Öztrak: Erdoğan ceketine gösterdiği özeni gençlere gösterseydi, 'dislike tsunamisi' altında kalmazdı

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın YKS'ye girecek öğrencilerle yaptığı YouTube yayınının protesto edilmesine ilişkin "Erdoğan, gençlerle yaptığı toplantıda ceketinin duruşuna gösterdiği özeni, gençlerimizin sorunlarına, genç işsizliğine gösterseydi, böyle bir 'dislike tsunamisi' altında kalmazdı. Sen görevini yapmıyorsan gençlerimiz de sana elbette 'Oy yok!' der" yorumunda bulundu.

DUVAR – CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak gençlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘Sana oy moy yok’ diyerek seçim gününe randevu verdiğini ifade etti. İktidarın, gençlerin kaygılarını ve protesto gerekçelerini anlamak istemediğini söyleyen Öztrak “Aklı başında hiçbir iktidar ülkesinin geleceğiyle kavga etmez. Kendi ideolojik saplantılarıyla, gençlere format atmaya kalkmaz” dedi.

CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında video konferans yöntemiyle yapıldı. Öztrak, toplantının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztrak Erdoğan’ın YKS’ye girecek öğrencilerle yaptığı YouTube yayınında yaşananlarla ilgili şunları söyledi:

“Bu yıl gençlerimizin sınav stresine bir de salgın stresi eklendi. Sarayın kibirlisi, gençlerimizin sınav tarihleriyle bir ileri, iki geri oynadı. Gençlerimizin moral ve motivasyonunu dikkate almadı, süreç son derece özensiz yönetildi. Gelin görün ki, süreci yönetemeyenler algıyı yönetmek isteyince, gençlerimizin cevabı da çok ağır oldu. Sarayın kibirli başının sınav öncesi gençlerle sosyal medyada düzenlediği toplantıya gençlerimizin dijital protestosu damgasını vurdu. Toplantıda Erdoğan’ı dislike etme yani beğenmeme fırtınası koptu. Gençlerimiz ‘Sana oy moy yok’ diyerek seçim gününe randevu verdi. Ne güzel demiş Sadi Şirazi: ‘Ders alınmazsa, her hata bir sonraki hatanın virüsü olur.’ Saray sosyetesi hata virüsüyle malül, hem de iflah olmaz bir şekilde.

Gençlerimizin kaygılarını, düşüncelerini, protesto gerekçelerini anlamak istemiyor. Onun yerine, gençlerimizi itibarsızlaştırmak ve karalamak için uğraşıyor. Yıllarca beraber el ele yürüdüğü FETÖ’den ellerine bulaşan çamuru, bu sefer gençlerimize bulaştırmaya çalışıyorlar. On parmaklarında on kara, tertemiz gençlerimizi karalamak istiyorlar. Ama unuttukları gerçek şu: Bu ülke eğer muasır medeniyetler yarışında öne geçecekse; bu yürekleri tertemiz, eleştiren, soran, bilgili hakkını arayan gençlerimiz sayesinde olacak. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bunun için ‘Bütün ümidim gençliktedir’ demiştir. Aklı başında hiçbir iktidar ülkesinin geleceğiyle kavga etmez. Kendi ideolojik saplantılarıyla, gençlere format atmaya kalkmaz.

Erdoğan, gençlerle yaptığı toplantıda ceketinin duruşuna gösterdiği özeni, gençlerimizin sorunlarına, genç işsizliğine gösterseydi, böyle bir “dislike tsunamisi” altında kalmazdı. Sen görevini yapmıyorsan gençlerimiz de sana elbette “Oy yok!” der. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde, yaptığınız her işte gençler sizi görüyor. Notunuzu veriyor. Sandık geldiğinde de yerinizi gösterecek.”

‘BAROLARIN SARAYIN VESAYETİ ALTINA GİRMESİNE İZİN VERMEYİZ’

Öztrak, çoklu baro tartışmalarına ilişkin “Saray, birtakım şeyleri gerekçe göstererek baroları vesayeti altına almak istiyor. Milletimizin haklarını savunacak olan avukatların üst kuruluşu olan baroların sarayın vesayeti altına girmesine izin vermeyiz” dedi. Öztrak, CHP olarak bu yasaya karşı her türlü engelleme hakkını kullanacaklarını ifade etti.

Faik Öztrak konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Saray, vesayeti altına almak istediği her yeri önce bölüyor, sonra da vesayeti altına almaya çalışıyor. Baro, sivil toplum kuruluşu değildir, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Baro, iddia makamı, yargı makamı ve savunma makamı olarak bu üçlünün ayaklarından bir tanesidir. Saray, birtakım şeyleri gerekçe göstererek baroları vesayeti altına almak istiyor. Vatandaş hakkını aramak için avukata gidecek, ‘Sen nerenin avukatısın?’ diye bakacak. Sarayın mı yoksa milletin mi? Böyle ayrımlar son derece tehlikeli işler. Bu yasaya karşı biz CHP olarak yasalardan, anayasadan ve meclis iç tüzüğünden gelen her türlü engelleme hakkımızı kullanırız. Milletimizin haklarını savunacak olan avukatların üst kuruluşu olan baroların sarayın vesayeti altına girmesine izin vermeyiz. İktidar, yargının üzerinden elini artık çekmek zorundadır. Sadece barolar değil, yargının da iddianın da üzerinden elini çekmelidir.”

‘BİR ART NİYETLİ ARIYORSANIZ SARAY ETRAFINA BAKACAKSINIZ’

CHP Parti Sözcüsü, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kıdem tazminatı düzenlemesine ilişkin “Niye kendi aranızda bu işi çözmüyorsunuz?” sözlerine “İşçi sendikalarının “kıdem tazminatı” ile ilgili talebi var mıydı? Hayır. İşveren tarafının böyle bir talebi var mıydı? Hayır. Peki, kıdem tazminatını ilk kim ağzına aldı? Sarayın sosyete damadı… Sayın Erdoğan, dedikodu çıkaran bir art niyetli arıyorsanız, etrafınıza ve altın varaklı aynalarına bakacaksınız” yorumunda bulundu.

CHP olarak işçilerin ve konfederasyonlarının alacağı ortak kararları destekleyeceklerini ifade eden Öztrak,

“Salgını bahane edip emekçilerimizin elinde kalan son ekonomik, sosyal ve demokratik hakları gasp etmek ve çalışanın güvencesinin olmadığı bir çalışma rejimi kurmanın peşindeler. Hükümet bir yandan ‘kıdem tazminatını’ tartışmaya açıyor, diğer yandan ‘esnek çalışma’ istiyor. İşçilerimize ‘Ölümü gösterip, sıtmaya razı etme’ taktiği uyguluyor.

Sonra da sarayın kibirli adamı çıkıyor ‘Kıdem tazminatı meselesini kendi aranızda halledin. Bunu Kabine halletsin diyorsanız burada art niyet var’ diyor. İşçi sendikalarının kıdem tazminatı ile ilgili talebi var mıydı? Hayır. İşveren tarafının böyle bir talebi var mıydı? Hayır. Peki, kıdem tazminatını ilk kim ağzına aldı? Sarayın sosyete damadı… Şimdi Erdoğan’a sormazlar mı? ‘Sen ne söylüyorsun, tamburayı emanet ettiğin damat ne çalıyor?’ diye. Sayın Erdoğan, dedikodu çıkaran bir art niyetli arıyorsanız, etrafınıza ve altın varaklı aynalarına bakacaksınız.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak işçilerimizin ve konfederasyonlarının alacağı ortak kararları bundan sonra da desteklemeye devam edeceğiz. Eğer işçinin sözünü dinlemez, esnek çalışmaymış, kıdem tazminatıymış diyerek emekçilerin tüm direnmelerine karşın haklarını gasp etmeye kalkarsanız, yaklaşan Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ilk iş olarak çalışanlarımızın elinden alınan hakları geri vermeyi açıkça taahhüt ediyoruz.”

‘İDDİA ETTİKLERİ GİBİ EKONOMİ DEĞİL AMA SALGIN V YAPIYOR’

İspanya, İtalya ve Almanya’nın normalleşme sürecini günlük vaka sayılarını 200’lere indirdikten sonra başlattığını vurgulayan Öztrak, Türkiye’de günlük hasta sayıları 800’ün üzerindeyken, apar topar, plansız programsız, “haydin normalleşmeye” dendiğini, bu nedenle günlük vaka sayısının yeniden 1500’lere yaklaştığını kaydetti.

“İddia ettikleri gibi ekonomi değil ama salgın ‘V’ yapıyor” diyen Öztrak, şunları ifade etti:

“Turizmdeki rakibimiz Yunanistan’da günlük hasta sayısı sadece 10. Tedbirleri erken gevşetip, ‘Avrupa’dan turist gelecek’ diye ellerimizi ovuştururken, salgında riskli ülkeler kategorisine düştük. Saray hükümeti, acelecilik, plansızlık ve öngörüsüzlükle, ‘algı operasyonlarıyla her şeyi yönetirim’ zannederek süreci eline yüzüne bulaştırdı. Geçtiğimiz yılın nisan ve mayıs aylarında, ülkemize gelen ziyaretçi sayısı 7 milyonun üzerindeydi. Bu yılın aynı döneminde, ülkemize gelenlerin sayısı sadece 54 binde kaldı. Yani, turizm sezonu başlamadan bitmek üzere. Sadece Antalya’da turizmden ekmek yiyen yurttaşlarımızın sayısı 700 bin civarında. Bu yurttaşlarımızın büyük bölümü, geçtiğimiz kasım ayından bu yana işsiz. Bu insanlarımız ne yiyecek, ne içecek? Ama bunu düşünen tek bir yetkili ortada yok.”

İş Kanunu’nda olmamasına rağmen çok sayıda yurttaşın 1170 lira gibi bir rakamla ücretsiz izne çıkarıldığını hatırlatan Öztrak, “Ekim ayı ortasına kadar pek çok emekçi, bu komik maaşlarla çalışıyor gibi gösterilecek. Peki, Ekim’den sonra ne olacak? İşçi ve işveren temsilcileri ücretsiz izne çıkarılanların, en az yüzde 30’unun işine geri dönemeyeceğini tahmin ediyor ama bu saray kabinesinin umurunda değil. Kabinlerine kapanmışlar, milletin sesini duymuyor, halini görmüyorlar” dedi.

‘ANLAMAKTA GERÇEKTEN GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ’

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, 25-26 Temmuz tarihinde yapılacak CHP 37. Olağan Kurultay’nın ertelenmesi yönündeki eleştirilere de yanıt verdi.

Bir basın mensubunun “Kurultayın ertelenmesine yönelik bazı istek ve eleştiriler dile getiriliyor. Son olarak Önder Sav’dan benzeri bir tepki geldi ve mahkemelik olabilir dedi. Ayrıca Şahin Mengü salonun yetersiz olacağı gerekçesiyle kurultayın ileri bir tarihte yapılması için dava açtı. Bu iddiayı ve erteleme taleplerini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu cevaplayan Öztrak, “CHP Kurultayı’nı CHP’ye yakışan bir biçimde yapacaktır. Yani dava açmaları falan anlamakta gerçekten güçlük çekiyoruz. Bunlar dereyi görmeden paçayı sıvamaktır. Bu CHP’nin iktidara yürüyüşünün Kurultayıdır. Cumhuriyet Halk Partili olan herkes bu Kurultay’a destek olmak durumundadır” diye konuştu.

‘TÜKETİCİNİN SATIN ALMA GÜCÜ ZATEN DARBE YEMİŞ’

Türkiye’nin 2017’nin sonunda dünyanın en büyük 17. ekonomisi olduğunu anımsatan Öztrak, “Bu yılın sonunda milli gelirimiz 700 milyar doların altına düşecek, öyle gözüküyor. 2019’da 19. sıraya düştük. 2020 sonunda büyüklüğü aşağı yukarı Konya kadar olan İsviçre ile yer değiştirip 20. sıraya gerileyeceğiz. Çürük tahta çivi tutmaz. Bu çürük rejimle de milletimiz hak ettiği işe, aşa ve huzura kavuşamaz. 2 yıllık acı tecrübe bunu anlamak için yetti de arttı bile. Boş çuval ayakta durmazmış. Bu rejim de boş çuval gibi ayakta duramıyor” dedi.

Öztrak, iktidarın, milletin zor günlerinde yanında duramadığını, esnafın, çiftçinin, işsizin, işçinin, sanayicinin salgında bir başına bırakıldığını savunarak, “Elin oğlu salgınla mücadelede hibeyi ve borcu dengeli kullanmış. Hem yoksulunu hem çalışanını hem de çalıştıranını desteklemiş. Bizdeki ucube rejim ise ezberini hiç bozmadı. Kamu bankaları üzerinden kredi muslukları sonuna kadar açıldı. Borç, borçla çevrildi. Hâlâ da çevriliyor. Bu yapılırken yandaş kayırma unutulmadı. KOBİ ve esnaf kredilerinin çoğu tuzu kurulara gitti” ifadelerini kullandı.

Her hafta sonu yüzlerce ürünün ithalatına ek vergiler geldiğini belirten Öztrak, şöyle devam etti:

“Dün de 400 civarına ürünün vergisine yine zam geldi. Tüketicinin satın alma gücü zaten darbe yemiş, üreticinin tedarik zinciri kopmuş. Bir de buradan darbe vuruyorlar. Bu işler saray hükümetinin bugün yaptığı gibi 1970 model politikalarla içe kapanarak, dünyaya sırtımızı dönerek olmaz. İçe kapanmanın, dünyadan kopmanın adı ‘yerlilik ve millilik’ olamaz. Gerçekten aziz milletimiz, bu ucube tek adam vesayet rejiminden çok daha iyisini hak ediyor. Saray, millet ekonomiyi konuşmasın diye, milletin emanet verdiği gücü, milleti vesayet altına almak için, yasak üstüne yasak getirmekte kullanıyor. Tarafsız basını hapse atarak, kamu meslek kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını bölüp, parçalayıp, yöneterek, kaderinden kaçacağını sanıyor. Attığınız her adımda, söylediğiniz her sözde, yaptığınız her işte milletimiz sizi görüyor, notunuzu veriyor, sandık geldiğinde de yerinizi gösterecek.”

‘YÜZDE 50 KADIN KOTASI GETİRELİM’ 

Öztrak, “AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in ‘Bu ülkede AK Parti gelene kadar ‘kadın’ kelimesinin adı yoktu’ sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Kadının siyasetteki yerinin güçlendirilmesi için CHP’nin uyguladığı cinsiyet kotası kanun teklifi olarak TBMM’ye sunulacak mı?” sorusu üzerine, “Bu ülkenin kurucu babaları Kurtuluş Savaşı’nda mermi taşıyan Anadolu’nun ve Rumeli’nin cefakar kadınlarını, bu ülkenin modernleşme projesinin en müstesna yerinde görmüştür. Bu ülkenin kadınları seçme ve seçilme hakkını çağdaş ülkelerin birçoğundan çok daha önce almıştır.” dedi.

İktidara, siyasette, yönetimlerin her kademesinde, bürokraside yüzde 50 kadın kotası getirilmesi çağrısında bulunan Öztrak, iş yaşamında, ekonomik ve sosyal hayatta kadın-erkek eşitsizliğini azaltacak, kadına yönelik şiddeti, bununla ilgili her türlü söylemi önleyecek tedbirlerin getirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

“Barolarla ilgili düzenleme”nin sorulduğu Öztrak, iktidarın baroları vesayeti altına almak istediğini, buna karşı CHP olarak yasalardan, Anayasadan ve Meclis İç Tüzüğü’nden gelen her türlü engelleme hakkını kullanacaklarını söyledi. (ANKA/AA)