Prof. Dr. Kenan Engin: Göçmen Kürt gençleri birçok aidiyeti aynı anda yaşıyor

Kendisi de bir mülteci olan siyaset bilimci Prof. Dr. Kenan Engin, Almanya'daki göçmen Kürtlerin 100 yıllık sürecine ilişkin araştırma yayınladı. Kürt göçmenleri beş evrede ele alan Engin, "Burada yasayan Kürt göçmenler iki-üç ayrı kültürel ve sosyal dünya arasında gelip gidiyor. Bilinenin aksine özelikle genç kuşaklarda birçok aidiyeti aynı anda yaşamayı oldukça başarıyla gerçekleştirdiklerini görüyoruz" diyor.

Google Haberlere Abone ol

Kazım Gündoğan

DUVAR - Politik bir mülteci olarak 2001 yılında Almanya’ya gelen ve burada üniversite okuyarak akademisyen olan Kenan Engin, Berlin Akkon İnsani Bilimleri Üniversitesi’nde "uluslararası göç" alanında dersler veriyor. 
Siyaset bilimci Prof. Dr. Kenan Engin, Heidelberg, Kassel, Heilbronn, Mainz, Worms Uygulamalı Bilimler, FOM üniversitelerinde ve Rusya'da Tomsk Politeknik'te araştırmalar yaptı, dersler verdi. Makaleleri, röportajları ve edebi yazıları ulusal ve uluslararası gazete ve dergilerde Almanca, İngilizce ve Türkçe yayınlandı.

Kazım Gündoğan
Prof. Kenan Engin, Kazım Gündoğan'ın sorularını yanıtladı.

Prof. Engin ile Kürtlerin Almanya’ya göçü üzerine yaptığı araştırma hakkında konuştuk.

Almanya’ya Kürt göçünün 100 yıllık tarihi üzerine bir araştırma yaptın ve bunu kitaba dönüştürdün. Bu alanda bir çalışma hangi ihtiyaçlardan doğdu, ne zaman ve nasıl başladın? Yöntem konusunda kısa bir bilgi verebilir misin? Ayrıca kişisel yaşam öykünün böyle bir çalışma yapmanda bir etkisi var mıdır?

kitap
Prof. Engin'in çalışması.

Kitap çalısması fikri aslında oldukça eski. Yıllar önce yüksek lisans eğitimim döneminde Almanya'da Kürt göçmenleri eksenli bir çalışmayı tez konusu yapmayı düşünüyordum. Heidelberg Üniversitesi kütüphanesi gibi milyonlara yakin kitap arşivi olan bir kütüphane de Kürt göçmenler üzerine yazılmış 1-2 yüzeysel kitap disinda bir çalısmaya rastlayamadım. Biraz şaşırtıcı biraz da üzücüydü. Böylesi bir durum farklı bir alana yönelmeme neden oldu. Ama bu alanda bir şeyler yazma fikri de bir ukte olarak içimde kaldı.

Uzun yıllar sonra aslında kaynak olmadan da konu hakkında yazılabilir diye düşünerek ve 10'a yakın arkdaşın katılımıyla ortak bir kitap çalışması başlattık.

Kitap bir boşluğu doldurmadan öte milyonları bulan Kürt göçünün Almanya hikayesine birçok açıdan, cılız da olsa bir ışık tutmaktı. Kimdi bunlar? Buraya neden geldiler? Ekonomik, sosyal yaşama katılım biçimleri nasıldır? Dini ve politik tercihleri nedir? vb. çoğaltılabilecek temel sorulara cevap vermekti temel hedef.

Bir yönüyle herkesin yaşamın her alanında gördüğü ama Almanya bilim dünyasının görmediği ya da görmek istemediği ikinci büyük göçmen kitlesinin kayıtlara geçmeyen hikayesine tanıklık etmekti hedef.

