HDP bayram sonrası sahaya çıkıyor

Korona virüsü salgını sürecinde dahi 13 belediyesine kayyım atanan, üyeleri gözaltına alınan, milletvekillerinin bulunduğu protesto eylemlerinde polis müdahalesi ile karşı karşıya kalan HDP, bayram sonrası sokaktaki olağan parti faaliyetlerini başlatma kararı aldı. HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “Onlar ne kadar saldırgan davranıyorsa, biz de o kadar cesaretle faaliyetlerimiz sürdüreceğiz. Bütün toplumsal ve siyasal muhalefete de bunu öneriyoruz” dedi. Erken seçim tartışmalarını da değerlendiren Oluç, Erdoğan’ın bu riski alacağını sanmadığını söyledi ve ekledi: Keşke yapsalar da sonucunu görseler...

Nergis Demirkaya  ndemirkaya@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, video konferans yoluyla yaptığı sohbet toplantısında, gazetecilerin kayyım atamaları, HDP içindeki tartışmalar, milletvekili transferini önlemek için gündeme gelen düzenleme ve erken seçimle ilgili sorularını yanıtladı.

Korona virüsü salgınında ilk vakanın ilan edildiği 11 Mart’tan bugüne 13 belediyeye kayyım atandığını, Diyarbakır’da düzenlenen operasyonda 18 kişinin gözaltına alındığını anlatan Oluç, en son Ankara’da gözaltıları protesto eden milletvekillerine, herkese sosyal mesafe uyarısı yapan polis tarafından dokunularak müdahale edildiğini anlattı.

Salgın ortamındaki bu tutum üzerine yeniden normal siyasi faaliyetlere dönme kararı aldıklarını belirten Oluç’un açıklamaları şöyle:

NORMAL SOKAK FAALİYETLERİNE GERİ DÖNECEĞİZ: Madem emniyet güçleri bize karşı herhangi bir mesafe koymaya gerek duymuyor, o zaman biz de bunu gerekli görmeyelim. MYK toplantısında planlamasını yapacağız, normal sokak faaliyetlerimize geriye döneceğiz. İktidarın, İçişleri Bakanlığının, emniyet güçlerinin bize tutumunun son derece hukuk dışı, anayasa dışı olduğunu zaten hep söylüyoruz. Ama korona virüsü salgınında da bu tutumları insanlık dışı. Bize böyle insanlık dışı davranıyorlarsa da biz de o zaman siyasi faaliyetimizi bildiğimiz gibi yapacağız.

HALKIN SAĞLIĞINI GÖZETECEĞİZ: Yaz ayları için, halk toplantıları, mitingler gibi bazı etkinliklerle ilgili planlama yapacağız. Elbette bunu halkın sağlığını gözeterek, bunun tedbirlerini alarak yapacağız. Bir kişinin bile rahatsızlanmasını istemeyiz” dedi. İktidar, emniyet güçleri her türlü saldırıyı yaparken evde kalıp, elleri kavuşturup oturmayacaklarını söyleyen Oluç, “Meclis çalışmaları da başlayacak. Dolayısıyla siyasi partiler de siyasi faaliyetlerini yapmalılar. Bütün siyasi partilere de, sivil toplum kuruluşlarına da bunu öneriyoruz. Cumhurbaşkanı sıfatıyla AKP Genel Başkanı her gün muhalefet partilerine ağır hakaretler savuracak, üstelik de bunu korana virüsü salgını tedbirlerinin ne olduğunu açıkladığı konuşmalarda yapacak. Ama muhalefet partileri diğer toplumsal ve siyasal muhalefet susacak, oturacak, böyle bir şey yok.

TÜM PARTİLERE DE BUNU ÖNERİYORUZ: Toplumsal ve siyasal muhalefetin evine kapanmasının, iktidar tarafından kötüye kullanılmasını kabul etmiyoruz. Emniyet güçleri salgına rağmen utanmaz bir şekilde milletvekillerimizi kollarından tutup çekiştirme cesaretini buluyorlarsa, sosyal mesafeyi kullanmıyorlarsa o zaman biz de kullanmayız. Onlar ne kadar cüretkar ve saldırgan davranıyorlarsa biz de o kadar cesaretle onlar karşısında siyasi faaliyetimizi sürdüreceğiz. Bütün toplumsal ve siyasal muhalefete de bunu öneriyoruz. Atölyelerde, fabrikalarda herkes çalışacak, her yer açılacak ama siyasiler faaliyet yapamayacak. Öyle bir şey yok. Biz de bayram sonrasında olağan siyasi faaliyetlerimize başlayacağız. Halk toplantıları, mitinglere kadar bir planlama çıkartıyoruz. Bunların hepsini, yeni dönemin koşullarına uygun şekilde her türlü siyasi faaliyetimizi yapacağız.

SİYASİ ETİĞİ KİM YERLE BİR EDİYOR (MHP’nin çağrısı, AK Parti’nin olumlu yanıt vermesi ile birlikte yeni partilere milletvekili transferini önlemek için yasa teklifi hazırlığı başladı. Oluç bu konudaki tutumlarının sorulması üzerine): “Eğer iktidar partileri erken seçim, baskın seçim ile aslında kendilerinden oy alacak, iktidar olmalarını engelleyecek olan siyasi partileri seçim dışında bırakmayı hedefliyorlarsa siyasi etik açısından sorgulanması gereken iş esas olarak budur” dedi. Toplumdaki bütün fikirlerin Meclis’e yansıması gerektiğini belirten Oluç, “Toplumda zemini olan, karşılığı olan siyasi partiler seçime girmesin diye, türlü oyunlar yapılmaktadır. Şimdi oyunu bozmak için adım atmaya kalkanlar mı acaba siyasi etiği yaralıyor, yoksa oyun yaparak siyasi partileri Meclis dışında bırakıp kendi iktidarlarını sürdürmeyi hedefleyenler mi siyasi etiği yerle bir ediyor? Buraya bakmak gerekiyor. Dolayısıyla bizim yaklaşımımız bu olacaktır.

KENDİ BEKALARINI KORUMAK İÇİN…: İktidar daha demokratik seçimler için bu teklifi getirse çok saygıdeğer bir tutum olurdu. Ama onların tutumu nasıl olur da kendi iktidarımızı, koltuğumuzu sağlama alırız ve diğer partilerin seçime girmesini engelleriz doğrultusunda olduğu için hiçbir saygıdeğer yanı yoktur. Biz bu tartışmanın tamamen kendi iktidarlarının bekasını koruyabilmek için yapılan tartışmalar ve adımlar olduğunu düşünüyoruz.

HALKIN İRADESİNE SİYASİ DARBE YAPIYORLAR: (Salgın döneminde birçok anket yayınlandı. Bu süreçte telefon anketlerinin çok sağlıklı olmadığını söyleyen Oluç, kayyım atamalarının bölgedeki etkisiyle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı):  Kayyımların atandığı özellikle Kürt coğrafyasındaki illere baktığımızda iktidar açısından çok ciddi bir aşağı gidiş devam ediyor. Attıkları her kayyım adımı ile beraber özellikle Kürt seçmen açısından güveni biraz daha yitiriyorlar. Bu kayyım atamaları özellikle AKP’nin Kürt  seçmen nezdinde var olan küçük desteğini de ortadan kaldıran bir gelişme gösteriyor. Atanan valiler ve kaymakamlar resmen feshetmeseler de toplantıya çağırmayarak fiilen belediye meclislerini işletmiyor. Belediye meclislerinde sadece HDP yok ki, AKP’li ve CHP’li meclis üyeleri de var. Dolayısıyla onları da işlevsiz hale getiriyorlar. Seçmen o zaman “seçim yapmanın anlamı ne” sorusunu soruyor. Kim bunu yapıyor diye baktıklarında AKP iktidarını görüyorlar. Bizim geriye 12 belediyemiz kaldı. Bugün, yarın oralara da bir bahane bulup kayyım atayabilirler. Ve böylece planlı olarak hazırladıkları halkın iradesini gasp etme ve siyasi darbe yapma işinin son aşamasını da gerçekleştirmiş olurlar. Darbeci arıyorlar ya, çok aramalarına gerek yok aynaya baksın bu iktidar, darbecilerin kim olduğunu o aynada görürler. Bu kadar açık ve net.  Halkın iradesine siyasi darbe yapıyorlar.

