Murat Yetkin: Güvenli Bölge üzerine 13 güvensiz soru

Barış Planı harekatı devam ederken ABD temsilcilerinin girişimi ile 120 saatlik ateşkes ilan edildi. Ancak sürece ilişkin bazı sorular yanıtsız kaldı.

DUVAR – Barış Pınarı Harekatı, ABD temsilcileri ile yapılan anlaşma uyarınca 120 saat için durduruldu. Gazeteci Murat Yetkin yapılan anlaşmaya ilişkin akla gelen soruları derledi. İşte Yetkin’in yanıt aradığı 13 soru;

 

Bu yazıyı yazarken 17 Ekim’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence arasında varılan Suriye’de Güvenli Bölge anlaşmasında sözü edilen 120 saat, yani beş günlük sürenin son 48 saatindeydik.

Ancak bu aşamada bazı soruları sormakta, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tabloyu anlamak bakımından fayda var.

1- ABD’nin YPG/PKK’dan arındırmayı taahhüt ettiği 32 kilometre derinlikteki alanın uzunluğu, 9 Ekim’de başlayıp 17 Ekim’de “ara verilen” Barış Pınarı harekâtının kapsadığı Tel Abyad ile Resulayn arasındaki 120 kilometre mi, 440 km mi? ABD 120’ye 32 km alanı temizlediğinde anlaşma koşulları sağlanmış olacak, harekât duracak mı?

2- ABD 120 km uzunluğunda ve 32 km derinliğindeki bu bölgedeki YPG/PKK güçlerini 22 Ekim gece yarısına dek dışarı çıkarabilecek mi?

3- Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Rusya ile konuşulacağını” söylediği alan, Barış Pınarı harekât alanının dışında, batısında Kobani (Ayn el-Arap) ile doğusundaki Kamışlı’nın da bulunduğu sınır bölgelerini mi kapsıyor?

4- İki NATO müttefiki Türkiye ile ABD arasında anlaşmaya varılmasında NATO’nun hasmı Rusya’nın kilit rolü oldu mu? Olduysa bu rol neydi?

5- Türkiye ve ABD’nin anlaşmaya varmasında Rusya’nın katkısı dışında hangi etkenlerin payı oldu? Bir gün önce, 16 Ekim’de Halkbank davasının (Hazine müdahalesini zorlaştıracak şekilde) yeniden açılması, Kongre’ye önerilen yeni yaptırımların Erdoğan ve ailesinin mal ve diğer varlıklarının tespitini talep etmesi, Suriye harekâtına malzeme ve destek veren bütün şirketleri ve bankaları kapsama almak istemesinin payı oldu mu?

6- Erdoğan 16 Ekim’de Pence ile görüşmeyeceğini, herkesin muhatabıyla görüşeceğini söylerken, 17 Ekim’de Pence ile 1 saat 20 dakika baş başa görüşmeyi neden kabul etti? Heyetler arası görüşme yapılırken neden Pence ile eşit statüde masa başını paylaşırken (Türk basınının alınmadığı çekimde) fotoğraf verdi?

7- Putin ile görüşme sürecinde ABD’den süre uzatımı talebi gelirse, ekonominin maruz kalacağı muhtemel hasarlar da dikkate alarak Erdoğan ek süre verme yoluna gidebilir mi?

8- Erdoğan, 17 Ekim’de Pence ve heyetiyle ile görüşmeye başlamadan önce Beştepe’de Dışişleri ve Güvenlik Başdanışmanı İbrahim Kalın’ın görüştüğü, Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in 19 Ekim’de Beşar Esad’la görüşmek üzere Şam’a gitmiş olmasının, Çavuşoğlu’nun ima ettiği, Güvenli Bölge uzunluğunu 120’den 440 km’ye çıkarma süreciyle bir ilgisi var mı?

9- Erdoğan 19 Ekim’de Kayseri’de gerekirse diğer bölgelere de askeri harekât düzenleneceğini söyledi. Suriye ordusu 16 Ekim’de Kobani’ye girdiğine ve Kamışlı kısmen Şam hükümetinin kontrolünde olduğuna göre, Esad hükümetiyle doğrudan işbirliği gerektiren 1998 Adana Mutabakatı olmaksızın bu harekâta kalkışmak mümkün olur mu?

10- Rus yetkililerin 16 Ekim’de Türkiye ve Suriye dışişleri ve savunma bakanlıkları ve istihbarat servislerini “gerçek zamanlı” olarak görüştürdüklerini ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da aynı gün çözümün Adana mutabakatı olduğunu söylediğine göre, Putin 22 Ekim’de Erdoğan’a Esad’la şahsen barışmasa da işbirliği yapması gerektiğini mi söyleyecek?

11- YPG/PKK, Türkiye’yle anlaşmaya varan ABD’nin isteği uyarak harekât bölgesini terk etse dahi nereye gidecek?

12- Sözler tutulup anlaşmaya uyulsa ve en azından 120’ye 32 km boyutlarındaki alanında Güvenli Bölge kurulsa dahi, Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin dönmesini sağlamak mümkün olacak mı?

13- Bu konu, 30 Ekim’de Cenevre’de yapılacak Suriye Anayasa Komitesi toplantısından bir gün sonra, 31 Ekim’de Arabuluculuk Konferansı için İstanbul’a gelecek olan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapması beklenen görüşmede ele alınacak mı?

Bu soruların ciddi bir kısmına yanıt verebilmeyi düşündüğüm perde arkası gelişmeleri, umarım 22 Ekim’de Erdoğan’ın Putin görüşmesinden önce paylaşabilirim.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız