YAZARLAR

Putin’in Rusya'sı: Kendi rakibini yaratma

Kremlin kitlelerin bıkkınlığının farkında, farkında olmasa 2012’deki kitlesel gösteriler sonrasında seçim sisteminde kolaylığa gitmezdi. Farkında olmasa, son gösteriler sonrasında Putin “sarayım yok” demek için ekrana çıkmazdı. Putin iktidarı devreder mi, Navalnıy gibi ırkçı, sağcı, sorunlu bir figürün şansı var mı, kestirmek güç. Ancak açık olan, Kremlin’in yarattığı sistemin iktidar için sıkıntı yaratmaya başladığı.

Rusya siyasetinde zaman zaman yaşanan toplumsal gösteriler; seçimlere katılım oranlarını, toplumun siyasetle kurduğu bağı ve siyaset sisteminin kendisindeki kuralların anlaşılmasına dönük çabayı tetikliyor.

Bu konuda gözlerin yeniden Rusya’ya dönmesine neden olan, “Rusya’nın muhalif lideri” olarak gösterilen Aleksey Navalnıy’ın tutuklanması sebebiyle yaşanan toplumsal gösteriler. Aleksey Navalnıy, aslında Duma ya da Başkanlık adaylığından ziyade Moskova Belediye Başkanlığı seçimleriyle dikkat çekmişti. Navalnıy, -özellikle yeni kuşaktan- yüzde 27 oranında oy aldı. Bu oran belediye başkanı olması için yetmese de özellikle Rusya’nın büyük şehirleri St. Petersburg ve Moskova’da Navalnıy’ın adının duyulmasını sağladı.

Son olarak Navalnıy’ın geçtiğimiz ağustosta zehirlenmesi ve baş şüpheli olarak Kremlin’i işaret etmesi Kremlin-Navalnıy hattında, arka plandaysa Rusya-Batı düellosunda yeni bir aşama oldu. Navalnıy’ın tedavi görmek için gittiği Almanya’dan dönerken havalimanında tutuklanması ve taraftarlarına 'sokağa in' çağrısı yapması Rusya için yeni tartışmaları başlattı. Rusya toplumunun talebini anlayabilmek için öncelikle Rusya’da Putin iktidarı döneminde adım adım kurulan siyasi sisteme ve bunun etkilerine bakmak yerinde olacak.

YAP-BOZ OLARAK SEÇİM SİSTEMİ DEĞİŞİKLİKLERİ: DUMA’NIN YOLU

Rusya seçim sistemi ve siyasi partiler kanununda beş defa değişiklik yapıldı. İlk değişiklikler başlandığında Putin durumu şöyle ele almıştı: "300 partinin katıldığı bir seçim demokrasi değildir. Demokrasi için çok partili yaşam önlemli, ancak Rusya’da yaşanan bir seçimli kaostur."

Putin’in bu sözleri uyarınca ilk olarak siyasi partilerin -oligarklar başta olmak üzere- devlet dışından yardım almaları yasaklandı, çünkü partilere sponsor olan iş dünyası, bir süre sonra partileri kendi çıkarlarına göre hareket etmeye itiyordu. Ardından seçim ittifaklarına ket vuruldu. 1990’larda seçimler için birleşen irili ufaklı partiler, seçimden sonra yeniden ayrılıyor ve Duma’nın gücü adeta törpüleniyordu. Partilerin seçime katılım koşulları da güncellenerek her partiye "seçime öyle istediğin gibi giremezsin" dendi. Seçim için aranan üye sayısı önce 10 bin, ardından 40 bine ve nihayet 50 bine çıktı, üstelik federe bölgelerde örgütlenme şartı da getirildi. Bu noktaya kadar reformlar, yanlış işleyen bir sistemi onarmak için sunuldu, çoğunlukla da öyleydi. Ancak resim gitgide Kremlin’in baskın olacağı ve seçimi işlevsiz kılan bir duruma evrildi. Kırılma 2010 sonrasında geldi.

2010’dan itibaren gerçekleşen reformlar, bu döneme kadarkilerden farklı olarak, muhalefet için daha olumlu bir seyre sahipti. Önce 2011’de partilerin seçim için gereken üye sayısı yeniden 40 bine indirildi. 2012’deyse Rusya’daki siyasi partiler kanununda iki aşamalı bir değişiklik gerçekleşti. İlk olarak, siyasi partilerin seçime katılımı için gerekli üye sayısı 40 binden 500’e düşüldü. Rusya federe bölgelerinin en az yarısında örgütlenme şartı getirildi, ancak bir alt sınır konulmadı. Ayrıca, daha önce uygulanan seçim barajı yüzde 7’den yüzde 5’e çekildi. Bu değişikliklerde, dışarda yaşanan Arap Baharı ve içeride kitlelerin Putin’in başkanlığa yeniden aday olduğunu açıklaması sonrasında görülen kalabalık protestoları etkili oldu.

Değinilen kolaylıklarla 2011’deki Duma seçimlerinde 7 parti yarışırken, bu sayı 2016 seçimlerinde 74’e çıktı. Sayıların yanında, 2014’te geçen yasayla Duma seçimlerinin sisteminde de değişim yaşandı. Duma’daki 450 sandalyenin 225’i federe bölgelere ayrıldı ve bunun için nisbi temsil kuralı getirildi. Bunun dışında kalan 225 sandalye, partilerin ulusal düzeyde aldıkları oy oranıyla sahip olacakları sandalyelere ayrıldı. Ancak seçim sonuçları başka bir vahim duruma işaret edecekti. Bu konuya değineceğiz, ancak önce Putin’in partisine bakalım.

BRP’NİN KONSOLİDASYONU VE BASKIN PARTİ

Putin iktidarı 2000’lerde Rusya için yeni bir yol haritası hazırlasa da, Duma'da ve yerelde konsolidasyon için değişiklik yetmiyordu. Rusya’dan bağımsız olarak bir şekilde yönetimde olan siyasi grubun, ülke genelinde demokrasi sınırları içinde kalarak yol haritasını hayata geçirmesi için yardımcı araçlara ihtiyacı vardı. Rusya özelindeyse, geleneksel olarak 1906’dan beri muhalefetin kalesi olan Duma’dan yasaların sorunsuz biçimde geçmesi için bir siyasi partinin desteğine... Devlet başkanı olarak Putin’in Duma’ya yasa önerisinde bulunma hakkı vardı, ancak onun Duma’dan geçmesini sağlayacak bir kolaylaştırıcı ihtiyacı da. İşte bu noktada Birleşik Rusya Partisi (Edinaya Rossiya) aranan kan olacaktı.

2001’de Birlik Partisi ile Anavatan Rusya Partisi’nin birleşmesiyle Birleşik Rusya Partisi (BRP) oluştu. BRP ile Kremlin arasında bir bağ olduğu iddiasıyla 2008’de Putin’in başkanlık koltuğunu Dimitri Medvedev’e devretmesinin ardından BRP’nin başına geçmesiyle şüpheye mahal bırakmayacak hale geldi.

Hayata geçirilen reformlar BRP’ye rakip olabilecek irili ufaklı partileri siyaset alanının dışına iterken, devletle parti arasındaki özdeşleşme gün geçtikçe belirgin bir hal aldı. Seçim kanunu uyarınca Rusya’da hızla örgütlenen parti, söz konusu dönemde örtük bir biçimde devlet desteğini alarak yerelden ulusala ekonomik ve siyasi olarak gücünü perçinleyerek egemen konuma geldi. BRP, ilk seçiminde yüzde 37, 2007’de yüzde 64 oy aldı. 2011’de parti oy oranında erime oldu ve yüzde 49,3 oy alabildi. Ancak Duma’da anayasayı değiştirebilecek çoğunluğa sahipti. 2016’da oyların yüzde 54’ünü alan BRP, 450 sandalyeli Duma’dan 343 sandalye kazandı.

HEYECANSIZLIK, BIKKINLIK VE ARAYIŞ

Seçim kanunu ve siyasi partiler yasasında sürekli yaşanan değişiklikler, 20 yıldan fazla zamana yayılan Putin ve BRP iktidarının yarattığı yorgunluk, Duma seçimlerine katılımda kendini gösterdi. Sayılar eşliğinde duruma bakalım: 2003’te 107 milyon seçmenin yüzde 56’sı, 2007 ve 2011’de yüzde 60’ı Duma seçimleri için oy kullandı. Ancak büyük kırılma ve telaşa neden olan durum 2016’da yaşandı. 2016’daki Duma seçimlerinde Rusya tarihindeki en düşük katılımlı seçim gerçekleşti. 110 milyon kayıtlı seçmenin yalnızca yüzde 47’si sandığa gitti. Yani Rusya’nın yüzde 53’ü Duma için sandığa bile gitmedi.

Duma seçimleri Rusya açısından önemli, zira Duma ülkedeki muhalefetin adresi olarak bilinir, katılımın düşmesine dönük pek çok gerekçe de bulunabilir. Ancak en dikkat çekeni, halkın bir değişim olacağına dönük inancını kaybetmesi, bu arayışı bir kenara bırakması. BRP belki tüm siyasi partileri geçebilecek araçlara ve ekonomik güce sahip, ancak kendi kendisinin sonunu da getirebilir.

Özetle doğru ya da yanlış, Putin yönetimi devraldığı ülkenin zor koşullarını gözeterek kendi yollarını çizerek bir sistem kurdu. "Demokrasi mi istikrar mı" konusunda istikrarı rehber edinen Moskova, küllerinden doğan bir devlet yarattı. Rusya’ya itibarını kazandırdı, ancak bu gerekçeler SSCB yıkıldığında yeni doğan ya da 2000’lerin başında doğanlar için artık o kadar cazip gelmiyor. Hakkı teslim edilse de yeni arayış ve değişim özlemi mevcut.

Kremlin kitlelerin bıkkınlığının farkında, farkında olmasa 2012’deki kitlesel gösteriler sonrasında seçim sisteminde kolaylığa gitmezdi. Farkında olmasa, son gösteriler sonrasında Putin “sarayım yok” demek için ekrana çıkmazdı. Ancak ne tür adımlar atılacağı bilinmiyor. Bilinen, Putin’in 25 Ocak’ta ilk defa başkanlık sonrasında hukuki danışmanlık yapmayı planladığını söylemesiydi, daha önce bu soruya, “bakalım, göreceğiz” derdi. Putin iktidarı devreder mi, Navalnıy gibi ırkçı, sağcı, sorunlu bir figürün şansı var mı, kestirmek güç. Ancak açık olan, Kremlin’in yarattığı sistemin iktidar için sıkıntı yaratmaya başladığı. Bu nedenledir ki, aslında Navalnıy’ı hiç de beğenmeyen kesimlerin, iktidara bir yerde dur demek için sokağa dökülmesi, Navalnıy gibi bir figürün kahramanlaştırılması...


Mühdan Sağlam Kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktorasını yapmıştır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rus dış politikası ve enerji politikaları, Avrasya enerji politiği temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. Barış için Akademisyenler “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzadığı için 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.