 

(‘HDP’nin gündeminde kayyumlara karşı yerel yönetimlerden çekilme seçeneği var mı?” sorusu üzerine) Herhangi bir yerden çekilmiyoruz çünkü o yerleri kazanmak için çok ciddi bedeller ödendi. Hiçbir yeri mücadele etmeden onlara teslim etmeyeceğiz. Onlar gasp etsinler, hukuksuzluk yapsınlar, uluslararası demokratik sözleşmeleri çiğnesinler, tekrardan ilk seçimde oraları kazanacağımıza eminiz. Kayyıma karşı mücadele sürecek.

YANLIŞLARIMIZ VARSA TARTIŞARAK DÜZELTİRİZ: (İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın istifası ve Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’in eleştirileri üzerine…) Her siyasi parti gibi HDP içinde de kimi tartışmalar demokrasinin gereği. HDP’de farklı ekipler değil bileşenler, bireyler ve çeşitli platformlar var. Ahmet Şık’ın eleştirilerinin bir kısmı doğru olabilir. Bu eleştiriler konferanslarda da yapılmıştır. Ama bunların tartışılması, eleştirilmesi bunların özeleştirel bir tarzla yapılması gerekir. Her siyasi partide olduğu gibi her mücadele eden yapıda olduğu gibi HDP de de yanlışlar ve eleştiriler olur, bunları gidermek için fark ettiğimiz ölçüde adımlar atılır. Bunun için istifa etmeye gerek yok. Ayhan Bilgen de HDP’nin eş belediye başkanıdır. HDP de çok çeşitli görevlerde bulunmuştur. Biz bunları tartışırız. Yanlışlarımız varsa bunları düzeltmeye çalışırız. HDP’nin içinde demokratik tartışma ve eleştiri zemini her zaman vardır.

ERKEN SEÇİM ERDOĞAN İÇİN HAZİN OLACAKTIR (Erken seçim tartışmalarına ilişkin):  O fikir bazılarının aklında olabilir fakat ben şu anda iktidarın bu riski üstlenebileceği kanaatinde değilim. Anketler, iktidarın durumunun çok parlak olmadığını gösteriyor. Şimdi seçim deyince herkes Meclis’e bakıyor ama esas önemli olan Cumhurbaşkanlığı. Yüzde 50+1’e ihtiyaç var. Çok  riskli bir durum aslında. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu riski, hiçbir şey yokmuş gibi göze almasının kolay olduğunu sanmıyorum. Yapsa sonucu kendisi için hazin olacaktır. Bunun farkındalar dolayısıyla durumu toparlamadan iktidarın bir erken seçim adımı atacağı kanaatinde değilim. Atarsa eğer sonuç kendisi için iktidarı kaybetmek olacaktır. Biz tabii ki böyle bir şeyi yapacak olursa,  ‘aman yapma’ demeyiz. Ama ben iktidarın o adımı atacağı kanaatinde değilim, Erdoğan’ın yüzde 50+1  cebimdedir, diye düşündüğünü hiç zannetmiyorum. Gerginlikleri de ondan kaynaklanıyor. Şu anda siyasal muhalefete, toplumsal muhalefete yönelik kutuplaştırıcı, gerginleştirici, hakaretvari dili, üslubu, yaklaşımı da zaten bundan kaynaklanıyor. Var olan durumu görüyorlar, irtifa kaybediyorlar. İrtifa kaybettiklerini gördüklerinde de gerginleşerek kendi taraflarını kontrol edip, muhalefeti de sindirmeye çalışarak bu dönemi atlamaya çalışıyorlar. Hiçbir zaman böyle bir şey olmaz demiyorum ama şu andaki koşullar bir erken seçim için iktidar açısından uygun koşullar değildir. Keşke yapsalar da sonucunu görseler.