Psikolog Didem Cengiz: Karneyi bütün aile alır

Didem Cengiz yaklaşan karne dönemine dair açıklamalarda bulundu: Her çocuk tek ve biriciktir.

Murat Güreş  

GAZİANTEP – SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Klinik Psikoloğu Didem Cengiz, karnenin, okul tarafından aileye sunulan ve çocukların okul hayatı hakkında bilgi verme amacı güden bir rehber olduğunu söyledi. İlköğretim ve ortaöğretim kurumlarında hafta sonu karne heyecanının yaşanacağını anımsatan Cengiz, “Bu heyecan bazı ailelerde mutluluk yaratırken bazı ailelerde maalesef şiddet boyutuna varabilen sorunlar yaratmaktadır. Bu sebeple karne ve karne alma psikolojisi hakkında söyleyeceklerimiz var” dedi.

‘KARNE ‘ÇOCUK’ HAKKINDA BİLGİ VERMEZ’

“Karne, okul tarafından aileye sunulan ve çocukların okul hayatı hakkında bilgi verme amacı güden bir rehberdir. Fakat karne ‘çocuk’ hakkında hiçbir zaman bilgi vermez” diyen Cengiz, şöyle devam etti:

“Biz bir çocuğun karnesine baktığımızda o derse ait performans hakkında aşağı yukarı bilgi alırız. Fakat çocuğun o derste dikkati mi dağınıktı? Anne ve babasının kavgasına üzüldüğü için ders mi çalışamamıştı? Karnı mı açtı, yoksa üşümüş müydü? Ya da çocuk zeki mi, merhametli mi? Yardımsever mi? Arkadaşlarıyla iyi geçinir mi? Ya da çocuk cömert mi? Dürüst mü? İnsani değerleri nasıl? Bu konularda bilgi vermez.

Çocuk belki çok mutlu bir çocuktur ama matematikte iyi değildir. Ya da çocuk belki dansa yetenekli fakat fen bilimlerinde çok da iyi değildir. Bir dersten kötü not alması ya da düşük bir puan durumunun olması çocuğun insani değerlerini ya da tüm yönlerini değerlendiremez. Karnelere çocuğu değerlendirmek için değil, tüm ailenin değerlendirmesi olarak bakmak çocuk üzerindeki yükü hafifletecektir. Bir karne çocuğun tüm eksikleri hakkında bir rehber olabilir.”

CENGİZ: HER ÇOCUK TEK VE BİRİCİKTİR 

Çoğu zaman çocuğun karneye yüklediği anlamın, ailenin karneye yüklediği anlamla ilişkili olduğuna vurgu yapan Cengiz, “Aile karne konusunda ne kadar kaygılıysa çocuk da karnesi konusunda aynı oranda kaygı duyacaktır. Bu da çocuğun kendisiyle ilgili düşüncelerini şekillendirmesinde doğru bir yol değildir” diye konuştu.

Karnesindeki düşük notlar yüzünden hakir görülen, eleştirilen, suçlanan çocukların karneyi kendi değerinin bir göstergesi olarak yorumlamaya başladığını, bunun da öğrencinin tüm eğitim hayatını etkileyebilecek bir inanca dönüşebileceğini savunan Cengiz, çocuğun karnesinin şu şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti:

“Öncelikle karne tüm ailenin başarısını yansıtmaktadır. Karneyi bu gözle görmek anlamlı olabilir. Her çocuk tek ve biriciktir. Çocuk karnesi ile kimse ile kıyaslanmamalıdır. Karnedeki düşük notlar dolayısıyla şiddet asla söz konusu olmamalıdır. Eleştiren, aşağılayan ifadelerden uzak durulmalıdır. Karnesi yüzünden cezalandırılan çocuk okula karşı motivasyonunu kaybeder. Tatil hakkının elinden alınması ya da karne başarısı ile ilgili cezalar çocuğun benlik saygısına zarar verirken çocuk ve aile arasındaki bağı da zedeleyecektir.

‘BAZI ÇOCUKLAR ÇABA GÖSTERSELER DE BAŞARISIZ OLMAKTADIR’

Çocuk karnesi nasıl olursa olsun sevilmeye değer olduğunu bilmelidir. Çocuğun eğer kötü notu varsa önce o nottan daha iyi olan notu övülmeli ve sonra düşük notlar hakkında konuşulmalıdır. Düşük notlar için neler yapılabilir, neden ders hakkında performans sıkıntısı yaşanıyor? Çocukla konuşularak değerlendirilmelidir. Çocuğun karnesiyle ilgili görüşleri alınmalıdır. Çocuk kendi karnesini değerlendirebilmelidir. Çocuğun kapasitesi ve yetenekleri her zaman göz önünde bulundurulmalıdır.

Bazı çocuklar çok çaba gösterseler de başarısız olmaktadır. Bu çocukların başarısız olma sebepleri (mental durumu dikkat performansı aile sınıf uyumu öğretmenleri, vs.) araştırılarak bu çocuklara destek olunmalıdır. Tatilin her zaman dinlenmek ve eğlenmek için var olduğu unutulmamalıdır. Tatil tabi ki eksiklerin de giderileceği bir alandır fakat öncelik dinlenmektir. Tatil zamanı çocuklarla kaliteli vakit geçirmek hem ebeveynler hem de çocukları için önemli bir beslenme kaynağıdır. Bu konuya özellikle yer vermek isterim ki; sosyal medyada çocuğun karnesi paylaşılmamalıdır. Son yıllarda maalesef çokça karşılaştığımız bir tutum. Çocuğun karnesini sosyal medyada paylaşmak demek; çocuğumun kişisel sınırını ihlal ediyorum demektir. Ya da pek çok çocuğun çocuğumla kendisini kıyaslamasına alan açıyorum demek olabilir. Bu sebeple çocukların karneleri hiçbir durumda beğeniye açılmamalıdır. Aileler kendilerini çaresiz tükenmiş mutsuz ve gergin hissederlerse her zaman bir psikolog, pedagog, psikiyatrist desteği alabileceğini unutmamalıdır.” (DUVAR)