İLK EVRENİN TOHUMUNU BEDİRHANLAR ATTI

Almanya’ya Kürt göçünün tarihi ne zamandan başlar ve öncelikli olarak hangi bölgelerden geldiler? “Kürt göçü” derken sadece Türkiye Kürtlerinin göçünden bahsetmiyorsun değil mi?

Biraz sembolik bir belirleme olacak ama, Kürt göçünün ilk evresinin ilk tohumunu Bedirhan kardeşlerin bundan yaklaşık olarak 100 yıl önce -1919 yılında- Almanya'nın Münih kentine ayak basmasıyla başlatabiliriz. Bu yıllardan 1960'lı yıllara kadar devam eden evrede ağırlıklı olarak entellektüel, aydın ya da eğitim düzeyi yüksek bir göçmen kitlesinin Almanya'ya geldiğini görüyoruz. 1919-1960 yıllar arasında gelen Kürt göçmenlerinin ağırlıklı kısmını Suriye ve Türkiye'den gelenler oluşturuyor. 1950 yıllara doğru Irak Kürdistanı'ndan da ciddi bir genç öğrenci göçü olduğunu söylemek mümkün. Giderek kitlesellesen bu göç en bariz şekilde kendini 1956 yılında kurulan ve ilk etapta başkanlığını İsmet Şerif Vanlı'nın yaptığı Avrupa Kürdistan Ögrenci Derneği -Kurdish Students Society in Europe (KSSE)- ile somutlaştırıyor. Dernek kısa süre içerisinde binlerce üyeye ulaştığı gibi Polonya gibi Avrupa'nın birçok ülkesinde aktif çalışma yürütecek duruma geliyor.

KÜRT GÖÇÜNÜN BEŞ EVRESİ

Çalışmanda Kürtlerin Almanya’ya göçünü belli dönemlere ayırıyorsun. Bu dönemlerin başlıca ekonomik, toplumsal, tarihsel ve siyasal özellikleri nelerdir? Göçü beş döneme ayırıyorsun. Bu dönemleri ve özelliklerini anlatabilir misin?

Kürt göçü üzerine yaptığım araştırmalar kapsamında çıkardığım sonuç, Kürt göçünün beş temel evreden oluştuğu yönünde.

İlk evre biraz önce belirttiğim Bedirhan kardeşlerin öğrenim amaçlı Almanya'ya gelişi ile başlıyor ve bunları sonrasında sayısı yüzlerle ifade edilebilecek Kürt öğrencilerinin Doğu ve Batı Almanya'ya gelişi izliyor. Kitlesel anlamda bir Kürt göçü ise, ki bunu ikinci evre olarak tanımlıyoruz, 1960 yılların sonuna doğru Almanya-Türkiye göç antlaşması kapsamında gelişiyor. Göç antlaşması kapsamında ilk etapta Türkiye'nin batı illerinden işçi alınırken 60'lı yılların sonuna doğru Kürtlerin yaşadığı Erzurum, Sivas, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Dersim, Muş gibi şehirlerden de misafir işçiler Almanya'ya geliyor.

Üçüncü evre 1980 darbesi sonrasında gelişiyor. Bu süreçte gelenlerin bir öncekinden farkı oldukça politize bir kitle oluşu. Çoğu radikal sol ya da sol tandanslı Kürt hareketleri içerisinde politize olmuş bir göçmen kitlesi. Bunların Almanya'ya gelişi tabii daha önce misafir işçi olarak gelmiş ve 'Kürt' ya da 'Alevi' kimliğini saklayan kitlenin de politize olmasına yol açıyor.

Burada özelikle şuna vurgu yapmak gerekiyor. Bu evrede gelen göçmenlerde kendi kimliğini tanımlarken 'Alevi', 'Kürt' vurgusu oldukça cılız ya da yok düzeyde.

