Mardin yine Ahmet Türk mü diyecek?

Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk, 31 Mart seçimlerinde yeniden aday oldu. Türk’ün yeniden aday olması, kayyım uygulamalarıyla bir hesaplaşma olarak değerlendirildi. Mardin’de konuştuğumuz AK Partililer de Ahmet Türk’ün seçimi kazanacağını söylediler. Erdoğan’ın “Gerekirse yeniden kayyım atarız” yönündeki söylemleri ise bir umutsuzluğa değil, öfkeye neden olmuş gibi görünüyor.

Vecdi Erbay  verbay@gazeteduvar.com.tr

MARDİN – Yanımda oturan adam çok katlı binalara bakarak, “Mêrdîn pir gelişmiş buye” (Mardin çok gelişti) dedi yarı Kürtçe yarı Türkçe. Diyarbakır’dan Mardin’e yolculuk yapıyorduk. Hayranlıkla baktığı ve gelişmişlik olarak değerlendirdiği binalar Mardin’in merkez ilçesi Artuklu’daydı. Artuklu’ya “Yeni Mardin” de deniliyor. Bölge imara açıldıktan birkaç yıl sonra sahiden de yeni bir şehir inşa edildi. Dev binalar, büyük oteller, alışveriş merkezleri, marka kafeler…

Büyüklüğü dışında hiçbir özelliği olmayan Artuklu’da oyalanmadım, “Eski Mardin”e çıktım ve tanıdığım bir müteahhidi arayarak, krizin Mardin’de inşaat sektörünü etkileyip etkilemediğini sordum. Müteahhit dediysem öyle büyük işler yapanlardan değil, kooperatifçilik gibi bir yöntemle sektörde yer alıyor. “Valla benim bir inşaatım var” dedi “Ama bir türlü bitmiyor çünkü para yok. Sadece bende değil, kimse para bulamıyor. İnşaat işiyle uğraşan herkesin tek düşüncesi var, o da seçimden önce ellerindeki işi bitirmek. Seçimden sonra her şeye zam gelecek korkusu çok ciddi endişelendiriyor herkesi.”

Mardin’in merkez ilçesi Artuklu ya da ‘Yeni Mardin’de bir dönem cazip bir iş kolu olan inşaat sektörü neredeyse tamamen durmuş durumda.

İnşaat sektöründeki durgunluk yeni de değilmiş. “Barış sürecinde işler çok iyiydi. Herkes inşaatçı oldu. Mardin inşaata çoktan doydu. Zaten sonra olaylar başladı ve işler durgunlaşmaya başladı, kimse ne olacağını bilemedi. Şimdi de ekonomik kriz çıktı, işler tamamen bitti.”

Yerel seçimleri de sordum. “Telefonda konuşmayalım” dedi. Ama görüşmemiz mümkün değildi. Büyükşehir Belediyesi’ni kim alacak, hiç değilse bunu söylesin istedim. “Ahmet Türk alır. Kesin” diyerek konuyu kapattı.

‘ESKİ MARDİN’DE’ KESAT İŞLER

Eski Mardin’de, Cumhuriyet Meydanı’na ininceye kadar gözle görülür bir değişim göze çarpmıyor. Yeni Mardin’dekilere göre küçücük dükkanlar, daha az ve hepsi tanıdık müşteriler. Eskiden, çok eskiden bir kanaatkarlık vardı muhtemelen ve burada kalmaya devam eden esnaf bu tok gözlülüğü de sürdürüyor gibi geliyor bana.

Küçücük masanın ardındaki sandalyeden kalksa dükkandaki her şey birbirine girecek gibi geliyor bana. Ama bakkal ortalığı dağıtmadan, belki de alışkanlıkla istediğimi raftan alıp uzatıyor bana. “İşler nasıl?” sorusunu, “İş yok ki” diyerek cevaplıyor.

Dükkan babasından kalmış kendisine. Daha doğrusu genç adam bir sürü işe girip çıkmış, devlet kapısında memur olmak istemiş, olamayınca babası kendisini emekli ederek dükkanı oğluna bırakmış. Ne de olsa baba mesleği ve kimseye muhtaç olmadan yaşayabildiği için memnun hayatından. “Yeni Mardin’e girmeyi düşünmedin mi?” diye soruyorum. “Oradaki dükkanların kiraları çok yüksek, para lazım yani. Bizde de para yok” diyor.

Mardin’in tek caddesini gösteriyor adam. “Bak, caddede kimse yok. Nasıl iş olsun?” Hava bozuktu, insanı sersemleten ve biraz sert esen bir bahar rüzgarı vardı. “Havayla ilgisi yok, istediğin yere git bak, her taraf boştur şimdi” dedi. Sonra gülerek, “Anlayacağın işler kesat, kriz var abê, kriz” diye ekledi.

Bakkal siyaseti de siyasetçileri de sevmiyordu. Ama AK Parti’ye oy verdiğini gizlemedi. “Sen hangi partiye oy veriyorsun bilmem ama ben AK Parti’ye oy veriyorum. Bu seçimde de AK Parti’ye oy vereceğim. Ama diyeceksin, ‘AK Parti çok mu iyi?’ Allahvekil bugüne kadar bir iyiliklerini görmedik. Bugüne kadar hiçbir milletvekilini görmedik, şu caddede yürümediler, esnafa derdin nedir, diye sormadılar. Boşuna oy veriyoruz yani, Ankara’ya giden unutuyor Mardin’i.”

