CHP'de İstanbul kongresi toplandı

CHP İstanbul 36. Olağan İl Kongresi Bostancı Gösteri Merkezi'nde toplandı. Kongrede 654 il delegesi oy kullanarak İstanbul İl Başkanı'nı seçecek. Kongrede konuşan Genel Başkan Kılıçdaroğlu, "Dün bir genç TBMM kapısında geçinemediği gerekçesiyle kendisini yakmak istedi. Büyümenin yüzde 11 olduğu Türkiye bu mu?" dedi. Konuşmalara ise adaylardan Canan Kaftancıoğlu'nun daha önce attığı bir tweet damga vurdu.
Kongrede mevcut il başkanı Canpolat (solda) Canan Kaftancıoğlu ile yarışacak.

Sadık Güleç  sgulec@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Kongresi başladı. Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapılan kongrede, 654 il delegesi oy kullanarak İstanbul İl Başkanı’nı seçecek. Kongre öncesi Cemal Canpolat ve Canan Kaftancıoğlu adaylıklarını açıkladı.

BERBEROĞLU PANKARTI ASILDI

Kongrenin yapıldığı salona Türk bayrakları, Atatürk ve Kılıçdaroğlu fotoğrafları asıldı. Enis Berberoğlu’nun fotoğrafının bulunduğu “Buluşacağız Özgürlükte Yarınlar Bizim” yazılı pankart dikkat çekti. Ankara, İzmir, Adana, Aydın, Muğla, Denizli, Mersin, Giresun, Şanlıurfa, Niğde, Düzce ve Diyarbakır’ın da arasında olduğu 78 il kongresini yapan CHP’de bugün de İstanbul ve Konya il kongreleri yapılacak. CHP’nin il kongreleri süreci, İstanbul ve Konya ile 80 ilde tamamlanmış olacak.

Adıyaman il kongresi, partiye üye olmayan delegelerin oy kullandığı gerekçesiyle iptal edilmiş ve ileri bir tarihte ertelenmişti. Dolayısıyla Adıyaman 36. Olağan Kurultay’da temsil edilmeyecek.

İSTANBUL KRİTİK ÖNEMDE 

En fazla delegeye sahip üç büyük ilden Ankara ve İzmir’de seçimler tamamlanırken, 178 delegenin belirleneceği İstanbul il kongresi 38 ilçeden seçilen delegelerle yapılacak. Bahçelievler ilçe kongresi yapılamadığından il kongresinde temsil edilemeyecek. Kongre öncesinde Kılıçdaroğlu’nun, ilçe başkanları ile bir araya geldiği toplantıdan il başkanlığı için mevcut başkan Cemal Canpolat, PM üyesi Canan Kaftancıoğlu ve Gökhan Zeybek’in isimleri öne çıkmıştı. Adaylardan Zeybek, sosyal medyadan Kaftancıoğlu’nu destekleyeceğini açıklamıştı.

.

KONGREDE AYRIM NOKTASI: MUSTAFA KEMAL’İN ASKERLERİYİZ

Kongrede açılış konuşmalarının ardından delegeler söz aldı. Ancak konuşmaların çok uzaması zaman zaman salondan ‘yeter’ sesleri gelmesine neden oldu. Başkan adaylarından Canan Kaftancıoğlu’nun daha önce Twitter’dan paylaştığı, “Mustafa Kemal’in askerleri değil Mustafa Kemal’in yolundayız dememiz lazım” paylaşımı ise kongredeki konuşmacıların kimi desteklediği ile ilgili tam bir ayrım noktası olmuş görünüyor. Cemal Canpolat’ı destekleyen konuşmacılar özel olarak, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” vurgusu yapıyor. Salonda da “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı sık sık atıldı.

İL YÖNETİCİSİ AKTAŞ KONUŞAMADI

Kongrede söz alan il yöneticisi Muharrem Aktaş ise konuşmasını salonda yükselen protestolar nedeniyle tamamlayamadı. Aktaş, “Beşiktaş Belediyesi’ne neden sahip çıkmadınız Sarıyerli arkadaslarımız” deyince zaten sürekli “Hak hukuk adalet” sloganları atılan salondan “Yuh” sesleri yükseldi. Kaftancıoğlu taraftarları da divana Aktaş’ın konuşma hakkı bulunmadığı itirazı yaptı. Bir süre, “Gerçeklerin ortaya çıkması lazım” diyen Aktaş, “Şimdi konuşmam engelleniyor, gerçeklerin ortaya çıkmasını bazıları istemiyor” diyerek kürsüden indi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşması

Kongrede konuşan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

BİR EKSİĞİMİZ VAR: Bu kongrede bir eksiğimiz var. Hapishanede bir esir, tutsak milletvekili arkadaşımız var. Hiçbir suçu olmamasına rağmen aramızda olmaması demokrasinin ayıbıdır. Biz yürürken o hapishanede kitap yazıyordu; ‘Ben yatarken, siz yürürken’ diyordu. Evet, kalbimiz Türkiye’nin geleceği için aynı duygularla atıyordu. Birlikte mücadele ettik. Türkiye için mücadele ediyoruz. Gittiğiniz her yerde anlatın; ağzımızdan bir söz çıkıyorsa, bunun tek bir nedeni var, Türkiye’yi büyütmek ve yüceltmek. Enis Berberoğlu başta olmak üzere hiçbir milletvekilinin hapishanede olmasını kabul etmiyoruz. Bu bir demokrasi ayıbıdır.

ANAHTARI FATİH SULTAN MEHMET TESLİM ETTİ: İstanbul bütün dünyanın yakından izlediği bir kenttir. İstanbul’un anahtarını bize Fatih Sultan Mehmet teslim etmiştir. Bu nedenle bu anahtarı teslim eden Fatih’e minnet ve şükran borçluyuz. Ve aynen şunları söyledim. Geldikleri gibi gidecekler dedim. Ve geldikleri gibi gönderdi onları. Fatih Sultan Mehmet’ten anahtarı Atatürk oldu. Biz yeri geldiği zaman insan hakları uğruna, demokrasi adına, hukuk uğruna mücadele etmesini biliriz. Çünkü biz kentin anahtarını İstanbul’un anahtarını birilerine teslim etmeyeceğiz. İstanbul’dayız. Görkemli bir kentteyiz. Olağanüstü bir kentteyiz . Dünyanın en büyük metropollerinden birindeyiz. Bu kenti yönetenler İstanbul’a ihanet ettik dediler. İhanet bıçağını çekip alacağım. İstanbul’u yine tarihi görkemli günlerine kavuşturmak bizim boynumuzun borcudur.

KAYNAĞIMIZ VAR DİYECEKSİNİZ: 2019 geliyor. İstanbullu kardeşlerim iyi dinlesinler. Referandumda hangi sonucu elde ettiysek daha büyük çoğunlukla İstanbul’u alacağız. İstanbul’u İstanbul’a ihanet edenlere bırakmayacağız. Biz İstanbul’u onların yaptıklarını yapmak için değil, İstanbul’un tarihini yok etmek için değil, yeniden düze çıkarmak için istiyoruz. Sözümüz söz, İstanbul’a adaleti getireceğiz. İstanbul’a ihanet edenleri temizleyeceğiz. Her birimize İstanbul’da görev yapan ister partili ister partisiz herkesin İstanbul için çalışması lazım. İstanbul bizim İstanbulumuz. Üzerine titrediğimiz en önemli kentlerden birisi. İstanbul’da yaşanan bir çok sorun bütün Türkiye’de yaşanıyor ve biz bunun mücadelesini sonuna kadar vereceğiz. Evet Türkiye büyük sorunlarla uğraşan bir ülke olabilir. Bizim siyaset anlayışımız bunun laflardan öte her soruna çözüm üretmektir. Halka sorunları anlatmak için değil hem sorunları hem çözümleri anlatmak için gideceğiz. Her partilinin bilgiye dayalı söylem, bilgiye dayalı muhalefetle halka gitmesini organize edeceğiz. Size ‘Para var mı’ diye soracaklar, ‘Evet var Türkiye dünyanın en güzel ülkelerinden birisidir ama para yerli yerinde kullanılmıyor. Para başka yerlere gidiyor. Bizim kaynağımız da var imkanımız da var’ diyeceksiniz.

BİR GENÇ TBMM KAPISINDA KENDİNİ YAKMAK İSTEDİ: 1940’ların Almanyası ile 2010’ların Türkiye’si hemen hemen aynı. Biz bu düzeni değiştireceğiz derken, Almanlar Hitler düzenini nasıl yıktılarsa, biz de öyle yıkacağız. Adalet üzerinde hepimizin titremesi gerekir. Adaletin olmadığı yerde devlet olmaz. İnsan hakları olmaz. Düşünce özgürlüğü olmaz. Dün bir genç TBMM kapısında geçinemediği gerekçesiyle kendisini yakmak istedi. Büyümenin yüzde 11 olduğu Türkiye bu mu? Gazetelere baktım, hiç birinin birinci sayfasında o gencin haberi yok. Neden? Çünkü Saray’dan korkuyorlar. (HABER MERKEZİ)