DEUTSCHE BANK, SON ÇEYREKTE POLİTİKA FAİZİNDE İNDİRİM BEKLİYOR
Deutscne Bank’ın makroekonomi notunda, TCMB’nin faiz kararlarına ilişkin tahminlere yer verilirken diğer yandan alınabilecek ek sıkılaştırma önlemleri konusunda da öngörüler yapıldı. TCMB'nin temmuz ayında faiz kararını sabit tutmasının beklendiği belirtilirken, notta “Yılın son iki ayında 250’şer baz puanlık indirimlerle 2024 yılı sonunda politika faizinin yüzde 45'e düşeceğini öngörüyoruz” tahminine yer verildi. Deutsche Bank, TCMB'nin üst üste dördüncü ayda da politika faizini değiştirmeyerek yüzde 50'de sabit tutmasını bekliyor. Türkiye ekonomisinin haziran ayında beklenenden daha iyi bir enflasyon rakamıyla dezenflasyon döngüsüne girerken, para politikasının gevşetilmesi için gerekli koşulların henüz oluşmadığı da notta vurgulanan bir nokta... Deutsche Bank’ın bir diğer beklentisi ise, TCMB'nin likidite sterilizasyonu araçları ve parasal koşullarda gevşemeyi önlemek için zorunlu karşılıklar üzerinden ücretlendirme oranlarını yükseltmek gibi müdahaleler yoluyla ek sıkılaştırma önlemleri alması. Nottaki öngörülerden bir diğeri de, sıkı duruşun hem enflasyonun ana eğiliminde hem de enflasyon beklentilerinde kalıcı bir düşüş sağlayacak kadar uzun süre korunacağı... Nottaki saptamaların devamı ise şöyle: “Bunlar aynı zamanda TCMB Başkanı'nın önleyici gevşemeye ilişkin endişeleri ortadan kaldırmaya yönelik son mesajlarını güçlendirmeye yardımcı olacaktır. Bununla birlikte, açıklamanın tonu enflasyondaki düşüş, enflasyon beklentilerindeki gerileme, iç talepteki yavaşlama ve net rezerv pozisyonundaki kayda değer iyileşme konusunda daha kendinden emin olabilir ve bu da politika yönlendirmesinde güvercin bir eğilim olarak görülmemelidir”.
KAMUDA TASARRUF, SADECE BİR GÖZ BOYAMA ÇABASI
Kamuda tasarruf tedbirlerine ilişkin düzenlemeler içeren ‘Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve kanunlaştı. Bildiğimiz üzere, kamuya ait araçların satışından BOTAŞ’ın nakit yönetimini sağlıklı bir şekilde yürütmesine kadar tasarruf tedbirleri sıralanıyor bu kanunda... BOTAŞ’ı hariç tutarsak tüm diğer tasarruf tedbirlerinin birer göz boyamayla sınırlı olduğu ve ciddi bir kaynak yaratmasının mümkün olmadığı biliniyor. Ki bu tasarruf tedbirlerinin pek çoğunun uygulanmayacağını da belirtmek gerek. Zira görünen köy kılavuz istemez! İkram ve ağırlamadan tutun yurtdışı gezilerdeki israfa kadar hemen her konuda gereksiz harcamaların sürdüğünü görüyoruz. Yetkililerin beş ayrı uçakla yurtdışı gezilerine gidip, bir de birbirlerini karşılama gibi bir komediye imza atmaları süren savurganlıklardan sadece biri... Bu savurganlıklar olmasa bile, zaten bu tasarruf tedbirleri etkisiz. Etkili tasarruf tedbirleri için pek çok yatırım kararının iptal edilmesi ya da ötelenmesi gerekiyor. Yap-işlet-devret (YİD) ve kamu-özel işbirliği (KÖİ) anlaşmalarının gözden geçirilip kamu yararına yeniden belirlenmesi gibi radikal önlemler alınmadığı sürece, kamuda tasarruf sadece bir masal olmaya devam edecek. Bir diğer mesele ise kamuda tasarruf tedbirleri kisvesi altında, muhalif belediyelere yönelik bazı kaynakların kısılması gibi bir tehlikenin varlığı... Zaten kaynak sıkıntısı çeken ve borç batağında olan yerel yönetimler açısından böyle bir keyfi uygulama hizmetlerin yerine getirilememesine neden olabilir.
