BU KÜRESEL ÇALKANTILAR SÜRERKEN ENFLASYON YENİDEN KAPIYI ÇALARSA...
Küresel piyasalarda tedirginlik artarak sürüyor. Donald Trump ve ekibinin ekonomi ve ticaret politikalarının enflasyonist baskıları artırabileceği yönündeki endişeler iyiden iyiye artıyor. Bunun yanı sıra, başta Ortadoğu olmak üzere, jeopolitik risklerin varlığını koruması fiyatlamaları zorlaştırıyor. Özellikle tarifeler yoluyla ABD'nin önemli ticaret ortaklarıyla yaşanabilecek sorunlara dair kaygılar artarken, Fed'in faiz indirimlerine yönelik beklentiler şekilleniyor. ABD'de açıklanan makroekonomik veriler, enflasyonun yeniden güçlenebileceğinin ipuçlarını veriyor. Trump yönetimi ve Fed arasında politika uyumsuzluklarının artacağına ilişkin kanı da yerleşiyor. Fed yetkilileri, faiz indirimleri konusunda temkinli bir tutum sergilemeyi sürdürürken, para piyasalarında bankanın bu yıl iki faiz indirimi yapacağı yönünde fiyatlamalar öne çıkıyor. Fed'in son toplantı tutanakları, yetkililerin enflasyon konusunda daha fazla ilerleme kaydedilmeden politika faizinde ek ayarlamalar yapmayı düşünmediğini ortaya koyuyor. Öte yandan Trump yönetimi, Amerikan şirketlerine uygulanan dijital hizmet vergileri gibi yabancı hükümetler tarafından getirilen vergilere karşılık tarifeler dahil olmak üzere adımlar atmaya devam ediyor. Ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler piyasaların yönü üzerinde etkili olmaya devam ediyor. ABD’de yönetimin dezenflasyonist politikalar izleyip izlemeyeceği konusunda belirsizlik tedirginlik yaratıyor. ABD’de açıklanan veriler ise karmaşık bir ekonomik tablo ortaya koyuyor. ‘İmalat sanayi satınalma yöneticileri endeksi’ (PMI) şubatta beklentilerin üzerinde artış gösterdi, hizmet sektörü PMI 25 ayın en düşük seviyesine geriledi. Tüketici güveni de düşüş eğiliminde, enflasyon beklentileri yükseliyor. New York Borsası’nda geçen hafta negatif seyir izlenirken, S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones endeksleri haftalık bazda kayıplar verdi. ABD'de açıklanacak ‘kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi’ (PCE), piyasaların yönü açısından kritik önem taşıyor. Almanya ve Birleşik Krallık’ta enflasyon yükseliş eğiliminde... Asya borsalarında ise Japonya hariç yükseliş gözlendi. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in güven mesajları piyasaları desteklerken, Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, tahvil piyasasına müdahale edebileceklerini açıkladı. Emtia piyasalarında altın fiyatları yükselişini sürdürdü, petrol fiyatları ise geriledi. Brent petrolün varil fiyatı 73.9 dolara düşerken, altının ons fiyatı 2,936 dolara kadar yükseldi. Bu hafta piyasalar, ABD'de PCE Fiyat Endeksi, AMB toplantı tutanakları ve Euro Bölgesi enflasyon verilerini takip edecek. Fed yetkililerinin açıklamaları ve jeopolitik gelişmeler de piyasalarda yön belirleyici olacak.
AVRUPA MERKEZ BANKASI 7.9 MİLYAR EURO ZARAR YAZDI
Avrupa gerçekten ‘hasta adam’ ve Donald Trump’ın başkanlık koltuğuna oturduğu günden bu yana diken üstünde... Euro Bölgesi ülkeleri, uzun bir süredir Rusya-Ukrayna savaşının bedelini ödüyor, bu da yetmezmiş gibi bir yandan enflasyonla öte yandan yapısal sorunlarla mücadele etmeye çalışıyor. Anlaşılacağı üzere, AMB’nin işi çok zordu ve daha da zorlaşacak gibi görünüyor. Bu durum, bankanın bilançolarını da etkiliyor. 2024'te enflasyonla mücadele için geliştirdiği politikalar AMB’ye zarar olarak yansıdı. Banka borçlanma maliyetlerinin düşük olduğu ortamda ihraç edilen tahvillerden sağlanan gelirlerin faiz giderlerinin altında kalmasıyla 2024 yılında 7.9 milyar Euro’luk rekor zarar yazdı. AMB tarafından yapılan açıklamada, bu zararın, uzun yıllar boyunca elde edilen kâr dönemlerinin ardından geldiğine dikkat çekilirken, Eurosystem'in fiyat istikrarını korumak olan birincil görevini yerine getirmek için gerekli olan politika eylemlerinin sonucu olduğu vurgulandı. 2023 yılında risk karşılıklarıyla birlikte bankanın zararı 6.6 milyar Euro olmuştu. Kombine zarar ise 9.21 milyar euro olarak kaydedilmişti. Banka yeniden değerleme hesapları ve sermayesine işaret ederek finansal pozisyonunun güçlü olduğuna dikkat çekti. Bu hesaplamada 2024 sonunda 59 milyar Euro’luk toplama ulaşıldı. Bankanın altın rezervlerindeki yeniden değerlemeden 10 milyar Euro’luk katkı geldi. Bu bilançoyla ilgili olarak Yönetim Kurulu Üyesi Isabel Schnabel, bu durumun kredibilite açısından bir olumsuz etki yaratabileceğini, ancak merkez bankalarının kâr amacı güden kuruluşlar olmadığını belirtmişti. 2025 büyük olasılıkla sadece Euro Bölgesi için değil, tüm Avrupa için çok zorlu geçecek. Bir yandan ABD’nin dayatmaları, öte yandan savunma harcamalarına daha fazla bütçe ayırmak gibi meseleler gündemde... Öte yandan ise Avrupa’nın lokomotif ülkelerinde siyasi istikrarsızlık ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor.