüyoruz.
Öte yandan geçtiğimiz birkaç gün içinde sosyal medyaya düşen birçok iddia da dayanışmanın sanıldığı gibi yaygın olmadığını gösterir nitelikteydi. Risk alarak korona virüsü ile mücadele eden bazı sağlık çalışanları, ailerini korumak için otelde kalmak isteyince otel tarafından kabul edilmediler.
Doktorlar, “Alkış yetmez” derken haksız değiller. Akşamları alkışladığımız sağlık çalışanlarını devlet yeterli korunmayı sağlamadan işe koşturuyor. Kolluk güçleri şikayetlerini dile getiren doktorları hiç vakit kaybetmeden ifadeye çağırıyor. Yine akşamları alkışladığımız insanlara ertesi gün bir nedenle şiddet uygulamak, ailesini korumak için otelde ya da bir misafirhanede kalmak isteyen doktora salgının kendisi muamelesi yapmak ise haksızlık.

‘DOKTORLARIN MOTİVASYONU BOZULUYOR’

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Mehmet Şerif Demir de korona virüsü ile mücadele eden sağlık çalışanlarının söz konusu nedenlerden dolayı olumsuz etkilendiğini ve virüs ile mücadele ederken motivasyonlarını bozduğunu söyledi.

Demir, “Basına ve kamuoyuna da yansıdığı gibi ne yazık ki kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik açıklama yapan başta sağlık çalışanları olmak üzere TTB, Tabip Odaları, sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerine soruşturma açılıyor, kolluk tarafından ifadeye çağrılıyor ve yöneticiler tarafından baskı ve tehdit ediliyor veya özür dilenmeye zorlandıklarını duyuyoruz. Yine bunun yanında bu zor süreçte sağlık hizmeti vermeye çalışırken sağlık çalışanlarının şiddete maruz kaldıklarını da duyuyoruz. Salgına karşı özveri ile çalışanlara karşı takınılan bu tür tutumlar, hekimler ve sağlık çalışanları olarak motivasyonumuzu bozmakta, yalnız bırakılmış duygusunu hissettirmekte ve bu da salgına karşı mücadele direncini olumsuz etkileme tehlikesi taşımaktadır” diye konuştu.

‘DİYARBAKIR’DA YURT AYARLANDI’

“Hastalıkla en ön safta mücadele eden sağlıkçılar en büyük risk grubunu oluşturmaktadır” diyen Demir, şunları söyledi: “Pandemi ile mücadelede en ön safta yer alan ve enfeksiyon riskini evine taşımak istemeyen sağlık çalışanları için otel, yurt ve misafirhanelerde kalabilme olanakları sağlanmalıdır. Diyarbakır’da İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sağlıkçıların kalacağı yer olarak KYK yurdu ayarlandı. Tabi bu yerlerde salgın için tüm önlem ve tedbirlerin alınması, sağlık çalışanlarının tüm gereksinimlerinin karşılanması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’nın genelgesine uygun koşulların sağlanması gerekiyor. Hekim ve sağlık emekçilerinin başta koruyucu ekipmanlar olmak üzere çalışma koşullarının düzenlenmesi, yaşam koşullarının iyileştirilmesi salgın ile etkin mücadele edilmesi için gereklidir.”

‘BİLGİLENDİRME KRİTİK ÖNEMDEDİR’

Salgın ile mücadelenin toplumun tamamını ilgilendirdiğini ve her bir yurttaşın sorumluluk alması gereken topyekün bir mücadele olduğunu belirten Demir, “Salgının toplum içinde yaygınlığı hakkında kamuoyu yeterince bilgilendirilmezse, halk el yıkamadan tutun da sosyal mesafenin artırılmasına kadar kişisel önlemlerin önemi konusunda yeterince ikna edilemez” ifadesini kullandı.

“Toplumun doğru bilgilendirmesi bu süreçte kritik önemdedir” diyen Demir, Toplumda çok büyük bir panik ve kaygı mevcut. Sağlık Bakanlığı’nın süreci şeffaf yürütmesi, doğru bilgiyi hızlı ve yaygın biçimde toplumun tüm kesimleri ve sağlık çalışanlarıyla paylaşması gerekiyor. Hangi illerde bu hastalık görülüyor, kaç test yapılmış, YBÜ takip edilen kaç kişi var, hasta olanların yaş dağılımı nedir, kaç kişi hayatını kaybetmiş? Bunları açık bir biçimde ortaya koymasında fayda var ki toplum açık ve şeffaf bir biçimde bu sürecin yürütüldüğüne ikna olsun” dedi.

Bu salgın ile en ön safta mücadele eden sağlık çalışanların da doğru bilgi sahibi olduğu kadar kendi sağlıklarını ve toplum sağlığını koruyabileceğini vurgulayan Demir, hastalarının test sonuçları hakkında açık ve şeffaf bir şekilde bilgilendirilmeleri gerektiğine dikkat çekti. Demir, ayrıca salgın ile mücadele eden sağlık çalışanlarının düzenli olarak testlerinin yapılması ve koruyucu ekipmanlarının eksiksiz sağlanması gerektiğini dile getirdi.