SP'li Bozan: Bölgede 'hayır' çoğunlukta

SP Diyarbakır il başkanı Fesih Bozan referandumda "Hayır" diyeceklerini açıkladı. Bozan "15 yıl boyunca her konuda yanılmış bir hükümete 'evet' denemez" şeklinde konuşurken bölgedede 'hayır'ın ağır bastığını söyledi.

Google Haberlere Abone ol

DİYARBAKIR - Saadet Partisi (SP) Diyarbakır İl Başkanı Fesih Bozan ile referandum sürecini konuştuk. Partisinin referandumda "hayır" diyeceğini belirten Bozan, Meclis’ten geçen anayasa değişikliği maddelerinin "yetersiz olduğunu" söyledi. Bozan, söz konusu maddelerin Türkiye’nin sorunlarını çözmek için yeterli olmadığını ve hata yapması muhtemel bir tek kişiye çok fazla yetki vereceğini söyleyerek, bu nedenle referandumda 'Hayır' kararı aldıklarını ifade etti.

Partiniz anayasa değişikliğini öngören referandumda 'Hayır' diyeceğini duyurdu. Siz Diyarbakır il başkanı olarak anayasa değişikliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gerçekçi bakarsak, bu gerçek anlamda bir anayasa değişikliği değil. Bu Türkiye’de yürütmeyi elinde bulunduran parti ve liderinin, kendi hayalindeki yürütmeyi oluşturmak üzere attığı bir adımdır. Bütün ülkeyi ilgilendiren, geniş kitlelerden katkının alınmadığı ve sadece iki partinin hazırladığı, 177 maddeden oluşan anayasanın, sadece 18 maddesinin değiştirilmesidir. “Darbe anayasasını kaldırıp sivil anayasa yaptık” şeklinde söylenmesi ve halkın önüne getirilmesi samimi ve doğru değildir.

İnsan sosyal bir varlıktır ve toplu yaşamak zorundadır. Toplu yaşayan insanların da uyması gereken kurallar, kanunlar vardır. Anayasalar da tüm bu kanunların, kuralların çerçevesini belirleyen temel metinlerdir. Anayasalar hazırlanırken tüm toplumun ihtiyaçları, farklılıkları, hassasiyetleri gözetilerek hazırlanmalı. Hakkın, adaletin, eşitliğin olmadığı anayasalar kalıcı olamazlar. Bundan dolayı hazırlanan anayasalarda hak ve adaletin öncelendiği ve herkesin kendini orada gördüğü kapsayıcılıkta hazırlanmalıdır.

Bizim “Milli Görüş” olarak hak anlayışımızın kaynağı dörttür: Birincisi, her insanın doğuştan gelen hakları vardır. Her insanın can, mal, akıl, namus ve din anlayışı hakkı eşittir. İkincisi, insanların emekleriyle hak ettiği haklardır. Üçüncüsü, tüm insanların ortak kullanım alanlarından eşit bir şekilde yararlanma hakkıdır. Dördüncüsü, insanların anlaşmalar gereği kazanmış olduğu haklardır.

İnsanların haksızlığa uğramalarının altında yatan sorunların başında; birincisi, güçlü, kuvvetli olan kimselerin kendileri için yasalar hazırlayarak haklı çıkma çabaları vardır. İkincisi, çoğunluğa güvenerek haklı çıkma arayışlarıdır. Çoğunluğa ulaşan, azınlığın haklarını inkâr etme noktasına gelerek haksızlığa neden oluyor. Üçüncüsü, kendi menfaati, çıkarı için kanunları kuralları kendine göre düzenleyebiliyorlar. Dördüncüsü ise imtiyazlardır. İnsanların, mensup oldukları topluma, ırka, partiye, cemaate, aşirete imtiyaz sağlayacak yasalar çıkarma çabasında olmaları haksızlıklara kaynaklık etmektedir. Şimdi bu ve benzeri dayanaklarla hazırlanan yasalar elbette ki, toplumda gerginliğe, sıkıntılara sebep olacaktır.

KULAĞA HOŞ GELEN VAATLER

Son iki yıldır Diyarbakır ve bütün bölge çatışmalarla zor zamanlar geçirdi. Sizce bölge halkının referandumda tavrı ne olacak?

