Kılıçdaroğlu: Siyaseti kim finanse ediyor?

Liyakatin olmamasının devlette yozlaşmanın göstergesi olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Ekonominin çıkmazda olduğunu söylediler. 17 yıldır iktidarda olan bir hükümet neden inşaat sektörünü kutsadı? 'Siyaseti kim finanse ediyor?' sorusunu sormak gerekiyor" dedi. Toplantıya katılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde İBB'den izin alamadıkları için yaptıkları 'kaçak cami'nin hikâyesini anlattı.

DUVAR – CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sosyal güvenlik haklarının iktidara gelmenin aracı olarak görüldüğünü vurgulayarak, ”Bugün yapılan yardımlar hak temelli değil lütuf temelli yapılıyor” eleştirisinde bulundu.

Maltepe Belediyesi’nin düzenlediği Maltepe Ekonomi Forumu’nda konuşan CHP lideri, özetle şunları söyledi:

DARBE HUKUKUNUN ARINDIRILMASI LAZIM: Siyasette likayetin olmaması, devlette olmaması yozlaşmanın göstergesidir. Esas sorun denetlenmemek. 12 Eylül darbesinden sonra anayasa başta olmak üzere temel düşüncelerin hepsini darbeciler oluşturdu. Darbe hukuku diyoruz biz buna. Darbe hukukunun arındırılması lazım. Eğer arındırmazsak, sağlıklı ve tutarlı bir demokrasi inşa etme şansımız yok.

RANTÇILAR YÖNETİYOR: Ekonominin çıkmazda olduğunu söylediler. 17 yıldır iktidarda olan bir hükümet neden inşaat sektörünü kutsadı? ‘Siyaseti kim finanse ediyor sorusunu sormak?’ gerekiyor. Eğer rantçılar yönetiyorsa, bugün gelinen nokta iktidarın çıkmazda.

YASAYA BİLE GEREK DUYMUYORLAR: Yolsuzluklarının da içselleştirildiği görüyoruz. Akademik dünya tamamen durdu. Devlet başkanının yolsuzluklardan pay alması bile normal karşılanmaya başlandı. İhale kanunlarındaki değişikliklerden söz ediyoruz. Aslında yasaya bile gerek görmüyorlar. Ben yaparım diyor. Örnek mi tank palet fabrikası. Özelleştirmeye göre yapıldı. Kiralandı mı? Satıldı mı? Hayır. Kimin parası? 82 milyonun parası. Toplumda bu konuda kim duyarlı. Müslümanız diyenler var. Yolsuzluk nedir kardeşim? 17 yıldır yolsuzluklardan hesap sorulmamasının bir hukuku temeli oluşturuldu.

KAYITDIŞININ ÇARESİ SENDİKALAŞMA: 4 şekilde ortaya çıkıyor istihdamda kayıt dışılık. 1- Kişi çalışıyor ama kayıt yok. 2- Prim ödenmiyor. 3- Yüksek alıyor ama az gösteriliyor. 4- Bir de bunların hepsini barındıranlar var. İstihdamda kayıt dışının önleminin en iyi yolu sendikalaşmadır. Ama bu Türkiye’de yok.

İNŞAATA KAYNAK VAR, ÜNİVERSİTEYE YOK: Ar-Ge’ye daha fazla kaynak ayırmamız gerekiyor. Kaynak ayırmayan kim iktidar tabii ki. İnşaat gibi kaynak varken neden ayırsın. Bir şey daha söyleyeyim, ‘Türkiye’de 100 küsur üniversitesin hepsi bilgi üretebiliyor mu?’ Farklı düşünen hele hele iktidar gibi düşünmüyorsa sen bu kişiyi üniversiteden atabilirken nasıl bilgi üretebilsinler. Hep birlikte düşünmeliyiz. Eğer bugün bir ekonomik kriz yaşıyorsak kayıtsızlıktan kaynaklanıyor.

HDP’Lİ BELEDİYELERE KAYYIM: Kimsenin can ve mal güvenliği yok. Her an herkes tutuklanabilir. Dosyanıza gizlilik kararı her an konabilir. Bu hukuk sistemi var. O zaman can ve mal güvenliğinin teminatını bağımsız hukuk sağlar. Cumhurbaşkanının sözcüsüne soruyorlar, belediye başkanlarının açığa aldılar. Diyor ki onlar suçludur. Sen hakim misin?

ÇOCUKLAR DENEK OLARAK KULLANILIYOR: 4+4+4 sistemi geldi parlamentoya. Bu kanun teklifini veren 5 milletvekilinin hiçbiri eğitimci değil. Hükümet programında ya da bakanlar kurulunda hiç görüşülmedi. Kendi çocuklarını denek olarak kullanan tek toplumuz. Bir ülkeyi işgal etmek istiyorsanız savaşmanıza gerek yok. Eğitim sistemini bozacaksınız. Bitti gitti bu kadar. Çocuğunu okula gönderen hiçbir anne baba eğitim sisteminden memnun değil. Asıl kaynak ayırmamız gereken yere kaynak ayırmıyoruz.

