Erdoğan: Adana Mutabakatı, Suriye'ye girmek için önümüzü açıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Erzurum'da AK Parti'nin adaylarının açıklanacağı aday tanıtım toplantısında konuştu. Burada CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na değinen Erdoğan, 'korkak' ifadelerini kullandı. ABD ve bir dizi bölge ülkesi tarafından 'geçici devlet başkanı' olarak tanınan Juan Guaido'nun desteklenmesine tepki gösteren Erdoğan 'darbecilerin yanında olmayız' dedi. Erdoğan ayrıca 1998'de imzalanan Adana Mutabakatı'nın, Türkiye'ye Suriye'ye girmesinin önünü açtığını söyledi.

DUVAR – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’na katılmak üzere Erzurum’a gitti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Bay Kemal, 15 Temmuz gecesinde darbecilerle anlaştı, Bakırköy’e gitti, kahvesini yudumladı. Sen korkaksın korkak” dedi.

Venezuela’da sağcı muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclis’in Başkanı Juan Guaido’nun kendisini geçici Devlet Başkanı ilan etmesinin ardından Devlet Başkanı Maduro’ya desteğini açıklayan Erdoğan “Mısır’da darbe yaptılar o günden bu yana darbeyi yapanlarla görüşmedim. Şimdi Venezuela’da böyle bir girişim var. Hiçbir zaman darbecilerle yan yana olmadık ve bundan sonra da olmayacağız, dünyanın neresinde bir darbeci varsa biz onların karşısındayız. Demokrasinin gereği sandığa saygıdır. Sanıkta milli irade var, cumhur var. Bay Kemal onlarla beraber. Darbecilerle beraber olmayacağız” açıklamasını yaptı.

Konuşmasında ‘Adana Protokolü’ne de değinen Erdoğan, “Bizi birilerinin davet etmesine gerek yok. 1998’de Adana mutabakatı ile bunu imza altına aldık. Bu imza Türkiye’nin herhangi bir olumsuz gelişmede o topraklara girmesinin önünü açıyor. Ve bölücü örgüt mensuplarının da bize teslimini gerektiriyor. Baba Esed döneminde atılmış imzalardır. O yolculuk devam ediyor. Bundan sonra da devam edecektir. Fırat’ın doğusundaki tüm teröristleri temizleme kararlılığımızı bir kez daha ifade ediyorum. Sabrımız sınırsız değildir. Bize verilen sözleri sonsuza kadar bekleyecek değiliz. Ülkemizi teröristlerden koruyacak güvenli bölge sözünün birkaç ay içinde yerine gelmesini bekliyoruz. Aksi takdirde biz oluşturacağız. Müttefiklerimizden tek beklentimiz Türkiye’nin bu çabasına lojistik destek vermesidir.”

DARBECİLERLE BERABER OLMAYACAĞIZ: 15 Temmuz gecesi saat 23.15 Bay Kemal Atatürk Havalimanı’na geliyor. Tankların arasından geçerek Bakırköy Belediyesi’ne geçiyor. Diyor ki, benim için bana haber verseydiler ben de beklerdim diyor. Telefondan mesajlarımızı tüm Türkiye’ye yaydık. Herkes meydanlara dedik. Bütün millet meydanlara döküldü, sen kahveni yudumluyordun. Korkaksın korkak. Diktatörler zafer anıtı dikemez. Biz hep darbelere karşı durduk. Darbecilerle yan yana olmadık. Dünyanın neresinde bir darbe varsa biz onların karşısındayız. Mısır’da darbe yaptılar karşısında durduk. Şimdi Venezuela’da böyle bir girişim var, yine karşısındayız. Demokrasinin gereği sandığa saygıdır. Darbecilerle beraber olmayacağız.

ERZURUM’A ŞEHİR HASTANESİ KAZANDIRIYORUZ: Son 16 yılda Erzurum’a 23,5 katrilyon yatırım yaptık. Buz pateni salonunda bu toplantıyı yapmak doğru değil ancak şimdi 10 bin kişilik kapalı spor salonunu yatırım programına aldık. Size bir müjde veriyorum; 1200 yataklı Erzurum Şehir Hastanesi’ne şehir merkezine kazandırıyoruz. Şimdi emekliler ve gaziler için de 5 bin toplu konutu burada inşa edeceğiz. Erzurum’da çiftçilerimize 1,3 milyar TL tarımsal destek verdik.

SURİYE SINIRINDA OLUP BİTENLERDE TÜRKİYE HESAPLARI VAR: Suriye sınırlarımızda olup bitenlerde Suriye değil, Türkiye hesapları var. Irak’ta Türkiye hesapları var. Millet olarak biz tarihe, sosyolojiye, coğrafyaya yeterli önemi vermiyoruz. Kendi tarihimizle ve kültürümüzle ilgili bir elin parmaklarını geçmeyecek ciddi çalışma varken, batıda belli bir dönemimiz hakkında yüzlerce çalışmaya rastlıyoruz. Sadece şu Erzurum’u sahip olduğu kültürel miras dahi yüzlerce bilim insanının çalışmasına yetecek zenginliktedir.

BİRİLERİNİN BİZİ DAVET ETMESİNE GEREK YOK: Bölgemizde yaşanan hadiseler karşısında bizim hakka ve hukuka bağlı bir şekilde davranma yaklaşımı birilerinin iştahını kabartıyor. Suriye’de Irak’taki insanları sanki bunlar başka bir dünyanın varlıkları gibi bizden ayrı topluluklar gibi göstermeye çalışıyorlar. Birilerinin bizi davet etmesine gerek yok. Biz 1998’de Adana mutabakatıyla zaten bunu imza altına aldık. Bu imza Türkiye’nin herhangi bir olumsuz gelişmede o topraklara girmesinin önünü açıyor. Bölücü örgüt mensuplarının bize teslimini gerektiriyor. Baba Esed döneminde atılmış imzalardır. Bundan sonra daha kararlı devam edecek. Bize Münbiç’i teröristlerden temizleyeceğiz diyenler temenni ederim ki verilen son sözlerle bunu yerine getirirler. Sabrımız sınırsız değildir, bize verilen sözlerin yerine getirilmesini sonsuza kadar bekleyecek değiliz. Bir güvenli bölge ya da tampon bölge sözünün birkaç ay içinde yerine getirilmesini bekliyoruz. Aksi takdirde güvenli bölgesi aksi takdirde biz oluşturacağız. Müttefiklerimizden Türkiye’nin bu çabasına lojistik destek beklemekteyiz. Güvenli bölge konusunda BM’nin de bu işe uygun bir kabiliyeti olmadığını birçok örneğe bakarak görüyoruz. Bu bölgenin gerçek anlamda güvenliğini işlerliğini sağlayacak tek güç Türkiye’dir. Bu meselenin çözümüne katkı sağlayacak sahadaki fiili kontrolün de bizde olması gerekiyor. Bunun dışındaki çözüm tekliflerine kapalı olduğumuzu beyan ediyoruz. Bedeli olacaksa onu da ödemeye hazırız. (HABER MERKEZİ)