Bölge halkı olarak sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. Siyasilerin temel görevi sorunların çıkmaması için tedbir almak ve var olan sorunu çözmektir. Sorunları çözmek için milletin seçip Meclis’e gönderdiği dört parti, yıllardır var olan sorunları çözemedikleri gibi kendileri sorunların oluşmasına veya artmasına neden olmaktadırlar. Meclis’te birbirleriyle nezaket kurallarıyla konuşamayan, tartışamayan ve her gün kavga edenler sorunları nasıl çözecekler? Ağza alınamayacak laflarla birbirine hakaret eden yetkililer ve parti liderleri sorunları nasıl çözecekler? Dolaysıyla yıllardır bölge halkının yöneldiği partiler halkın aradığı huzuru, adaleti, refahı, kardeşliği getirmemişlerdir. Halkımız hep oyalanmış ve kandırılmıştır. Bu süreçte de iktidar, halkı gerçekleşemeyecek, kulağa hoş gelen vaatlerle ikna etmeye çalışacaktır. Her şeye rağmen bölgede “Hayır” oylarının çoğunlukta olacağını tahmin ediyorum.

'FETÖ İLE 12 YIL BOYUNCA ORTAK ÇALIŞTILAR'

Hükümet kanadı oylamada "Hayır" diyecek seçmeni PKK'yle, FETÖ ile bir tutarak "Evet" propagandası yapıyor. Bu yöntemin sandığa gidecek yurttaşlar ve sizin seçmeniniz üzerine nasıl bir etkisi olur?

Maalesef Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın böyle talihsiz açıklamaları oldu. Bu tamamıyla iftiradır. Ve halkın iradesine baskı yapmaktır. 15 Temmuz darbe girişimine bütün Türkiye bir olup karşı durmuştur. Meydanlarda her partiden ve partili olmayan tüm vatandaşlarımız vardı. Hayatını kaybeden 247 vatandaşımızdan 17’si Saadet Partisi’ne üyeydi. Kaldı ki, PKK ile Oslo’da görüşenler kendileri, PKK’lıları Habur’da karşılayanlar kendileri, HDP ile Dolmabahçe Sarayı’nda protokol imzalayanlar kendileri, HDP’nin düzenlediği Newroz mitinglerinde Apo’nun mektuplarını okutanlar kendileri.

FETÖ ile 12 yıl boyunca çalışan ve her türlü desteği veren ve methiyeler okuyan onlar olduğu halde bugün kalkıp "Hayır" diyecek vatandaşlara FETÖ veya PKK’lı olarak suçlamak iktidarın acizliğidir. Halkı "Evet" için ikna edemeyecek, korkusundan böyle bir iftira ve saldırıda bulunuyor. Bu ülkenin varolma veya yok olma oylaması değildir. Ne "Evet" diyen ne de "Hayır" diyen vatan hainidir. Bir tekliftir, milletin iradesine sunuluyor. Buna "Evet" diyen de olur "Hayır" diyen de. Hepimiz bu ülkenin geleceğini düşünüyor ve bunun için çalışıyoruz. Ama çözüm yollarımız farklı olabilir. İç ve dış olaylara baktığımızda birlik ve beraberliğe daha çok muhtaç olduğumuz bir dönemde halkı kutuplaştıracak her türlü söylemden uzak durmak lazımdır. Burada en fazla iktidar yetkililerine görev düşmektedir.

‘ANAYASA DEĞİŞSE BİLE TARTIŞMA DEVAM EDECEK’

Ülkenin içinde bulunduğu duruma bakarak, referandum için koşulların uygun olduğunu söyleyebilir misiniz?

Şu anda bir korku iklimi var. "Evetçiler" rahat bir şekilde evet diyebildikleri halde "Hayırcılar" kendilerini rahat bir şekilde ifade edemiyorlar. OHAL’in vatandaşın görüşleri, tercihleri konusunda menfi bir etkisi olabilir. Ama sorun, OHAL baskısından ziyade, iktidarın "Hayır" diyenleri terör örgütlerinin yanında olmakla suçlamasıdır.

Seçmene Hayır'ı nasıl anlatacaksınız?

Biz prensip olarak başkanlık sistemine karşı olmadığımızı defalarca açıkladık. Bizim "Hayır" dediğimiz, mevcut 18 maddenin hazırlanma şeklidir. Biz mevcut parlamenter sistemden de memnun değiliz. Hazırlandığı şekliyle Cumhurbaşkanlığı sisteminin de çözüm olmadığını, hatta yarın daha farklı sorunların yaşanabileceğini söylüyoruz. Bu maddeler acele bir şekilde getirildiği ve geniş bir konsensüs sağlanmadığı için seçimden hemen sonra tartışmalar başlayacak ve eleştiriler devam edecektir.

