'Başkanlık' için Meclis dışı sağ ne diyor?

Başkanlık konusunda Meclis dışı sağ partiler ne yapacak? Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi ve Demokrat Parti'nin konu hakkındaki görüşleri ne?

Barış Avşar  bavsar@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Türkiye bir başkanlık referandumu yapıp yapmamayı tartışıyor. İktidarın başkanlığa dair nasıl bir öneri getireceğine dair kulis haberleri yayınlansa da henüz ‘kesinlik’ yok. Yine de Ankara’dan gelen yorumlar 2017 Nisan ayında ülkenin bir ‘başkanlık referandumu’na gidebileceği yönünde.

TBMM’de bulunan siyasi partilerin tutumları çokça yazılıp çiziliyor ve tartışma da asıl olarak bu eksende dönüyor. Peki 1 Kasım seçimlerinde toplam oyları yüzde 2 civarında kalmış olsa da önceki seçimlerde yüzde 10’lara kadar yükselebilmiş ‘meclis dışı muhalefet’? Çok farklı bir yelpazeye yayılan bu partilerden özellikle sağda yer alan bazıları ‘yeşil ışık’ yakabilecek gibi duruyor.


SAADET PARTİSİ: İLK BİZ DEMİŞTİK

temel-karamollaoglu-partisinin-baskanlik-gorusunu-2488601

SP’nin yeni Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu

Bugün, haber7.com’a konuyla ilgili açıklamalar yapan Saadet Partisi’nin çiçeği burnunda Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bu konuda ‘evet’ diyebileceklerini ifade ediyor. Öyle ki, başkanlık modelini ‘ilk kez’ kendilerinin dile getirdiğini söyleyecek kadar da benimsemiş görünüyor: “Biz 1969’daki bağımsızlar hareketinden itibaren ilk başlangıçta başkanlık sistemini benimsemiştik. Bizim başkanlık sistemi ile prensipte bir itirazımız yok ancak nasıl bir başkanlık sistemi onu görmek isteriz.”

 

 

BBP: ÜNİTER YAPI ÖNEMLİ

bbp-genel-baskan-yardimcisi-yanar-dan-secimde-7105375_x_o

BBP Genel Başkan Yardımcısı Haşim Yanar

Aynı durum sağdaki bir diğer parti olan BBP için de geçerli. Konuyu henüz resmi yönetim organlarında ele almadıklarını belirten Genel Başkan Yardımcısı Haşim Yanar olası bir referandumda nasıl bir tutum alacakları sorumuza benzer bir yanıt veriyor, “Başkanlık sistemi için bir referandum olacaksa bunun nasıl bir sistem olacağının netleşmesi gerekli. Bizim açımızdan ancak Türkiye’nin üniter yapısına zarar vermeyecek bir değişikliğe evet denilebilir. İçeriğine bakmadan bir şey söylemek doğru değil. Örneğin mevcut sistem içerisinde antidemokratik uygulamalar var ancak öncekine benzer değil ihtiyaca göre bir sistem değişikliği öngörülmeli. Demokratik bir değişiklik olursa neden olmaz diyelim?”
Yanar, başkanlık sisteminin solda ve sağda birer ‘büyük’ partili sisteme yönelmesi durumunda kendi durumlarının ne olacağı sorumuzu ise şöyle yanıtladı, “Sağ yelpazede olanlar tek parti içinde sol yelpazede olanlar da tek parti içerisinde kendini ifade etmeye başlayabilir. Ama bu farklı siyasi akımların yok olması anlamına gelmez. Tabii ki gönül öncelikle biz ve bizim gibi partilerin önünü tıkayan seçim barajı uygulamasının ortadan kaldırılmasından yana. Bu, kamuoyunun kabulünü de kolaylaştırır…”

 

Uysal: Önceliğimiz kuvvetler ayrılığı

uysal

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal

Demokrat Parti, SP ve BBP’ye göre başkanlık konusunda daha mesafeli bir tutum içerisinde görünüyor. Bu iki partiye göre ‘merkez sağ’da değerlendirilen DP’nin Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın sorularımıza yanıtları şöyle:

Başkanlık referandumu gündeme gelirse parti olarak nasıl bir politika izleyeceksiniz?

Öncelikle şunu söylememiz gerekir ki, biz halen iktidarın başkanlık sistemi konusundan nasıl bir tahayyülü olduğunu hâlâ bilmiyoruz. OHAL ve ülkenin içinden geçmekte olduğu mevcut durumda sağlıklı bir tartışma yürütülebileceğinden şüpheliyiz. Olması gereken öncelikle sağlıklı bir seçen-seçilen ilişkisinin kurulabilmesi. TBMM’deki milletvekillerinden başlayarak kimlik siyasetine sıkışıp kalınan mevcut ortamda nasıl başkanlık tartışılacak? Eğer bir sistem değişikliği tartışılacaksa da bu böyle olmamalı. Barajın düşürülmesi başta olmak üzere yenilenmiş bir siyasi partiler yasası ile başlanmalı her şeyden önce. Fakat görüyoruz ki iktidarın böyle bir çerçevesi yok. Yine de biz kendi değerlendirmelerimizi yapacağız. Buradaki temel dikkatimiz yasama-yürütme-yargı erkleri arasındaki ayrım başta olmak üzere demokrasinin temel ilkelerinin devamı ve geliştirilmesi üzerinedir.

Onaylamadığınız bir süreçle başkanlık referandumu gündeme gelirse kendinize yakın gördüğünüz siyasi partilerle bu konuda birlikte hareket etme gibi bir yol izler misiniz?

Varsayımlar üzerinden konuşmamak gerekir ancak genel bir bakış açısından söyleyecek olursak -ki cumhurbaşkanlığı seçiminde de aynı perspektifi ortaya koymuştuk- sadece başka partiler değil, medyadan sivil toplum kuruluşlarına kadar demokrasinin tüm aktörleri ile tartışıp görüşerek bir tutum belirlemek doğru olacaktır. Şu anda bir bilinmez tartışılıyor. Bir tarafta ‘tüm iktidarı bir kişinin nefsinde toplayalım’ diyen bir zihniyet var. Diğer tarafta da buna karşı söylemler var. Bir yandan da bugün hâlâ hem AB’de hem OECD’de bizdeki kadar yüksek bir seçim barajı yok. Bu durum da seçmeni her seferinde stratejik oy kullanmaya itiyor. Ama aritmetik istikrar siyasi istikrar anlamına gelmiyor. Bunun gerekçesinde de, ‘koalisyon kötüdür tek parti iyidir’ anlayışı var. Ancak 1991-95 döneminde gayet uyumlu bir koalisyonla ülkenin yönetildiğini görmüştük. Bugün bazı akademisyenlerin de sık sık gündeme getirdiği tek partinin büyüme oranları ile koalisyon hükümetinin gerçekleştirdiği büyüme oranları arasında da öyle büyük farklar yok.

Aynı zamanda partinizin genel başkanlığını da yapmış eski başbakan Adnan Menderes’in adı Turgut Özal’la birlikte iktidarın başkanlığa yönelik söyleminin bir parçası haline gelmiş görünüyor. Bu konuda ne dersiniz?

1960 darbesinden sonra DP içerisinden AP, MHP, MSP doğdu. Bu partilerin hepsi de farklı yönelimler içerisinde yer aldı. Saydığımız siyasi geleneklerin partileri ile aramızda seçmen geçişkenliği olduğu da doğrudur. Ancak biz mevcut iktidar zihniyetinden farklı olarak cumhuriyet ve demokrasinin değerlerine sadığız. Bugün iktidar kendisine Adnan Menderes’le meşruiyet sağlanmaya çalışıyor. Ancak biz ait olduğumuz büyük geçmişin yağmalanmasına izin vereceğimiz anlamına gelmez. Buna izin vermeyeceğimizi her fırsatta söyledik ve söyleyeceğiz.