TKMM'den 'darbe ve sonrası' raporu

Türkiye Küçük Millet meclisleri, 15 Temmuz ve sonrasında yaşananları değerlendirmek için 11 ilde toplantı düzenledi. Milletvekilleri organizasyona ilgi göstermese de TKMM, toplantılarda konuşulanları rapor haline getirdi.

Hülya Karabağlı  hkarabagli@gazeteduvar.com.tr

TkMM’nin KHK konulu 11 ilde düzenlediği toplantıya sadece 2 milletvekili katıldı

ANKARA – Türkiye Küçük Millet Meclisleri’nin (TKMM) 15 Temmuz Darbe girişiminde sonra çıkardığı ‘Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ve Sonuçları’ adlı etkinliğine milletvekilleri ilgisiz kaldı.

11 ilde siyasetçi ve sivil kitle örgütlerinin buluşmasını sağlamak için düzenlenen toplantının Batman ayağına HDP’li Mehmet Ali Aslan ve Ayşe Acar Başaran katılmıştı. Diğer 10 ildeki organizasyonlarda ise milletvekillerine ayrılan koltuklar boş kaldı. Böylelikle, 67 milletvekilinin katılımının beklendiği toplantıya katılım 2’de kalırken 11 ildeki belediye başkanları da toplantıya gitmedi.

YERİNDELİK, MEŞRULUK, HEDEF VE SONUÇLAR

Türkiye küçük Millet Meclisleri, OHAL’in uzatılması ile birlikte ‘Lütuf mu, fırsat mı? Kanun Hükmünde Kararnameler ve Sonuçları’ başlıklı 11 ilde toplantı düzenledi.  “KHK’ların yerindeliği, meşruluğu, hedefi ve sonuçları” olarak dört başlıkta ele alındığı toplantılarla ilgili bir rapor hazırlandı. Raporda yer alan görüşler şöyle:

15 TEMMUZ MUHALEFETİ SUSTURMANIN GEREKÇESİ

“KHK’ların yerindeliğine ilişkin ilk görüşü ifade eden katılımcılar, 15 Temmuz darbe girişimini lütuf olarak değerlendirirken, ondan sonra yaşanılan süreci-atılan adımları ‘yeni Türkiye’nin inşası için bir fırsat’ olarak nitelendiriyor. İkinci, aksi görüşteki katılımcılar ise iktidarın ’15 Temmuz’u lütuf olarak nitelendirerek’ kendisine istediklerini rahatça yapabileceği bir alan açtığını ifade ediyor. 15 Temmuz’un iktidar tarafından, ‘muhalefeti-farklı sesleri susturmanın’ gerekçesi yapıldığı düşünülüyor.

FETÖ’NÜN SİYASET AYAĞINA İŞARET

Farklı görüşteki tüm katılımcılar KHK’ların mağduriyetler de yarattığını ifade ediyorlar. Kararnamelerin uygulamalarına ait, her kesimin reddettiği, en çok verilen örnek: havale işlemini Bank Asya’dan yaptığı için görevden alınan memur örneği.
Bu örnek ‘aynı fotoğraf karesinde olanlara bir şey yapılmıyor ama en alttaki memur açığa alınabiliyor’ eleştirisiyle FETÖ/PDY soruşturmasında ihmal edildiği/gözden kaçırıldığı düşünülen, örgütün siyaset ayağına da işaret ediyor. Bu örneği, bir kesim normal karşılanması gereken hata payı olarak değerlendirirken, bir kesim kararnamelerin uygulamasının asıl niyetini ele veren ipucu olarak nitelendiriyor.
OHAL döneminde böyle hataların yapılabileceğini, önlenmesi için adımlar atılmasını ekleyen görüşle, bu uygulamaları eleştiren kesimin bir diğer uzlaşı noktası: “KHK’lar ile ortaya çıkan mağduriyetler giderilmeli” ortak paydası olmuş. Bu uzlaşı, darbecilerin siyasi kanadının ortaya çıkarılması ve kararnameler ile haksız yere işten çıkarılan vatandaşların durumunun düzeltilmesi ihtimali üzerinden şekillenen tartışmalar ve işaret edilen tehlikelerle zayıflıyor.

KAYYIM ATAMALARI

Güneydoğu bölgesinde bazı ilçe belediyelerine kayyum atanmasını bir taraf “milli irade” söylemini yaygın olarak kullanan iktidarın çelişkisi olarak değerlendirirken, İktidara yakın kesimde ise, “terörün her türlüsüne desteğin önlenmesi” için bu tip uygulamaların normal olduğu görüşü ortaya koyuluyor. İlk görüşteki katılımcılarımız, seçilmişlerin tek meşru mücadele alanının “sandık” olduğuna özellikle vurgu yapıyorlar.

BİZİ DAHA KÖTÜ GÜNLER BEKLİYOR

Bir taraf, mevcut izlenen yolun devam etmesi koşulunda “bizi daha kötü günler beklediğini” ifade ederken, bir taraf ise mevcut izlenen yoldan taviz verilirse “bizi daha kötü günlerin beklediğini” belirtiyor. Kararnamelerin sonuçlarıyla ilgili olarak; yasamada Meclis’in by-pass edildiğine, yürütmede devletin organlarındaki görevden almalar ve bu bürokratik boşluğun doldurulmaması göz önüne alınarak yönetimsel zafiyetler olduğuna, yargıda-basında-sivil toplumda ise tek sesliliğin daha büyük sorunlara-kutuplaşmalara gebe olduğuna dikkat çekiliyor.

Devlet tarafından tutuklanmayan ama fişlenen bu insanların ve ailelerinin ne yapacakları her fırsatta ortaya atılan ortak bir soru?