TEMMUZ AYINDA ONS ALTIN ZİRVELERİ TEST EDİYOR
Altın bu ay, enflasyonun Fed'in hedefine doğru yaklaştığına dair işaretlerin artmasıyla yatırımcıların daha erken faiz indirimleri beklentisine girmesiyle ralli yaptı. Külçe altın, geçen hafta Asya'da yükselerek ons başına 2,475.81 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini test etti. Düşük borçlanma maliyetleri, faiz getirmediği için başta altın olmak üzere değerli metallere olan talebi güçlendiriyor. Altın bu yıl merkez bankalarından yapılan büyük alımlar, Çin'deki güçlü tüketici iştahı ve jeopolitik gerilimlerin ortasında güvenli liman varlıklarına olan talebin desteğiyle yaklaşık yüzde 20 arttı. Uzmanlar, pek çok gelişmenin altının yükselişine destek vereceği görüşünde... Bu sebeple ons altının kısa süre içinde 2,500 dolar seviyesini geçmesi bekleniyor. Donald Trump'a düzenlenen suikast girişiminin mali ve siyasi sonuçları da altının önünü açan bir başka etmen. Önerilen yüksek tarifelere yanıt olarak küresel ticaret gerilimleri artarsa, Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşü altının güvenli liman statüsünü güçlendirebilir. Tabii tüm bunların yanı sıra, dört kıtada süren gerilimler ve yeni sıcak savaşların çıkma ihtimalinin yükselmesi de altının yeni sıçramalar yapmasını getirebilir.
AMB, EYLÜDE YENİ BİR FAİZ İNDİRİMİNE GİDEBİLİR
Piyasanın beklentileri doğrultusunda, Avrupa Merkez Bankası (AMB) refinansman, mevduat ve marjinal fonlama faizlerini sırasıyla yüzde 4.25, 3.75 ve 4.5 seviyesinde sabit bıraktı. Karar metninde faizleri gerektiği müddetçe kısıtlayıcı tutma taahhüdünü yineleyen AMB, kısıtlayıcılığın seviyesi ve süresinin verilere bağlı olacağının altını çizdi. AMB’ye göre, Euro Bölgesi'nde fiyat baskıları hâlâ yüksek. Bankaya göre, manşet enflasyon 2025 yılına kadar hedefin üzerinde kalacak. AMB, haziran toplantısında Euro Bölgesi’nde enflasyonun zayıf ekonomik büyüme görünümünden daha az sorun teşkil etmeye başlamasıyla gösterge faiz oranlarını yaklaşık beş yıl sonra ilk kez düşürmüştü. Euro Bölgesi'nde tüketici fiyat endeksi (TÜFE), haziran ayında beklentilere paralel olarak yıllık bazda yüzde 2.5 seviyesinde kaldı. Çekirdek enflasyon ise haziranda yıllık yüzde 2.9 seviyesinde ölçülmüştü. Euro Bölgesi’nde enflasyonun ana bileşenlerine bakıldığında, en yüksek yıllık enflasyon yüzde 1.84 ile hizmetlerde gerçekleşti. Hizmetleri, yüzde 0.48 ile gıda, alkol ve tütün ürünleri, yüzde 0.17 ile enerji dışı sanayi ürünleri ve yüzde 0.02 ile enerji ürünleri izledi. AB uyumlu verilere göre haziranda enflasyonun en yüksek gerçekleştiği ülkeler yüzde 5.4 ile Belçika, yüzde 5.3 ile Romanya, yüzde 3.6 ile Macaristan ve İspanya, 3.5 ile Hırvatistan ve 3.4 ile Hollanda oldu. Eğer olumsuz bir sürprizle karşılaşılmazsa, AMB büyük olasılıkla eylül ayında yeni bir faiz indirimine gidebilir.