Patronun Gözü
Matteo Pasquinelli,312 syf.,Metis Yayınları,2025
2024 Deutscher Memorial Ödülü
Yapay Zekâ nedir? Yüzyıllar boyu kölelerden, emekçilerden beklenen bezdirici işleri halledecek bir "bedelsiz işçi" mi? İnsan beynini taklit edip aşan "üstün zekâ"sıyla tüm dertlerimizi çözecek bir "dost yabancı" mı? Sonsuz gelişme potansiyeliyle sonunda insanlığı alt edecek bir gizemli güç mü? Yoksa insan uygarlıklarının kadim zamanlardan beri geliştirdiği temel soyutlama işlemlerinin devasa ölçeklere taşınmasından ibaret bir istatistik makinesi mi?
Sistemin işleyişinin her zamankinden çok gözlerden gizlendiği, masallarla mitlerle örtüldüğü günümüzde, her aşamasında dünya kaynaklarını acımasızca tüketen, insanlığın biriktirdiği kol ve zihin emeğine el koyarak çalıştırılan Yapay Zekâ olgusuna daha yakından bakmamız gerekiyor.
Patronun Gözü, Yapay Zekâ'nın biyolojik zekâyı değil emeğin ve toplumsal ilişkilerin zekâsını taklit ederek geliştirildiğini anlatıyor. Bu kitapla 2024 Deutscher Memorial ödülünü kazanan Pasquinelli, Yapay Zekâ'nın epistemolojisiyle ve bilgi hafriyatçılığı rejimiyle mücadele etmek için kolektif bir “karşı-zekâ”nın öğrenilmesi gerektiğini söylüyor ve okura tavır alma çağrısı yapıyor: "Bizim asıl ihtiyacımız, tüm sorunları teknolojiyle çözmeye kalkmak veya tersine teknolojiden tümden vazgeçmek değil, topluluklara ve kolektife ihtimam gösteren, failliği ve zekâyı asla tümüyle otomasyona terk etmeyen bir tasarım, planlama ve icat kültürü yaratmak."
Çatırdayan Kafatasları
Roger Van De Valde,96 syf.,Siren Yayınları,2025
Toplumdan dışlanmış insanların hikâyelerini anlatmaktaki ustalığıyla dikkat çeken ve birçok Flaman yazara ilham veren Roger Van de Velde, yirminci yüzyıl Avrupa edebiyatının geç keşfedilen hazinelerinden biri. Gerçek yaşama dayalı trajikomik hikâyelerden oluşan Çatırdayan Kafatasları günümüzde modern bir klasik olarak anılıyor. Kalabalıkların içinde yalnız olmaya, insan zihninin ve dürtülerinin karanlıklarına ve insanları toplumun kıyısına iten derin yaralarla arazlara dair bu anlatılanlar, hayatının önemli bir kısmını parmaklıkların ardında, cezaevinin psikiyatri koğuşunda geçirmiş Roger Van de Velde’nin deneyimlerine dayanıyor. Yayımlandığı yıl Belçika’da pek çok tartışmaya sebep olan Çatırdayan Kafatasları, insan olmanın ne anlama geldiğini irdeleyen, çizdiği portrelerle kolay kolay unutulmayacak, sarsıcı ve düşündürücü, tokat niteliğinde bir kitap.
“Kısa öykünün kralı.” -Dimitri Verhulst
Beklenen İstanbul Depremi
Naci Görür,112 syf.,Doğan Kitap,2025
Deprem dirençli kent mutlu kenttir!
Ülkemizde depremlerin tarihi yaklaşık 16,3 milyon sene öncesindeki Neo-Tektonik döneme dayanır. Bu tarih önümüzde uzanan geleceğin de habercisidir. Depremleri durdurma gücümüz yok, onları engelleyemiyoruz ama her depremde binlerce insanımızı toprağa verecek kadar âciz miyiz? Hayır. 21. yüzyılda depreme bu kadar kurban vermek açıklanabilir bir durum değildir. Çağdaş ülkeler, yani bilim toplumları, bir depremde bu kadar çok insan kaybeden ülkeleri “çürümüş” toplumlar olarak niteler. Depremden sonra açılan davalarda bu çürümüşlüğün izleri görülmektedir: Müteahhitlerin yaptığı çürük evler, kalite ve malzeme yolsuzluğu, denetim eksikliği...
Alp-Himalaya Dağ Kuşağı üzerinde yer alan ülkemiz için deprem gerçek bir beka meselesidir. Nesillerimizin bu topraklar üzerinde güvenli, sağlıklı, ekonomik olarak güçlü ve bağımsız bir yaşam sürdürebilmesi için deprem sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması gerekir. Bu da ancak ve ancak deprem dirençli yerleşim alanları yaratmakla mümkündür.
Beklenen İstanbul depremine karşı devlet-yerel yönetim, sivil toplum ve yurttaş ekseninde deprem dirençli bir İstanbul’u nasıl yaratabileceğimizin ana hatlarını açıklayan Prof. Dr. Naci Görür’den yerel yönetimler, altyapıdan sorumlu kurumlar, yurttaşlar ve İstanbul’a gönül vermiş herkes için bir el kitabı.
Vatan Millet Samatya
Seray Şahiner,336 syf.,Doğan Kİtap,2025
“Böyle güzel yalan söylemeyi annemden öğrendim.”
Aile bağlarını sevgiyle değil zaaflarla kuran üç kuşağın, dönüşen İstanbul’la birlikte yeniden biçimlenen hikâyesi. Sevilmek isteyen kızların tetikte büyümelerinin, baskı altında yaşayan kadın ve erkeklerin hayatta kalmak için başvurduğu farklı çözümlerin çarpıcı panoraması.
İstanbul’a caddeler üzerinden damga vurmak isteyenlere, aynı caddelerden can havliyle geçenlerin gözünden bir bakış…
Unutulmaz karakterlerin yaratıcısı Seray Şahiner’den güçlü ve iz bırakacak bir roman. Zor hayatların coşkulu ve ironik bir metne dönüştüğü benzersiz bir kitap.