Temelli: Kürt olduğundan Kürtçe konuşuyor!

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli: Yeni yeni kavramlar çıkarıyorlar. Kürtçe konuşan vatandaşmış… Kürt olduğu için Kürtçe konuşuyor. Bu hakaretlere, dışlamaya, ötekileştirmeye, nefret söylemine 31 Mart’ta hep birlikte son vereceğiz. Kürtlerle, Türklerle, 72 millet bir olacağız bu ayrımcılığa 31 Mart’ta son vereceğiz. Biz Kürtlerden sana 1 oy bile yok.
Sezai Temelli Seyhan'da seçmenlere hitap etti.

DUVAR – HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin seçim çalışmaları kapsamında Adana Seyhan’daydı. Temelli, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Kürtçe konuşanların oylarına talibiz” sözlerine yanıt verdi.

Seyhan’da seçmenlere hitap eden Temelli’nin açıklamalarından başlıklar şöyle:

ADALETSİZLİĞİN ARKASINDA TECRİT VAR: Bizi yurdumuzdan kovmaya kalkanlara, bize ‘defol git’ diyenlere diyoruz ki, “hiçbir yere gitmiyoruz”, 31 Mart’ta sandığa gidiyoruz. Siz iktidardan gidiyorsunuz, biz barış şiirlerimizle geliyoruz, barış halaylarına duruyoruz. Biz yaşamı savunuyoruz, barışı savunuyoruz, demokrasiyi savunuyoruz. Onlarsa ölümden savaştan şiddetten besleniyorlar. O yüzden de ölüme karşı yaşam diyenler, barışı savunanlar yan yana gelmeli tıpkı Çukurova’da Seyhan’da olduğu gibi. Türküyle, Arabıyla, Kürdüyle Alevisiyle, Sünnisiyle… Tüm kimlik ve inançlarımızla yan yana gelmeliyiz. Bir arada omuz omuza faşizme karşı mücadelemizi yükseltmeliyiz. Bugün Türkiye’de zulüm var, şiddet var, adaletsizlik var, hukuksuzluk var. Bu adaletsizliğin arkasında tecrit var. Bu mutlak tecrit devam ettikçe, Kürt meselesi çözümsüz kaldıkça, bu hukuksuzluk adaletsizlik dalga dalga bütün ülkeyi kapladı. Bu hukuksuzluğun üzerinden bir şiddet iktidarı yükseldi. Bu iktidar bu zulmü dayatarak yoluna devam etmeye çalışıyor.

ÖLÜMLER OLMASIN İSTİYORUZ: Bu şiddete karşı çıkanlar, bedenleriyle bu adaletsizliğe insanları karşı çıkmaya davet ediyor. 139 gündür Leyla Güven bedeniyle bu hukuksuzluğa ve adaletsizliğe direniyor. Leyla Güven gibi cezaevlerinde binlerce tutsak, 300’den fazlası kritik aşamada. Erbil’de Nasır Yağız, Strazburg’da, Toronto’da, Galler’de arkadaşlarımız, dünyanın birçok yerinde insanlar açlık grevinde. Hepsi barış ve demokrasi mücadelesi veriyor. Bugün bir an önce tecrit son bulsun diye bu sese ses katma zamanı, bu mücadeleye güç katma zamanıdır. Ama maalesef 139 gündür Adalet Bakanlığı’na, hükümete sesleniyoruz; bu adaletsizliğe son verin, yasaların gereğini yerine getirin diyoruz. Ölümler olmasın istiyoruz. Açlık grevlerinin ölümlere dönüşmemesi için Adalet Bakanı yasaları uygulamalıdır. Bizlerin sesine kulak vermeyenler bugün cezaevlerinden dördüncü cenazenin çıkmasına neden oldular. Yazıklar olsun! Bunu siyasete ya da seçimlere alet etmeyin. Bu konu siyasetten, seçimlerden öte bir konudur. Açlık grevlerinden çıkan sese kulak verin. Yasal ve meşru olan bu talebi karşılayın. Sayın Abdullah Öcalan ailesi ve avukatları ile düzenli ile görüşebilsin.

