Duvar Arkası: İngiltere'de çekilen, 'yeni sürecin' değil 'çözümsüzlüğün' fotoğrafıydı

Ahmet Takan'ın 'Yeni çözüm sürecinin fotoğrafı' diye yazdığı fotoğraf nasıl çekildi? AK Partili bakan 'en zor seçim'i vekillere açıkladı... AK Partili vekillerin üzüldükleri şeyler... İYİ Parti borçları adaylık paraları ile kapatacak... Gül olmadı, Saadet ne yapacak? Ali Koç'un aday olduğu Fenerbahçe, Beştepe'nin yakın takibinde... Hepsi Duvar Arkası'nda...

‘YENİ BİR ÇÖZÜM SÜRECİNİN İŞARETİ’ OLARAK OKUNAN OLAYIN PERDE ARKASI

Kritik 24 Haziran seçimi öncesi AK Parti’nin küskün Kürt seçmenin oyunu almak üzere bir hamle yaparak ‘yeni bir barış süreci’nin hazırlıklarına başlaması yönünde hiçbir emare yokken bu ihtimal bir takım çevreler tarafından sürekli gündemde tutuluyor. Son olarak geçtiğimiz hafta Yeniçağ gazetesi köşe yazarı ve Abdullah Gül’ün eski danışmanı Ahmet Takan, AK Partili üç eski bakanın İngiltere’de Democratic Progress Institute’de (Demokratik Gelişim Enstitüsü) katıldığı toplantıyı kaleme alarak, “yeni bir çözüm sürecinin adımı mı?” sorusunu tekrar gündeme taşıdı. Sabah gazetesinin Aralık 2017’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İngiltere’de DPI’ı ziyaretini “Skandal Görüşme” başlığıyla vermesinin ardından DPI şimdi de eski bakanlar Taner Yıldız, Mehdi Eker ve Efkan Ala’nın katıldıkları toplantıyla gündemde. Peki eski adı “Kurdish Human Rights Project” olan DPI nasıl bir kuruluş?

Merkezi İngiltere’de bulunan DPI, uluslararası uzmanlarla çatışma çözümü ve demokratik ilerleme konusunda çalışmalar yapan bir sivil toplum kuruluşu. Türkiye’de Nisan 2012’de Galatasaray Üniversitesi’nde “Çatışmalarda Medyanın Rolü” konulu bir toplantı yapmayı planladı ancak bir kısmı halen FETÖ’den tutuklu bulunan bazı gazeteciler tarafından “PKK üniversitede toplantı düzenliyor” diyerek hedef gösterildi ve rektörlük toplantıya ev sahipliği yapmayacağını duyurdu. Oysa DPI’ın toplantılarına AK Parti, CHP ve HDP milletvekilleri birlikte katılıyorlar. Dünyadan farklı barış süreçlerinin masaya yatırıldığı bu toplantılara diplomatlar, akademisyenler, gazeteciler ve STK temsilcileri de davet ediliyor.

DPI’ın 2016’da Ankara Kızılcahamam’daki “Kadınların Çatışma Çözümü ve Barış Sürecine Katılımı” konulu toplantısına katılanlar arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başdanışmanı Özlem Zengin ile AK Parti MKYK üyesi Zeynep Alkış’ın yanı sıra CHP ve HDP’den kadın milletvekilleri de vardı. 2017’de Ankara’da düzenlenen toplantıya da yine AK Parti, CHP ve HDP’li siyasetçiler birlikte katıldı. Gelelim Londra’da 11 Nisan’da gerçekleşen ve AK Partili eski üç bakanın katıldığı toplantıya… AK Parti ilk kez diğer siyasi parti temsilcileriyle birlikte davet edilmek istemedi ve bu talebini DPI’a iletti. Bu nedenle toplantıda sadece onlar vardı. Anlayacağınız bu bir çözüm süreci işaretinden çok çözümsüzlüğün daha da derinleştiğinin kanıtı.

AK PARTİLİ BAKANA GÖRE EN ZOR SEÇİM 16 NİSAN’DI

Meclis’teki 23 Nisan resepsiyonundaki sohbetlerin ana gündemi de 24 Haziran için alınan erken seçim kararıydı. AK Partili bakan ve milletvekilleri ile sohbette bir bakanın sözleri dikkat çekiciydi. Beraberindeki AK Partili milletvekilleri ile seçim kararını değerlendiren bakan, “Siyasi hayatımda 16 seçim geçirdim. En zoru 16 Nisan Anayasa referandumuydu. Sonuçta yeni bir sistem öneriyorsunuz. Vatandaşın kafasında soru işaretleri vardı. Yeni sistemi anlatmak, soru işaretlerini gidermek kolay olmadı. Ama başardık. Önümüzdeki seçimde risk görmüyorum” dedi. Bakan’ın sözleri bir kez daha 16 Nisan referandumunda iktidarın ne kadar zorlandığının da işareti oldu…

‘HAVA DURUMUNU TAHMİN EDER BUNU EDEMEZSİNİZ!’

