Bahçeli: Zillet İttifakı Twitter'da film çeviriyor

İl Başkanları toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: Zillet İttifakı’nın lekeli figüranları Twitter’da film çevirip birbirlerini selamlarken oynatıldıkları sefil senaryonun ne kadar köhne ve kifayetsiz olduğu gün yüzüne çıkmıştır. CHP Genel Başkanı’nın Cumhur İttifakı’na duyduğu tedavisi imkânsız antipatisi ve alerjisi bir bakıma Türk milletiyle yaşadığı derin ihtilafın yansımasıdır.

DUVAR – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, il başkanlarıyla bir araya geldi. Toplantı öncesi davetliler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında salona ateşleri ölçülerek ve kıyafetlerine dezenfektan sıkılarak alındı. Toplantıda tüm katılımcılar maske taktı, sosyal mesafe kurallarına da dikkat edildi.

Bahçeli toplantıda yaptığı konuşmada, CHP Genel Bahçeli’ye yüklendi, çoklu baro teklifine kariı çıkan baroları eleştirdi. Devlet Bahçeli’nin konuşmasından başlıklar şöyle:

AYASOFYA’DA SON NOKTAYI DANIŞTAY KOYACAK: Ayasofya Camisi’nin ibadete açılmasıyla ilgili haklı beklentimizin hilafına, egemenlik haklarımıza yönelik, özellikle ABD ve AB kaynaklı şantaj ve saldırganlıklar bizim nazarımızda yok hükmündedir. Danıştay’ın konuyla ilgili makul, mukaddesatımıza saygılı ve maşeri vicdana müzahir tarihi nitelikli kararını kısa zaman içinde açıklayarak tartışmalara son noktayı koyacağını ümit ediyoruz. Milli varlığımıza karanlık pusular kuran, milli haklarımızı çiğneyip çürümeye terk etmeyi kurgulayan iç ve dış odaklarla mücadelemiz amasız ve amansız düzeydedir.

CHP-İP-HDP SOSYAL MEDYADA PASLAŞIYOR: Cumhuriyet Halk Partisi Covid-19’a umutlarını bağlayan, siyasetlerini bağdaştıran, geleceklerini bahşeden yıkım faillerinin mihrakı ve mihmandarı olmuştur. Bu yalın gerçek CHP için utanç verici bir rezalettir. Bir tarafta Türkiye’nin kaybetmesine yatırım yapmak diğer tarafta hastalıktan siyasi rant devşirmek yalnızca insaf ve izan eksikliği değil, aynı zamanda ayıp ve ahlaksızlıktır. Salgının kontrolden çıkıp ülkeyi yönetilemez hale düşürmesi, demokrasi dışı arayış ve beklentilerin tırmanarak sosyal ve ekonomik krizle eklemlenip bir volkan ağzı gibi patlaması CHP’nin yegâne gizli gündem ve özlemidir. Zararlı ve zehirli bir mecra haline dönüşen sosyal medya platformunda CHP-HDP-İP arasında sahne alan kısa paslaşmalar, birbirlerini taltif eden serenat ve güzellemeler bunların aynı kirli amaca hizmet ettiklerini zahmetsizce belgelemiştir.

ÖNCE ZİLLET VE ESARET ZİNCİRİNDEN KURTULSUN: Zillet İttifakı’nın lekeli figüranları Twitter’da film çevirip birbirlerini selamlarken oynatıldıkları sefil senaryonun ne kadar köhne ve kifayetsiz olduğu da gün yüzüne çıkmıştır. CHP Genel Başkanı’nın Cumhur İttifakı’na duyduğu tedavisi imkânsız antipatisi ve alerjisi bir bakıma Türk milletiyle yaşadığı derin ihtilafın yansımasıdır. Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaştığı bir açıklamada zekâ seviyesini ve akıl düzeyini fazlaca yoruma gerek bırakmadan açık etmiş, başka bir ifadeyle yakayı ele vermiştir. Davul-tokmak metaforundan hareketle Sayın Cumhurbaşkanımızla aramızdaki hasbi, harbi ve haysiyetli diyalog üzerinde kuşku uyandırmayı hedefleyen bu gafilin önce boynuna geçirilmiş zillet ve esaret zincirinden kurtulmayı denemesi acil bir ihtiyaçtır. Türkiye düşmanlarından sipariş alarak icazetli siyaset yapan Kılıçdaroğlu’nun, Cumhur İttifakı’nın millet iradesiyle ve 15 Temmuz mücadelesiyle örülen hisarlarında en ufak gedik açması hezeyan ötesi bir hayaldir.

KILIÇDAROĞLU ANLAMAYACAKTIR: CHP Genel Başkanı öncelikle kimlerin dolduruşuna gelip hangi hıyanet lobilerinin taşeronu ve teşrifatçısı olduğunu yüreği varsa itiraf, cesareti varsa da ilan etmek durumundadır. CHP zordadır, daralan zillet çemberinin içinde sıkışmıştır. Kılıçdaroğlu’nun partimizi kast ederek; “Türkiye son seçimlerde yüzde 11,9 oy almış bir partinin tahakkümü altında yönetiliyor” isnat ve ifadesi hayâsız bir uydurma, sahibini hüsrana uğratacak kuyruklu bir yalandır. Türkiye’yi yöneten bellidir, hamd olsun sağlam ve milli bir irade hükümet sorumluluğunu üstlenmiştir. Cumhur İttifakı al-ver ortaklığı, menfaat birlikteliği, makam ve mevki üzerine bina edilmiş gevşek, pazarlıkçı ve iş bitiminde dağılacak ucuz bir yapı değildir. Bu kutlu ittifak anlayışının temeli vatanseverlikle atılmış, harcı fedakarlık kültürüyle karılmış, ilkeleri şehitlerimizin anılarıyla yoğrulmuştur. Kılıçdaroğlu’nun kafası bu gerçekleri kesinlikle almayacak ve anlamayacaktır. Geldiğimiz bu aşamada üzerinde durulması ve aracısız sorulması gereken asıl soru; CHP’yi kimin yönettiği, tarlasını kimlerin sürdüğü muammasıdır.

İNDİKLERİ TRENİ TAŞLAYANLAR CHP’DE: 26-27 Temmuz 2020 tarihinde yapılacak CHP’nin 37’inci Olağan Büyük Kurultayı siyaset tarihimizde ayrı bir önem ve özelliğe sahiptir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin kaynağına ve tarihsel hüviyetine dönerek bugünkü teslimiyetçi yönetiminden kurtulması, Atatürk’ün partisinde süregelen işgalin sonlandırılması maksadıyla altın bir fırsat önümüzdedir. Bu partinin içişlerine karışmak bizim işimiz değildir. Ancak yaşı Cumhuriyet ile aynı olan bir partinin siyasi istikrar ve denge açısından milli bir bünyeye, ehil ve emin bir yönetim anlayışına, geleneksel yapısına süratle kavuşması samimi dileğimizdir. Bugünkü CHP, FETÖ’nün geçim kapısıdır. Bugünkü CHP, PKK’nın nefret yayan ağzıdır. İP, CHP’nin gölgesinde kuruyup giderken, HDP ilik nakli yapmaktadır. Bir zamanlar AK Parti’den nemalanan, üstelik koltuk ve şöhret kazanan, sonra da kulaklarına fısıldanan dedikodulara kanıp indikleri treni taşlamaya başlayanların CHP’nin kuytusunda ikbal arayışları sadece bir tenakuz değil, aynı zaman tenkit edilmesi gereken bir erdemsizlik örneğidir. CHP yola dökülen eskileri toplayarak, hurdaya çıkmış isimleri zillet şemsiyesi altına alarak siyasette mevki elde edip mesafe katedeceğini zanneden acıklı ve arızalı bir zihniyetin ta kendisidir.

SARI YELEKLİLERE ÖZENMESİNLER: Cüppelerini çıkarmadan siyasete soyunan, ülkemizin iç huzur ve barış ortamını zedeleyen bazı baro temsilcilerinin kışkırtıcısı CHP’dir, İP’tir, HDP’dir. Diğer yedeklerle ilgili söz söylemek ise boşuna bir emektir. Dediğim dedik, çaldığım düdük diyen, kendi çıkarları olunca demokrasiyi hatırlayıp, olmayınca despotluk suçlaması getiren bazı baroların TBMM’nin giriş kapısında sergiledikleri ibretlik manzaralar talihsizlik ve ilkelliktir. Hak aramak yerine hadise çıkarmaya bilhassa gayret edenler, Türkiye’nin sağduyu ve sükûnet ortamını bozmak için baronluğa heveslenenler tarihi bir hatanın içindedir. Türk milletinin iradesi tahakküm altına giremeyecektir. Kimin ne düşüncesi varsa, ne talebi bulunuyorsa TBMM’de dile getirmesi hem doğru bir tercih hem de meşru bir temindir. “Savunmayı savunuyoruz” bahanesiyle sokaklara dökülen baronlaşmış bazı baroların kanun dışı yol ve zorlamalara tevessül etmeleri Türkiye’nin belini bükmeyi amaçlayan çevrelere koz vermektir. Hiç kimse Fransa’yı kasıp kavurmuş sarı yeleklilerin eylemlerine özenmeyi, Gezi benzeri bir kalkışmanın fitilini tutuşturmayı aklından ve hayalinden geçirmemelidir. Zira sonuçları ağır olacaktır. (HABER MERKEZİ)