BÖLÜCÜLÜĞE İZİN VERMEYECEĞZ: Defolun gidin diyor, 20 milyon Kürde, ayrımcılığa bakın! Sonra hızını alamıyor; HDP’ye bu ülkede 7,5 milyon oy almış, 15 milyon insanın gönlünde yerini bulmuş, bu ülkede herkesin saygı duyduğu HDP’ye “terörist” diyor. O da yetmedi, baktı bu tutmadı, kalktı biz HDP’lilere “dinsiz imansız” dedi. Her seçimde olduğu gibi yine dini siyasete alet etme peşinde. Bakın Yeni Zelanda’da 50 masum insan ibadetlerini yaparken katledildi. Bu ırkçılığa, düşmanlığa karşı çıkmak, dünyanın her yerinde bu nefreti söndürmek için ses çıkarmak yerine, bu saldırıyı sinevizyonlarda göstererek dini siyasete alet etme peşindeler. Buna izin vermeyeceğiz. Tüm Türkiye’de tüm dünyada, nerede bir ırkçılık varsa onun karşısına çıkacağız, ayrımcılığa, bölücülüğe asla izin vermeyeceğiz.

17 YILDIR İKTİDARSIN AYASOFYA’YI CAMİ YAPSANA: Her seçim öncesi halkı aldatmak için dine dair sembolleri, vaatleri bol bol kullanıyorlar. Her seçim öncesi kalkıyorlar, Alevi toplumuna diyorlar ki cemevlerinin yasal statüsünü tanıyacağız diyorlar. Seçim bitiyor hiç bu sözleri hatırlamıyorlar. Bütün kanalları ele geçirmiş, ipotek koymuş sabah akşam günde dört kez televizyonda. O denli yalan söylüyor ki halk artık bu yalanlardan bıkmış. Dün akşam bir televizyon kanalında diyor ki “Ayasofya’yı cami yapacağız”. E yapsana! 17 yıldır iktidardasın. Ama mesele o değil, mesele 3-5 oy için insanların duygularıyla oynamak, insanları yanıltmak, halkı aldatmak. Bu ayrımcılığa son verme zamanı, bu yalanlarınla kimseyi kandıramazsın. Ancak kendini ve küçük ortağını kandırabilirsin, başka da kimse bu yalanlarını dinlemez.

KARDEŞ DEĞİL YURTTAŞ OLMAK İSTİYORUZ: Seçim geliyor, seçimden önce her türlü nefretle Kürtlere yaklaşıyorlar. Seçim geliyor “Kürt kardeşlerim”. Biz kardeş falan olmak istemiyoruz; biz bu ülkede eşit yurttaşlar olarak yaşamak istiyoruz. Kürtlere “kardeşim” derken bile hakaret ediyor. Diyor ki bakın “Sezai Temelli var ya, Kürt bile değil”. Sezai Temelli’ye hakaret ederken, Kürtlere ‘bile’ diyerek ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıyor. Bunu kabul etmiyoruz. Bu anlayışa karşı biz de diyoruz ki: Ez Kurd’im, Türküm, Türkiyeliyim!

KÜRT OLDUĞU İÇİN KÜRTÇE KONUŞUYOR: Yeni yeni kavramlar çıkarıyorlar. Biliyorsunuz, önce “Kürt kökenli” diyorlardı, hatta kabinesindeki Bakan bile “Kürt kökenli” olduğunu ancak 50 yaşına gelince öğrendi. Şimdi de Kürtçe konuşan vatandaşlar varmış. Biz Kürt kökenli olanları, Kürtçe konuşan vatandaşları bilemeyiz. Onlar ne yapar bilemem ama ben biliyorum ki biz Kürtlerden sana 1 oy bile yok. Kürtçe konuşan vatandaşmış… (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın alayının oyuna talibiz’ açıklamasın Kürt olduğu için Kürtçe konuşuyor. Bu hakaretlere, dışlamaya, ötekileştirmeye, nefret söylemine 31 Mart’ta hep birlikte son vereceğiz. Kürtlerle, Türklerle, 72 millet bir olacağız bu ayrımcılığa 31 Mart’ta son vereceğiz.