Görev sürelerinin dolmasına yaklaşık 1.5 yıl varken erken seçim kararı için Meclis’te el kaldıran milletvekilleri şimdi liste endişesi yaşıyor. En büyük heyecanın AK Parti’de yaşandığını söyleyebiliriz. AK Parti’de adayları belirlemek için temayül yoklaması yapılacağı açıklansa da milletvekilleri geçen 2.5 yıl içinde potansiyellerini ortaya koyacak bir çalışma gerçekleştirememekten dertli. Milletvekilleri 26. dönemde parti yönetimi ve Meclis grubunda genellikle aynı isimlerle devam etmesinden, yasama çalışmalarının hızı nedeniyle konuşma haklarının kullanılmamasından, parti yönetiminden sıklıkla “konuşmayın” uyarısı yapıldığı için kendilerini çok fazla gösterme şansı bulamadıklarından yakınıyor. Aday listesinde olma ihtimalini sorduğumuz bir milletvekili, “Hava durumunu tahmin eder ama bunu edemezsiniz” derken birçok iktidar vekilinin TBMM’ye şimdiden veda ettiğini belirtelim.

İYİ PARTİ ADAYLARI BORÇ KAPATACAK!

Milletvekili aday adaylığı başvuruları başladı. Partilerin başvuru şartlarına göre en yüksek adaylık ücreti bin lira dosya ücreti de eklendiğinde 11 bin lira ile CHP’nin oldu. AK Parti milletvekili aday adaylarından 6 bin, İYİ Parti 5 bin, Saadet Partisi 3 bin, MHP ve HDP 2 bin 500, BBP ise bin lira alacak. Hazine yardımı alan partilerin başvuru ücretlerinin yüksekliği eleştiri konusu olurken bu imkandan faydalanamayan partilerin yüksek adaylık tarifesi anlayışla karşılanıyor. Yeni bir parti olmasına karşın aday adaylığı için 5 bin lira belirleyen İYİ Parti’nin hedefi yoğun olacağını düşündüğü başvurular üzerinden hem birikmiş bazı borçlarını kapatmak hem de kampanya süreci için birikim sağlamak. Bakalım partiler bu hedeflerine ulaşabilecek mi…

KARAMOLLAOĞLU GÜL’Ü SOLLADI!

Abdullah Gül’ü muhalefete “çatı aday” olarak öneren Saadet Partisi oldu. Mutabakat sağlanamadığı için bu öneri hayata geçmedi. Peki Saadet Partisi şimdi ne yapacak? Saadet Partisi Cumhurbaşkanı adayını belirlemek için partinin yetkili oranları ve il-ilçe başkanları toplantılarında eğilim yoklamaları yapmıştı. Kulağımıza gelen bilgiler bu eğilim yoklamalarının bir çoğunda partinin genel başkanı Temel Karamollaoğlu’nun isminin Abdullah Gül’ün isminin önünde çıktığı. Şu günlerde siyasette 24 saatin bile uzun olduğu Ankara’da bir sürpriz olmazsa Saadet Partisi Cumhurbaşkanı adayı olarak Karamollaoğlu’nu ilan edecek. Cumhurbaşkanı adayını ilan etmek için 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı özellikle seçtiği öğrenilen Saadet Partisi’nde aday tanıtım programının Ankara’da, il-ilçe başkanları ve parti yöneticilerinin katıldığı bir toplantıda yapılması bekleniyor.

BEŞTEPE FENERBAHÇE’Yİ İZLİYOR…

Türkiye Futbol Federasyonu(TFF), Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan ve çıkan olaylar nedeniyle 57’inci dakikada tatil edilen maça kaldığı yerden devam edilmesine karar verdi. Maç, 3 Mayıs Perşembe günü seyircisiz oynanacak. TFF’nin kararına tepki gösteren Beşiktaş maça çıkmayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi açıklamalarından, olaylı derbinin ardından iki kulübün başkanlarını ve atılan cisimle başından yaralanan Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş’i bizzat aradığını öğrenmiştik. Erdoğan yaşananları “komplo” olarak nitelendirdi. Olayla ilgili spor medyasının yaz(a)madığı bazı gerçekler var. Biri, TFF’nin kararında Erdoğan’ın açıklamasının etkisi; diğeri ise olayların Ali Koç’la ilişkilendirilmeye çalışılması.

Fenerbahçe’de haziran ayında yapılacak seçimde başkan adayı olduğunu açıklayan Ali Koç sadece FB Başkanı Aziz Yıldırım’ın rakibi değil. Aynı zamanda Gezi eylemleri döneminde Erdoğan’la karşı karşıya gelen bir sermaye grubunun da temsilcisi. Koç Grubu, Gezi eylemlerinde polisin orantısız güç kullanımı sonucu yaralanan göstericilere Divan Oteli’ni açtığı için Erdoğan tarafından ‘suçlulara yataklık etmek’le suçlanmıştı. Olayların ardından Maliye’nin, TÜPRAŞ’a yaptığı baskın sonucunda ana hissedarı Koç Holding olan TÜPRAŞ’ın hisse senetlerinde büyük kayıp yaşanmıştı. Erdoğan Gezi olaylarından bir yıl sonra Ford’un fabrika açılışına katılmış, “Gezi’de üzdüler ama yatırım büyük bir yatırım. Oraya gitmem gerekirdi” demişti. Buna rağmen Erdoğan’ın, Koç Grubu’na geçmişten gelen öfkesi sebebiyle Ali Koç’a ‘rezervi’ olduğu konuşuluyor. Bu nedenle gerek derbide yaşananlar gerekse Fenerbahçe kulüp yönetimine seçilecek isimler Beştepe’nin yakın takibinde.