Erdoğan: Ayasofya 24 Temmuz'da ibadete açılacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya’nın 24 Temmuz günü cuma namazıyla ibadete açılacağını duyurarak, uluslararası toplumdan gelen tepkilere “Bu konuda görüş belirtmenin ötesindeki her türlü tavrı ve ifadeyi bağımsızlığımızın ihlali olarak görürüz” uyarısında bulundu.

DUVAR – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ulusa Sesleniş konuşmasında, Ayasofya ile ilgili açıklamalarda bulundu. Erdoğan “İnsanlığın ortak mirası Ayasofya, yeni statüsüyle herkesi kucaklamaya, çok daha samimi, çok daha özgün şekilde devam edecek. Hazırlıkları süratle tamamlayarak 24 Temmuz 2020 Cuma günü, cuma namazı ile birlikte Ayasofya’yı ibadete açmayı planlıyoruz” dedi.

Müze statüsünden çıkmasıyla birlikte Ayasofya Camisi’ne ücretli giriş uygulamasını da kaldırdıklarını açıklayan Erdoğan, “Tüm camilerimiz gibi Ayasofya’nın kapıları da yerli ve yabancı, Müslim ve gayrımüslim herkese sonuna kadar açık olacaktır” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN EGEMENLİK HAKLARIYLA İLGİLİ’ 

“Herkesi, ülkemizin yargı ve yürütme organları tarafından alınan Ayasofya kararına saygılı olmaya davet ediyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası alanda bu konuda ortaya konan her türlü görüşü elbette anlayışla karşılarız. Ancak, Ayasofya’nın hangi amaçla kullanılacağı konusu, Türkiye’nin egemenlik haklarıyla ilgilidir. Bu konuda, görüş belirtmenin ötesindeki her türlü tavrı ve ifadeyi, bağımsızlığımızın ihlali olarak kabul ederiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türk milletinin Ayasofya üzerindeki hakkı, yaklaşık 1500 yıl önce bu eseri ilk inşa edenlerden daha az değildir. Tam tersine yaptığı katkılar ve güçlü sahiplenişi itibarıyla milletimizin, bugün insanlık mirasının en önemli eserleri arasında gösterilen Ayasofya üzerindeki hakkı daha fazladır. Ülkemizde ibadete açık 435 kilise, sinagog ve havra bulunuyor. Bu manzara, farklılıklarımızı zenginlik olarak gören anlayışımızın tezahürü.”

Cumhurbaşkanı, Ayasofya’yı müzeye dönüştüren 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını eleştirerek, “Tek parti döneminde alınan bu karar, tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıydı. Çünkü Ayasofya ne devletin ne de herhangi bir kurumun malı değil, vakıf mülküdür” dedi.

Erdoğan bugün de Ayasofya’nın müze olarak kalmasını isteyenler olduğunu kaydederek, “Gerçi aynı zihniyet İstanbul’un en güzide camisi Sultan Ahmet’i müzeye dönüştürmeye teklif etmektedir. Bu zihniyet Ayasofya’yı caz kulübü olarak kullanmayı düşünmüştü” diye konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

– Danıştay bugün Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesini sağlayan Bakanlar Kurulu düzenlemesini iptal etti. Bizde Ayasofya’nın hizmete açılmasını sağladık. 86 yıl sonra Ayasofya cami olarak hizmet vermeye başlayacak. Karar tüm insanlığa hayırlı olsun. Kültür ve Turizm Bakanlığımız konunu teknik, Diyanet İşleri Başkanlığımız da dini yönleriyle ilgili hazırlıklarına başladı. Ayasofya’ya ücretli giriş uygulamasını kaldırıyoruz.

– Hazırlıkları süratle tamamlayarak 24 Temmuz 2020 Cuma günü cuma namazı ile birlikte Ayasofya’ya ibadete açmayı planlıyoruz. Bir an önce hazırlıkların bitmesi için burayı ziyaret etme gibi bir telaş içine girmenin doğru olmayacağını söylemek istiyorum. Gelip orada görüntü vermek veya gösteri yapmak doğru değil. 24’ünde cuma namazımızı kılar ve Ayasofya’yı da ibadete açarız.

– Burada öyle bir hazırlıklar yapıyoruz ki Müslim gayrimüslim, kim gelirse gelsin burada yapılan dedikoduların olmadığını, ecdadımızdan devraldığımız mirası nasıl taşıdığımızın en güzel örneğini vereceğiz. Uluslararası alanda bu konuda ortaya konulan her türlü görüşü saygıyla karşılarız ancak Ayasofya’nın hangi statüde kalacağı kararı Türkiye’nin egemenlik hakkı. Bu konuda görüş belirtmenin ötesindeki her türlü tavrı ve ifadeyi bağımsızlığımızın ihlali olarak görürüz.

– Bu öyle 50, 100 yıllık değil 567 yıllık haktır. İnanç odaklı tartışma yapılacaksa bunun konusu Ayasofya değil İslam düşmanlığı ve yabancı nefreti olmalıdır. Bu kararın arkasında duran tüm siyasi partilere, STK’lara ve milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum.

– Uzun bir kuşatmanın ardından 29 Mayıs 1453 tarihinde İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han direk Ayasofya’ya yönelir. Sancağını Ayasofya’nın ortasındaki mihraba diker, ilk ezanı da kendisi okur. Böylece fethini tescillemiş olur. Fatih bu ulu mabedi zemininden çatısına kadar büyük bir incelikle izler. Fatih yapının harap görüntüsü karşısında Farsça şunu söyler: ‘Kayser’in kasrında örümcek perdedarlık yapıyor. Efrasiyab’ın sarayında baykuş nöbet vuruyor.

– Ayasofya’nın her devirde milletin her ferdinin gönlünde ayrı yeri oldu. Bizim de gönlümüzde gençlik yıllarımızdan beri Ayasofya sevgisi vardı.

– Doğu Roma döneminde imparatorluğun dört bir yanından malzeme taşınmıştı. Fatih Ayasofya ve İstanbul’u yeniden inşa etti. Fatih sabit mozaikleri korumuş, sadece taşınır heykelleri yerinden çıkarmıştır. Mozaikler peyder pey kapatılmış, dış etkilere karşı korunmuş ve bugünlere gelmesine imkan sağlanmıştır.

– Ayasofya’nın cami olduğu devirlerden hiçbir eser kalmasın isteyenler neredeyse minarelerini dahi yıktıracaklardı. Esasen tek başına veya tek parti döneminde alınan bu karar tarihe ihanet olmanın yanında hukuka da aykırıydı. Ayasofya vakıf mülküdür. Bu hukuka istinaden Ayasofya Fatih ve onun kurduğu vakfın üzerine kayıtlıdır. Ayasofya Fatih’in tapulu mülkü olmasaydı, hukuken burayı vakfetme hakkın da olmazdı.

– Bugün alınan karar aynı zamanda Fatih’in ağır bedduasından kurtulmamızı sağladı. Ayasofya’nın müze olarak kalmasını isteyen zihniyet, geçmişte Sultan Ahmet Camii’ni resim galerisi, Yıldız Sarayı’nı kumarhane, Ayasofya’yı caz kulübü olarak kullanmayı da düşünmüş, hatta bir kısmını gerçekleştirmişti. Bu çağdışı anlayışın ifadesidir… Bundan bir adım sonrası Mescidi Aksa’nın da müzeye dönüştürmesi istediğidir. Rabbim bu zihniyetten muhafaza eylesin diyorum.

– Vatikan’ın müzeye dönüştürülerek ibadete kapatılmasını talep etmekle Ayasofya’nın müze olarak kalmasında ısrarcı olmak aynı mantığın ürünü.

– Ayasofya’nın dirilişi Mescid-i Aksa’nın özgürlüğe kavuşmasının habercisi, Müslümanların fetret devrinden çıkış iradesinin ayak sesidir.

– Ayasofya’nın dirilişi, şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetlerine gerekirse canımız pahasına sahip çıkma kararlılığımızın remzidir. Ayasofya’nın dirilişi, Fatih’in fetih ruhunu şad etme yanında Akşemsettin’in maneviyatını, Mimar Sinan’ın estetiğini ve zevkini de yeniden gönlümüzde canlandırmaktır. (HABER MERKEZİ)