Dördüncü göç evresi 1990'lı yıllar ile başlıyor. Göçün temel sebebi ise PKK ile TSK arasında şiddetlenen silahlı çatışma süreçleri ve bunun insanların yaşam alanını oldukça daraltması. İlk önce yakın kasaba ve şehirlerden, sonrasında ise büyük metropollerin kenar semtlerindeki gecekondu mahallelerinde yaşam alanı bulmaya çalışan yüz binlerce Kürt göçmenin bir kısmı burda da tutunamayınca Avrupa'nın birçok ülkesine olduğu gibi Almanya'ya doğru yola çıkıyor. Bu aşamda gelen kitlenin diğer dönemlerde gelen kitleye oranla daha heterojen bir yapıya sahip olduğunu gözlemliyoruz. Her katmandan gelen bir kitle var.

Beşinci göç evresi ise 2012-2013 yılında Suriye iç savaşıyla başlıyor ve hala sürüyor.

ALMANYA'DAKİ KÜRT NÜFUS 1,2 -1,5 MİLYON ARASINDA

Almanya da toplam ne kadar Kürt nüfustan bahsedilebilir ve Almanya devletinin resmi kayıtlarında bu konuda bir istatistik var mıdır?

Almanya Federal Göç dairesinin gelen insanların resmi kimlikleri üzerinden oluşturduğu bir kayıt sistemi var. Almanya'ya gelen Kürt göçmenler İran, Suriye, Türkiye ya da Irak kimliğiyle buraya geldiklerinden ötürü kayıtlara Türk, İranlı, Suriyeli yada Iraklı olarak geçiyor. Dolayısıyla kesin olarak bir Kürt göçmen sayısı vermek ya da buna dair verileri devlet arşivlerinde bulmak mümkün değil. Sadece çeşitli kaynaklardan derlediğim sonuçlardan yola çıkarak şu an itibariyle 1,2 milyon ile 1,5 milyon arasında bir Kürt göçmenin Almanya'da yaşadığını söyleyebilirim. Bu sayıyla Kürt göçmenler Almanya'da Türklerden sonra ikinci büyük göçmen grubunu oluşturuyor.

Kürtler Almanya’da kimlik inşa sürecini nasıl ve hangi araçlarla gerçekleştiriyorlar? Söz gelimi ilk örgütlenmeleri ne zaman başlıyor ve hangi aşamalardan geçiyor, ayrıca bu gelişim sürecinin homejen olmadığı biliniyor. Özellikle bölgesel, dini ve politik parçalanmışlık güçlü bir “Kürt toplumu” oluşumunu nasıl etkilemektedir?

Aslında göç etttikleri her yerde özelde de Almanya'da, Kürtlerin yasaklanmış olan kimliklerini yeniden yaşatma alanına dönüştürme yönünde bir çabalarını gözlemliyoruz. İlk geldiklerinde sendikal vb. çalışmalar yürüten dernekler etrafında kümelenirken bir süre sonra bundan uzaklaşıp Kürt kimliği, Alevi kimliği, ya da geldikleri ülkelerde ibadet ettikleri ve devletin etkisi altında olan camilere alternatif camiler oluşturup yeni bir etnik ve dinsel kimlik oluşturma çabasına girdiklerini görüyoruz. Selahaddin Eyyubi, Ehmede Xani, Kawa vb. Kürtler açısından önemli olan sembol isimlerin kullanılması bu açıdan tesadüf degil.

Dünyada gelişen ulusal hareketlere oranla Kürtlerde geç gelişen ulusal bilincin, özelikle yurt dışında Kürt göçmenler arasında geldikleri ülkelere oranla daha hızla yayıldığını görüyoruz. Bu durum Kürt göçmenlerin siyasal talepler noktasındaki duruşlarına yansıyor. Kürt göçmenlerin siyasal talepleri Almanya'da daha çok kendi kimlik ya da dillerini tanıma eksenli. Bunun yanı sıra Almanya'da geldikleri ülkelerdeki sorunların çözümüne yönelik lobi çalışmları ya da siyasal aktiviteler yürüttüklerini gözlemliyoruz. Bu aktiviteleri ilk etapta 1980'li yılların sonlarına doğru neredeyse Almanya'nin her şehrinde kurulan kültürel ve sosyal dernekler üzerinden yürütürken sonraki süreçlerde çeşitli siyasal partiler içerisine yerleşip buradan kendilerine yeni bir mecra açma çabası var.