BANKALARA FIRSATI KİM VERDİ? Sen önce bir kabineye bak bakalım bak da nasıl bir sorun yaratmışsın onu gör. Bunlar değil ekonomiyi hiçbir şey yönetemezler. Bunlara üç keçi versen, ikisini kaybeder. Üçüncü de bunu eve götürür o yüzden, yolunu bulamaz yolunu! Bu kalkmış ekonomiyi yönetecek. Dolar 5,90’ı buluyor, bunlar hâlâ halka yalan söylemeye devam ediyorlar. “Bir yumruk vurduk, Doları 5 liranın altına düşüreceğiz” diyorlardı, Dolar 6’yı bulacak hala insanları tehdit ediyor. Dış güçler varmış, bankalar şunu yapıyormuş, bunu yapıyormuş. Bankalar senin dediğin gibi manipülasyon yapıyorsa, buna kim fırsat verdi onun hesabını sor. 17 yıldır iktidardasın kim bu kadar borçlandı?  Bak senin adayların, partililerin bile söylüyor geri ödeme yapamıyoruz diye. Köprü geçişleri dolarla, şehir hastaneleri dolarla, 3. Havalimanı’nı yaptılar, daha açmadan dünyanın borcuna ülke battı ülke. Çünkü plansız programsız bütün bu yatırımların bedelini halka ödetme peşindeler. İnsanlar soruyor, bu yoksulluk, bu işsizlik neden? İşte nedeni, bu iktidar ülkenin kaynaklarını çarçur ediyor.

PATATES İTHAL EDİLECEK: Çukurova’ya gelip baktığınızda, bu verimli topraklara baktığınızda aklınıza yoksulluk gelir mi ama yoksulluk var. Çünkü Çukurova’da ekilen pamuğun, ekilebilir arazilerin yarısı bugün ekilemiyor çünkü pamuk ithal ediyorlar. Halk yoksul, geçinemiyor, pamuğunu ekemiyor ama pamuk ithal edenler zengin. Yandaş müteahhitler gibi, yandaş ithalatçılar yüzünden Çukurova yoksul. Patates ekemiyor, yasak. Neden? Çünkü patates ithal edilecek. Şeker fabrikaları kapatılıyor. Şekerle, pancarla geçinenler, bu fabrikalarda çalışanlar işsiz! Peki kim zengin? Şeker ithal edenler zengin, mısır şurubunu üretenler zengin. İnsanlar soruyor, bu bereketli topraklarda neden yoksulluk var? Biz de diyoruz ki bu iktidar bunun müsebbibi, işte bunun hesabını soracağız.

TOPLUMU AYRIŞTIRIYOR: Ekonomik kriz kadar toplumsal kriz de var. Toplumu ayrıştırıyor çünkü toplum hakkından mahrum kalsın diye. Toplumu bölmeye çalışıyor ki toplum hak mücadelesinden uzak kalsın, grev hakkını kullanmasın, halkın bütçe hakkını gasp edebilsinler diye. Sağlık ortada, eğitim ortada, kimse hakkının peşinde koşmasın diye Kürt düşmanlığına, Alevi düşmanlığına, bölücülüğe devam ediyorlar. Siyaset kriz içinde. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye bir şey uydurdular, bu ülkede siyaseti bu hale sürüklediler. Muhalefete tahammül edemiyor. İktidarı sallandığı için sabah akşam bizlere saldırmaya devam ediyor. Çünkü söyledik: Bu ülkenin tarihi kültürü böyle bir sisteme uygun değildir, bu tekçiliktir dedik. Bu anlayış siyaseti tüketir dedik. Oysa siyaset toplumsal barışı var etmek için var. Siyaseti tüketenler barışı da tükettiler, siyaseti tüketenler toplumu büyük bir sorunun içine sürüklediler. Tüm bunlara son verme zamanı. 31 Mart’ta sandıklara gideceğiz; oyumuza, irademize, geleceğimize sahip çıkacağız.

GBT ARIZALI DEĞİL: Birlikte yöneteceğiz, kadınların, gençlerin kentlerini var edeceğiz. Yoksulluğa da işsizliğe de son vereceğiz. Tüm yerellerde iktidara geleceğiz. Bugün Türkiye’nin acil sorunlarına katılımcı bütçe ve demokrasi anlayışımızla çözüm üreteceğiz. Bunlar tükendiler, siyaseti de kendilerini de tükettiler. Artık kentlerimizi bu zihniyetten kurtarma zamandır. O kadar acze düşmüşler ki çıkmışlar ‘GBT cihazları arızalı, suçluları bulamıyor’ diyorlar. Biz de diyoruz ki, o GBT cihazları arızalı değil. O cihazlarla bizi kontrol ediyorsunuz, suçlu bulamıyorsunuz çünkü biz suçlu değiliz. Cezaevlerinde olan tüm arkadaşlarımın bir tek suçu bile yok, barış ve demokrasi sevdaları var. Ama bunlar Kürt düşmanı, kalkmışlar gazetelere haber sızdırıyorlar. Türkiye’de çeşitli partilerden aday olmuş insanları suçluyorlar. Kürt oldukları için! Zihniyete bakın! Sonra da diyorlar ki GBT cihazları çalışmıyor. Öğrenmek istiyorsanız kendinize GBT yapın, suç dosyalarınızı görün. Bunlar utanmasalar kafatasımızı ölçecekler. Utanmasalar göğsümüze işaret takacaklar, 12 Eylül’de olduğu gibi bizi fişleyecekler. Bunların zihniyeti budur, GBT cihazına laf söylerken zihniyetleri açığa çıkmıştır.

HALK CEVABI SANDIKTA VERECEK: Bunlar vatandaşı bölmeye ayrıştırmaya devam ediyorlar, suçüstü yakalanmışlardır. Bir Adalet Bakanı bile bu hale düşmüştür. Adalet Bakanı’na sesleniyorum: Senin işin vatandaşı fişlemek değil, senin işin hukukun gereğini yerine getirmektir. Senin işin bu ölümlere son vermek için mutlak tecridi sonlandırmaktır. Görevini yap! Seçim çalışmalarımıza engel olmak için tıpkı Adana eşbaşkanımıza olduğu gibi gözaltılar, baskılar devam ediyor. Biz de diyoruz ki ne yaparsanız yapın, her türlü hukuksuzluk ve şiddetle kampanyanızı yürütmeye devam edin ama bu halk kararlı, bu halk bugüne kadar yılmadı, bundan sonra da yılmayacak! Mutlaka size cevabı sandıkta verecek.

HDP’Yİ İKTİDARA TAŞIMA ZAMANI: Afişlerimizi indiriyorlar, Kürtçe bilmiyorlar. Bilmedikleri bir tarafa, doğru düzgün çevirisini de yaptırmıyorlar. Bilboardlardaki afişlerimizi indiriyorlar. Afişimizde “Ye Mao”, Zazaca “bizimdir” yazıyor, indirmişler bunlar Maoculuk yapıyor diye. Güler misin ağlar mısın! Bu ne iktidar ne de siyaset. İşte bu yüzden yeni bir siyasete ihtiyaç var; yeni yaşamı savunan, toplumsal barışı savunan yeni bir siyasete ihtiyaç var. HDP’ye ihtiyaç var. O yüzden HDP zamanıdır şimdi. HDP’yi iktidara taşıma zamanıdır. Süpürgeler hazır mı? Kayyım olan her yerde kayyımları çöpüyle, çamuruyla, yolsuzluğuyla, zulmüyle süpürüp atacağız; kırıntısı bile kalmayacak! Kayyım olmayan yerlerde de süpürgeleri hazırlayın. Oralarda da AKP-MHP belediyelerini, borca ve yolsuzluğa batmış belediyeleri de süpürüp atacağız. Kimse ölmesin, yaşam kazansın, umut kazansın diye bunlardan hep birliktte kurtulacağız.

YALAN HABERİ TEMELLİ DÜZELTSİN DİYORLAR: Bir seçim stratejisi ortaya koyduk. Kayyım olan yerleri geri alacağız onun dışında Muş’ta, Bingöl’de, Kars’ta iktidara geleceğiz. Daha ötesinde, Türkiye’nin her yerinde iktidara geleceğiz, Seyhan’da olduğu gibi meclislerde temsil edileceğiz. Yerel demokrasi anlayışımızı var edeceğiz. Tek başımıza iktidara gelemediğimiz yerlerde, olanca gücümüzle demokrasi güçlerine oy vereceğiz. Bunu anlamayanlar bizi suçlamaya devam ediyorlar. Bunu anlamayanlar yalan haber yapıyor, sonra da yalan haberi Temelli düzeltsin diyorlar. Biz bu ülkeyi düzelteceğiz. Sizin yaptıklarınız ortada, sizin yarattığınız enkaz ortada! Bu enkazı hep birlikte kaldıracağız. Bu ülkeye demokrasiyi, barışı ve huzuru getireceğiz ama siz bu yalanlarınızın utancıyla yaşamaya devam edeceksiniz. Talimatla haber yapan gazeteciler olarak hatırlanacaksınız! Talimatla haber yapan gazeteciliğe karşı, bir gün bu ülkede basın özgürlüğü var olacak. Gerçek gazeteciler hakikati yazacak. (HABER MERKEZİ)