Ahmet Taşgetiren: Hesap kesiliyor, ona göre

Ahmet Taşgetiren: Herkes milletin önünde sınanıyor. Millet hiç kimseye açık çek vermiyor. Hesap kesiliyor. “Ona göre” diyerek yazıyı bitireyim.

DUVAR – 23 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçiminin ‘Türkiye için iyi sonuçlar doğurduğunu’ söyleyen Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, seçmenin kimseye açık çek vermediği yorumunu yaptı. Taşgetiren, “İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’la iyi ilişki kurma çabası gözleniyor. Cumhurbaşkanı da onu tebrikten geri kalmadı. Bunlar İstanbul için de Türkiye için de iyi şeyler” diye yazdı.

Ahmet Taşgetiren’in bugün yayınlanan, “İstanbul kime ne dedi?” başlıklı yazısından bir bölüm şöyle:

Seçime gidildi, 31 Mart’ta büyük şehirlerin kaybı ile ilk sinyal verildi. Ankara kaybedilmişti. İstanbul’un kaybı üç buçuk ay ertelendi. Belli ki Ak Parti için İstanbul’un sembolik değeri çok daha büyüktü. Erdoğan’ın ifadesi ile “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır”dı. İmamoğlu İstanbul’u aldı, hem de 806 bin 415 oy farkıyla.

Ak Parti nasıl okuyacak bu sonucu? “Nasıl kaybedildi?”nin cevabı ne olacak? Fatura kime kesilecek?

Ben burada, Ak Parti’nin kaybının “muhafazakâr siyaset alanı” için ne anlama geldiğini önemseyen birisi olarak, pek çok madde sıralayabilirim, ama bence bunun muhasebesini son ana kadar herkese gaz veren, özeleştiri gereğine işaret edenleri topa tutan iktidar medyasının köşelerinin yapması lazım. Kayıp süreci nerede başladı, kalıcı bir hasar söz konusu mu, durdurulabilecek mi, yoksa büyük şehirlerin kaybı ile başlayan iniş trendi diğer alanlara da mı yansıyacak, 2023’te muhalefetin “Uygun aday” bulması halinde İstanbul’daki sonuçlara benzer bir sonuç çıkma ihtimali nedir, böyle bir ihtimal Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı’na verilen yetkilerin kapsamı konusunda bir ürküntü doğmasına yol açar mı vs…?

Ak Parti “Muhafazakâr Demokrat siyaset” yürüyüşünde önemli bir merhale idi. İktidar oldu ve kurulu düzende önemli değişiklikler yaptı. Şimdi Ak Parti’den “Kendi kendisini onarması” isteniyor. Kim ne derse desin bundan sonra Türkiye gündeminde bu başlık vardır.

***

Türkiye siyasetinin bundan sonraki diğer başlığı Ekrem İmamoğlu’nun “CHP’nin içinden çıkmış” bir kişi olarak İstanbul’da ne yapacağı konusudur.

Denebilir ki Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi muhafazakâr toplum kesimleri için daha kabullenilebilir bir parti haline getirme stratejisi, bu seçimlerde dünyanın ilgisini çeken bir sonuç almıştır. İlginçtir, 31 Mart’taki seçimde nerede ise foto-finişle belirlenen başarı, iktidarın anlaşılmaz gayreti (!) ile parlak bir zafere dönüşmüştür.

Ama bundan sonrası sınav sürecidir. İstanbul, sorunları ile de temsil hüviyeti ile de her insan için büyük sınav alanıdır. Hele merkezi iktidarın başka bir kadroda olduğu, Belediye Meclisi’nin ve ilçe belediye başkanlarının büyük kısmının rakip partide olduğu bir vasatta, sınavın ağırlığı da artmaktadır.

Sınavın bir boyutunun da, CHP’nin parti olarak belediyenin üzerine abanması ihtimali ile ilgili olduğu söylenebilir. Türkiye’de partilerin bunu çok normal gördüğünü biliyoruz.

İmamoğlu’nun sınavı, aynı zamanda CHP’nin de sınavıdır. “CHP İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da… vb. yerlerde ne yapacak? İmamoğlu açılımı laftan mı ibaret yoksa gerçek bir açılımı mı ifade ediyor?” soruları her zaman sorulacaktır.

İmamoğlu şu ana kadar söylem planında tüm bu sorunlu alanları gördüğünü ifade ediyor ve partili arkadaşlarından “anlayış” istiyor. Muhtemel ki Kılıçdaroğlu da bu konuda onu destekleyecektir.

İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’la iyi ilişki kurma çabası gözleniyor. Cumhurbaşkanı da onu tebrikten geri kalmadı. Bunlar İstanbul için de Türkiye için de iyi şeyler.

Herkes milletin önünde sınanıyor. Millet hiç kimseye açık çek vermiyor. Hesap kesiliyor. “Ona göre” diyerek yazıyı bitireyim.

YAZININ TAMAMI