Bu yapılanmaların Almanya'da yaşayan Kürt göçmenlerin sosyal ya da kültürel sorunlarının çözümü yönünde ciddi bir aktivitelerini görmek mümkün değil.

'TÜRKİYE'DEN GELENLER SİYASAL KİMLİK EKSENİNDE KÜRTLÜĞÜNÜ TANIMLIYOR'

Almanya da dört parçadan (Irak, İran, Suriye ve Türkiye) Kürtler var. Kürt kimlik oluşumunda ve korunmasında hangi parçanın Kürtleri daha kitlesel ve etkili katılım gösteriyor?

Burada yasayan Kürt göçmenler iki-üç ayrı kültürel ve sosyal dünya arasında gelip gidiyor. Bilinenin aksine özelikle genç kusaklarda birçok aidiyeti aynı anda yaşamayı oldukça başarıyla gerçekleştirdiklerini görüyoruz.

Geldikleri ülkelerdeki baskıcı ve inkarcı sistemlerden ötürü kendi kimliğini kamusal alanda açıkça ifade etmekte çekinen Kürtlerin burada bu kimliğe okulda, işyerinde özelikle vurgu yaptığını görüyoruz. Özelikle yeni 3. ve 4. nesilde bu vurgu mesela takılan çeşitli sembollerle ya da dövmelerle (Hz. Ali resmi, Zülfikar, çeşitli siyasi partilere ait semboller, Kürt bayrağı, haritası vb.) kamusal alana taşınıyor.

Tabii burada kuşaklar arasındaki farklılıklar, geldikleri ülkeler, siyasal geçmisleri v.b. etkenler de farklı farklı ifade biçimlerini beraberinde getiriyor.

Mesela Türkiye'den gelenler siyasal kimlik ekseninde kendi Kürtlüğünü tanımlarken, Iraklı, Iranlı, Suriyeli Kürtlerde daha çok dil ve kültür üzerinden oluşturulmuş bir Kürt kimlik kurgusu gözlemliyoruz.

Almanya devleti, siyasal partileri, Alman halkı ve diğer göçmen toplumların Kürt uluslaşmasına karşı nasıl bir tutum içinde olduklarını düşünüyorsun? Kürtlerin Almanya’ya entegrasyon süreci nasıl yaşanmaktadır ve bu konuda kuşaklararası farklılıklar nelerdir?

Almanya kamuoyunun Kürtlere bakış acisini birbirinden farklı 3 evreyle ifade edebiliriz. 1980 yıllara kadar daha çok ezilen ve 'yardim eli uzatılması' gereken bir halk olarak ya da bir göçmen gurubu olarak görülürken, 1990'lı yıllar sonrası daha çok 'terör' kavramıyla özdeşleştrilen bir algının Almanya kamuoyunda etkili olduğunu görüyoruz. Bu imajın 2013 sonrası Suriye Kürtlerinin İslamcı hareketlere karşı yürüttüğü basarili mücadele ile 'Doğunun kahramanları' olarak değistigini söyleyebiliriz.

Bu durumda burada yaşayan göçmen Kürtlerin etkisi büyük. Burada yasayan Kürtlerin politik yaşama katılım biçimi daha çok Türkiye, Irak ve Suriye eksenli. Bu yönlü yapılan tüm aktiviteler adı geçen ülkelerdeki politik gelişmeleri protesto ya da olumlama boyutunda. Almanya'nin genel siyasal yaşamına katılım çok cılız. Almanya'da eyalet ya da federal mecliste yer alan Kürt milletvekilleri ise daha çok adı geçen ülkelerde yaşanan insan hakları ihlalleri vb. şeyleri dile getirmeyi kendi politik ajandasınının temel eksenine oturtuyor. Oysa ki bunların temel uğraşlarından biri Almanya'da yaşayan 1 milyonun üzerindeki Kürt göçmenin sorunları olmalı.

Entegrasyon süreçleri ise oldukça sancılı geçmektedir. 1980'li yıllarda kurulan siyasal ve kültürel dernekler ilk kuşakların sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına cevap verirken sonrasında burada doğup büyüyen 3. ve 4. kuşağın ihtiyaçlarına cevap vermekte oldukça uzak kaldığını söylemek mümkün.

Burada doğup büyüyen kuşakların çok daha farklı kültürel ve sosyal kodlar üzerinde kendi kimliklerini inşaa ettiklerinden ötürü son 20 yılda bu kuruluşlar etrafında kümelenen genç nüfusun minimuma indiğini görüyoruz. Bu durum aynı zamanda iki ayrı kusak arasında ciddi kültürel çatismalara da yol açmaktadır.

Gerek Türkiyeli Sosyalistler, gerekse Almanyalı Sosyalistlerin göçmen Kürtlerle ilişkileri hakkında neler gözlemledin?

1980'li yıllar civarı gelen insanların çok büyük bir çoğunluğu Türkiye ya da Iran gibi ülkelerde aktif olarak radikal sol hareketler içerisinde olan ya da bunlarla bir şekilde teması olmuş insanlar. Mesela İran'da TUDEH içersinde aktif olan yüzlerce Kürdün 1980 yıllar civarı artan yoğun tutuklamalar yüzünden Dogu Almanya'ya (DDR) göç ettiğini biliyoruz. Yine Türkiye'de Dev-Sol, Dev-Yol, TDKP, TKP/ML gibi sol hareketlere sempati duyan ya da aktif olarak bu hareketler içerisinde olanlar bu yıllarda Almanya'ya yönünü çeviriyor.

O dönemlerde dünyada yaygın olan sol atmosferin de etkisiyle bu dönem aktif Kürtlerin Marksist-Leninist, Maoist gibi akımların penceresinden dünyayı yorumladığını söylemek mümkün. Sonrasında Kürt eksenli oluşan PKK yada Kawa gibi hareketlerde de bu izleri görmek mümkün. Kuruluş programlarının ana gövdesini Marksist-Leninist düsünce biçiminin öğeleri oluşturuyor.

Bu düsünsel dünyanın etkisiyle buraya gelenlerin çoğunun ilk etapta, örneğin Türkiyeli göçmenler tarafından kurulmuş DIDIF, ATIF gibi sol oluşumlar içerisinde kümelendiğini görüyoruz. Sonrasında bu tür kurumların Alman Sol Parti gibi siyasal oluşumlarla çok ciddi ilişkiler geliştirdiğini görüyoruz. Bu ilişkide iki tarafın da oldukça pragmatik yaklaşımının  payı küçümsenmemeli. Sol Parti bu sekilde göçmen kitlesi içerisinde yer ve destek bulurken, Türkiyeli göçmen gruplar ve Kürt göçmenler de Almanya kamuoyuna açılan bir pencere olarak Sol Parti'yi görüyorlar.

Son olarak; Kürtlerin Avrupa’ya göçü ve nüfusu hakkında yapılmış bir araştırma var mı? Varsa Kürtlerin Avrupa’daki nüfusu ne kadardır?

Maalesef ciddi bir çalışma yok. Kürtler üzerine yazılanların ezici bir coğunluğu Kürtlerin geldikleri ülkelerde yaşadıklarına dair. Dolayısıyla Almanya'da yaşayan Kürt göçmen kitlesinin siyasal, kültürel, eğitim vb yapısına dair yapılmış çok ciddi bir çalışma bulunmamaktadır. Umarım gelecek nesiller bu açığı kapatırlar...

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR