Çelik: Seçilmiş makamı 'siyasi ayak' olarak nitelemek millet iradesiyle ile kavga etmektir

Türkiye'nin Soçi Mutabakatı'na bağlılığını sürdürdüğünü belirten AK Parti Sözcüsü Çelik, "Türkiye'nin bu mutabakatı ihlal ettiğine dair bütün bilgiler yanlıştır. İdlib'de rejimin ateşkes ihlalleri 20 bin civarına ulaşmıştır" dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun "Devleti FETÖ'ye teslim eden kişinin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır" açıklamasına yanıt veren Çelik, "Seçilmiş bir makamı terör örgütünün siyasi ayağı olarak nitelemeye başladığınız andan itibaren yaptığınız iş, milletin iradesi ile kavga etmektir. Çünkü onun seçilmesinin arkasında milletin iradesi vardır" diye konuştu.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik

DUVAR AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İdlib konusunu yakından takip ettiklerini ve bölgede insani bir felaketin önüne geçmek için gayretlerinin devam ettiğini söyleyen Çelik, tüm taraflara Rusya ile yapılan Soçi mutabakatını hatırlattıklarını ifade ederek “Birkaç gündür Rusya tarafından çok sayıda Türkiye’yi suçlayan, Türkiye’ye karşı önyargılarla dolu açıklamalar geldi. Bazıları resmi açıklamalar, bazıları ajans üzerinden yapılıyor. Şunu açık bir şekilde ifade edebiliriz ki Türkiye’nin bu mutabakatı ihlal ettiğine dair bütün bilgiler yanlıştır, doğru bilgiler değildir. Mutabakat rejim tarafından ihlal edilmektedir. Rejim İdlib’de saldırgan bir şekilde İdlib’i yutmak için oradaki insanlara büyük bir saldırganlık içerisindedir” dedi.

‘REJİMİN ATEŞKES İHLALLERİ 20 BİNE YAKLAŞTI’

Çelik, Türkiye’nin Soçi Mutabakatı’na bağlılığını sürdürdüğünü belirtip sözlerine şöyle devam etti:

“2019 Mayıs ayından beri İdlib’de sivillere ve sivil alt yapıya dönük defalarca saldırı gerçekleştirmiştir, rejim hava saldırıları gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla bu yapılan Soçi mutabakatının ihlali olduğu gibi aynı zamanda Rusya’nın verdiği sözlerin, Rusya’nın desteklediği rejim tarafından da ihlal edilmesi demektir. Rejimin bu saldırıları çerçevesinde 300’den fazla sivil alt yapı ve hedef vurulmuştur. 20 bine yaklaşan saldırıyla ateşkes ihlali yapmıştır. Rejimin ateşkes ihlalleri 20 bin civarına ulaşmıştır, 1500’ün üzerinde sivilin hayatını kaybettiği bilinmektedir.”

Suriyeli sivillerin korunması ve Türkiye sınırına yeni göç dalgalarının gelmesinin engellenmesinin de son derece önemli olduğunu belirten Çelik, bu bakımdan Türkiye’nin oraya yaptığı askeri sevkiyatın Rusya’yla varılan mutabakat çerçevesinde, Türk askerinin güvenliğini sağlama olduğunu ifade etti.

Çelik, “Türkiye açısından bu öncelikle bir milli güvenlik meselesi, terörle mücadele meselesi, aynı zamanda da Soçi Mutabakatı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin angaje olduğu hem o çatışmasızlık bölgesinin statüsünün korunması hem de aynı zamanda sükunetin tesisi ve insani felaketin önüne geçilmesi için zorunludur” diye konuştu.

‘LİBYA’YA SİLAH AMBARGOSUNU AB DEĞİL BM DENETLEMELİ’

Libya’daki iç savaşa ve gelişmelere değinen Ömer Çelik, “Türkiye’nin ateşkesin sağlanması noktasındaki çabaları şu anda bütün dünyada en güçlü çaba olarak kayda geçmiştir. Libya’nın doğusundaki gayrimeşru Hafter güçlerine, darbeci Hafter güçlerine karşı maalesef henüz beklediğimiz düzeyde bir tedbir alınması, beklediğimiz düzeyde bir ses çıkması söz konusu olmuyor” dedi.

Birleşmiş Milletler’in (BM) Libya’ya silah ambargosu kararını hatırlatan Çelik, şunları söyledi:

“BM’nin çatı ateşkesin sağlanması konusu burada en önemli konu. Türkiye’nin tezi BM’nin burada çatı mekanizmasını oluşturmasıdır. Bu son derece önemlidir. Çünkü Libya’da silah ambargosunun denetlenmesinin Avrupa Birliği tarafından yapılmasının gerçekçi sonuçlara varmayacağını düşünüyoruz. Çünkü AB’deki bazı devletler doğrudan Hafter tarafını desteklemekte ve Hafter tarafına silah göndermektedir. O yüzden Avrupa Birliği’nin bu silah ambargosunun denetlenmesine olumlu bakmıyoruz, onun yerine bunun BM tarafından yapılmasının daha sağlıklı bir mekanizma olacağını bildiriyoruz.”

‘BAŞBUĞ MESELESİ YASAMA İRADESİNE SALDIRIDIR’

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmalarına ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, şu yanıtı verdi:

“Bizim siyasi hafızamız kuvvetlidir, silahlı kuvvetlerden çok sayıda asker atılırken çeşitli sebeplerle bunların hepsi terör örgütü mensubu olduğu için mi atılıyordu? Ya da devlet tarafından terör örgütü olarak tanınmamış bir takım yapılara sahip olanların hiçbiri atılmıyor muydu? Yıllarca Türkiye’de en çok tartışma konusu olan noktalardan bir tanesi ordudan atılmaların objektif kriterlere dayanıp dayanmadığıdır. Pek çok insan eşinin kılık kıyafeti yüzünden ya da dindarlığı yüzünden atılmıştır, bunlar Türkiye’de yaşandı hiç olmamış gibi davranmanın da bir alemi yok. Birisi kendi dönemi ile ilgili yapılanların tatmin edici bir cevabını verebiliyorsa diğer noktalara ilerlemesi lazım. Başbuğ meselesindeki mesele nedir? Başbuğ meselesindeki mesele doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin suçlanmasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir yasa tasarısına oy atan, oy ve imza atan milletvekillerinin terör örgütü mensubu gibi gösterilmesi, hiçbir şekilde aklımızla kimse alay etmesin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yasama iradesine saldırıdır.”

‘MGK BELGELERİNDE TOPLUMDAKİ BÜTÜN KESİMLERİN SUÇLANDIĞI ŞEYLER VARDI’

“2004 Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ile ilgili olarak, tavsiye kararının gereğinin yapılmadığına ilişkin muhalefetin eleştirileri var. Tavsiye kararı yok mu sayıldı ve neden işlem yapılmadı?” sorusu üzerine Ömer Çelik, “MGK kararları tabii ki tavsiye kararıdır. Bunlar yok mu sayıldı ya da bunlar yapıldı, yapılmadı şeyi bile, bir zamanlar MGK’yı hükümetin kendisi zanneden zihniyetin ürünüdür. İkincisi o zamanki belgelere, bilgilere baktığınız zaman toplumun neredeyse tamamı zaten bir sürü kararla suçlanıyordu. Toplumdaki bütün kesimler, dini kesimler, sol kesimler, liberal kesimler, hemen hemen hepsinin suçlandığı bir sürü bir şey vardı” dedi.

‘BURHAN KUZU CEVABINI VERECEKTİR, BİZİM DEĞERLENDİRMEMİZ YOK’

Burhan Kuzu’nun yargıyı etkilemeye çalıştığı iddiası ve hakkında açılan soruşturma sorulan Çelik, “Ama iddia dediğiniz konularda bizim söyleyebileceğimiz fazla bir şey yok. İlgili kurumlar araştırmasını yapacaktır. Sayın Burhan Kuzu cevabını verecektir, o şekilde herkes bilgilenmiş olacaktır. Bizim bir değerlendirmemiz yok” yanıtını verdi.

‘CHP, TÜRK TİPİ BİR BAASÇI DİL KULLANIYOR’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Devleti FETÖ terör örgütüne teslim eden kişinin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır” açıklamasının sorulması üzerine Ömer Çelik, “Bir yandan FETÖ’nün hedefinde Cumhurbaşkanımız var bir yandan CHP’nin Genel Başkanının hedefinde Cumhurbaşkanımızla ilgili spekülasyonlar üretme şeklinde bir faaliyet var” dedi.

“Siyasi eleştiri yapabilirsiniz. Bu siyasi eleştiride kendinizle ilgili birtakım değerlendirmelere, siyasi rakiplerinizle ilgili birtakım eleştirilere yer vermeniz demokrasinin doğası gereğidir” diyen Çelik, şöyle devam etti:

“Seçilmiş bir makamı terör örgütünün siyasi ayağı olarak nitelemeye başladığınız andan itibaren yaptığınız iş, milletin iradesi ile kavga etmektir. Çünkü onun seçilmesinin arkasında milletin iradesi vardır. CHP geçmişte milli iradeyle açık ve aleni bir şekilde kavga ediyordu, son zamanlarda yükselen demokrasi ivmesi çerçevesinde en azından sureten ya da şeklen daha demokratik bir üslup kullanmaya dikkat ediyordu. Son bir ay içerisindeki gelişmelerle açık bir şekilde CHP’nin yeniden milli iradeyle kavga, husumet üretme şeklindeki orijinal kodlarına geri düştüğünü görüyoruz. Keşke daha demokratik bir dil kullansalar. Suriye meselesinden Türkiye’deki demokrasi meselelerine kadar maalesef Türk tipi bir Baasçı dilin kullanıldığını üzülerek görüyoruz.” (ANKARA/AA)