Yerine kayyım atanan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’le ilgili bir yorum yapmakta zorlanıyor. Kayyım atanmasını pek anlayamamış çünkü kayyımın Mardin için güzel bir şey yaptığını görmemiş. Yeniden aday olan Ahmet Türk’ün seçimi kazanacağına inanıyor ve “İnşallah 5 yıl başkan kalır, neler yapacak görmek istiyoruz” diyor.

‘OYUM HDP’YE DİYORUM AMA SANDIĞA GİDİNCE AK PARTİ’YE OY VERİYORUM’

Akşama doğru hava iyice kararmıştı. O sersemletici bahar rüzgarı daha sert esmeye ve üşütmeye başlamıştı. Halka tatlı satan adam sırtını dükkanın duvarına yaslamış, kollarını göğsünde bağlamış, neredeyse boş caddeye bakıyordu. Dükkanın önünden geçip gidiyordum ki döndüm, dükkana girdim. Halka tatlılar mı durdurmuştu beni yoksa adamın duruşu mu, bilemem.

 

Adamın halka tatlıları küçük ve daha kalıncaydı. İçindeki hamur hissediliyordu. Fena değildi ama Diyarbakır’ın kıtır tatlısı kadar da güzel değildi. Bu fikrimi kendime saklayarak işlerini sordum. Dediğine göre onun da işleri kötüydü. Kriz varsa zincirleme bir şekilde herkesi etkiliyormuş.
Seçimleri konuşmakta biraz tereddüt etti. Ahmet Türk’ü tanıyordu elbette ve ona saygı duyuyordu. AK Parti’nin Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Mehmet Vejdi Kahraman ile ilgili bir fikre sahip değildi. Ama oyunu AK Parti’ye verecekti.

“Arap mısın?” diye sordum. Çünkü Mardinli Araplar, çoğunlukla oylarını Arap adaya vermeyi tercih ediyorlar. Gerçi bu kez işleri biraz zordu bu anlamda. Çünkü AK Parti’nin adayı Mehmet Vejdi Kahraman da Kürt’tü ve seçimden seçime seçmenin karşısına çıkıyordu.

“Arap değilim” dedi tatlıcı. “Bingöllüyüm, Zaza’yım.” Bu karşılığı alınca aklıma yaşadığım mahallenin HDP’li bakkalı geldi. “Mahallede durum nasıl?” diye her sorduğumda, “Mahalle çok iyi abê, yalnız şu Bingöllüler bir türlü yola gelmiyorlar” diye sitem eder. Mahallemdeki Bingöllülerin AK partili olduğunu bakkaldan öğrenmiştim. Kaç seçimdir her sorduğumda hep aynı cevabı alıyorum bakkaldan.

Tatlıcı da AK Parti’den vazgeçmeyecek Bingöllülerden. Eşi ve eşinin ailesi HDP’li. HDP’ye oy versin diye onu ikna etmeye çalışıyorlarmış ama şimdiye kadar becerememişler. Tatlıcı, “Onlara ‘tamam’ diyorum, ‘bu seçimde HDP’ye oy vereceğim’. Ama sandığa gidince yine AK Parti’ye oy veriyorum. Nerden bilecekler kime oy verdiğimi” diyerek eşini kandırdığını itiraf ediyor.

Onunla konuşacağım diye üç tatlı yedim ve midem yanmaya başladı. Midemin yanmasında eşini kandırıyor olmasının ne kadar payı oldu, bilemem. Dükkandan çıkarken, “Hiçbir şey iyi gitmiyor” diye yakınıyor. “Bunu bana mı söylüyorsun, 17 yıldır oy vererek iktidarda tuttuğun partiye mi?” diyorum. Biraz kışkırtıcı oldu ama galiba eşini kandırmasını hazmedemedim. Arkamdan neredeyse bağırıyor: “Sana söylüyorum ki yaz, onlar da bilsin hiçbir şey iyi gitmiyor.”

“Tamam, yazarım” diyorum.

İŞİNE BAKAN KÜRT TAKSİCİ

Beni gideceğim yere bırakacak olan taksici Kürt’tü. Konuşkan biriydi. Bir yokuş çıktı, sonra bir yokuştan indi ve sokakları tanımaz oldum gece karanlığında. “Doğru yolda mıyız?” dedim. “Sen hiç merak etme abê” dedi, “Ara sokaklara girdik, o yüzden karıştırdın.”

 

HDP’li olduğu için değil ama kayyımdan elbette memnun değildi. “Abê ben sana sorayım, taşlar kaç defa döşenir, kaç defa kaldırılır?” Bütün kayyımların yaptığı ilk icraattan söz ediyordu. Atanır atanmaz kaldırımlardaki parke taşlarını değiştirdiler, caddelere asfalt döktüler. Ama bütün bu işler baştan savma yapıldığı ya da yarım yamalak yapıldığı için eskisinden daha kötü oldu.

Dediğine göre kayyım atandığından bu yana birkaç kez değiştirilmiş caddedeki taşlar. “Niye?” diye soruyor ve beni beklemeden kendisi cevap veriyor: “Çünkü en kolay böyle işlerde yolsuzluk yapılır.”

Arada bir “Ben ekmek derdindeyim abê, işime bakarım” dese de siyaseti yakından takip ettiğini gizleyemiyordu taksici. Beni bırakacağı yere geldik. Taksiden indim ama taksici son sözünü söylemeden bırakmayacaktı. Sağ ön pencereyi açtı, koltuğa elini koyarak başını uzattı: “Büyükşehir Belediyesi’ni Allah’ın izniyle Ahmet Türk kazanacak.”