Encam
(İbrahim Yıldız,116 syf.,Dipnot Yayınları,2025)
“Kütüphanenin kapanış saati yaklaşıyor. Romanı masada bırakıp çıktım. Hava kararmış. Soğuk. Gece ayaza çekecek, belli. Bacalar göğe öğürürcesine duman salıyor; dumanların içindeki siyah zerreler bir an asılı kalıyor yukarıda, sonra sokak lambalarının sarı ışığında nazlana nazlana yere iniyor: kurumdur yağan üstümüze geceden. Yolun karşısına geçip Foto Şahin’in objektife gülerek poz vermiş gelinlerle damatların çerçeveli büyük boy fotoğraflarının bulunduğu ışıklı vitrinine sırtımı dönüp bekledim. Çok geçmedi, kütüphane görevlileri birer ikişer binadan çıkmaya başladı. Yolun karşısına gözlerimi bir an bile kırpmadan bakıyorum, caddede gelip geçen zifoslu arabaların, dolmuşların, belediye otobüslerinin arasından. Ve nihayet, o!”
Yaşadığımız zamanın puslu havasında kaybolmuş insanların hikayeleri. “Büyük insanlık” sınıfına ait olanların... Bu dünyaya sessiz sedasız gelip bir yere ilişivermiş insanların. Özcesi hayatı ölümün önsözü gibi yaşayanların...
Göçebeler
(Anthony Sattin,280 syf.,Yapı Kredi Yayınları,2025)
“Göçebeler” yerleşik toplumlar ile gezgin toplumlar arasındaki dönüştürücü ve çoğu kez kanlı ilişkinin binlerce yıllık tarihini inceliyor. Anthony Sattin bu iki farklı yaşam tarzının sıklıkla göz ardı edilmiş ve birbirinden ayrılmaz bağlantılarını açıklarken, insanlığın uygarlık macerasına benzersiz bir bakış sunuyor.
Bizi insan kılan tedirginlik/yerinde duramama halinin evrimsel biyolojisi ve psikolojisini araştıran Sattin’in bu kapsamlı çalışması, Kitabı Mukaddes öncesi dönemden günümüzdeki gerileyiş sürecine dek, göçebeliğin uygarlığımızı besleyen etkileyici gücünü anlatıyor.
Göçebeler Neolitik Devrim’den Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne, Arap, Moğol ve Babür imparatorluklarından İpek Yolu’na ve modern kültüre uzanan sıra dışı bir tarih yolculuğu.
Görünürün Kesişimi
(Jean Luc Marion,144 syf.,Ketebe Yayınları,2025)
Fransa’nın yaşayan en önemli filozoflarından biri olan ve akademik çalışmalarında Descartes, Martin Heidegger, Edmund Husserl ve Emmanuel Levinas gibi düşünürlerden etkilenen Jean-Luc Marion, Kartezyen sistem, fenomenoloji, Hıristiyan teolojisi ve sevgi felsefesi (philosophie de l'amour) alanlarında eserler vermiştir. O, Görünürün Kesişimi kitabında, imge konusunu fenomenolojik bağlamda ele alır. Resim, tele-görsel imgelem, idol-ikon meselesi gibi felsefi açıdan anlam ve önem yüklü birçok kavramı irdeler. Ona göre resim, genelde felsefenin, özelde fenomenolojinin odak noktasında yer alır. Zira resmin incelenmesi, görünürün ve görünmezin koşulları üzerine düşünmek açısından mühim bir temel sağlamaktadır.
“Görünür kendini görmeye sunar. Henüz bir açığa çıkma (révelation) söz konusu değildir, ama söz konusu olan zaten, muhtemelen, her daim mümkün olan bir açığa çıkma [zuhur etme] tarafından dayatılan şanın ağırlığına -belki daha sonra- dayanacak şeydir.”
Savaşın Yeni Biçimleri ve Kadınların Bedeni
(Rita Laura Segato,Otonom Yayıncılık,88 syf.,2025)
Dünyanın pek çok bölgesinde hem hükümetlerin giderek otoriterleştiğine hem de devletin geleneksel, egemen işlevlerinin çöktüğüne tanık oluyoruz. Bu da dünya çapında bir şiddet dalgasına ve kadın kırımına yol açıyor. Segato, ulusötesi bir çerçeveye oturttuğu ve savaşın yeni bir biçimi olarak tarif ettiği bu şiddette, kadın bedenine ölümcül bir saldırganlıkla el koyan iktidarların çeşitliliğini gösteriyor. Ona göre, kadın cinayetleri sadece özel ilişkiler alanından bakılarak veya münferit vakalar olarak anlaşılamaz. Dişil ve dişileştirilen her bedene yönelik şiddet biçimlerinde bir dönüşüm yaşandığını görmek gerek. Bu şiddet artık anonim ve sistematik bir iktidar suçu. Tam da bu yüzden eskiden olduğu gibi bir savaşın tali ve istenmeyen sonucu değil, aksine yeni savaş biçimlerinin stratejik hedefi.
Elinizdeki kitap, bu ölüm kalım meselesini ele almak, bu dizginlenemez şiddete dur demek, yaşamı seçmek ve savunmak adına mütevazı bir katkı. Latin Amerika’dan yükselen çığlığa bir riayet: Biz birbirimizi yaşarken seviyoruz!