SOSYAL YARDIM HAK TEMELLİ OLMALI: ‘Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir” diyor anayasa. Bugün yapılan sosyal yardımlar peki hak temelli mi yapılıyor? Bugün yapılan yardımlar hak temelli değil lütuf temelli yapılıyor. Sosyal yardımlar iktidarda kalmanın aracı olarak görülüyor. Sosyal yardımların yapılmasında dikkatli olmak gerekiyor. Türkiye’nin gerçeğini de iyi bilmemiz gerekiyor. Aylık geliri 673 liranın altında olan kişi sayısı yaklaşık 8 milyon 600 bin kişi var.  Peki aylık geliri bin liranın altında dul ve yetimler, 847 bin 643 kişi var.

ASGARİ ÜCRETE YÜZDE 22 ZAM OLMALI: Önümüzdeki günlerde asgari ücret belirlenecek. Asgari ücret açlık sınırının altında. Devlet kendisi açısında enflasyonu yüzde 22.58 olarak belirledi. Yılbaşından itibaren yüzde 22 oranında zam yapAcam diyor. O zaman asgari ücrete yüzde 22 zam yapılması gerekiyor. Sendikalar düne kadar iktidarın yanında yer aldı bu sefer asgari ücreti ne yapacaklar göreceğiz. Asgari ücretin ise vergiye tabii olmaması gerekiyor.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI: Ekonomide yeni arayışları hangi eksene oturtmalıyız? Güçler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, düşünce özgürlüğü olan bir demokrasiye ihtiyacımız var. Herkesin kitapçığı eline aldığında benim bu anayasam dediği bir yeni anayasaya ihtiyaç var. Belki de tarihimizde ilk defa herkesin düşüncelerini alacağımız bir anayasaya ihtiyaç var. Hastaneye, havalimanı, köprü diyorlar. Peki kaça yapıyorsunuz bunları? Söylemiyorlar. Bunun cevabı verilmiyorsa orada hukuksal sıkıntı vardır. Devletin cebinden para çıkmayacak diyorlar bakıyoruz milyarlar çıkıyoruz. Devletin saydamlaşması, hesap vermesi gerekiyor.

TOPLUM YOLSUZLUKLARA KARŞI DUYARLI OLMALI: Sürdürülebilirlik kavramı. Siyasetin Türkiye’nin büyümesi yönünde bu politikayı izlemiyor. Teknoloji, Ar-Ge bunların da sürdürülebilmesi lazım. Türkiye’yi kim yönetirse yönetsin yolsuzluklar konusunda duyarlı bir toplum yaratmamız gerekiyor. Siyasi Ahlak Yasası çıkması geekiyor. Kuralı olmayan alan siyaset. Her şeyi yapabilirsiniz. Çünkü hesap vermenize gerek yok. Etik değer desen yok.

İMAMOĞLU: KAÇAK CAMİ YAPTIK

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise göreve geldikleri günden beri yaşadıkları bazı sorunları şöyle aktardı: “Boğaziçi imar yetkisini alma çabası. Kanunları yok sayma, mecliste kabul ettirme çabası var. ‘Bunu biz böyle yaparız, geçiririz böyle olur.’ Olmaz kardeşim, bu millet buna izin vermez.”

İmamoğlu, ilçe belediye başkanlığı döneminde o dönemki İBB yönetimi ile yaşadığı ‘kaçak cami’ krizini de şöyle anlattı: “Mahallede cami yapacağız, İBB izin vermiyor, CHP olarak kaçak cami yaptık. Camiyi açacağız, müftü camiye imam vermiyor. Ben de kaymakamı aradım, ‘Mahalleli bayram namazını kılmak istiyor. Ama ben imamlık yapacağım, sen de müezzin olur musun’ dedim. Kaymakam da ‘hayrola ne den böyle konuşuyorsunuz’ diye sorunca, ben de kendisine detayları anlatmıştım. Böyle basit konular üzerinden muhalif olmak, okula sokmama, eğitim kurumlarına yardımları engellemek gibi…”

Toplantıda söz alan Zeydan Karalar Adana, Vahap Seçer de Mersin özelinde sosyal demokrat belediyelerin devraldığı belediyelerin sorunlarından bahsederek, bunları nasıl çözebildikleri konusunda deneyimlerini aktardı. Mersin ve Adana’nın, Türkiye’nin küçük bir örneği olduğunu ifade eden katılımcı belediye başkanları, yönetimlerine bırakılan borçlara, şeffaflığa ve çalışma sürecindeki personel istihdamı ile sorunlarına dikkat çekti.
(HABER MERKEZİ)