Kübalı doktor Lorenzo: Bir şişe suya ödediğimiz parayla ilaca ödediğimiz para aynı

Kübalı doktorlar kanser tedavisi için İstanbul'da bir buçuk aydır hasta kabulüne başladı. Fiyat politikası nasıl olacak, kaç hasta muayene için hastaneye başvurdu... Küba Onkoloji Enstitüsü’ne bağlı 3 doktor bilgilendirme toplantısı yaptı.

Hacı Bişkin  hbiskin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Küba Onkoloji Enstitüsü’ne bağlı Kübalı doktorlar İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Konseyi’nde görev alarak tıbbi olarak değerlendirme sürecinde bulunmaya başladı. Küba Onkoloji Enstitüsü Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Lorenzo Angulo Anasagasti ve Kübalı doktorlar bugün basın karşısına çıkarak hastanedeki çalışmalar hakkında bilgilendirme yaptı.

İstanbul Hilton Otel’deki toplantıya Kübalı medical onkologlar, Gala Naussicaa Romere Moratolla, Gustava Enrique Pichs Martı ve Lorenzo Angulo Anasagasti katılırken Okan Üniversitesi’nin Yönetim Kurulu Üyesi Alper Tunca Demiraslan, mütevelli heyeti başkanı Bekir Okan, rektör yardımcısı Mithat Kıyak, yönetim kurulu başkanı Can Özkan Okan, hastane genel müdürü Erdal İbanoğlu ve hastanenin başhekimi Tayfun Hancılar da toplantıya katılan isimler oldu.

‘AŞI İÇİN İLK HASTA ROMANYA’DAN GELDİ’

Toplantıda ilk olarak Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Bekir Okan konuştu. Okan, Mart ayının ortasında Kübalı doktorların göreve başladıklarını, kısa sürede Küba Türkiye Kanser Enstitüsü’nü kuracaklarını söyledi.
Yönetim Kurulu Üyesi Alper Tunca Demiraslan ise, Kübalı Doktor Lorenzo’nun kanser tedavisinde dünyanın en iyi doktorlardan biri olduğunu söylerken aşı için de ilk hastanın Romanya’dan geldiğini söyledi. Okan, şu ana kadar 2 bin kanser hastasının kendilerine müracaat ettiğini, iki yüz hastanın da muayene edildiğini söyledi.

‘BÜYÜK BİR ZAMANA İHTİYAÇ VAR’

Kübalı Medical Onkolog Prof. Lorenzo Angulo Anasagasti, Küba’da çok önemli biyoteknik endüstriye sahip olduklarını belirtti. Anasagasti, klinik araştırmaların uzun sürdüğünü söyleyerek şöyle devam etti: “Tüm klinik araştırma çalışmaları büyük bir zamana ihtiyaç duyar ve büyük bir efor gerektirir. Bütün bunların sonucunda insanlar faydalı olan yeni ürünü bulmak ve kullanıma sunmak. Bu da bizler için çalışmanın noktasını oluşturuyor. Birden fazla kanser türünde nasıl etki ediyor diyerek tekrar tekrar çalışıyoruz. Değişik tedavi yöntemleri uygulanan hastalarda da kullanmamız gerekiyor. Bunlar için yetkin insan gücü ve teknoloji gerekmekte. Bu çalışmaların karşılığında ise yeni bir şey bulmak.”

Okan Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Tayfun Hancılar, Doktor Lorenzo’nun Küba’daki çalışmaları getirdiğini ve bu çalışmalara katılmayı önemsediklerini söyleyerek, “Küba ile yaptığımız iş birliği ile ön sıralarda yer alacağız” dedi.

‘BİR ŞİŞE SUYA ÖDEDİĞİMİZ PARA İLE İLACA ÖDEDİĞİMİZ PARA AYNI’

Peki Türkiye’deki fiyat politikası nasıl olacak? Doktor Lorenzo şu yanıtı verdi: “Ben doktorum fiyatlar hakkında konuşmam. Fakat bir ürünün geliştirilmesi pahalı bir süreçtir. En önemli kısmı insanları bu endüstride çalıştırmak. Dünyada iki ülkede biyoteknoloji var. Birisi de Küba. Şu anda Küba ile Amerika arasında biyoteknolojik çalışma grubu var. Küba’daki fiyat diğer ülkelerde karşılatırılamaz çünkü Küba hükümeti bu ürünleri destekliyor. Bir şişe suya ödediğimiz para ile ilaca ödediğimiz para aynı. Yeni ürünler geldikçe de ticari stratejiler gelişiyor fakat bu benim alanım değil. Türkiye’de yeni ürünleri nasıl kullanacağımızı hep birlikte göreceğiz.”

Kanser ilaçlarının ücretini SGK karşılayacak mı? Hastanenin Yönetim Kurulu Üyesi Alper Tunca Demirarslan, Türkiye Eczacılar Birliği ile de bu konuyu masaya yatırdıklarını söyledi. Demirarslan, “Türkiye’de bir ilaç hastaya gerekliyse bunun ülkeye getirilmesi sağlanmalı. Bu ilaçlar çok defa yazılmaya başlanmılmışsa Sağlık Bakanlığı listelerine giriyor. Bu ilaçlar belirli bir seviyede kullanılmaya devam edilirse Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödenecek ilaçlar listesinde yer alacak. Biz böyle umuyoruz” diye konuştu.

‘UMUT TACİRLİĞİ OLMAYACAK’

Kanser tedavisi Türkiye’deki birçok hasta için defalarca umut kapısı oldu. Fakat hastalar çoğu zaman umut tacirliğiyle karşılaştı. Mütevelli heyeti başkanı Bekir Okan, umut tacirliği olmayacağını söyleyerek son olarak şunları söyledi: “İşbirliğimiz ilerledikçe merdiven altı bitecek. Bize gelen hastadan dosyası önceden isteniyor. Daha sonra da karar veriliyor. Zaman içerisinde aracılar ve merdiven altı da yok olacak. Umut tacirliği olmayacak.”