SP MİTİNG DÜZENLEMEYECEK

Referandum kampanyası için nasıl bir program hazırladınız? Miting yapacak mısınız?

Hayır. Parti olarak kutuplaşmaya neden olmasın diye miting yapmayı düşünmüyoruz. Ama basın toplantıları veya diğer platformlarda düşüncelerimizi paylaşmış olacağız.

Şöyle değerlendirmeler yapılıyor, eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan başkan olursa eli güçlenir ve Kürt sorununu çözer. Bunun tam tersini savunanlar da var elbette. Sizce başkanlık sistemi Kürt sorununu çözer mi?

Kürt sorunu başlı başına ayrı bir sorun ve üzerinde ayrıca konuşulması gereken bir sorun. Genel olarak değerlendirdiğimizde ise, sorunları çözecek olan, “zihniyet” ve sorunlara “bakış tarzınızdır.” Bugün Cumhurbaşkanı ne yapmak istiyor da, yapamıyor veya yaptıramıyor? Siz içerideki ve dışarıdaki olayları doğru okumadığınız sürece, parlamenter sistem de olsa başkanlık sistemi de olsa problemler devam edecektir.

Altan Tan: Bölge halkı referandumda 'hayır' diyorAltan Tan: Bölge halkı referandumda 'hayır' diyor

‘SAVCILAR HAREKETE GEÇMELİ’

AK Parti Manisa İl Başkan yardımcısı Ozan Erdem “Referandumda Hayır çıkarsa iç savaşa hazırlanın” uyarısında bulundu. Sonrasında istifa ettirildi ama bu konuşmaları nasıl değerlendirmek gerekiyor ve siz benzer bir çatışma haline ihtimal veriyor musunuz?

İç çatışmalar hiçbir zaman sorunları çözmez, daha çok kangren haline getirir. Sorunlar diyalogla, karşılıklı hakları tanımayla çözülebilir. Ya benim dediğim olacak ya da keserim, biçerim mantığı ülkelere felaket getirir, çözüm getirmez. Dolayısıyla o kişinin acilen görevden alınması gerekiyordu. Esasında Cumhurbaşkanı ve iktidar yetkililerinin bu tür söylemlerden uzak durması gerekiyor. Çünkü yukarıdaki ne söylüyorsa alttaki de ona göre kendini şekillendiriyor. Başbakan ve Cumhurbaşkanı "hayır" diyenleri terör örgütünün yandaşı gibi göstermeye çalışan ifadeler kullanırsa, tabandaki bir partili de bu tür bir konuşmayı yapma teşebbüsünde bulunur. Kişileri, milleti şiddete ve çatışmaya çağırmanın suç olduğunu savcılar biliyorlar herhalde. Bu durumda savcılar da gereğini yaparlar, eğer bağımsız savcılar varsa veya iş yapabilecek kişiler kaldıysa.

'MADEM EKSİK, HAYIR DİYECEĞİZ'

Dini referanslarla siyaset yapan Hüda-Par, referandumda "Evet" diyeceğini bildirdi. Tabii hükümet de buradaki İslami kesimin oylarına talip. Dindar kesim ne yapacak?

"Evet"i destekleyenlere baktığınız zaman, “eksiktir, ama eksikleriyle beraber destekliyoruz” diyorlar. Madem eksik, niye destekliyorsun? Tamamla ondan sonra getir. Değişiklik bir kişinin yetkilerini artırıyor. O zaman bu bir kişinin geçmişine bakacağız, bize güven veriyor mu, vermiyor mu, ona bakacağız. Ama bakıyoruz ki geçmişte, 15 yıllık iktidar sürecinde, özetlersek Ergenekon meselesinde yanıldılar, Balyoz da yanıldılar, Kürt meselesini çözmede yanıldılar. Fethullah cemaati ile 12 yıl boyunca çalıştılar, yanıldılar. Suriye meselesinde yanıldıklarını kabul ediyorlar. Rusya ve İsrail meselesinde hata yaptılar. Avrupa Birliği meselesinde hata yaptılar. Hangi ciddi adımı atmışlarsa hep hata yapmışlar. Peki, bundan sonraki süreçte daha farklı hatalar yapmayacaklarının garantisi var mı, yok. Dolayısıyla yanlış yapma ihtimallerine onay vermiyoruz. O zaman yapılması gereken, bu duruma "Hayır" demektir.

Etiketler diyarbakır S&P saadet